{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2024/35 <br>KARAR NO: 2025/461<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/09/2023<br>NUMARASI: 2020/697 Esas, 2023/685 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 21/05/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine dayanak (keşidecisi davacı ..., lehtarı davalı ..., kefili dava dışı ..., düzenleme tarihi 15.05.2020, vade tarihi 10.06.2020, bedeli 500.000,00 TL olan) bononun, davacı ..., davalı ... ve dava dışı ... arasında imzalanan 15.05.2020 tarihli Protokol gereğince, davacı adına kayıtlı bulunan ve üzerilerindeki tedbir nedeniyle devirleri mümkün olmayan 8 ve 9 no.lu bağımsız bölümlerin ileride tedbirin kaldırılması halinde davalıya devredilmelerine ilişkin borcun teminatı olarak verildiği iddiasıyla, teminat vasfında olması nedeni ile bu bonodan dolayı borçlu bulunmadığının tespiti ve bu bonoya dayalı olarak başlatılan söz konusu icra takibinin iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili 24.01.2022 tarihli dilekçesi ile, icra dosyasına kısmi ödeme yapıldığını, yapılan ödeme yönünden davanın istidat davasına dönüştüğünü belirterek, yapılan 461.658,96-TL'nin ödeme tarihi olan 18.06.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte istirdadına karar verilmesini talep etmiştir. İcra dosyasına göre de davacı tarafça 18.06.2021 tarihinde 461.658,96-TL ödeme yapılmıştır. Davalı ... vekili cevabında, senedin arka ve ön yüzünde teminat senedi olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmadığını, davacı tarafın dosyaya delil olarak sunmuş olduğu protokolün müvekkili yönünden hukuki sonuç doğurmayacağını ve senedin teminat senedi olduğuna ilişkin kişisel def'inin iyiniyetli hamil olan müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevabında, davacının aralarındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan borçlarını yerine getirmeyerek kendisini dolandırdığını, davacının dayandığı protokolden de anlaşılacağı üzere davaya konu senedin tarafına borç karşılığında verildiğini, bu senedi davalı ...'e verme sebebinin ondan daha önce peyderpey aldığı toplam 470.000,00 TL borç paraları ödemek olduğunu, ...'in davacı ile aralarındaki borç ilişkisinin kaynağını bilmediğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacı ..., davalı ... ve dava dışı ... arasında imzalanan 15.05.2020 tarihli Protokolün 4 ve 5. maddeleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davaya konu bononun, davacı adına kayıtlı bulunan ve üzerilerindeki tedbir nedeniyle Devirleri mümkün olmayan 8-9 no.lu bağımsız bölümlerin ileride tedbirin kaldırılması halinde davalıya devredilmemesi ihtimaline karşılık, başka bir deyişle 8-9 no.lu bağımsız bölümlerin devrine ilişkin borcun teminatı olarak verildiği, davalılar senedin teminat senedi olmadığını, borca karşılık verildiğini savunmuş iseler de, Protokolün 4. Maddesinde, davacı ...'ın davalı ...'dan 150.000 TL para aldığı ve bunun neticesinde aralarında para alacağı kalamadığının ifade edildiği, bu durumda davalı ...'nın aynı protokolden kaynaklı 500.000 TL alacaklı olduğu iddiasının protokol içeriği ile çelişkili olduğu gibi, alacaklı olan birinin para borcunu sona erdirmek için borçluya ödeme yapmasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığı, buna göre davaya konu bononun teminat senedi olduğunun bono ile aynı tarihli olan 15.05.2020 tarihli protokol ile ispatlanmış olduğu, davalı tanığı ...'ın beyanında davacının davalı ofisine gelerek borcunu ödemek istediğini beyan ettiği, davacı tanığı ...'