{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas-Karar No: 2023/588 Esas - 2024/643<br>\tTÜRK MİLLETİ ADINA<br>              YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN<br>\tT.C.<br>\t...<br>\t10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>GEREKÇELİ KARAR<br>ESAS NO\t: 2023/588 <br>KARAR NO\t: 2024/643<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket <br>DAVA TARİHİ\t: 13/11/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 02/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 30/10/2024<br>Mahkememizde görülmekte olan asıl ve birleşen  ticari şirket  davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>ASIL DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin davalının ortağı bulunduğunu, 26/07/2023 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığını, anılan genel kurulun 3 ve 4 nolu maddelerinde yönetim kurulu faaliyet raporlarının okunmasının müzakeresi ve onaylanması ile  2021 - 2022 yıllarına ait finansal tabloların okunması, bilanço kar-zarar cetvellerinin müzakeresi ile tasdiki, varsa karın kullanım şeklinin, dağıtılacak kar ve kazanç paylarının belirlenmesinin görüşüldüğü, müvekkilinin bu kararlara karşı karşı oy kullanıp muhalefetini yazdırdığını, mali tabloların gerçek durumu göstermediğini, yönetici aynı zamanda hakim ortağın bu kararlarda oy kullanmaması gerektiğini, bu nedenle alınan kararların yerinde olmadığını, 5 nolu kararda yönetim kurulunun ibrasına karar verildiğini, ancak oy kullanmaması gereken yönetici ortağının oyu ile kararın alındığını, bu durumun emredici kurallara aykırı olduğunu, 6 nolu kararla yönetim kurulunun belirlenme şeklinin de yerinde olmadığını, ortaklar arasında problem bulunduğunu, yönetimin tek kişiye verilmesinin yerinde olmadığını, 8 nolu kararla sermaye artırım kararınında iptalinin gerektiğini, 2 paydaşın davalı olduğunu, esasen şirketin tüm mal varlığının müvekkile ait olduğunu, bu kararın müvekkilini zor duruma düşürmek için alındığını ileri sürerek, 26/07/2023 tarihli genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili, alınan kararların kanun, esas sözleşme ve dürüstlük kurallarına uygun olduğunu, gerekli toplantı ve karar nisaplarının bulunduğunu, davacının şirketi zarara uğratmak amaçlı davalar açtığını, sermaye artışının zorunlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>BİRLEŞEN DAVADA: Davacı vekili,  davalı şirketin 27/09/2023 tarihinde ilanlı olarak yaptığı olağanüstü genel kurulunda sermaye artışına karar verildiğini, bu durumun dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, esasen daha önceki sermaye artışının da iptalinin dava edildiğini ileri sürerek, alınan kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.<br>KANITLAR: ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden davalı şirkete ait ticaret sicil dosyası örneği celp edilmiştir. <br>Asıl davanın konusu 26/07/2023 tarihli genel kurul tutanağı ile birleşen davanın konusu 16/10/2023 tarihli olağanüstü genel kurul tutanağı ile ekleri getirtilmiştir.<br>..... ..... .... ....  Esas sayılı dosyası celp edilmiştir.<br>Davalı defter ve kayıtları üzerinde SMMM ve nitelikli hesap alanında uzmandan oluşturulan bilirkişi kurulu vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış, düzenlenen raporda; davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, bilanço ve gelir tablosu rakamlarının davalının kayıtları ile uygun olduğu, faaliyet kapsamında iki adet taşınmaz ile taşıt satın alınmış bulunduğu, bu alımların ortaklardan borç alınmak sureti ile gerçekleştirildiği, 2021 yılında 7.800,00 TL, 2022 yılında 49.643,23 TL yönetim gideri dışında gider kalemine rastlanmadığı, asıl ve birleşen davanın davacısının 26/07/2023 tarihindeki genel kurula karşı süresinde iptal davası açtığı, yine 16/10/2023 tarihli genel kurul  bakımından da dava açma şartlarının olduğu, davacının vekaleten genel kurullara iştirak ettiği, 26/07/2023 tarihli genel kurulun 5. gündem maddesinde yöneticinin oy kullandığı, bu durumun usulsüzlüğünün bakanlık temsilcisi tarafından uyarıldığı, diğer