{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. BURSA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t:  <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t:  <br>NUMARASI\t\t:  <br>KARAR TARİHİ\t: 04/11/2020<br><br>DAVACI\t: ... \t  <br>VEKİLİ\t:  <br>DAVALI\t: <br>\t   <br>VEKİLİ\t:  <br><br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 29/06/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 01/07/2024<br><br>Davacı ve davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü: <br><br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili, müvekkili şirketin imzalı irsaliyeli faturalar ile davalı tarafa mal/hizmet satımı gerçekleştirdiğini, üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirerek mal/hizmeti davalıya eksiksiz teslim ettiğini, faturalara konu bedellere hak kazandığını ileri sürerek ...İcra Müdürlüğünü'nün      Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında kaba inşaat malzemeleri alım sözleşmesi akdedildiğini, malzeme temini karşılığı ödemelerin müvekkilince yapılacağını, bu ödemelerin %60'ının çekle, kalan %40'ının da yine taraflar arasında akdedilen barter sözleşmeleri gereğince iş bitiminde daire teslimi olarak yapılacağını, barter karşılığı davalıya teslim edilecek olan dairelerin davalının zamanında ayıpsız.. yılı Mart ve Nisan aylarında sabit diğer zamanlarda da inşaat tamamlanana kadar piyasa değerinde olmak koşuluyla uygun malzeme teslimiyle ve imalatı tamamlanarak teslim edilecek daireler olduğunu, ancak davacının üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ayıplı mal teslim ettiğini gibi geç teslim ettiğini, fiyatlarında her zaman piyasa değerinin üzerine çıktığını, müvekkilinim zarara uğradığını, durumun davacı tarafa ihtar edildiğini, müvekkilinin bir borcu olmadığını, iş bu davadan önce .... Asliye Ticaret Mahkemesinde ...Esas sayılı dosya ile menfi tespit davası açtıklarını, alacak kaleminin barter alacağı olup nakit alacak olmadığını, faturlar karşılığı ödenmesi gereken %60 parasal bedelin ödendiğini, icra takibi konusu yapılan bedelin barter karşılığı olup barter gereği davacıya teslim edilmesi gereken dairelerin teslim zamanın bir daire bedeline ulaşıldığı ve doğal olarak inşaatın tamamlandığı zaman olduğunu belirterek davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>           <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan alacağının .....TL olduğu, davalı şirketin defter kayıtlarına göre davalının ...TL borçlu olduğu, sonuç olarak davacı ile davalının cari hesap karşılaştırmasında mutabık oldukları, taraflar arasında birim fiyatları yazılı inşaat malzemeleri ile ilgili yaklaşık 2.100.000,00 TL üzerinden anlaşma yapıldığı, bu anlaşmada  %40 lık kısmı için iş karşılığı verilen 2 dairenin bartır hesabı olarak düşüleceği, kalanının (%60 lık kısmının) nakdi ödeme olacağının belirtildiği, davalı tarafın parasal (nakdi) anlamda bir borcu olmadığını, icra takibi konusu yapılan bedelin bartır karşılığı olduğunu  iddia ettiği, taraf defterleri uyarınca satılan/teslim edilen mal kadarının faturalandırıldığı ve taraflar arasında 544.541,22 TL'lik bir alış verişin olduğu, yani taraflar arasında davalının nakdi ödeme yapması gereken tutarın altında bir alış veriş söz konusu olup sözleşme gereğince nakdi ödeme yapılması gereken tutarın daha aşılmadığından bartır iddiasının dinlenmeyeceği, sözleşmenin tam olarak ifa edilmemesinden dolayı zarara uğradığından bahisle davalının bir ihtarı, bir karşı davası da bulunmadığı, takip tutarı kadar davacının alacağının mevcut olup takip öncesi temerrüt gerçekleşmediğinden işlemiş faiz talebinin yerinde görülmediği, alacak likit olduğundan davalı aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile,  ..... İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyasında davalı borçlunun ödeme emrine itirazlarının kısmen iptaline, takibin 154.065,23 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, asıl alacak miktarının  %20'si tutarındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf talebinde bulunan davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve ticari ilişki dikkate alınmaksızın davacı tarafın salt faturadan kaynaklanan alacağı olduğu kanaatine varılarak hukuka aykırı bir şekilde davanın kabulüne karar verildiğini,  sözleşme hükümlerini yanlış değerlendirildiğini,  taraflar arasındaki sözleşmede ilk zamanda ödenecek olan miktarların nakit olarak ödeneceğine dair bir hüküm