{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/1231 <br>KARAR NO: 2025/450<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 11/02/2021<br>NUMARASI: 2018/615 Esas, 2021/124 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 21/05/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, taraflar arasındaki \"kapalı tip ev asansörü imalatı ve montajına\" ilişkin 23/09/2017 tarihli yazılı sözleşme kapsamında düzenlenen 07/02/2018 tarihli 59.000,00 TL'lik faturaya dayalı olarak bakiye 16.500,00 TL iş bedelinin davalı yükleniciden tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir. Davalı vekili, davacının vadettiği \"Ev Tipi Asansörü\" yapamadığını, basit bir engelli platformu yaptığını, yapılan imalatın bedelinin 20.000,00 TL+KDV civarında olduğunu, yapılan işin mevcut haliyle eksik ve ayıplı olduğu gibi, işin süresinde telim edilemediğini, ayrıca işin yapımı sırasında müvekkilinin evinin zarar gördüğünü, müvekkilinin yapmış olduğu toplam 42.500,00 TL ödeme dikkate alındığında davacının bakiye 16.500,00 TL iş bedeline hak kazanamadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, yaptırılan bilirkişi incelemesine göre davacının sözleşmeye konu asansöre ilişkin imalatı %75 oranında tamamlayabildiği, bu orana göre götürü bedelli sözleşme bedeli dikkate alındığında 37.500,00 TL+KDV ücrete hak kazanabildiği, davalı tarafça yapılan toplam ödeme miktarı 42.500,00 TL olduğundan davacının davalıdan talep edebileceği bakiye bir alacak kalmadığı gerekçesiyle, davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, mahkemece rapora olan itirazlarının değerlendirilmediğini ve dosyanın yeni bilirkişiye gönderilmesi taleplerinin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunun sözleşme incelenmeden hazırlandığını, rapordaki; kapı açma kilidinin bulunmadığına, kuyu dibi tamponu olmadığına, süspansiyon sistemi olmadığına, kondüktörlerin ... marka ve ... olmadığına, kabin kapısı bulunmadığına ve sözleşmedeki 4-5 haftalık teslim süresine uyulmadığına dair tespit ve görüşlerin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve işin mahiyetine uygun olmadığını, davalı tarafından ne kapalı tip engelli platformuna ne de faturalara süresi içinde bir itirazda bulunulmadığını, bilirkişi raporunda kapalı tip engelli platformuna ilişkin olarak belirlenen değerin piyasa rayiçlerine uygun olmadığını, gerçek değerin bugün itibariyle 110.000,00 TL+KDV olduğunu, sözleşme tarihindeki fiyatının da 50.000,00 TL+KDV olmasının normal olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Taraflar arasında \"kapalı tip ev asansörü imalatı ve montajına\" ilişkin 23/09/2017 tarihli, 50.000,00 TL + KDV götürü bedelli eser sözleşmesi imzalanmış olup, davacı yüklenici tarafından davaya konu takipte, sözleşmeye konu işin tam olarak ifa edildiği belirtilerek bakiye 16.500,00 TL iş bedelinin davalıdan tahsili talep edilmiş, davalı iş sahibi tarafından ise yapılan imalatın sözleşmeye uygun olmadığı, eksik ve ayıplı olduğu, yapılan 42.500,00 TL'lik ödeme dikkate alındığında davacının bakiye iş bedeli talebinin yerinde olmadığı savunulmuştur.Uyuşmazlık tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 6098 sy. TBK'nın 480. maddesi uyarınca götürü bedel esasına dayalı eser sözleşmesi hükümleridir. Bu türden sözleşmelerde, yüklenicinin sözleşme kapsamında yaptığı işin bedelinin hesaplanmasında \"Fiziki Oran Yöntemi\" uygulanır. Bu yöntem gereğince, sözleşmede yapımı kararlaştırılan işin tamamına göre eksik ve kusurlar dikkate alınıp düşülmek suretiyle gerçekleştirilen imalâtın \"İşin Fiziki Gerçekleşme Oranı\" tespit edilip, bu oranın götürü bedele uygulanarak hak edilen bedelin saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanma yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 15. H.D. 2016/1472 E - 2016/3158 K) Ayrıca, Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, ayıp ihbarı yapılması hukuki bir işlem değil \"hukuki işlem benzeri bir fiil\" olması nedeniyle süresi içinde  ayıp ihbarının yapıldığı tanık da dahil her türlü deliller ispatlanabilecektir. 