kararların toplantı ve karar nisabına  uygun ve oy çokluğu ile alındığını, birleşen davanın konusu 16/10/2023 tarihli genel kurulun 6. maddesinin dava edildiğini, bu kararında TTK'nın 421/1 maddesi hükmü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, hukuki yorumun mahkemeye ait bulunduğu hususları görüş olarak açıklanmıştır. <br>GEREKÇE: Asıl ve birleşen davalar, anonim şirket genel kurullarında alınan kararların iptali istemine ilişkindir. <br>Somut uyuşmazlıkta, asıl ve birleşen davanın davacısının, asıl ve birleşen davanın davalısı anonim şirketinin ortağı bulunduğu, bu şirketin davacı dışında başka bir hakim ortağının da olduğu, iki ortak dışında pay sahibinin bulunmadığı, 26/07/2023 tarihli genel kurulun çağrısının yapılıp, tüm pay sahiplerinin katılımı ile genel kurulun gerçekleştiği, yine 16/10/2023 tarihli olağanüstü genel kurulunda aynı şekilde toplandığı, her iki genel kurulu da davacının vekili vasıtası ile katıldığı ve bir takım kararlar alındığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. <br>6102 sayılı TTK'nın 445.maddesi uyarınca anılan Kanun 446. maddesinde belirtilen kişilerin kanun, esas sözleşme ve özellikle dürüstlük kurallarına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren 3 ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceği hüküm altına alınmıştır. 446. maddesinde de iptal davası açabilecek kişiler belirtilmiş olup, bu kişiler; toplantı da hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten veya toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın, çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasına etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin iptal davası açabileceğini düzenlenmiştir.<br>Doktrinde muhalefet şerhine ilişkin kısmın sert bir şekilde uygulanmasının hak kaybına neden olduğu düşünülmekle birlikte, Yargıtayın istikrarlı uygulaması uyarınca, oylamada karşı oy vermenin salt dava açılması için yeterli olmadığı yönündedir. Ayrıca, ya madde altına ya da tutanak sonuna ya da tutanağa belirtilmek sureti ile yazılmış muhalefetin genel kurul tutanağına eklenmesi sureti ile yapılmasının iptal davası açma hakkının şartı olduğu kabul edilmektedir. Öte yandan, genel kurul toplantısında, ilgili maddenin görüşülmesi sırasında oylamadan önce, maddeye karşı görüş bildirmek, başka bir ifade ile oylamadan önce peşin muhalefet etmek de yeterli değildir. Oylama sonrasında, karşı oy kullanıldığının ve muhalefet edildiğinin tutanağa geçirilmesi veya bu yöndeki muhalefetin tutanağa ekletilmesi zorunludur.<br>6102 sayılı TTK'nın 446/2 maddesi uyarınca şirket yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisine haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerine ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy hakkını kullanamazlar. Ancak, toplantıya katılabilirler. Yine, anılan Kanunun 558. maddesi uyarınca, ibra kararı genel kurulun yetkileri arasındadır. İbra, genel kurulda ayrıca ve açıkça bir gündem maddesi olarak görüşülebildiği gibi bilançonun onaylanması suretiyle zımni olarak da karara bağlanabilir. Zımni ibranın söz konusu olabilmesi için, gündemde ibraya ilişkin bir madde bulunmaması ve bilançonun onaylanmasına ilişkin karar alınırken de ibra anlamına gelmeyeceği yönünde bir açıklığa yer verilmemesi gerekir. Zira, gündemde ayrıca ibraya ilişkin bir madde varsa, bu durum genel kurulun iradesinin bilançonun onaylanması ile zımni ibra kararı yönünde olmadığını gösterir. Şayet, ayrı bir ibra gündem maddesi var ise, yönetim kurulu üyelerinin bilançonun onaylanması, mali tabloların görüşülmesi ve diğer finansal kararlarda, oy kullanmasına engel bir durum yoktur. Ancak, zımni ibra olabilecek finansal tablolar ile bilançonun onaylanması maddesinin görüşülmesinde oy kullanma yasağı devreye girecektir. <br>Somut davalarda, davacının ortaklık sıfatının devam ettiği, asıl ve birleşen davaların süresinde ikame edildiği, mahkememizin yetkili ve görevli bulunduğu anlaşılmış ve davaların esası incelenmiştir. Asıl dava bakımından, davacının dava ettiği kararlara karşı karşı oy kullandığı ve muhalif kaldığını bildirdiği tespit edilmiştir. 