{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/412 <br>KARAR NO: 2025/507<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/12/2023<br>ESAS NO: 2023/118 <br>KARAR NO: 2023/958<br>DAVA: İflas <br>KARAR TARİHİ: 07/05/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında iki ayrı bağımsız bölümün toplam 730.000,00-TL'ye satımı konusunda anlaşıldığını, müvekkili tarafından bedelin davalıya ödenerek edimin yerine getirildiğini ve bu kapsamda senetlerinde davalı taraftan alındığını, 12.04.2012 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinden ve bu sözleşme kapsamında verilen senetlerden kaynaklanan başkaca borcunun bulunmadığına ilişkin yazının müvekkiline verildiğini, buna rağmen sözleşmeye aykırı olarak ödemelerin tamamlandığı zaman taşınmazların müvekkillerine teslim edilmediğini ve tapu da devrin de gerçekleştirilmediğini, davalı firmanın bu süreçte çeşitli bankalardan kredi kullandığını ve bu kredinin teminatı olarak müvekkilinin rızası olmaksızın müvekkilin almış olduğu 115 ve 116 numaralı bağımsız bölümleri üzerine dava dışı bankaya ipotek verilerek tapuya tescil edildiğini, müvekkilinin 03.01.2017 tarihinde taşınmazları ipotekli olarak tescil almak zorunda kaldığını, müvekkilinin 116 No'lu taşınmazı tescil almasının akabinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile ... A.Ş. tarafından müvekkiline ait taşınmaza yönelik olarak ipoteğin paraya çevrilmesi çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını 27.09.2019 tarihli ihalede taşınmazın alacağa mahsuben ... A.Ş'ye ihale olunduğunu, müvekkilinin taşınmazın satışması nedeniyle ödediği bedele uygulanacak faizi ile birlikte davalı firmadan alacaklı olduğunu, davalı hakkında Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası iflas yolu ile  takip başlatıldığını, takibe haksız itiraz edildiğini, davalı ödeme yapmaktan kaçınmakta, hileli işlemler tesis etmekte, ödemelerini tatil etmiş bulunmakta olduğundan iflas koşullarının oluştuğunu, davalı firmanın borçlu olduğu icra dosyalarının ve davalı olduğu dava dosyasının sayısının çok olduğunu belirterek davanın kabulü ile, Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyasına yapılan itirazın kaldırılmasına ve davalı şirketin iflasını talep etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin 18. maddesi uyarınca yetkili ve görevli mahkemelerin İstanbul Adliyesi Mahkemeleri olduğunu, sözde alacak iddiasının varlığının yetkili ve görevli Tüketici Mahkemelerince hüküm altına alınması hukuken zaruri olduğundan mahkemenin görevsiz olduğunu ihtilafta yetkili ve görevli mahkemelerin İstanbul Adliyesi Tüketici Mahkemeleri olduğunu, davacının adi şekilde tanzim edilmiş gayrimenkul satış vaadi sözleşmesini 12.04.2012 tarihinde imzaladığını, atıf yapılan ipoteğin 02.12.2013 tarihinde tesis edildiğini, davacı gayrimenkulleri 2015 yılında fiilen teslim aldığını ve zilyed olduğunu, müteakiben hiçbir ihtirazı kayıt koymadan, gayrimenkullerin ipotekli oluğunu bilerek ve ipoteğe muvafakat ederek 03.01.2017 tarihinde gayrimenkullerin tapusunu resmen devir aldığını, hukuki ayıp iddiasına dayanan davacı talebine karşı zamanaşımı itirazında bulunuklarını, davacının tüm ödemelerini gecikmeli ve ödeme tarihlerine riayet etmeden yaptığını, davacının hiçbir itirazda bulunmadan, haklarını saklı tutmadan ve herhangi bir ihtirazı kayıt koymadan bağımsız bölümlerin tapusunu devir aldığını, davacının her türlü akdi ve yasal hakka sahipken, serbest iradesi ile ipotekli olarak tapularını devir aldığını, sözleşmenin 11. Maddesi uyarınca davacının fahiş faiz talep etme hakkı olmadığının açıkça yazıldığını, davacının böyle bir talepte bulunamayacağını gayri kabili rücu olarak kabul ettiğini, davacının müvekkil şirketin mali yönden aciz içinde olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ödemelerin tatil ettiği iddiasının asılsız olduğunu, davanın İİK ve TTK’da belirtilen