{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2214 <br>KARAR NO: 2025/605<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2022/552 <br>KARAR NO: 2023/776<br>DAVA TARİHİ: 22/08/2022<br>KARAR TARİHİ: 24/10/2023<br>DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 28/05/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firma aleyhine davalı şirket tarafından 13/04/2022 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkili firma yetkililerinin bu süreçte yurt dışında olmaları nedeniyle takibe ilişkin ödeme emrinin muhtarlığa tebliğ edilmek suretiyle icra takibinin kesinleştiğini, anılan  derdest takip nedeniyle davalı alacaklının talebi üzerine müvekkili firmaya ait bazı malvarlıklarına haciz konulduğunu, başlatılan icra takibinde borcun sebebinin \"09.06.2021 tarihli Genel Hizmet Sözleşmesine istinaden kesilen 25/10/2021 tarihli ve ... numaralı fatura alacağı 47.200 TL\" olarak gösterildiğini, davalı şirketin ilamsız takibe konu ettiği faturada yer alan alacak açısından herhangi bir hakkı bulunmadığını, anılan icra takibine dayanak davalı tarafından keşide edilen faturanın müvekkil firmaya e-fatura olarak gönderildiğini, faturada yer alan hizmet alınmadığından elektronik sitem üzerinden iş bu faturanın iade edildiğini, Ankara ... Noterliği'nin 28/10/2021 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile de durumun davalı firmaya bildirildiğini, takibe dayanak olan faturanın kesilmesinin davalı tarafından, taraflar arasında akdedilen 09/06/2021 tarihli Genel Hizmet Sözleşmesine dayandırıldığını, davacı müvekkili firma ile davalı arasında bu şekilde bir sözleşme akdedilmiş ise de müvekkili tarafından davalıdan sözleşmede taahhüt edilen hiçbir hizmetin alınamadığını, müvekkili firmanın herhangi bir borcu olmadığı gibi yapılan ödeme dökümleri, alınan ve alınamayan hizmetler de düşünüldüğünde muhtemelen müvekkilinin alacaklı olduğunu beyan ederek; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyası nedeniyle davalıya borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca üstlenilen hizmetin davacı şirkete sağlandığını, davacı şirketin sözleşmede belirtilen hiçbir hizmetin alınmadığına ilişkin iddialarının gerçek dışı olduğunu, sözleşmede yer alan ödemeye ilişkin genel hükümler uyarınca müvekkili şirketin ücrete hak kazandığını, sözleşmenin fesih hükümleri uyarınca davacı şirketin geçerli bir fesih bildiriminde dahi bulunmadığını, normal şartlarda tek seferde müvekkili şirkete ödenecek olan 60.000,00 TL'lik ön ödemenin taraflar arasındaki anlaşma uyarınca aylık 10.000,00 TL olmak üzere altı aya bölündüğünü ve söz konusu bedelin feshetme, anlaşamama veya satıştan vazgeçilmesi gibi durumlarda dahi ödenmesi gerektiğini, nitekim kabul anlamına gelmemekle birlikte usulüne uygun bir fesih bildirimi yapılmış olsaydı dahi müvekkili şirketin sözleşmenin 3.1 maddesinde de açıkça belirtildiği üzere ön ödeme niteliğindeki ücrete sözleşmenin kurulmasıyla beraber hak kazanacağını beyanla haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; \"Dava, davacının İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı  takip  dosyasına konu alacak nedeniyle davalı yana borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Eldeki davada, davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile \"9/6/2021 tarihli  Genel Hizmet Sözleşmesine istinaden kesilen 25/10/2021 tarih ve ... numaralı fatura alacağı 47.200,00 TL\" borcun dayanağı gösterilerek 47.200 TL alacak için ilamsız icra takibine başlandığı, ödeme emrinin 20/04/2022 tarihinde davacı borçluya tebliğ edildiği, yasal süre içerisinde itiraz edilmemesi üzerine takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. ...Uyuşmazlığın çözümü teknik bilgi gerektirmesi nedeni ile mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi Doç. Dr. ... tarafından sunulan 27/03/2023 tarihli rapor ile dava konusu faturanın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı tarafından iade edildiği, davalının sözleşme konusu hizmeti büyük oranda yerine getirmediğinin, davalı tarafından \"mevcut durum tespiti ve satışa hazırlık\" hizmetinin yerine getirildiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı, yukarıda yapılan açıklamalar, taraflar arasında imzalanın sözleşme ile bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı tarafından davacı yana finansal  danışmanlık hizmeti verilmesi konusunda anlaşma sağlandığı, davalı tarafından sözleşme konusu hizmetten \"mevcut durum tespiti ve satışa hazırlık\" kısmının yerine getirildiği, davalının takip konusu yaptığı faturayı defterlerine kaydetmediği, faturaya davacı tarafından itiraz edildiği, davacı tarafından davalı yana sözleşme kapsamında 23.600,00 TL ödeme yapıldığı, davalı tarafından sözleşme konusu hizmetin tamamının verildiğinin ispat edilemediği...\" gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı şirketin İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip  dosyasına konu alacak nedeniyle davalı yana borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3.maddesi uyarınca davacı şirketin 60.000,00 TL tutarında bir ön ödeme borcu bulunduğunu, bu borcun sözleşmenin feshi, anlaşamama veya satıştan vazgeçme gibi hallerde dahi ödenmesinin zorunlu olduğunu, işbu madde doğrultusunda davacı şirket tarafından Haziran ve Temmuz ayı için kesilen faturalar nedeniyle müvekkili şirkete ödeme yapılmış ise de Ağustos ayı için kesilen faturanın iptalini talep ederek \"çalışmanın devamı halinde ödemenin yapılacağı\" hususunun müvekkili şirkete iletildiğini, sözleşmeden kaynaklanan edimin yerine getirilmediği iddiasını kabul etmemekle birlikte, sözleşmede açıkça ön ödeme olarak belirtilen ve çalışmadan bağışık tutulan tutara müvekkili şirketin hak kazandığını, mahkeme tarafından verilen kararda sözleşmenin bu maddesinin hiçbir surette değerlendirilmediğini, müvekkili şirketin sözleşmeden doğan hizmetleri sunarak ödemeye hak kazandığını, sözleşmenin \"EK-1 Hizmet Kapsamı\" başlıklı bölümünde müvekkili şirketin yükümlülükleri çerçevesinde edimlerin yerine getirildiğini, hizmet çıktılarının davacı şirkete eksiksiz olarak sunulmasına rağmen davacı şirketin ödeme yapmaktan imtina ederek çalışmaya devam edilmeyeceğini bildirdiğini, ancak bu hususun sözleşme kapsamında doğan ödeme yükümlülüğünü etkilemeyeceğini, davacı şirketin hizmet çıktılarının gönderilmesine kadarki süreçte sözleşmeye devam edileceği yönünde beyanlarda bulunması, hizmet çıktılarının teslimi sonrasında ise kötü niyetle sözleşmeyi feshederek ödeme yapmayacağını bildirmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi kök ve ek raporunda da müvekkil şirket tarafından \"mevcut durum tespiti ve satışa hazırlık\" başlığı altındaki hizmetleri yerine getirdiği, \"projeye ilgi duyan potansiyel yatırımcı adayına yönelik sunumlara destek verilmesi\" hizmetinin kısmen yerine getirildiği ve davacı şirkete KDV hariç 40.000,00 TL tutarında hizmet sağlandığı tespitinin yerel mahkeme kararında göz ardı edildiğini, yerel mahkeme tarafından verilen kararda davacı şirket tarafından geçerli bir fesih yapılmadığı hususunun dikkate alınmadığını, sözleşmenin 7.maddesine uygun şekilde