{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:21/12/2021<br>DAVANIN KONUSU:Şirketin Feshi <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:12/05/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkilinin ... tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile tescil edilen ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin kurucu ortağı olduğunu, şirket sermayesinin 1/10 oranında payını temsil eden pay sahibi olduğunu, kuruluş aşamasında, şirket esas sözleşmesi ile üç yıllığına yönetim kurulu üyesi seçildiğini ve yine ilk 3 yıl içinde temsile yetkili kılındığını, halen yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, şirketin diğer kurucu ortağı ...'ın ise şirket sermayesinin 9/10 oranında payını temsil eden pay sahibi olduğunu, şirketin diğer kurucu ortağı ve davacının kardeşi olan ... tarafından uzunca süredir azınlık pay sahibi olan davacının pay sahipliğinden kaynaklanan haklarının engellendiğini, müvekkilinin talebi üzerine Antalya 10. Aile Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası ile 6284 sayılı Kanun gereği ...’ın eşi, müvekkilinin eniştesi ... hakkında uzaklaştırma kararı verildiğini, ...’ın, müvekkiline karşı cinsel davranışları nedeniyle devam eden dosyaları bulunduğunu, 07/10/2019 tarihinde müvekkilinin, üç haftadır şirkette yer alan kameraların her sabah kapatıldığını, dolayısıyla canlı görüntüleme ve kayıttan da çıkarıldığını, akşam şirketten çıkılırken de açıldığını fark ettiğini, yönetim kurulu başkanı ve şirketin temsilcisi kendisi olmasına rağmen bilgisi olmadan, mevzuat hilafına olma pahasına bazı ürünlerin üzerine etiketlemeler yapıldığını ve mal alınıp satıldığını tespit ettiğini, şirketin ve doğrudan kendisinin de bu eylemler nedeni ile idari ve cezai sorumluluğunun bulunması nedeni ile de ortak olan kardeşine ...’dan üretim yerlerinin anahtarlarını sayım yapmak amacıyla istediğini, ancak kardeşinin şirketin yüzde doksan oranında sahibi olduğunu belirterek üretim yerlerinin anahtarlarını vermek istemediğini, müvekkilinin şirket üzerindeki yönetim, denetim ve gözetim hak ve görevini icra kabiliyetinin sıfıra indirgendiğini, akabinde, diğer ortak ... tarafından Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına karar verilmesinin talep edildiğini ve davanın kabul edildiğini, tebligatın usulsüz şekilde yapıldığını, müvekkilinin bu durumdan haberdar olunca da, yargılamanın yenilenmesi olağanüstü kanun yoluna başvurularak söz konusu davanın Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile yeniden görüldüğünü, belli aralıklarla ... tarafından müvekkiline çeşitli ihtarnameler çekildiğini, mesnetsiz davalar yöneltildiğini, icra takibatları başlatıldığını, savcılığa şikayetlerde bulunulduğunu, çeşitli isnatlar ile müvekkilinin gerek şahsının, gerekse şirketin haklarını kullanımının engellenmeye çalışıldığını, fiziksel güç vs. ile müvekkilinin ortağı olduğu şirkete girişinin ... ve eşi ... tarafından engellendiğini, bu konuda da 31/12/2019 tarihinde Antalya Muratpaşa Kaymakamlığı'na başvuru yapıldığını, 3091 sayılı Yasa kapsamında tecavüzün önlenilmesi talebinde bulunulduğunu, bu başvurunun da bir sonuç vermediğini, dava konusu şirketin faaliyet alanının zirai ilaç üretimi olmakla, literatürde \"tehlikeli sınıf\" olarak geçtiğini, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın edinilen ve kullanılan maddelerin denetimini çok sıkı tuttuğunu ve sık sık il müdürlüğüne bu maddeler ile ilgili belge ve bilgi verilmesini zorunlu kıldığını, bu sebeple müvekkilinin iş yerinde çalışan ... ile birlikte şirkete gittiğini ve anılan evrakları istediğini, diğer ortak ... ve eşinin hakaret ve darp etmek sureti ile şirketin dışına çıkarıldığını, şirketin, müvekkili tarafından layiki ile yönetilmiş olmakla, bu yönetim karşılığında ne huzur hakkı, ne maaş, ne