ın ise davacının borcunun bulunmaması nedeni ile senedin icraya konulmaması için davalı ofisine gittiklerini ifade ettiği, diğer davacı tanığı ...'nın tanık ... ifadesini destekler mahiyette beyanlarda bulunduğu, davacı tanıklarının beyanlarının birbiri ile ve davalı ...'in imzasının bulunduğu protokol içeriğiyle örtüşmesi nedeni ile tanık beyanlarının örtüşmediği noktalarda davacı tanık anlatımlarına üstünlük tanındığı, davalıların beyanları ve tanık anlatımları ile sabit olduğu üzere davalıların uzun süren iş ve arkadaşlık geçmişleri bulunduğu, davalı ...'in davalı ...'nın arkadaşlık ilişkisi öncesi vekili olduğu, davalı ...'in diğer davalı ...'dan para alacağına karşılık senedi devraldığını savunmasına rağmen senet lehtarı olan anılan davalıya karşı icra takibi başlatmadığı, yine davalı tanık anlatımlarından davalı ...'in inşaatın yapımı ve işleri hakkında bilgi sahibi ve senedin teminat senedi olduğunu bilebilecek durumda olduğunun anlaşılmakta olduğu, davacı ... tarafından ...'e kambiyo senedine dayalı icra takibi borcunun ödenmesi için özel bir vekaletname verilmiş ise de, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/85 Esas sayılı dosyasının içeriği, anılan dosyada elde edilen deliller, 15.05.2020 tarihli protokolde davacı ve davalı ...'in aralarında herhangi bir para borcu kalmadığını protokole koydukları imza ile kabul etmeleri, davalının para borcunun protokolden sonraki ticari ilişkiye dayandığına dair bir iddia ve ispatının bulunmayışı, protokol ile borçlu olmadığı sabit olan ve tüm süreç boyunca borcu inkar eden davacının kabul etmediği bir borcu ödenmesi için vekaletname düzenlemesinin hayatın olağan akışına uygun olmayışı, davacının tüm aşamalarda inkar ettiği borcu vermiş olduğu vekaletnamede kabulü için somut bir delil bulunmaması ile yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, 04.08.2020 tarihli bu vekaletname içeriğinin borcu kabul amacıyla verilmediği kabul edilerek, davacının bu vekaletnamenin taraflar arasındaki sorunların çözümü için uzlaşma amacı ile verildiğine ilişkin açıklamalarına itibar edildiği, davalı, davacının eşi ...'ın Kuşadası Polis Karakolunda vermiş olduğu ifadesinde, eşi ...'ın borcuna karşılık ...'ya kambiyo senedi verildiğini, iş bu senedi borcuna karşılık imzalandığının farkında olduğunu belirterek, ...'ın 05.02.2021 tarihli ifade tutanağını ve dilekçesini sunmuş ise de, ...'ın İstanbul CBS'nin 2020/122071 Sor. sayılı dosyasında alınan 31.08.2021 tarihli ifadesinde, davalı savunmalarının aksine, davacının davalılar tarafından dolandırıldığını ifade ettiği, davalı ... vekili bilirkişi kök raporuna itiraz dilekçesinde, ...'nın cevap dilekçesi ekinde sunmuş olduğu protokolün alt kısmında el yazısı ile yazılan yazı bulunduğunu, bu yazının davacının el ürünü olduğunu, davacı tarafından sunulan protokolde ise el yazılı bölüm bulunmadığını belirtmiş ise de, davalı ...'nın cevap dilekçesi ekinde sunduğu protokolde alt kısımda el yazısı ile yazılı yazıya rastlanmadığı gibi, davalının dilekçesinde görüntüsüne yer verdiği protokolün alt kısmında yer alan yazının altında imzalar da bulunmadığı, söz konusu yazının uyuşmazlığın esasına da bir etkisi bulunmadığı, ayrıca yukarıda ilgili hükümlerine yer verilen protokolün maddelerinin gerçeği yansıtmadığına ve imzanın davalı eli ürünü olmadığına dair bir iddianın da ileri sürülmediği, yargılama sırasında kısmi ödeme yapıldığından yapılan 461.658,96-TL ödeme bakımından davanın kısmen istirdat davasına dönüştüğü, bu değerlendirmeler doğrultusunda menfi tespit ve istirdat talepleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, davalı ...'in takip başlatmakta açıkça kötü niyetli olduğu hususu sabit görülmediğinden kötü niyet tazminatına hükmedilmediği gerekçesiyle, İstanbul ... İcra Dairesi Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında icra takibine konu düzenleme tarihi 15/05/2020 vade tarihi 10/06/2020 olan 500.000,00 TL bedelli bono nedeni ile davacının davalılara borçlu bulunmadığının tespitine, yargılama sırasında kısmi ödeme yapıldığından yapılan ödeme bakımından dava kısmen istirdat davasına dönüşmekle, 461.658,96-TL nin ödeme tarihi olan 18.06.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte icra takibi başlatan davalı ...'ten istirdatına, kötü niyet tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir. Davalı ... vekili istinafında, davacı tarafın, teminat senedi olduğunu iddia ettiği kambiyo senedine karşı bu iddiasını yazılı ve kesin delille ispatlamakla yükümlü olduğunu ancak sunmuş olduğu bir yazılı ve kesin delil bulunmadığını, sunmuş olduğu protokolün kambiyo senedi metninin aksini iddia etmeye yarar delil niteliğinde olmadığını, yerel mahkemece ve bilirkişi heyeti tarafından senedin teminat senedi olduğunun kabulü, Karacasu Asliye Hukuk mahkemesi dosyasında 8 ve 9 nolu bağımsız bölümler üzerinde ihtiyati tedbir kararı olması nedeniyle bu aşamada devrinin mümkün olmaması gerekçesine dayandığından, Karacasu Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, zira Karacasu Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın reddine ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi halinde dava konusu senetten kaynaklı alacağın talep edilebilir olacağını, davacının dolandırıcılık iddiaları sonucu açılmış olan İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının da sonucunun beklenmesi gerektiğini, gerekçeli kararda davalı ... ve vekili olarak taraflarının cevap ve beyanlarına yer verilmediğini, davalı taraf olarak iddia ve savunmalarına yer verilmediğini ve değerlendirilmediğini, kararın bu yönüyle HMK'nın 297/c hükmüne aykırılık teşkil etmekte olduğunu, kararın gerekçesinin yetersiz, eksik ve somut değerlendirmelerden uzak olduğunu,  davacı tarafça dosyaya sunulan ve müvekkil ile davacı taraf arasında imzalanan protokolün, gerek bilirkişilerce gerek mahkeme heyetince hatalı şekilde değerlendirildiğini, müvekkili ...'nın, protokolün imzalandığı gün davacıya göndermiş olduğu 150.000 TL'yi davacı ...'ya borç olarak değil, tarafların arasındaki tanışıklık ve güven ilişkisi gereği, 7 nolu bağımsız bölümün alıcısı ... adına davacıya para gönderimi olarak verdiğini, bu hususun protokolden açıkça anlaşılmakta olduğunu, ayrıca, yerel mahkemenin, müvekkilinin hali hazırda borçlusu olan davacıya birde üstüne daha fazla borç vermesinin mantıklı olmadığı şeklindeki gerekçesinin, bilimsel ve hukuki hiçbir temeli bulunmamakta olup, kişisel yorum ve tahminden ibaret olduğunu, davacı tarafın ne bu dosya içeriğinde, ne yapmış olduğu savcılık şikayetlerinde ne de devam eden ağır ceza mahkemesi dosyasındaki beyanlarında senedin vade tarihinin sonradan doldurulduğu gibi bir iddiası mevcut değilken bilirkişilerin kendiliğinden vade tarihinin sonradan doldurulduğu yönündeki değerlendirmelerinin dikkate alınamayacağını, dava konusu senedin davacı tarafından, müvekkiline olan borcuna karşılık verildiğini, senedin üzerinde teminat senedi olduğu ibaresi bulunmadığını, senette üzerindeki 25 gün sonrasına ilişkin vade tarihinin bilirkişilerin de izah ettiği üzere senedin teminat senedi olmadığının en açık