şartlara aykırı olarak ikame edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İİK'nın 156. maddesine göre itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkin davada, İİK'nın 154/3. maddesine göre mahkememizin yetkili olduğu, tensip ara kararı uyarınca iflas avansının yatırıldığı, davaya konu İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyası celp edilerek dosyamız arasına konmuştur. Takibin 14/11/2022 tarihili takip talebi ile (ör no:11) 347.682 TL asıl alacak ve 381.507 TL işlemiş faiz olmak üzere 729.189,00 TL üzerinden başlatıldığı, ödeme emrinin 25/11/2022 tarihinde borçluya/ davalıya tebliğ edildiği ve borçlunun 27/11/2022 tarihinde itiraz ettiği görülmüştür.  Eldeki iflas davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içinde 15/02/2023 tarihinde ikame edildiği, 12/05/2023 tarihli duruşmada; davalının görev ve yetki itirazı ile zamanaşımı itirazının reddine karar verildiği, iflas istemli davada mahkememizin görevli olduğu, talebin ve takibin de zamanaşımına uğramadığının çok açık olduğunu, bilirkişi marifetiyle tarafların ticari defterleri üzerinde (davalı şirketin defterleri ile davacı gerçek kişinin sunduğu belge ve ödeme dekontları üzerinde) inceleme yaptırıldığı, mali müşavir bağımsız denetçi olan bilirkişi 09/10/2023 tarihli raporunda özetle, davacının otuz adet senet karşılığı 347.682 TL ödediğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte satışın gerçekleştiği 27/09/202019 tarihi itibariyle advacının faiz talebinde bulunabileceğini buna göre duruşma gününe göre 347.682,00 TL asıl alacak, 229.596,34 TL. işlemiş faiz, 31.639,06 TL. İcra tahsil harcı, 54.152,30 TL. İcra vekalet ücreti toplamı 663.069,70 TL tutarın depo emri olarak hesap edildiğini mütalaa ettiği, davalı tarafın hiç bir itirazının esaslı görülmediği, davacının taşınmazın tapusunu devralmadığı sürece alacağı zamanaşımına uğramayacağı, davacı tüketici mahkemesinde dava açabileceği gibi iflasa tabi olan davalı hakkında iflas takibi de yapabileceği, yine taşınmazı tapuda adına tescil alırken üstünde ipotek olması da davacıyı davalının bankaya olan borcunda ipotek borçlusu haline getirmeyeceği, bankaya karşı borcu üstlendiği anlamına gelmeyeceği, davacı senetlere karşılık ödeme belgelerini sunduğu, davalı şirket de bu ödemeleri bertaraf edecek bir kayıt, belge ibraz etmediği, yine taşınmazın tapusunu 03/01/2017 tarihinde davacı adına devrederken de bedelin tamamının alındığı belirtildiği, özetle davalı itirazlarına itibar edilemeceğinden, davacının alacaklı olduğunun anlaşıldığı, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın kaldırılmasına, iflas davasının, İİK'nun 158/2.maddesi yollamasıyla 166.maddesindeki usulle ilanına, İİK'nun 158.maddesi uyarınca; 347.682,00 TL asıl alacak, 229.596,34 TL. işlemiş faiz, 31.639,06 TL. İcra tahsil harcı, 54.152,30 TL. İcra vekalet ücreti toplamı 663.069,70 TL depo tutarının 7 günlük kesin süre içinde davalı tarafından mahkeme veznesine yatırarak makbuzunu sunmak veya borcun tüm ferileriyle ödenip, borcun kapatıldığına ilişkin icra müdürlüğü yazısını mahkememize sunmak üzere depo emri çıkartılmasına ilişkin 08/11/2023 tarihli ara karar oluşturulduğu, davalı tarafa belirlenen depo emri tutarını yatırması için  ihtaratlı davetiye tebliğ edildiği, davalı vekili kendilerine verilen kesin süre içerisinde 17/11/2023 tarihinde 663.069,70 TL depo bedelini mahkeme veznesine yatırarak makbuzunu dosyaya ibraz ettiği, iflas istemli davada, icra inkar tazminatı istenemeyeceği açık olduğunu, İİK.nun 156 vd maddelerinde buna ilişkin açık bir hüküm yoktur, ancak  İİK'nin 134/5 maddesinde ''ek: 4949 s.K. M.38) Taşınmazı satın alanlar, ihaleyi alacağına mahsuben iştirak etmemiş olmak kaydıyla, ihalenin feshi talep edilmiş olsa bile, satış bedelini derhal veya 130. maddeye göre belirlenen süre içinde nakden ödemek zorundadırlar. İcra müdürü ödenen ihale bedeli ile ilgili olarak, ihalenin fesine yönelik şikayet sonucunda verilecek karar kesinleşinceye kadar para bankalarda nemalandılar, ihalenin fesine ilişkin şikayetin kabulüne veya reddine ilişkin kararın kesinleşmesi üzerine, ihale bedeli nemalarıyla birlikte hak sahiplerine ödenir'' hükmü yer almaktadır.  