{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>7. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1160 <br>KARAR NO: 2025/1372<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/03/2023 Tarihli Ara Karar <br>NUMARASI: 2025/17 Esas<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 15/05/2025<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Ası dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili şirket ile davalı İstanbul Dünya Ticaret Merkezi Anonim Şirketi arasında 20 Ekim 1999 tarihli \"İstanbul Dünya Ticaret Merkezi Kompleksi Yap-İşlet-Devret Modeli ile Dört Yıldızlı Otel ve Kongre Merkezi İnşaat ve İşletme Sözlemesi\" imzalandığını, daha sonra 09/11/2001, 28/12/2004 ve 10/05/2005 tarihli ek sözleşmeler akdedildiğini, 17/01/2001 tarihli \"İstanbul Dünya Ticaret Merkezi Kompleksi Yap-İşlet-Devret Modeli ile Dört Yıldızlı Otel ve Kongre Merkezi İnşaat ve İşletme Sözlemesi\" akdedildiğini, iş bu sözleşmelere konu ve davalı tarafa ait olan İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, ... mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı 287.617 m² yüzölçümlü taşınmazın 43.531.18 m² 'lik kısmı üzerine Bakırköy Tapu Sicil Müdürlüğünün 24/07/2007 tarih ve ... yevmiye numarası ile müvekkili lehine 01.05.2005-01.05.2035 tarihleri arasında 30 yıllık süreyi kapsayan bağımsız ve daimi üst hakkı kurulduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında belirtilen sözleşmeler dışında 02.08.2010 tarihinde ayrı bir ek sözleşme daha imzalandığını, bu sözleşme ile müvekkili şirketin, mevcut imar planı uyarınca, sınırları belirli alanda avan projede yer alan ticari yapılar ve kongre merkezi inşa etmeye yeterli inşaat alanı bulunmadığından ek sözleşme ile müvekkili şirketin ihtiyaç duyduğu 8.397,00 m² lik alan için davalı ...'ye ait emsal inşaat hakkından istifade edildiğini, 02.08.2010 tarihli sözleşmenin zeyilnamesi olarak 25.04.2011 tarihli bir ek sözleşme daha imzalandığını, en son imzalanan iş bu sözleşme ile de müvekkili şirketin eksik kalan 370,11 m'lik hakkının davalı ...'ye ait emsal inşaat alanından kullanılacağının kararlaştırıldığını, bu emsal alan hakları da daimi ve müstakil üst hakkı için tanınan 30 yıllık süre bitiminden sonra sona ereceğini, belirtilen sözleşmeler ve zeyilnamelerde 4 yıldızlı otel ve kongre merkezi ile 5 yıldızlı otel için 1 Mayıs 2007 tarihinde inşaat tamamlanarak anahtar teslimi otellerin hizmete açılacağını, bu tarihten itibaren 3 yıl ödemesiz sürenin olacağını ve bu ödemesiz sürenin bitim tarihi olan 1 Mayıs 2010 tarihinden itibaren kira ödemesinin başlayacağını ve her yıl üç yıl ödemesiz sürenin olacağını ve bu ödemesiz sürenin bitim tarihi olan 1 Mayıs 2010 tarihinden itibaren kira ödemesinin başlayacağını ve her yıl üç ayda bir peşin olmak üzere dört eşit taksitte ödeneceğini, bu miktara 1 Mayıs 2011 tarihinden başlamak üzere her yıl ayrıca ABD doları bazında %4 artış yapılacağının kararlaştırıldığını, diğer alanların kirasının ise her yıl ödenecek şekilde kararlaştırıldığını, Temmuz ayında kesilen fatura karşılığında yıllık olarak ödendiğini, kira bedellerinin Dört Yıldızlı Otel ve Kongre Merkezi için ; 750.000 USD + KDV, Beş Yıldızlı Otel için ; 750.000 USD + KDV, 8.397,00 m² lik alan için 120.000 USD + KDV , 370,11 m² 'lik alan için 6.000 USD + KDV olarak belirlendiğini, 13 Eylül 2018 tarihli Resmi Gazete de yayımlanan 85 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın yayınlanması ve dolar cinsinden kira bedeli kararlaştırılmasının yasaklanması üzerine kiranın TL'ye çevrilmesi hususunda görüşmeler yapıldığını, 2018 yılından sonra kira bedelinin 4,509 TL lik kur üzerinden TL 'ye çevrildiğini ve her yıl TÜFE endeksine göre artış yapılmasına karar verildiğini, 2018 yılında tüm sözleşmeler için toplam 11.456.735,73 TL, 2019 yılında toplam 12.837.188,21 TL, 2020 yılında ise dava tarihinde kadar olan dönem