göstergesi olduğunu, davacı ...'nın icra dosya borcunun ödenmesi amacıyla ...'e vermiş olduğu  İstanbul ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı vekaletnamesinin yerel mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, bu vekaletnamenin başlı başına işbu davanın reddi sebebi olduğunu, yerel mahkemenin, davacının vermiş olduğu bu vekalete itibar edilmemesi gerekçesinin zorlama bir gerekçe olduğunu, sadece İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında iddianamede yer alan cümleleri karar gerekçesine aynen yazdığını, oysa ki o davada henüz bir karar verilmediğini, ceza yargılaması devam eden bir dosyada müvekkilinin beraat etme ihtimali yüksek iken, iddianamede yazılan cümlelerin hukuk mahkemesi gerekçeli kararında gerekçe olarak belirtilemeyeceğini belirterek, kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinafında, Yerel Mahkemenin, müvekkili ... ve davalı ... arasındaki ilişkiye dair varsayımsal ve tahmini çıkarımlarda bulunmasının, subjektif ve öznel değerlendirmeler ile müvekkilinin kötü niyetli olduğunu iddia etmesinin hukuk mantığına aykırı olduğunu, müvekkil Emin'in 2002 yılı itibariyle İstanbul'da serbest avukatlık yaptığını, 20 yıllık süreç içerisinde ... ile bir araya gelmesinin yaz tatilleri döneminde Didim ilçesinde gittiği zamanlarda olduğunu, müvekkilinin diğer davalı ...'in ticari hayatını tam anlamıyla bilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilin diğer davalı ... ile ilgili bildiği tek şeyin mesleğinin inşaat işleri yapmak olduğunu, müvekkil ile ... arasındaki alacak borç ilişkisi hiçbir zaman ihtilaflı bir mesele olmadığını, davalı ...'nın müvekkiline olan borcunu hiçbir zaman inkar etmediğini, bu nedenle müvekkili tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatılmadığını, müvekkilinin davacı ... ve davalı ... arasındaki temel ilişkiyi işbu dava sonucunda öğrendiğini, dosyada dinlenilen davacı ve davalı tanıklarının, müvekkilinin davacı ve diğer davalı arasındaki temel ilişkiyi bildiğine dair beyanlarda bulunmadıklarını, dosyada yer alan dilekçelerinde temel ilişkiye dair dosyaya sunulan protokol hükümleri haricinde izahta bulunmadıklarını, icra takibinden sonra davacı ...'nın borcun ödenmesi amacıyla ...'e  İstanbul ... Noterliğinin 04.08.2020 tarih ... yevmiye numaralı ve Nazilli ... Noterliğinin 09.07.2020 tarih ... yevmiye numaralı vekaletnamelerini vermesinin borcu kabul ettiği anlamını taşıdığını, Yerel Mahkeme, taraflarınca sunulan bu vekaletnamelere ilişkin yapmış olduğu değerlendirmesinde İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/85 Esas sayılı dosyasının iddianamesine atıfta bulunduğundan o dosyayı bekletici mesele yapması gerektiğini, davacı dahi dava dilekçesinde ve diğer dilekçelerinde \"takip korkusu ile vekaletname verdiği\" şeklinde beyanda bulunmazken Yerel Mahkemenin adeta davacıyı koruma içgüdüsüyle zorlama yorum yaptığını, kambiyo senedi kefili ...'in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2020/122071 soruşturma numarasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, Kuşadası Şehit Fuat Kaplan Polis Merkezi Amirliğine tanık sıfatıyla vermiş olduğu beyanlarının davacı ...’ın iddialarının gerçek dışı olduğunu ortaya koymakta olduğunu, davacı ...' ın resmi nikahlı eşi ... İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2020/122071 soruşturma numarasıyla yürütülen soruşturma kapsamında Kuşadası Şehit Fuat Kaplan Polis Merkezi Amirliğine tanık sıfatıyla vermiş olduğu ifadesinin, Yerel Mahkemenin kararının aksine, kambiyo senedinin teminaten verilmediğini göstermekte olduğunu, 15.05.2020 tarihli Protokol hükümlerinden kambiyo senedinin teminat senedi olarak verildiğinin anlaşılmadığını, davacı ...'