bir fesih bulunmadığından davacı şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin devam ettiğini, geçerli bir fesih bulunduğu ihtimali halinde dahi davacı şirketin müvekkili şirkete fesih tarihine kadar sunduğu hizmetlerin bedelini ödeyeceği hususunun sözleşmede açıkça belirtildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Dava; İİK 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için davalı tarafça takip başlatılmış, takibin kesinleşmesi üzerine borçlu olmadığının tespiti istemiyle davacı tarafından eldeki dava açılmıştır. Taraflar arasında 09/06/2020 tarihinde Genel Hizmet Sözleşmesi imzalanmıştır. İşbu sözleşmede davacı \"...\" veya \"Şirket\", davalı \"...\" olarak anılmaktadır. \"Sunulacak Hizmetlerin Kapsamı\" başlıklı 2.maddesinde; hizmet kapsamının Ek-1 \"Hizmet Kapsamı\" başlığı altında düzenlendiği açıklanmıştır.  \"Ödemeye İlişkin Genel Hükümler\" başlıklı 3.maddesinde, 3.1.Hizmet bedeline ilişkin ödeme planı başlığı altında; \"...Çalışmanın başlangıcında alınması planlanan Hizmet Bedeli (ön ödeme/avans) 10.000 TRY/Ay (onbin Türk Lirası) projenin ön görülen 6 aylık süre zarfı boyunca her ayın ilk 5 iş günü içerisinde ödenecek olup diğer maddelerde bahsedilen durumlarda feshetme, anlaşamama veya satışından vazgeçilmesi durumunda danışmana ödenmek zorundadır. Herhangi bir yatırımcı ile anlaşılması durumunda 15.000 TL ek ödeme, 6 Ay süre sonunda ...'e yapılacaktır. Herhangi bir yatırımcı ile görüştürülmeden, feshedilmesi veya diğer olası durumlarda (başka bir network ve/veya kişilerden yönlendirilen ve/veya Şirket'in bulmuş olduğu potansiyel yatırımcılar olması vb. gibi durumlar ve sonucu olarak herhangi bir finansal kaynak yaratılması durumunda) dahi Hizmet Bedeli ve Başarı Primi'ni Şirket ödemekle yükümlüdür...\" \"Fesih\" başlıklı 7.maddesinde; \"7.1.Taraflar'dan herhangi birinin işbu Sözleşme'de belirtilen yükümlülüklerinden birini yerine getirmemesi durumunda, diğer Taraf, ihlalde bulunan Taraf'a ihlalin giderilmesi için yazılı şekilde yapacağı bildirim en az 30 (otuz) gün süre tanıyacaktır. İhlalde bulunan Taraf'ın verilen süre içerisinde ihlali gidermemesi durumunda, diğer Taraf sürenin sona ermesini takiben işbu Sözleşme'yi tek taraflı olarak feshetme hakkı haizdir. Herhangi bir şüpheye mahal vermemek adına, işbu Sözleşme'nin herhangi bir nedenle feshedilmesi ya da sona ermesi durumunda, ... fesih tarihine kadar sunmuş olduğu Hizmetlere ilişkin bedellere hak kazanacaktır. 7.2. Sözleşme'nin 7.1. maddesi uyarınca feshedilmesi halinde, ihlalde bulunan Taraf, diğer Taraf'ın maruz kaldığı zararı tazmin edecektir. Şirket ihlali nedeniyle Sözleşme'nin ... tarafından feshedilmesi halinde, Şirket, fesih anına kadar ödemesi gereken (teklifte belirtilen) Hizmet Bedeli'ni defaten ...'e ödemek zorundadır... ...7.6. Taraflardan herhangi birisi, işbu Sözleşme'yi 30 (otuz) gün önceden diğer tarafa yazılı olarak bildirmek şartı ile herhangi bir sebep göstermeksizin tek yanlı olarak fesih edebilir. Bu durumda Şirket, ...'in fesih tarihine kadar yapmış olduğu çalışmaların bedeli olarak teklifte belirtilen Hizmet Bedelini öder.\" \"Sözleşme'nin Yürürlüğe Girmesi\" başlıklı 11.maddesinde; \"İşbu Sözleşme taraflarca imza tarihinde yürürlüğe girer ve 31.12.2021 tarihinde sona erer.\" hükümlerine yer verilmiştir.<br>Sözleşme uyarınca verilmesi gereken hizmetin kapsamı ise \"EK-1 HİZMET KAPSAMI\" başlıklı sözleşmenin eki niteliğinde olan belge ile belirlenmiştir. \"Kapsam: ..., işbu Sözleşme kapsamından aşağıdaki belirtilen hizmetleri sadece potansiyel yatırımcı arayışında Şirket'e yardımcı olmak üzere sunacaktır. Doğabilecek ek maliyetler yine Şirket'e yansıtılacaktır...