kar payı ne de başkaca herhangi bir isim altında şirketin kendisine ödeme yapmadığını, şirketin 15/11/2019 tarihinde verilen 3. dönem geçici vergi beyannamesi ticari bilanço karının 1.474.908,71 TL olduğunu, aynı dönemin cirosunun ... TL olduğunu, şirketin 1.474.908,71 TL kar elde ettiğini, oysa şirketin Serbest Meslek Mali Müşaviri ..., 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde, ... TL ciro yapan şirket için 44.590,00 TL kar çıkardığını, ...'in şirket kredi kartları harcamaları içeriğinin tamamını da ...’un özel harcamaları şeklinde değerlendirip, 131 ortaklar hesabına yazdığını, müvekkilinin onayı ve rızası olmadan sübjektif değerlendirmelerde bulunduğunu, oysa harcamaların tamamı müvekkiline ait olmamakla, önemli bir kısmının da kardeşi ...’a ait olduğunu, 2018 yılı mali verileri ve mizanı incelendiğinde 320 satıcılar ana hesabında ... TL alacak kaydı olduğu ve 320 satıcılar ana hesabının alt hesabı olan ... kodlu ... adlı cari hesabının (Yönetim Kurulu üyesi ...’ın şahsi işletmesinin adı) 3.951.293,98 TL alacak kaydı ile en yüksek işlem hacmine sahip olduğunun görüldüğünü, şirketin satıcılara olan borcunun yarıdan fazlasının ...’a ait işletmenin olduğunu, 2019 yılında da 30/09/2019 tarihli şirket mizanı incelendiğinde, ...'ın cari hesabının ilk 9 ayda ... TL borç kaydı ve ... TL alacak bakiyesine sahip işlemle 2019 yılının en yüksek işlem hacmine sahip olduğunun tespit edildiğini, ... ...'ın cari hesabı ekstresi incelendiğinde ağırlıklı olarak para ve çek transferleriyle şirketin kaynaklarını kendi işletmesi olan ... işletmesine aktardığının görüldüğünü, ...'ın 31/07/2019 tarihinde de kendisine ait işletme hesabına 90.000,00 TL aktararak, 05/08/2019 vadeli çekin ödenmesini ve sonraki aylarda vadesi gelen çeklerin ödenmesini zora düşürdüğünü, 30/06/2019 tarihinde ...'ın yine kendi şahsi işletmesinden 285.000,00 TL tutarlı faiz faturası keserek, şirketi borçlandırmak suretiyle zarara uğrattığını, ayrıca bu işlemden dolayı Form Ba beyan edilmeyerek, söz konusu durumun gizlenmeye çalışıldığını, şirketin Mart 2019’da yönetim kurulunu toplandığını, TTK ilgili madde gereği geçmiş yıl kar dağıtımı, içinde bulunulan dönemde yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkı, ücret ve cari dönem içinde oluşan kardan avans alınabilecek meblağ ile ilgili kararlar alındığını ve bu kararların tasdik işlemleri ile ilgili olarak yönetim kurulu üyesi ...'ın görevlendirildiğini, ancak ... ve SMMM ...'in bu kararları şirketin karar defterine yapıştırmadığını ve tasdik ettirmeyerek görevlerini kötüye kullandığını, bu yaşananlar üzerine ... ilgili birimlere şikayet edildiğini, güven sorunu nedeniyle işine son verildiğini, şirket yetkilisi müvekkili tarafından Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile atanan kayyım ...’nin 15/11/2019 tarihli onayı ile yeni SMMM ... ile anlaşma akdedildiğini, kayyımın da 20/11/2019 tarihinde uygundur onayı verdiğini belirterek, ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin TTK'nın 531. maddesi gereği haklı nedenle feshine, mahkeme aksi kanaatte olacak ise çözüm yolları olarak, şirketin şubeleri de bulunuyor olmakla, ortaklığın bölünmesi yoluna gidilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, 2019 yılından beri davacının yönetim kurulunu münferiden yetkili olması nedeni ile hiçbir işlem yapılamadığını, şirketin kilitlenme yaşadığını, ... tarafından davacının şirketin zararına yapmış olduğu iş ve işlem nedeni ile genel kurula bilgi verilmesi için ihtarname çekildiğini, davacının işe gelmemesi, işlemleri aksatması nedeni ile ihtar çekildiğini, davacının Kepez şubesindeki üretimi durduğu ve bu konuda çalışanlarca tutanak tutulduğunu, davacının şahsi hesabına para aktarması nedeni ile genel kurulda bilgi verilmesi istemi ile ihtar çekildiğini, davacının şirkete zarar vererek ...'a zarar vermek istediğini, davacı hakkında Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasında, görevi kötüye kullanmaktan dava açıldığını, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasında, davacıya karşı sorumluluk davası açıldığını, davacının asıl iftiraları ile uzaklaştırma kararı alındığını, davacının iddialarının soyut ve iftira niteliğinde olduğunu, Muratpaşa Kaymakamlığı'nca yapılan soruşturmada, bir tecavüz olmadığının tespit edildiğini, ...'