için toplam 7.772.654,89 TL ödendiğini, sözleşme bedellerinin TL'ye çevrilmesine rağmen elde edilen gelirlere kıyasla ne kadar yüksek olduğunun açık olduğunu, yatırım yapıldığında öngörülmeyecek şekilde Atatürk Havalimanı kapatıldığını, müvekkili şirketin müşteri potansiyelinin bir anda radikal bir şekilde azaldığını, bu hususun bile kira bedellerinin mevcut koşullara göre yeniden uyarlanmasını zorunlu kıldığını, müvekkili şirketin ne derece olumsuz etkilediğini net bir şekilde anlamak için 2015-2019 arası gelir gider tablosuna bakmasının yeterli olacağını, 2016 yılı dönem karı toplam 7.481.243,03 TL iken ; ödediği kira, emlak vergisi ve amortisman toplamının 11.948.337,81 TL olduğunu, bu dönemde 4.467.094,78 TL zarar edildiğini, 2017 yılında ise 4.131.446,49 TL, 2018 yılında 589.809,46, 2019 yılında ise 7.116.590,77 TL zarar edildiğini, son yaşanan salgın ile turizm faaliyetleri bütünüyle durma noktasına geldiğini, 2020 yılından sonra oluşacak zarar geçmiş dönemlerle kıyaslanamayacak derece yüksek olacağını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla taraflarınca ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk başvurusu yapıldığını, anlaşma sağlanamadığını, ayrıca mahkeme takdir edeceği gibi kira gibi sürekli borç ilişkisine dayalı sözleşme türlerinde, yargılama süresince uyuşmazlık içinde bulunan taraflar arasındaki menfaat dengesi bozulmaya devam edeceğini, bu itibarla mevcut sorun çözümlenene kadar mevcut hukuki ilişkinin de düzenlenmesinin son derece önem arz ettiğini, ekonomik koşulların olumsuz yönde değişmesi, arz talep dengesinin bozulması, döviz kurlarındaki aşırı yükselme ve benzeri sıkıntılar nedeniyle 2015 yılından beri sürekli olarak artan zararlarla karşı karşıya kalındığını, yatırım maliyetinden vazgeçtiklerini, mevcut kirayı ödeyebilecek kadar kar elde edilemediğinin ortada olduğunu, 2020 yılı ve sonrası müvekkili şirketin ekonomik durumunun daha kötüye gideceğinin sabit olduğunu, yargılama süresince ortaya çıkabilecek duruma göre değişmek koşulu ile şimdilik kira ödemelerin durdurulmasına, mahkeme aksi kanaatte ise yargılama süresince geçici olarak bir kira miktarının takdir edilmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini, akit bitiş tarihi olan 01.05.2035 tarihine kadar tüm sözleşmelerle kararlaştırılan kira bedeli toplamının müvekkil şirketin mevcut tüm işletmelerden elde edeceği yıllık Türk Lisarı cironun % 2 si veya Türk Lirası net karının % 7 si olarak belirlenmesine, aksinin düşünülmesi halinde ise her yıl TÜFE oranında arttırılmak kaydıyla dava tarihinden itibaren aylık .. Otel için 92.000 TL, ... için 88.000 TL, 8.397,00 m² lik alan için 17.000 TL, 370,11 m² lik alan için 3.000 TL olmak üzere tüm bu ödemeler dahil toplam aylık kira bedelinin 200.000 TL olarak mevcut ekonomik şartlara göre uyarlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. Vekili Av. Dr. ... cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilen yap-işlet-devret modelli 20/10/1999 tarihli ve 17/01/2002 tarihli ana sözleşmeler ile uyuşmazlıkların çözümünde hakem yoluna başvurulacağının kararlaştırıldığını, adli yargı mahkemelerinde başvurulmuş olmasına itiraz ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafından taraflar arasında belirlenen bir yıllık kira bedeli üzerinden harcın yatırılmamış olduğunu, davacının TBK madde 344 uyarınca kira bedelinin uyarlanması davası açma şartlarının da sağlanamadığını, davacı tarafından yeni havalimanı yapılması ve Atatürk Havalimanının kapatılmasının sebep gösterilmesinin kabul edilemez olduğunu, davacı tarafından terör olaylarının, seçimlerin, havalimanının taşınmasının sebep olarak gösterilmesinin de kabul edilemez olduğunu, davacı tarafın oda fiyatlarında düşüş olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, kendi kendisi ile çeliştiğini, davacının iddiasının aksine TBK 138. Madde ile öngörülen ve birlikte