\" denilerek, devamında hizmet ayrıntısı belirlenmiş ayrıca \"Projenin Süresi: İşbu Sözleşme kapsamında verilecek olan ve yukarıda tanımlanan hizmetler 09/06/2021 ve 31/12/2021 tarihleri arasında verilecektir.\" şeklinde süre belirlenmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme 09/06/2021 ve 31/12/2021 tarihleri arasında 6 ay süreli olarak imzalanmış, bu nedenle sözleşmenin 3.maddesinde aylık hizmet bedeli 10.000,00 TL olarak belirlenmiş ve 6 aylık süre zarfında her ay ödeneceği düzenlenmiştir. Uyuşmazlık; davalının belirlenen hizmet bedeline hak kazanıp kazanmadığı, bu bağlamda bakiye hizmet bedelinin tahsili için başlatılan icra takibi nedeniyle davacının borçlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Zira davacı taraf hizmet verilmediğini iddia etmekte, davalı taraf ise bu bedelin ön ödeme olarak belirlendiğini ve çalışmadan bağışık tutulduğunu savunmaktadır. Her ne kadar davalının savunması bu bedelin çalışmaya bağlı tutulmayan bir ön ödeme olduğu yönünde ise de; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6 ay süreli olması, aylık hizmet bedelinin belirlenmiş olması karşısında, bu bedelin sözleşme konusu hizmetten bağışık bir bedel olduğunun kabulü mümkün değildir. Söz konusu aylık bedel davalı tarafça verilecek hizmetlerin karşılığı olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin 3.maddesindeki \"...diğer maddelerde bahsedilen durumlarda feshetme, anlaşamama veya satışından vazgeçilmesi durumunda danışmana ödenmek zorundadır...\" ifadesi ise yatırımcılarla yapılacak sözleşmelere işaret etmektedir. Zira maddenin devamında da yine yatırımcılarla anlaşılması, sözleşme imzalanması ve ya imzalanmaması hususları düzenlenmiştir. Ayrıca yine aynı maddede yatırımcı ile anlaşılması halinde ek ödeme hususu düzenlenmiştir.  Davalı ancak sözleşmenin eki olan \"EK-1 HİZMET KAPSAMI\" başlığı altında düzenlenen hizmetleri vermesi karşılığında hizmet bedeline hak kazanacaktır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalının EK-1'de yer alan; -\"Mevcut durum tespiti ve satışa hazırlık\" hizmetini yerine getirdiği, -\"Proje'ye ilgi duyan potansiyel yatırımcı adayına yönelik sunumlara destek verilmesi\" hizmetinin kısmen yerine getirildiği, -\"Potansiyel yatırımcı adaylarının belirlenmesi ve iletişim\", \"Data Room (Bilgi Odası)\", \"Potansiyel yatırımcının ek bilgi ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik Şirket'e destek sağlanması\", \"Şirket ile potansiyel yatırımcı arasından yürütülecek müzakereler ve işlem sözleşmelerine yönelik olarak Şirket'e destek olunması\" hizmetlerini ise yerine getirmediği, hizmetlerin büyük oranda yerine getirilmediği tespit edilmiştir. Sözleşme dönemi içerisinde davacı tarafında 2 aylık hizmet faturası (her bir ay için ayrı ayrı KDV dahil 11.800,00 TL) karşılığında toplam 23.600,00 TL ödenmiştir. Dava konusu ise 4 aylık hizmet bedeli yönünden düzenlenen KDV dahil 47.200,00 TL bedelli faturadır. Davalı tarafından hizmetin büyük oranda verilmediği bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilmekle, bu durumda ödenen bedellerin verilen hizmet yönünden yeterli olduğu kanaatine varılmış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesine bir isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 806,06 TL'den mahsubu ile arta kalan 190,66 TL'nin istemi halinde davalı tarafa iade edilmesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8cfb30863baf8e3e","SID":"aa9fc7c6b9f28276"}}