ın şirket çalışanı olmadığını, davacının, şirketin içini boşaltmak için muhasebeciyi değiştirdiğini belirterek, davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davacının şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\" Davacı ile davalı şirketin diğer ortağı ve yetkilisi olan dava dışı ... kardeş olup, aralarında husumet bulunduğu dosyada bulunan; Antalya 10. Aile Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyası incelendiğinde ...'ın eşi olan ...'ın tehdit etmesi nedeni ile şikayetçi olması üzerine 6284 sayılı kanun kapsamında tedbir kararı uygulandığı, Bu şikayetine istinaden Antalya 36.Asliye Ceza Mahkemesi'nde tehdit ve hakaret suçlarından dolayı ...'ın eşi ... hakkında kamu davası açıldığı, Antalya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında ise ...'ın o dönem şirket yetkilisi olan ...'un hiçbir iş ve işlem yapmamış olması nedeni ile genel kurulun yapılamadığı gerekçesi ile açtığı davada mahkemece mali müşavir ...'nin denetim kayyumu olarak atandığı ve şirketçe yapılacak her türlü işlemin kayyum onayına tabi kılındığı ve karar gerekçesinde de davacı ...'ın ... hakkında suç duyurusunda da bulunduğu ve Antalya CBS'nin ... sayı ile soruşturmasının devam ettiğinin belirtildiği, dosyalarının incelenmesinden anlaşılmaktadır. Bu durumda iki ortaklı olan ve ortakların kardeş olduğu anonim şirkette ortaklar arasında karşılıklı güven olgusu zedelendiğinden dolayı şirketin feshinin istenmesi TTK 531. Maddesi kapsamında haklı neden teşkil etmektedir. Her ne kadar yargılama sırasında, davalı şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden temin edilen son kaydına göre  30/07/2021 tarihi itibariyle ...'ın %90 hissesinin, ... ve ...'a devrinin gerçekleştiği, ...'ın yönetim kurulu başkanı olarak atanmış olduğu görülmüş ise de; Antalya 36. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen kamu davası sırasında yargılanan dava dışı ...'ın, ... ve ...'ın şirket çalışanı olduğunu beyan etmesi ve ...'ın da tanık sıfatıyla beyanında olay olduğu gün şirkette çalıştığını beyan etmesi karşısında, pay devri yapılarak ortaklık yapısı değişmiş gibi görünse de bu beyanlar karşısında davacının yeni ortaklar ile de şirkete devam etmesinin de kendisinden beklenemeyeceği, bu ortaklığın devamında ortaklar için hukuki ve ticari bir yararın kalmadığının anlaşıldığı\" gerekçesiyle davanın kabulüne, Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... numarasında kayıtlı ... İthalat İhracat ve Sanayi A.Ş.'nin feshine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 09/03/2020 tarihinde şirketin genel kurul toplantısının yapıldığını ve şirketin yönetim kurulu başkanının ... olduğunu, genel kurul toplantısı tarihinden 1 gün önce şirketin yetkilisi olan davacı tarafça kötüniyetli olarak işbu davanın açıldığını, Şubat 2019 tarihinden beri şirketi münferiden temsile yetkilisi olan davacının, hiçbir iş ve işlemi yapmaması nedeniyle genel kurul toplantısının yapılamadığını, müvekkilinin dava yoluna başvurarak şirket genel kurulunun toplanabildiğini, ...'ın, şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu 09/03/2020 tarihinden beri büyük borçlar içerisinde savaştığını, ... tarafından, son çare olarak şirketin %90'lık kısmının ... ve ...'a satıldığını, ... ve ... tarafından şirket satın alındıktan sonra, Mardin bölgesindeki tarım sektöründe faaliyet gösteren çevresi sayesinde şirketi ayağa kaldırdıklarını, şirketi batık durumdan artı duruma geçirdiklerini, ...'un yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde şirket batık durumda iken, ...'