İİK'nin 134. maddesi ihalenin feshi ve neticesi başlığı altında yer almakta  ise de; mahkemece verilen kararda; kararın kesinleşmesi halinde depo edilen paranın davacıya ödenmesine şeklinde hüküm kurulmuş olup; her iki tarafın da menfaatleri gözetildiğinde, tarafların ekonomik olumsuzluklardan, paranın satın alma gücündeki düşüşlerden daha az etkilenmesi adına (3'er) üçer aylık vadeli hesap açılmak suretiyle depo bedelinin nemalandırılmasına karar verildiği(İst. BAM 45 HD, 2022/593 E,919K), son olarak borcun mahkememize depo edildiği dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerektiği (Borç doğrudan alacaklıya ödenmiş olsa idi veya takip tüm ferileriyle birlikte kapatılmış olsa idi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilecekken, mahkememize depo edilmiş olması sebebiyle artık davanın reddine karar vermek gerekmiştir.)'(bkz. Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, Seçkin Yayınları, 2. Baskı, s:442), bu durumun vekalet ücreti ve masraflar yönünden bir farklılık yaratmayacağı açık olup, davanın mahiyeti gereği haklılığını ortaya koyan davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle Depo emri yerine getirilmiş olduğundan davanın reddine, Mahkememiz veznesine depo edilen 663.069,70TL'nin, karar kesinleştiğinde re'sen İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına davacı alacağı olarak gönderilmesine, Ekonomik şartlardan tarafların olumsuz etkilenmemesi için mahkememiz veznesine yatırılan paranın karar kesinleşinceye kadar 3'er aylık vadeli TL hesabında nemalandırılması için bankaya müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu asılsız alacak iddiası, adi şekilde tanzim edilmiş olan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanmakta olduğunu doğrudan iflas takibine ve/veya iflas davasına konu edilecek nevide kesin/kesinleşmiş bir alacak olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 18. Maddesi uyarınca İstanbul Tüketici Mahkemesi'nin görevli ve yetkili olduğunu, akdi ihtilaf ve hukuki ayıp iddiası nedeniyle, herhangi bir yasal yola müracaat etmeyip ve yetkili Tüketici Mahkemeleri huzurunda müvekkili şirkete ve/veya üçüncü kişilere karşı herhangi bir dava ikame etmediğini, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 8. ve 12. maddeleri kapsamında hukuki ayıp iddiasına dayanan davacı talebinin zamanaşımına uğradığını, davaya konu gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi noter huzurunda yapılmadığı için, yasaya göre davacının işbu sözleşmeye dayanarak, davaya konu talepleri ileri süremeyeceğini, adi şekilde tanzim edilmiş gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin hukuken geçersiz olduğunu, davacının tüm ödeme eksiklerine ve gecikmelerine rağmen, basiretli bir tacir olan müvekkil şirketin davacıyı anlayışla karşıladığını davacının sözleşmeye göre cari olarak borçlu olmasına rağmen gecikme faizlerini, cezai şartları ve vade farkı borcunu tahsil etmek için davacıya karşı icra takibi yoluna başvurmayarak idari takiple yetindiğini, bilirkişi raporuna karşı dosyadaki itirazlarını aynen tekrar ettiklerini, müvekkili şirket ticari defterleri ve kayıtları incelenmeden rapor tanzim edildiğini, sözleşme 16. maddesi uyarınca ticari defter ve kayıtların kesin delil mahiyetinde olduğunu, itirazlarına rağmen usule aykırı depo kararı verildiğini, davacı yanın akdi olarak borçlu taraf olduğunu, rapordaki hesaplamalarda kira geliri dahil hiçbir mahsubun yapılmadığını, davacının sözleşme uyarınca faiz talep etme hakkı olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanı esastan reddini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, iflas yoluyla adi takipte itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkindir. Davacı tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile ... Yatırım A.