8 numaralı sermaye artırım kararı süresinde tescil edilmediğinden ve bu karar geçersiz hale geldiğinden anılan karara yönelik davacının davasıyla ilgili karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varılmıştır. 5 nolu karar, yönetim kurulunun açık ibrasına ilişkindir. Bu karar bakımından, toplantı nisabında mevzuata aykırılık görülmemiştir. Ancak, 10.000 adet toplam payın 7.000 adedine sahip yönetim kurulu üyesinin oylamaya katılarak ve oy çokluğu ile karar alındığı, bu yönetim kurulunun oydan yoksun olduğu halde oylamada bulunduğu, davacının karşı oy kullandığı, karar nisabının bulunmadığı, emredici kurallara aykırı olduğu ve kararın batıl bulunduğu sonucuna varılmıştır. <br>Asıl davada dava edilen diğer kararlarla ilgili olarak, emredici hükümlere aykırı bir durum tespit edilmemiş, öncesinde çağrıda usulsüzlük bulunmadığı belirlenmiş, toplantı ve karar nisabına dikkate alınarak kararların tesis edildiği, kanun, esas sözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırılık belirlenmemiş ve bu kararlara ilişkin istemlerin reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Birleşen davada ise, yine gerek toplantı gerekse karar nisaplarında aykırılık görülmemiş, sermaye artırımına ilişkin toplantı ve karar nisabına dikkat edildiği anlaşılmış, öncesinde çağrıda usulsüzlük görülmemiş ve tüm ortakların katılımı ile kararın alındığı anlaşılmıştır. Başka bir ifade ile, bu kararın butlanına ilişkin tespit yapılamamıştır. Ancak, davacı işbu kararın görüşülmesinden önce muhalefetini peşin bildirmiş, oylama yapılmış, salt karşı oy kullandığını tutanağa geçirtmiş, muhalefet ettiğini bildirmemiş ve tutanağa geçirtmemiştir. Bu hali ile birleşen davada davacının, dava açma hakkının olmadığı sonucuna varılmıştır. Esasen, muhalefetinin engellendiğine yönelik bir iddiası ve kanıtı da sunulmamıştır. Birleşen dava bakımından da davanın muhalefet şerhi yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-a-Asıl davanın kısmen kabulüne, davalının 26/07/2023 tarihli genel kurulunda alınan yönetim kurulunun ibrasına yönelik 5 numaralı kararın batıl olduğunun tespitine,<br>b-Sermaye artırımına yönelik 8 numaralı karar süresinde tescil edilmediğinden ve geçersiz hale geldiğinden hakkında karar verilmesine yer olmadığına,<br>c-Diğer istemlerin reddine,<br>Asıl Dava Yönünden;<br>d-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcı için peşin alınan 269,85 TL'den mahsubu ile noksan olan 157,75 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irade kaydına,<br>e-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına kabul edilen talepler yönünden hesaplanan 17.900,00 TL maktu  vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine,<br>f-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına reddedilen talepler yönünden  hesaplanan 17.900,00 maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine,<br>g-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>h-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvuru harcı, 10.275,75 TL posta/bilirkişi gideri olmak üzere toplam 10.545,60 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 oranında hesaplanan 5.272,8‬0 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>ı-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine,<br>2-Davacının birleşen ... .... .... ....  Esas sayılı davasının reddine,<br>Birleşen Dava Yönünden;<br>a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcı için peşin alınan 269,85 TL'den mahsubu ile noksan olan 157,75 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irade kaydına,<br>b-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına hesaplanan 17.900,00 TL maktu  vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine,<br>c-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>d-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine,<br>Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere 02/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7d5badf1bab908ac","SID":"165d199eb13046e9"}}