6102 sy TTK'nın 18. Maddesi ayıp ihbarını kapsamadığından tacirler arasındaki ayıp ihbarı bakımından da bu durum aynen geçerlidir. Yine Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, eser sözleşmelerinde TTK'nın 23. maddesinde düzenlenen 2 ve 8 günlük ayıp ihbar süreleri geçerli olmayıp, TBK'nın 474. maddesi gereğince, açık ayıplar bakımından, eserin teslimden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz gözden geçirilmesi ve ayıp var ise bunun uygun bir süre içerisinde yükleniciye bildirilmesi, gizli ayıplar bakımından, bu ayıpların ortaya çıkmasından itibaren uygun bir süre içerisinde yükleniciye bildirilmesi gerekmekte olup, eksik işler bakımından ise ayıp ihbarına gerek bulunmamaktadır. Mahkemece, davaya konu ihtilafın çözümü için mahallinde yapılan keşfe dayalı olarak makine mühendisi bilirkişiden rapor alınmış ise de, taraf vekillerinin itirazlarına, davacı vekilinin istinafına da konu ettiği ayrıntılı ve teknik itirazlara, hatta dosyanın yeni bir bilirkişiye gönderilmesine ilişkin olarak ek rapor alınmaması, söz konusu teknik itirazların haklı olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulmaması yerinde olmamıştır. Buna göre, tahkikat usulüne uygun olarak tamamlanmamış olup, tarafların hukuki dinlenilme hakları da bu şekilde ihlal edilmiştir.Ayrıca, davacı yüklenici vekilince süresinde sunulan cevaba cevap dilekçesinde, davalı iş sahibinin ileri sürdüğü ayıplara ilişkin süresi içerisinde bir ayıp ihbarında bulunulmadığı itirazı ileri sürülmesine rağmen, Mahkemece bu itiraza ilişkin olarak gerekçeli kararda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.Mahkemenin mevcut kabulüne göre de hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplama fiziki oran yöntemine uygun bulunmamaktadır. Zira bilirkişi raporunda, yapılan asansör sisteminin mevcut eksik ve ayıpları da gözetilerek yapıldığı tarih itibariyle piyasa değeri KDV de eklenmek suretiyle belirlenmiş, sözleşme bedeli esas alınarak bir hesaplama yapılmamış, Mahkemece de rapordaki bu rakam sözleşme bedeline oranlanmak suretiyle bir değerlendirme yapılması yoluna gidilmiş olup, bu yol ve yöntem fiziki oran yöntemine uygun bulunmamaktadır.Buna göre, Mahkemece, yukarıda açılandığı şekilde davacının sözleşme kapsamında talep edebileceği bakiye bir iş bedeli alacağı olup olmadığının mevcut bilirkişiden alınacak bir ek raporla \"fiziki oran yöntemine göre\" belirlenmesi, alınacak raporda, taraf vekillerinin yargılama aşamasında sundukları dilekçelerinde ileri sürdükleri ayrıntılı ve teknik itirazların da denetime elverişli bir şekilde değerlendirilmesi, kök raporda belirlenen sözleşmeye aykırılıkların eksik iş, açık veya gizli ayıp olarak ayrı ayrı nitelendirilmesi ve neticesine göre, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığına ilişkin itirazı da değerlendirilerek, davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu yönde bir uygulamaya gidilmeksizin eksik tahkikatla yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 11/02/2021 tarih, 2018/615 Esas, 2021/124 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 21/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ac0c90331c59ba40","SID":"763cc15195afb95a"}}