Ş. hakkında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi nedeniyle ödenen 347.682,00 TL alacağın tahsili istemiyle toplam 729.189,00 TL üzerinden 14/11/2022 tarihinde başlatılan iflas yoluyla adi takipte, ödeme emrinin davalıya 25/11/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 7 günlük yasal süre içerisinde 27/11/2022 tarihinde itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. 2004 sayılı İİK'nun 154/1. maddesi uyarınca iflas yoluyla takipte yetkili icra dairesi borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki icra dairesidir. Ancak, İİK'nın 154/3. maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisi kamu düzeninden olmadığından bu konuda yetki sözleşmesi yapılabilir. Borçlu ve alacaklı yetki sözleşmesi veya yetki şartı ile borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerden başka bir yer icra dairesini yetkili kılmışlarsa o yerin icra dairesi de iflas takibi için yetkili sayılır. Ancak iflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır. Davalının sicilde kayıtlı adresi Ataşehir/ İstanbul itibariyle iflas yoluyla takip yetkili icra dairesinde başlatılmış, dava yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açıldığından, davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebebine itibar edilememiştir. İİK'nın 156/3. fıkrasında \"Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden isteyebilir.\", İİK'nun 156/4.fıkrasında ise \"İflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer.\" düzenlemesi yer almaktadır. Davacı tarafından iflasın, ödeme emrine itiraz edilsin edilmesin, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir senelik hak düşürücü süre içerisinde istenmesi gerekmektedir. Somut olayda, iflaslı takibe ilişkin ödeme emri borçluya 25/11/2022 tarihinde tebliğ edilmiş, dava ise 15/02/2023 tarihinde açılmıştır. Dava konusu sözleşme; \"maketten satış\" veya \"projeden satış\" şeklinde adlandırılan, mülga 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'da \"kampanyalı satış\" olarak düzenlenen, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'da ise \"ön ödemeli konut satış sözleşmesi\" olarak adlandırılan sözleşmeden kaynaklanmaktadır. Taraflar arasındaki Proje Üzerinden Gayrimenkul Satış Vaadi ve Alacağının Temliki Sözleşmesi 14.02.2014 tarihlidir. 4077 sayılı Kanun'un \"Kampanyalı Satış\" başlıklı 7.maddesinde; \"Kampanyalı satış, gazete, radyo, televizyon ilanı ve benzeri yollarla tüketiciye duyurularak düzenlenen kampanyalara iştirakçi kabul edilmesi ve malın veya hizmetin daha sonra teslim veya ifa edilmesi suretiyle yapılan satımdır... Kampanyayı düzenleyen, kampanyalı satışlarda düzenlenecek yazılı sözleşmede, 6/A maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen bilgilere ek olarak \"kampanya bitiş tarihi\" ve \"mal veya hizmetin teslim veya yerine getirilme tarih ve şekli\"ne ilişkin bilgileri de içeren sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermek zorundadır. Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, ön ödeme tutarı, mal veya hizmetin satış bedelinin yüzde kırkından fazla olamaz. Kampanyalı satışlarda malın teslim ya da hizmetin ifa süresi on iki ayı aşamaz. Konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar için bu süre otuz aydır...\", Yine 6502 sayılı Kanun'un \"Ön Ödemeli Konut Satış Sözleşmeleri\" başlıklı 40. maddesinde; \"(1) Ön ödemeli konut satış sözleşmesi, tüketicinin konut amaçlı bir taşınmazın satış bedelini önceden peşin veya taksitle ödemeyi, satıcının da bedelin tamamen veya kısmen ödenmesinden sonra taşınmazı tüketiciye devir veya teslim etmeyi üstlendiği sözleşmedir.