bulunmadığını, bahse konu sözleşme kapsamında tesis edilen ticari ilişkide müvekkiline teslim edilen ve bunun üzerine aylık bazda kesilen fatura miktarlarının %60'lık kısmı nakit ödeme havuzuna, kalan %40'lık kısmi ise barter havuzuna aktarıldığını, yani her aylık cari işlemler/faturalardan kaynaklanan toplam bedelin bu oran üzerinden sistemli bir şekilde havuza aktarıldığını,  mahkemenin kabulünde olan yaklaşık 2.100.000 TL miktar üzerinden yapılması düşünülen ticari ilişkinin ilk %60'lık kısmının nakit sonrasında kalan %40'lık kısmının ise barter olarak iki dairenin devri şeklindeki değerlendirmenin tarafların arasındaki sözleşmeye ve de bu şekilde oluşan ticari teamülü uygun olmadığını, taraflar arasında düzenlenmiş olan sözleşmenin \"madde 4 sözleşme bedeli ve ödeme planı\" başlıklı kısmında geçen \"....cari aylık toplam tutar üzerinden...\" ibaresinin bu hususu ortaya koyduğunu, sözleşmeye göre bu sistemle barter havuzuna aktarılan bedelin 470.000 TL bedeline ulaşması halinde dairelerden birinin, yine seyredecek ticari ilişki içerisinde aynı şekilde barter havuzuna aktarılan bedelin tekrardan 470.000 TL bedeline ulaşması halinde de diğer dairenin devrinin yapılması gerektiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin bu şekilde yürütüldüğünü, müvekkili şirket tarafından tutulmuş olunan biri barter hesabına ilişkin olmak üzere iki cari hesap ekstresinin tutulmasının bunu ortaya koyduğunu, ticari ilişki kapsamında oluşmuş olan ticari işlem hacminin %60'lık kısmına isabet eden miktarın nakit (çek) ile ödendiğini, davacı tarafça ileri sürülen alacağın barter kapsamında olup 470.000 TL'ye tekabül etmediğinden istenebilir bir alacak niteliğinde olmadığını, yine alacağın bir yargılamayı gerektirmesi, likit bir alacak niteliğinde olmaması, müvekkilinin mağdur edildiği ve uhdesinde zararların oluştuğu dikkate alındığında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, aynı şekilde müvekkili şirketin sözleşmenin gerektiği gibi ifa edilmemesinden kaynaklı ciddi oranda zararının oluştuğu göz önüne alınarak takas ve mahsup talebinde bulunulduğunu, bu şekilde borcu sona erdiren işlemlerin/beyanların yargılamanın her aşamasında yapılabileceği dikkate alınarak bu yönde incelemenin ve yeni bir yargılamanın yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Davacı vekili istinafa cevap ve katılma yoluyla isitinaf dilekçesinde, yargılama aşamasında taraflara ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde gerçekleştirilen bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 24/01/2020 tarihli bilirkişi raporu ile davaya ve takibe konu faturaların davalı tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı şirketin ticari defter kayıtları uyarınca da davalı şirketin davacı şirkete 154.065,23 TL borçlu olduğu açıkça tespit edildiği, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin müvekkilinin keşide ettiği Bursa .....Noterliği'nin 27/11/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile fesih edildiğini, ticari ilişkinin devam etmediğini, bu nedenle davalı tarafın alacağın barter alacağı olduğu yönündeki iddiasına itibar edilemeyeceğini, davalı tarafın, sözleşmenin gerektiği gibi ifa edilmediği ve işbu sebeple zarar uğradığı yönündeki iddialarının asılsız olduğunu, nitekim davalı tarafça yargılama aşamasında dosyaya, zarara uğradığına dair hiçbir delil ibraz edilmediği gibi bu hususta hiçbir talepte de bulunmadığını, takas ve mahsubun bir defi olup cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi gerektiğini, davalı tarafın takas ve mahsup talebinin haksız olmakla birlikte cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen ve savunmanın genişletilmesi niteliğinde olan takas mahsup def'ini kabul etmediklerini, ilk derece mahkemesince \"...Takip öncesi temerrüt gerçekleşmediğinden işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir...\" yönündeki değerlendirmesi ile takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,  TTK md.1530/4-b uyarınca işlemiş faiz alacağına hükmedilmesi gerektiğini  belirterek kararın düzeltilmesini talep etmiştir. <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; <br>Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karara karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İtirazın iptaline konu .... İcra Müdürlüğünün.....sayılı icra dosyasında davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 154.065,23 TL fatura asıl alacağı, 10.736,96 TL işlemiş faiz, 100,20 TL ihtiyati haciz masrafı ve 485 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 165.387,39 TL alacağın tahsili amacıyla genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu tarafça borca ve ferilerine itiraz edildiği anlaşılmaktadır. <br>Dosya kapsamı uyarınca, fatura konusu malların teslim edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan alacağının 154.065,23 TL olduğu, davalı şirketin defter kayıtlarına göre davalının ....TL borçlu olduğu, sonuç olarak davacı ile davalının cari hesap karşılaştırmasında mutabık oldukları tespit edilmiştir.  Somut olayda davacı taraf faturadan kaynaklanan alacağı olduğunu ileri sürmekte iken davalı taraf ise taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca davacının icra takibinde talep ettiği alacağın barter kapsamında olduğunu savunmaktadır. <br>Gerçekten de taraflar arasından akdedilen 23/03/2018 tarihli kaba inşaat malzemelerinin  alımına dair sözleşme uyarınca davalı tarafça alınan malzemelerin ödemesinin cari aylık toplam tutar üzerinden iş karşılığı verilen 2 daire barter hesabı olarak %40 lık kısım düşüldükten sonra ay+150 gün vadeli evraklar ile aylık ödeme yapılacağı  ve daire  olarak ise 470.000 TL değerindeki Çelebi Ala Porjesinden 6lı planlardaki 3+1 dubleks 2 daire x 470.000 TL =940.000 TL karşılığında verileceği kararlaştırılmış olup barter hesabında yer alan miktarın davalı tarafça daire olarak ödenmesi gerekmekte ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafça takipten önce fesih edildiği anlaşılmaktadır. <br>Bu durumda, davacı tarafça, sözleşme ilişkisinin fesih edildiği ve barter hesabına aktarılan bedelin daire bedeline ulaşmadığı da nazara alındığında artık davacının barter hesabına aktarılan fatura bedelini de nakit olarak talep edebileceğinin kabulü gerekmektedir. Zira, sözleşmeyi fesih etmiş olan davacı tarafın (feshin haklı ya da haksız olduğundan bağımsız olarak) iradesine aykırı olarak hala sözleşme ile bağlı olduğunun, sözleşmenin ifasına devam edilmesi gerektiği ve alacağın daire tutarına ulaştığında daire teslimi şeklinde talep edilebileceğinin kabulü sözleşme serbestisi ilkesine aykırıdır. Bu nedenle, mahkemece, takibin 154.065,23 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmesinde ve  alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. <br>Her ne kadar davacı taraf temerrüdün oluştuğunu, faiz yönünden talebin reddinin hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuş ise de; Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3266 E-2018/4228 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; TTK'nın 1530.maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup, olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. <br>Davalı taraf istinaf talebinde, davacı tarafından sözleşmenin gerektiği ifa edilmemesinden (ayıplı mal teslimi ve geç teslim) kaynaklı  ciddi oranda zararının oluştuğunu belirterek mahsup talebinde bulunmuş ise de;  taraflar arasındaki sözleşmede malların teslim tarihine dair bir tarih öngörülmediği, dosya kapsamı uyarınca davalı tarafça mahsubu gerektirir somut bir zararının bulunduğuna dair delil ibraz edilmediği görülmekle, davalı vekilinin mahsup talebi yerinde görülmemiştir. <br>Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddî olay ve hukukî değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı ve davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br> <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)\tDavacı ve davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilâm harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,<br>3-)\t492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 10.524,20 TL istinaf karar ve ilâm harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.931,73 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.592,47 TL harcın davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,<br>4-)\tTaraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin yatıran taraf üzerinde bırakılmasına,<br>5-)\t6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın m. 362/1-a hükmü uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. ...<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>e-imza <br>...<br>Üye -...<br> e-imza<br>...<br>Üye<br>...<br>e-imza <br>...<br>Katip<br>...<br>e-imza <br><br> <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bd18ae00052dae9c","SID":"f85a9d31a0894eda"}}