ın yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde şirketin artıya geçtiğini, müvekkili şirketin feshedilmesi durumunda ... ve ...'ın büyük emekler vererek artıya geçirdikleri şirketin ellerinden kayıp gideceğini, büyük mağduriyetlerinin ortaya çıkacağını, mahkemece, fesih yerine davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerleri ödenip, davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözüme karar verilebilme şansı var iken, şirketin feshine karar verilmesinin ... ve ...'ın şirkete verdiği emekleri karşısında mağduriyetini ortaya çıkardığını, mahkemece alternatif çözüm yolları kullanılması gerekirken, bunların uygulanmadığını, davacının asılsız iddialarının tamamen müvekkilini zarara uğratma kastı ile yapıldığını, ticari hayatın devamlılığı ilkesi gereği, müvekkilinin daha fazla mağdur olmaması için kararın kaldırılarak, davanın reddedilmesi gerektiğini, aksi görüşte ise TTK'nın 531. maddedeki alternatif çözüm yollarının uygulanması gerektiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, haklı nedenlerle anonim şirketin feshi, olmadığı takdirde çözüm yolu olarak şirketin şubeleri bulunduğundan, ortaklığın bölünmesi yoluna  gidilmesi istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulü ile şirketin feshine karar verilmiştir.<br>6102 sayılı TTK'nın 531. maddesinde; \"Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.\" hükmü düzenlenmiş olup, haklı sebep kavramından neyin anlaşılması gerektiği  kanunda tanımlanmamıştır. Bununla beraber, anonim şirketlerde pay sahiplerinin kişisel ilişkileriyle ilgili haklı sebeplerin limited şirketlere nazaran daha dar bir kapsamda  değerlendirilmesi gerekmektedir. Şirketin feshini haklı kılan sebepler bulunması halinde şirketin yaşatılması ekonomik ve rasyonel açıdan uygun ise şirketin feshi en son çare olarak düşünülmelidir.<br>Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce takdir edilecektir. Pay sahibinin hakkını sürekli ve ciddi şekilde ihlal eden durumlar, şirketin ortak amacının gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı haller haklı sebep olarak kabul edilmelidir.<br>Anonim ortaklık, bir sermaye ortaklığı olduğundan kural olarak pay sahiplerinin kişisel özelliklerinin, ortaklığın işleyişinde rol oynamayacağı kabul edilmiştir. Bu yüzden, çok sayıda pay sahibinin bulunduğu büyük çaplı anonim ortaklıklarda kişisel sebepler tek başına haklı sebep teşkil etmez. Ancak aile şirketlerinde ve küçük ortaklıklarda kişi ortaklıklarıyla önemli benzerlik söz konusudur. Bu bakımdan somut olayın ve şirket tipinin özelliklerine göre, bir sermaye ortaklığı olan anonim ortaklıkta dahi, istinaden kişisel sebeplerin de haklı sebep sayılarak ortaklığın feshine, davacı pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verileceği kabul edilmelidir ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin, 02/06/2014 tarih, 2014/3669 Esas -  2014/10238 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/2942 Esas - 2021/1647 Karar sayılı ilamı).<br>Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ve İsviçre Federal Mahkemesi yerleşmiş içtihatlarında haklı nedenle fesih davasındaki son çare özelliğinin haklı sebebin oluşması aşamasında gözetilmesi yönündedir. Diğer bir anlatımla, son çare olma sadece haklı nedenle  fesih davasında, fesih kararının son çare olduğu anlamına gelmeyecek, haklı nedenle fesih sebebi olarak ileri sürülen hususlar azınlığa tanınan başka haklar kullanılarak ortadan kaldırılarak azınlık hakları sağlanabilecek ise ileri sürülen bu hususlar fesih için haklı sebep olmayacaktır.