\" hükmü yer almaktadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.10.2022 tarihli ve 2022/4508 E., 2022/7689 K. sayılı ilamının ilgili kısmı \"...Bilindiği üzere, tapulu taşınmazların satışına ilişkin harici sözleşme, resmi şekilde yapılmadığından TMK'nın 706, TBK'nın 237. Tapu Kanunu'nun 26. ve Noterlik Kanunu'nun 60. maddeleri uyarınca hukuken geçersizdir. Geçersiz sözleşme, taraflarına geçerli sözleşmelerde olduğu gibi hak ve borç doğurmaz. Taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler...\" şeklindedir.İlk Derece Mahkemesince icra iflas mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplama uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 09/10/2023 tarihli raporda:\"...Davacı taraf senetlerin ödendiğine dair borcu yoktur yazısı ibraz edilmiştir. Borcu yoktur yazısı içeriğinden ödemelerin kısmen gecikmeli olduğu ve vade farkı işletildiği anlaşılmaktadır...Davalı taraf davacıya çeşitli ihtarnameler gönderildiğini belirtmiştir. Dosyaya mübrez Beşiktaş ... Noterliği'nin 4.11.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde, 60.000 TL tutarında toplam üç senedin ödenmediği ve senetlerin ödenmemesi halinde sözleşmenin feshedileceği belirtilmiştir. Borcu yoktur yazısında geçen ödeme tutarı ve vade farkı işletilmiş olması ihtarname ile birbirini destekler niteliktedir. Bu bağlamda, borcu yoktur yazısının ihtarnameden sonraki bir tarihte düzenlendiği anlaşılmaktadır...Tarafların beyanları çerçevesinde, 116 nolu dava konusu taşınmazın 2015 yılında fiilen teslim edildiği ihtilafsızdır. 15.07.2015 tarihli işlem ile taşınmaz üzerinde dava dışı ... A.Ş. lehine ipotek tesis edilmiştir. Taşınmaz üzerinde ipotek yükü ile 03.01.2017 tarihinde davacıya devredilmiştir. Taşınmazın devrinden sonra ise dava dışı ... A.Ş. tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip çerçevesinde taşınmaz 27.09.2019 tarihinde satılmıştır. Satış öncesi 02.03.2018 tarihi bilirkişi raporu uyarınca belirlenen rayiç değer 493.500,00 TL'dir; satış bedeli ise 256.800,00 TL olmuştur...Malikin borcun tahsili sırasında malvarlığında azalan tutar 493.500,00 TL’dir. İpotek alacaklısı lehine ödenen meblağın yani satış bedelinin <br>sadece 256.800,00 TL olması taşınmazın icra yoluyla satılmasından ileri gelmektedir. Malik davalı şirketin borcunun ödenmesi için taşınmazının paraya çevrilmesine katlanmak zorunda kalmış; bir anlamda borcun ödenmesi için taşınmazına el konulmuştur. Malikin yani davacının malvarlığındaki azalma yani davalı Şirketin borcu için el konulan malvarlığının değeri 493.500,00 TL'dir. Belirtilen hususlar çerçevesinde, malik davacı tarafın asıl borçlu davalı Şirkete rücu hakkı taşınmazın rayiç değeri kadar olması gerektiği ve 493.500,00 TL rücu hakkı bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla beraber, davacı taraf 347.682,00 TL asıl ve faiz alacak talebinde bulunmuştur. Taleple bağlılık ilkesi gereğince, talepten fazlasına karar verilmesi imkanı olmadığından asıl alacak talebi bakımından 347.682,00 TL esas alınmalıdır. Satışın gerçekleşme tarihi 27.09.2019'dur. Bu tarihte davacı tarafın 493.500,00 TL rayiç bedel değerlendirmesi yapılan taşınmazı davalı Şirketin borcu için satılmıştır. Bir anlamda, alacak, dava dışı ... A.Ş.'den davacı tarafa geçmiştir. Bu alacak halihazırda vadesi gelmiş ve faiz işleyen bir alacaktır. Bu alacağın tahsili için ayrıca davacı tarafın bir ihtarname ile davalı Şirketi temerrüde düşürmesi aranmayacaktır. Bu sebeple, esas takibe konu edilen asıl alacak 347.682,00 TL'nin 27.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile hesaplanması gerekmektedir...347.682,00 TL üzerinden 27.09.2019 tarihi itibariyle yapılan hesaplamada, 01.12.2023 tarihine kadar depo edilecek tutar 663.069,70 TL olarak hesap edildiği,\" şeklinde kanaat bildirilmiştir.