{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1894 <br>KARAR NO\t\t: 2025/855<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/02/2021<br>NUMARAS\t\t: 2019/981 Esas - 2021/138 Karar\t\t<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ \t: 29/05/2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 29/05/2025 <br>                      <br> İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/02/2021 tarih 2019/981 Esas 2021/138 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA : Davacı vekili, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ve davalıların müşterek müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan ticari kredilerinin ödemesine dair ihtarname gönderildiğini, muaccel hale gelen borcu ödemeyen borçlular hakkında takip başlatıldığını, takibe davalılar tarafından haksız olarak itiraz edildiğini, belirterek; itirazının iptaline ve takibin devamına, % 20 icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP : Davalı ... vekili, davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, kefaletinin kanunun aradığı şartları taşımadığını, eş rızasının alınmadığını, dava dışı şirkete birden fazla kredi kullandırılması nedeni ile ihtarnamede kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı şirkete ne kadarlık kredi kullandırıldığının, kredilerin ne kadarlık kısmının ödendiğinin, bu krediye ilişkin dava dışı şirketten teminat alınıp alınmadığının, teminat alındı ise bu teminatların paraya çevrilip çevrilmediğinin, anılan kredi sözleşmesi kapsamında diğer kefillere başvurulup başvurulmadığının araştırılması gerektiğini, borçtan sorumlu olmadığını, takibinin kötü niyetli olduğunu, belirterek reddine % 20 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,  dava dışı şirket ile davalılar ve davacı taraflar arasında davaya konu 20/05/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşmede asıl borçlunun dava dışı ... Şirketi olup gerçek kişi davalıların müteselsil kefil ve borçlu sıfatıyla sözleşmede yer aldıkları, TBK'nun 583.maddesinde aranan kefalete ilişkin şekil şartlarının yerine getirildiği gibi davalı ... yönünden kefalet tarihinden önce TBK'nun 584(1) maddesi uyarınca eş rızasının alındığı, davalı ...'ın şirketin ortak ve yetkilisi olması nedeni ile TBK'nun 584(3)maddesiz uyarınca eş rızasının alınmasının gerekmediği, davalı ...'ın kefalet limiti 5.000.000,00-TL olarak belirlenmiş ise de eşin rızasının 3.000.000,00-TL için verildiği göz önünde tutularak limitin 3.000.000,00-TL olarak sınırlı olduğu, ancak takibe ve davaya konu alacağın bu limitten düşük bir miktarı içerdiği, her iki davalı yönünden takibe ve davaya konu alacağın kefalet limiti içinde bulunduğu, taraflar arasındaki kredi ve kefalet sözleşmesinin varlığının ve içeriğinin uyuşmazlık konusu olmadığı, sözleşmede uyuşmazlık halinde davacı bankanın kayıtlarına itibar edilerek uyuşmazlığın çözümünün kararlaştırıldığı, sözleşmedeki bu hüküm nedeniyle dava dışı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine gerek bulunmadığı, davalı tarafın kat ihtarnamesinden önce sözleşmede belirlenen ödeme günlerinde ödeme yapıldığına ve temerrüte düşmediğine dair hiçbir bilgi ve belgeyi dosyaya sunmadığı, bu yönde bir iddiasını dahi dile getirmediği gibi ödeme yapıldığına ilişkin bir delil toplanmadığı, bilirkişi tarafından kat ihtarnamesine konu ödemelerin yapılmadığının tespit edilmesi nedeni ile davacı bankanın hesabı kat etme konusunda yasal koşulların oluştuğu, kat ihtarının usulüne uygun düzenlendiği gibi dava dışı şirkete 02/08/2016, davalılara da 28/07/2016 tarihinde tebliğ edilip dava dışı şirket ve davalıların verilen sürede ödemede bulunmamaları nedeniyle 04/08/2016 tarihinde temerrüde düştükleri, kat ihtarına itirazda bulunmadıkları, davalı tarafça borca ve ferilerine bütünüyle itiraz edilmiş ve davacı tarafça da icra takibinde talep edilen tüm alacak kalemleri ve toplam alacak yönünden itirazın iptali talep edilmiş ise de; yapılan tespite göre 110.078,72-TL tahsilatın mahsup edilmesinden sonra davacı tarafın icra takip tarihi itibariyle 259.995,17-TL asıl alacak, 145.642,75-TL işlemiş faiz ve BSMV, 385,35-TL ihtarname masrafı olmak üzere 406.023,27-TL üzerinden itirazın iptalini talep edebileceği, dava tarihinden sonra ise bilirkişi ek rapor tarihine kadar 204.205,94-TL tahsilatın yapıldığı, yapılan bu tahsilatın İcra Müdürlüğünce yapılacak hesapta dikkate alınması gerektiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davalıların davaya konu İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2017/14443 esas sayılı dosyasında borca ve ferilerine ilişkin itirazlarının kısmen iptali ile takibin 259.995,17-TL asıl alacak, 145.642,75-TL işlemiş faiz ve BSMV, 385,35-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 406.023,27-TL  alacak ile işleyecek faiz yönünden takibe konu asıl alacağa işletilecek % 26,60 oranında TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda temerrüd faizi ve faizin % 5'i oranındaki gider vergisi üzerinden devamına, dava tarihinden sonra 13/07/2020 tarihinde tahsil edilen 50.647,97-TL ve 153.507,97-TL olmak üzere borçlu şirkete ait araçların satışından elde edilen toplam 204.205,94-TL tahsilatın İcra Müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına, davanın kısmen reddi ile davacı tarafın işlemiş faiz ve BSMV'den oluşan fazlaya ilişkin toplam 66.063,77-TL'lik isteminin reddine, alacağın likit olması ve davalıların haksız olarak itiraz ettikleri göz önünde tutularak davalıların %20 oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına, davalı tarafça kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de davacı bankanın reddedilen alacaklar yönünden kötü niyetle hareket ettiğine dair dosyada bir delil toplanmamakla ve davacı tarafın bu yöndeki iddiasını kanıtlayamaması nedeni ile davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar  karar verilmiştir.<br>Karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, hükme esas alınan bilirkişi kök raporu ve ek raporunda da  faiz oranın hatalı olarak tespit edildiğini, bankanın alacaklı olduğu faiz miktarı yanlış hesaplandığını, rapora karşı itirazların dikkate alınmadığını, kredi kullandırım tarihindeki güncel ticari kredi genel  faiz oranı % 26 olup bankaca kredileri uygulunan en yüksek faiz oranına bu oranın % 50'sinin ilavesi suretiyle bulunacak % 39 oran üzerinden faiz uygulama yetkisine sahip olduğunu, hükme esas aldığı faiz oranı hatalı olduğunu, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında alacağın tahsili istemi ile yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>2.\tToplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, borçlu davalılar ile alacaklı davacı banka arasındaki temel ilişkinin varlığının ispatlanmasına, davacı bankanın genel kredi sözleşmesine dayalı takibe konu alacağının sözleşme, KMH alacağının ise 5464 sayılı Kanun'un hükümlerine uygun olarak tespit edilmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.<br>Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,\t<br>2-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 29/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"163ec08acef37025","SID":"1351315efc92ab12"}}