ın, işbu protokol uyarınca müvekkil ...’ya, 8-9 numaralı bağımsız bölümleri devretmemesi karşılığında (ifa yerine edim) 500.000 TL bedelli kambiyo senedi verdiğini ve ...’nın daire alacağı borcunu kambiyo senedi ile ödeyeceğini taahhüt ederek borcundan kurtulduğunu, işbu kambiyo senedi teminaten verilmiş olsa idi, ifa uğruna verilmiş olsa idi; Protokolde davacı ... tarafından daire borcunun ne şekilde ve nasıl yerine getirileceğinin de düzenlenmesi gerektiğini, bu hususların protokolde düzenlenmemiş olmasının tek başına kambiyo senedinin daire alacağına karşılık verildiğini ispat etmekte olduğunu, kambiyo senedi üzerinde vade tarihi belirlenmiş olmasının teminat senedi olmadığının en önemli göstergesi olduğunu, teminat senedi olsa bile bu vade tarihi itibariyle teminat durumunun ortadan kalkacağını, 15.05.2020 tarihli protokol lafzına ve davalı ... tarafından sunulan cevap dilekçesi içeriğine göre, temel ilişki kapsamında davacı ...'nın diğer davalı ...'i kandırarak sebepsiz zenginleştiğinin ortada olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı arsa sahibi (senet borçlusu), davalı ... yüklenici (senet lehtarı), davalı ... ise senedi temlik cirosu ile devralandır.Mahkemece verilen karara karşı, davacı vekilince de istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de, gerekçeli karar davacı vekiline 11/11/2023 tarihinde tebliğ edilmiş olup, bu tarih esas alındığında 2 haftalık istinaf süresi, son gün hafta sonuna denk geldiğinden 27/11/2023 tarihinde sona ermesine rağmen, davacı vekilince istinaf dilekçesi bu süre sona erdikten sonra 28/11/2023 tarihinde sunulmuş ve istinaf harçları da aynı tarihte yatırılmıştır. Buna göre davacı vekilinin istinaf başvurusu süresinde yapılmamıştır. İstinaf süresinin geçmesinden sonra istinaf talebinde bulunulması halinde yerel mahkemece HMK'nın 346. Maddesi gereğince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, yerel mahkemece ret kararı verilmemiş olması halinde ilgili bölge adliye mahkemesi tarafından da istinaf dilekçesinin reddine karar verilebilir. Bu nedenle, davacı vekilince yerel mahkeme kararına karşı iki haftalık istinaf süresi geçtikten sonra istinaf talebinde bulunulduğundan, istinaf talebinin süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>Davalılar vekillerinin istinaf başvuruları değerlendirildiğinde; Dava dışı yüklenici ...Ltd. Şti. ile davacı arsa sahibi arasında Kuşadası ... Noterliği'nin  02.05.2017 tarih ve 3383 yevmiye sayılı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalanmış, daha sonra ise bu sözleşmedeki yüklenici hak ve yükümlülüklerinin davalı ...'ya devrine ilişkin olarak davacı ile davalı ... arasında 15/05/2020 tarihli adi yazılı protokol imzalanmıştır. Taraflara arasındaki uyuşmazlık, davacı ile davalı ... arasındaki kat karşılığı sözleşmesi ilişkisine (15/05/2020 tarihli adi yazılı protokole) istinaden düzenlenen dava konusu bononun teminat senedi vasfında  olup olmadığı, davalı ...'in iyi niyetli hamil olup olmadığı hususuna ilişkindir. Davaya/takibe konu bononun; keşidecisi davacı ..., lehtarı davalı ..., kefili dava dışı ..., düzenleme tarihi 15.05.2020, vade tarihi 10.06.2020, bedeli 500.000,00 TL olup, bono lehtar tarafından diğer davalı ...'e temlik cirosuyla devredilmiştir. Bono üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir ifade yer almamaktadır. Dosya kapsamına göre, davaya