<br>Somut olayda, davacı ile davalı arasında ... arasında, İstanbul ili, Kartal ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı yerdeki ... projesinde 12. Katta bulunan ... ve ... No'lu bağımsız bölümlerin toplam 6.000.00 TL elden nakit ve 724.000,00-TL'sı 30 ay vadeli olmak üzere toplam 730.000,00 TL'na satımı konusunda 12.04.2012 tarihinde “Proje Üzerinden Gayrimenkul Satış Vaadi ve Alacağının Temliki Sözleşmesi” imzalandığı, bu sözleşme uyarınca, sonuncusu ödeme 05.10.2014 tarihli 30 adet senet düzenlendiği, dava konusunun ... nolu bağımsız bölümün davacıya ipotek yükü ile birlikte 03.01.2017 tarihinde devri sonrası ipotek hakkı sahibi dava dışı ... A.Ş. tarafından 27.09.2019 tarihinde icra marifetiyle satışı nedeniyle sözleşme kapsamında ödediği bedeli sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talebine yönelik başlatılan iflas takibine itiraza ilişkindir. TBK'nın 82. maddesi uyarınca geri isteme hakkının öğrenildiği tarihin dosya kapsamından belli olmadığı, davacı tarafa satılan taşınmazın 27.09.2019 tarihinde cebri icra yoluyla satışından sonra adi iflas takibini 14.11.2022 tarihinde başlattığı ve davanın 15.02.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmakla 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin ileri sürdüğü zamanaşımı defisine yönelik istinaf sebebine itibar edilmemiştir.Davalı vekili davacı tarafından iflas takibine konu edilecek nitelikte Tüketici Mahkemeleri nezdinde açılmış bir dava sonucu kesinleşmiş bir alacak olmadığından talepte bulunamayacağını istinaf sebebi yapmış ise de, İİK'nın 155. vd. maddeleri iflas yoluyla adi takip için alacağın ilama veya ilam mahiyetinde bir belge dayalı olmasının gerekmediği anlaşılmakla bu konudaki istinaf sebebine itibar edilmemiştir. Davaya konu sözleşmenin noter huzurunda yapılmadığı için, yasaya göre davacının işbu sözleşmeye dayanarak, davaya konu talepleri ileri süremeyeceğini, adi şekilde tanzim edilmiş sözleşmenin hukuken geçersiz olduğunu yönelik istinaf sebebine ise yukarıda yer alan içtihat çerçevesinde davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak talepte bulunabilecek olması nedeniyle itibar edilmemiştir.Depo emrine yönelik 08.11.2023 tarihli ara kararın davalı vekiline 15.11.2023 tarihinde tebliğ edildiği davalı vekilince de yasal 7 günlük süre içerisinde 17.11.2023 tarihinde mahkeme veznesine depo edilmiştir.''Borçlu, yedi günlük depo süresi içinde faiz ve giderleri ile birlikte borcunu bizzat alacaklıya ödediğini kesin delillerle mahkemede ispat eder ya da borç mahkeme veznesine depo edilirse ticaret mahkemesi iflas davasının reddine karar verir.Borçlu depo kararındaki süreden sonra fakat nihai karardan önce, takip konusu borcu davacıya tamamen ödemişse, 'konusu kalmayan davanın reddine' karar vermesi gerekir.'' (bkz. Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, Seçkin Yayınları, 2. Baskı, s:442) İlk derece Mahkemesince itibar edilen bilirkişi heyeti raporunda davacı tarafça sunulan ödeme belgeleri, davalı tarafça gönderilen ihtarnamedeki ödemeye yönelik beyanları ile dosyadaki kayıtlar itibariyle depo emrine esas miktarın isabetli şekilde tespit edildiği, davacı tarafın sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği satış tarihinde itibaren faiz talep edebileceği, depo emrine mahsus bedelin İİK'nin 158. maddesi uyarınca 7 gün içerisinde mahkeme veznesine depo edildiği anlaşıldığından, iflas davasının reddine ve yargılama giderlerinin davanın açılma tarihindeki haklılık durumuna göre değerlendirilerek davacının dava açmasında haklı olması da dikkate alınarak davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilmesine isabetli olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusuna itibar edilmemiştir.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1.b.1 alt bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı  tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının davacı tarafından yatırılan  427,60 TL 'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"015df51bfb00f7fa","SID":"9d30d326f1cfc9db"}}