olması beklenen dört şartın sağlanmadığını, tüm bu nedenlerle öncelikle tahkim şartı ilk itirazlarının ve diğer usulü itirazlarının nedeniyle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte olması halinde şartları oluşmayan davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. Vekili Av. ... ve Av. ... cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen iki ana sözleşme olduğunu, hem 4 Yıldızlı Otel ve Kongre Merkezi Sözleşmesi hem 5 Yıldızlı Otel İnşaat ve İşletme Sözleşmesi gereğince taraflar arasındaki uyuşmazlıkların hakem yoluyla çözüleceğinin kararlaştırıldığını, dolayısıyla taraflar arasındaki ihtilafa konu sözleşmelerde tahkim şartı bulunmakla, mahkememizin görevsiz olduğunu, taraflar arasında klasik bir kira sözleşmesi ve kiracılık ilişkisi bulunmadığını, davacı ile akdedilen sözleşmelerin yap-işlet-devret modeliyle yapılan inşaat ve işletme sözleşmelerinden olduğunu, yine davacıya yap-işlet-devret modeliyle yaptığı 4 yıldızlı otel, 5 yıldızlı otel, kongre merkezi, ticari işletmesinin davacıya bırakıldığını, davacının sanki kiracıymış gibi değerlendirme yapılamayacağını, davacı lehine üst hakkı tesis edildiğini, üst hakkı niteliği gereği davacının müvekkiline ait arazinin altından ve üstünden dilediği gibi faydalanmakta olduğunu, yapı inşa etmekte olduğunu ve buralardan malik gibi yararlandığını, davacı tarafından müvekkiline yapılan ödemelerin de bu malik sıfatı gibi taşınmazdan faydalanmanın bir karşılığı olduğunu, davacı lehine kurulan üst hakkının 30 yıl süreli bağımsız ve daimi üst hakkı olup taşınmaz vasfında olduğunu, davacının kredi kullanma, taşınmaz gibi üst hakkını ipotek etme ve sair haklarının mevcut olduğunu, kiracının ise bu haklarının olmadığını, dolayısıyla davacının kiracıymış gibi uyarlama talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının her ne kadar dolar kurundaki artışın öngörülemez olduğunu ve bu nedenle aşırı ifa güçlüğü şartlarının oluştuğunu iddia etmekte ise de Yargıtay'ın ilke kararı ile ülkemizdeki devalüasyonlar, ekonomik durumlar gereğince yıllardır Türk parasının değerinin dolar ve diğer yabancı paralar karşısında düşürüldüğünü, dolayısı ile bu durumda öngörülemezlikten bahsedilemeyeceğinin açıkça hüküm altına alındığını, ayrıca gelinen noktada zaten davacının günümüz dolar kuru üzerinden ödeme yapmadığını, tüm bu nedenlerle öncelikle ihtiyati tedbir ara kararından ivedilikle rücu edilerek tedbirin kaldırılmasına, neticeden haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili ile davalı firma arasında 20.10.1999 Tarihli İstanbul Dünya Ticaret Merkezi Kompleksi Yap-İşlet-Devret Modeli İle Dört Yıldızlı Otel ve Kongre Merkezi İnşaat ve İşletme Sözleşmesi akdedildiğini ve daha sonra işbu sözleşmeye ek 09.11.2001 tarihli Ek Zeyilname, 06.07.2004 tarihli Ek Zeyilname, 31.07.2007 tarihli Ek Zeyilname akdedildiğini, 17.01.2002 tarihli İstanbul Dünya Ticaret Merkezi Kompleksi Yap-İşlet-Devret Modeli İle Beş Yıldızlı Otel İnşaat ve İşletme Sözleşmesi akdedildiğini ve daha sonra işbu sözleşmeye ek 2002 tarihli zeyilname ve 06.07.2004 tarihli zeyilname akdedildiğini, iş bu sözleşmeler ile müvekkiline ait olan sözleşmelere konu alanlarda yap-işlet-devret modeli ile davalı firma tarafından dört ve beş yıldızlı otel, kongre merkezi yapılması, sözleşmelerde belirtilen sürelerle alanların işletilmesi ve işletme süresi içerisinde müvekkiline sözleşmelerde yazılı tarihlerde ve tutarlarda döviz cinsinden bedel ödenmesi ve neticeten işletme süreleri sonunda da inşaatların müvekkiline bila bedel devredilmesinin  kararlaştırıldığını, iş bu sözleşmelerden sonra müvekkili ile davalı firma arasında 24.07.2007 tarihli bağımsız ve daimi üst hakkı kurma sözleşmesinin resmi şekilde akdedildiğini ve bu kapsamda müvekkiline ait İstanbul İli, Bakırköy İlçesi ... Mahallesi, ..., ... Pafta ... Ada, ... parsel sayılı  taşınmazın 43.531,18 m2' lik