konu 15.05.2020 tarihli Protokolün 4 ve 5. maddeleri göz önünde bulundurulduğunda, davaya konu bononun, davacı adına kayıtlı bulunan ve üzerilerindeki tedbir nedeniyle protokol tarihinde devirleri mümkün olmayan 8 ve 9 no.lu bağımsız bölümlerin ileride tedbirin kaldırılması halinde davalıya devrine ilişkin borcun teminatı olarak verildiğine dair mahkeme kabulünün yerinde olduğu, söz konusu bağımsız bölümlerin devrine engel oluşturan ihtiyati tedbirin konulduğu Karacasu ASHM'nin 2020/102 Esas sayılı davasının halen derdest olduğu, buna göre, davaya/takibe konu senedin verilmesine sebep teşkil eden ihtiyati tedbir takip ve dava tarihi itibariyle ve halen devam ettiğinden bu senedin temel ilişkinin tarafı olan davalı ... tarafından takibe konulma şartının mevcut olmadığı, davacı ... tarafından ...'e kambiyo senedine dayalı icra takibi borcunun ödenmesi için verilen 04.08.2020 tarihli özel vekaletnamenin borcu kabul anlamına gelmeyeceği, yukarıda yapılan değerlendirmelere ve dosya kapsamına göre İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/85 Esas sayılı ve Karacasu ASHM'nin 2020/102 Esas sayılı davalarının bekletici mesele yapılmalarına gerek bulunmadığı, davacının eşi ...'ın İstanbul CBS'nin 2020/122071 Sor. sayılı dosyasında alınan 31.08.2021 tarihli ifadesinde, davacının davalılar tarafından dolandırıldığını belirtmesi karşısında, bu kişinin Kuşadası Polis Karakolunda vermiş olduğu ifadesinin tek başına davalı savunmalarının ispatı için yeterli olmadığı, davalı ...'in kendi tanığı ...'ın davaya konu senedin veriliş sürecine ve davalıların takipten önce konuyla ilgili olarak görüştüklerine dair anlatımları, davacı tanıklarının anlatımları, davalıların uzun süren iş ve arkadaşlık geçmişleri, davalı ...'in davalı ...'nın arkadaşlık ilişkisi öncesi vekili olması, davalı ...'in diğer davalı ...'dan para alacağına karşılık senedi devraldığını savunmasına rağmen böyle bir para alımına dair hiç bir belge sunamaması ve tüm dosya kapsamı göz önünde bulundurulduğunda, davalı ...'in inşaatın yapımı ve işleri hakkında bilgi sahibi olduğu ve senedin teminat senedi olduğunu bilebilecek durumda olduğu, bu nedenle temel ilişkiye dair def'i ve itirazların bu davalıya karşı da ileri sürülebilecekleri, bu davalının somut olayda senedin mücerretliği ilkesinden faydalanamayacağı anlaşıldığından, Mahkemece davacının menfi tespit ve istirdat taleplerinin her iki davalı bakımından da kabulüne dair verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmaktadır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf dilekçesinin SÜRE YÖNÜNDEN REDDİNE, 2-İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21/09/2023 tarih ve 2020/697 Esas, 2023/685 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE, 3-Alınması gereken 34.155,00-TL nisbi istinaf karar harcından davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan 6.385,00+2.155,00=8.540,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 25.615,00-TL harcın davalı ...'den alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Alınması gereken 34.155,00-TL nisbi istinaf karar harcından davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan 269,85+8.269,00=8.538,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 25.616,15-TL harcın davalı ...'dan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,7-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 8-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 21/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"377de8fe6515acc9","SID":"c7ffb5eaf1f7df08"}}