kısmı üzerinde davalı lehine 01.05.2005 başlangıç tarihli ve 01.05.2035 bitiş tarihli olmak üzere toplamda 30 yıl süreli bağımsız ve daimi üst hakkı kurulduğunu ve  ... firmasına üst hakkı tapusu da çıkarıldığını belirterek  somut durumda TBK 138. Madde ve uyarlama koşullarının gerçekleştiği gözetilerek, taraflar arasında bozulan edim dengesinin yeniden tesisi bakımından özellikle, davalının 2022-2023-2024 yıllarına ait tüm gelirlerinin, davalı kullanımında olan 4-5 yıldızlı otellerin doluluk oranlarının, davalının ticari alanların işletilmesinden elde ettiği gelirler ile elde etmekten imtina ettiği gelirlerin , davalının alt kiralamalardan elde ettiği gelirlerin, kongre merkezi ve diğer tüm alanlardan elde edilen gelirlerin tespit edilip, edimler arası dengenin bozulduğu dikkate alınarak, sözleşmede kararlaştırılmış olan her yıl % 4 oranında artışın yapılması kaydı ile, dava tarihinden itibaren 4 yıldızlı otel ve kongre merkezi için irtifak bedelinin aylık 120.000  USD+kdv,  5 yıldızlı otel için irtifak bedelinin aylık 110.000  USD+kdv, 8.397 m2 lik İlave emsal inşaat bedeli olarak aylık 17.000 USD+kdv, 370.11 m2 lik ilave emsal inşaat bedeli olarak aylık 3.000 USD+kdv'ye   çıkarılarak mevcut ekonomik şartlara göre uyarlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davacı vekili 18/03/2025 tarihli dilekçesinde özetle; bilirkişi heyet raporlarıyla ifa güçlüğü ve uyarlama şartlarının oluştuğunun tespit edildiğini, davalı tarafın tamamen haksız ve kötü niyetli olarak USD üzerinden talep ettiği alacaklar ile derdest itirazın iptali davaları nedeniyle halihazırda ciddi zararın ortaya çıktığını, geçici koruma sağlanmaması halinde bu zararın katlanarak artacağını böylece müvekkili şirketin telafisi mümkün olmayan zararlara uğrayacağı ve bu suretle hukuki güvenlik ilkesinin zedeleneceği hususları birlikte değerlendirilerek, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, dosyada  toplam 15.000.000-TL teminat mektubunun mevcut olduğu göz önüne alınarak, ek teminata gerek olmaksızın (aksi kanaatte olur ise ek teminat mektubu karşılığında)  bütün yapılar için aylık 2.408.495,53 TL (yıllık 28.901.946,36-TL) ödenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/17 E sayılı 20/03/2025 tarihli ara kararı ile, uyuşmazlığın esasını çözecek şekilde veya dava sonunda talep edilen hakkın davanın başlangıcında tedbir yoluyla elde edilmesi sonucunu doğuracak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, davacı tarafın talebi doğrultusunda tedbir kararı verilmesi için yasal koşulların bulunmadığı belirtilerek ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl dosya davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, davada, bilirkişi heyet raporlarının alındığını, karar aşamasına gelindiğini yaklaşık ispattan öte tam ispatın gerçekleştiğini, davanın esasına ilişkin haklılıklarını ispatlayan somut yazılı deliller mevcut olduğunu, davalı tarafın gerçek sözleşme bedellerini değil bunun çok üstünde olan haksız bedeller talep ettiğini, bu nedenle ortaya çıkan olağanüstü yüksek zararların engellenmesi için düzenleme amaçlı ihtiyati tedbir kararı verilerek hukuki barışın korunması gerektiğini belirterek haksız ve hukuka aykırı Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.03.2025 tarihli ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, dosyada  toplam 15.000.000-TL teminat mektubunun  mevcut olduğu göz önüne alınarak, ek teminata gerek olmaksızın (aksi kanaatte olur ise ek teminat mektubu karşılığında)  bütün yapılar için aylık 2.408.495,53 TL (yıllık 28.901.946,36 TL) ödenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, irtifak hakkı (üst hakkı) bedelinin uyarlanması istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nun 341/1. maddesi uyarınca ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile  ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf  yoluna başvurulabilir. Bilindiği ve öğretide de kabul edildiği üzere ihtiyati tedbir ''kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca davacı veya davalının dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı ön görülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır'' şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu mal ve hak üzerinde yeni bir takım uyuşmazlıkların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır. 6100 sayılı HMK'nun 389.maddesi başlığında düzenlenen ve geçici hukuki korumalar olarak vasıflandırılmış ihtiyati tedbir müessesesi ile ilgili aynı maddenin 1.fıkrasında ''mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir'' şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanmaması... gibi sair hususlarda tereddüte yer bırakmayacak şekilde takip edilmesi ve yapılması gerekli usul ve prosedür gösterilmiştir. Diğer taraftan, ihtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi bakımından HMK'nun 390/3. maddesinde ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, Yasanın hükümet gerekçesinde de belirtildiği üzere yaklaşık ispat durumunda  \"...hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı edemez... bu sebepledir ki haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması...\" hükme bağlanmıştır. İhtiyati tedbir geçici hukuki koruma niteliğinde olup, davaya konu uyuşmazlığı esastan sona erdirmez. İhtiyati tedbir hukuksal niteliğinden dolayı uyuşmazlığı esastan çözmeyen geçici hukuki koruma olup açılacak bir davanın veya açılmış bir davanın sonucunun etkisiz veya anlamsız kalmasını önlemeye yarar. Buna karşılık kesin hukuki koruma ise ancak açılacak bir dava üzerine yapılan yargılama sonunda verilen kesin karar ile sağlanabilir. Somut olayda; davacı taraf davalı ile yap-işlet-devret modeli esas alınarak imzalanan sözleşmelere konu iki otel ve kongre merkezinin üst hakkı bedelinin ifa güçsüzlüğü nedeni ile uyarlanması talebinde bulunarak tedbiren bütün yapılar için aylık 2.408.495,53 TL (yıllık 28.901.946,36 TL) ödenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarındaki tespitler, davacı ... Tic.A.Ş'ye ait ticari defter ve kayıtlar, mali tablolar, USD kurunun artış grafiği ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum döviz kurundaki beklenmeyen olağan dışı artışlar değerlendirilerek ticari hayatın devamı adına bir kısım tedbirlerin alınması gerekmektedir. Ancak bu tedbirlerin esas kararı etkileyecek ya da uyuşmazlığı nihai kararla çözecek biçimde verilemeyeceği ve sonraki dönemlere ait ekonomik gelişmeler bilinemeyeceğinden sonraki yıllara ait ekonomik gelişmeler kendi dönem içinde değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir. Buna göre mahkemece davalı ... A.Ş yönetim kurulunun TL'ye dönüş kararı üzerine tespit edilen sözleşme bedellerine her yıl TÜFE artış oranının uygulanması suretiyle  yapılacak hesaplama ile  bütün yapılara ilişkin belirlenecek son 1 yıllık irtifak   bedelinin bilirkişi marifetiyle belirlenerek, tespit edilecek bu bedelin %25 indirimli olarak ödenmesi şeklinde  ihtiyati tedbir kararı verilmesi husunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesinin 20/03/2023 tarihli ara kararının kaldırılması gerektiği kanaatine varılmış ve açıklanan nedenlerle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a/6. maddesi gereğince  KABULÜNE,2-Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/17 Esas, 20/03/2023 tarihli ara kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde işlem yapılmak ve yeniden karar verilmek üzere   mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf  karar harcının istem halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından verilecek kararda değerlendirilmesine ve hükme bağlanmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1 bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6184aff9b409c651","SID":"000853bad6894637"}}