<br>Açıklanan ilkeler doğrultusunda somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; davalı şirketin, kardeş olan davacı ... ... ve dava dışı ...'ın ortaklığında 2017 yılında kurulduğu, davacının %10, ...'ın %90 hisseye sahip olduğu, davacının, şirketi münferiden temsile yetkili kılındığı, dava tarihinde davacı halen davalı şirketin temsilcisi olsa da, şirket genel kurul toplantısının yapılamaması sebebiyle, ...'ın dava yoluna başvurarak aldığı izin üzerine, işbu dava açıldıktan bir gün sonra 09/03/2020 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığı, bu toplantıda ...'ın şirketi münferiden temsile yetkili kılındığı, davalı şirketi temsilen ... tarafından yetkilendirilen vekil marifetiyle cevap dilekçesi sunulup davanın takip edildiği, taraf teşkilinin sağlandığı anlaşılmaktadır. <br>Davacı yanca, kardeşi olan diğer ortak ...'ın eşi tarafından taciz edildiği, azınlık pay sahibi olarak haklarının engellendiği, yetkili olmasına rağmen bilgisi olmaksızın mal alınıp satıldığı üretim yerlerinin anahtarlarının kendisine verilmediği, şirketi yönetim kabiliyetinin engellendiği, huzur hakkı ödenmediği, muhasebecinin usulsüz işlemlerde bulunduğu, kardeşinin şahsi harcamaları yüzünden şirketin borçlandığı, kardeşi tarafından kendisi aleyhine haksız davalar açılıp takipler yapıldığı hususları davalı şirketin feshine gerekçe gösterilmiştir.<br>Davalı şirket ise, şirket yetkilisinin en başından beri davacı olduğunu, davacının hiç bir iş ve işlemi yapmaması sebebiyle şirket genel kurulunun toplanmadığını, şirket genel kurulunun dava yoluna başvurulması sonucu toplanabildiğini, davacı hakkında açılan sorumluluk davasının bulunduğunu, yine hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan davacı hakkında görülmekte olan bir ceza davasının bulunduğunu, soruşturma aşamasında alınan raporda, davacının zimmetine para geçirdiğinin tespit edildiğini, diğer ortağın eşi hakkında asılsız ithamlarla açılan davalarda beraat kararı verildiğini belirtmiştir.<br>Davacının iddiasına göre; ortaklar arasında davacı ...'nin, ...'nin eşi hakkında taciz suçlamasıyla Aile Mahkemesine başvurarak uzaklaştırma kararı alması ile anlaşmazlık sürecine girildiği, davacının, ...'nin eşi hakkında tehdit ve hakaret suçlamasıyla yaptığı şikayet üzerine açılan ceza davasında Antalya 36. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı şirketin savunmasında geçen hukuk ve ceza dosyalarının ise celp edilmediği fakat cevap dilekçesi ekinde sunulan belgelere göre, davacı hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan iddianame düzenlendiği görülmektedir.<br>İlk derece mahkemesi gerekçesinde mevcut davaların bulunması sebebiyle, iki ortaklı olan ve ortakların kardeş olduğu anonim şirkette ortaklar arasında karşılıklı güven olgusu zedelendiğinden dolayı şirketin feshinin istenmesi haklı neden olarak kabul edilmiştir.<br>Yukarıda belirtildiği gibi, anonim ortaklık bir sermaye ortaklığı olduğundan, kural olarak pay sahipleri arasındaki anlaşmazlıklar ortaklığın işleyişinde rol oynamaz. Şirketin kendi içerisinde kötü yönetilmesi, faaliyetlerinin durması, çoğunluk pay sahiplerinin azınlık haklarını yoğun şekilde  engellenmesi, azınlık pay sahibinin başka bir seçeneğinin kalmaması haklı neden olarak değerlendirilir. Ancak somut olaydaki gibi küçük ve aile tipi anonim ortaklıklarda, şahıs şirketleri ile önemli benzerlik söz konusudur ve bu nedenle ortaklar arası kişisel sebepler haklı neden sayılabilir. Bununla birlikte haklı nedenlerin ortaya çıkmasında davacı ortağın kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesi de bunu gerektirmektedir (Emsal nitelikte içtihat için bknz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/03/2019 tarih ve 2017/3460 Esas - 2019/2407 Karar, 13/11/2018 tarih ve 2016/14541 Esas - 2018/6990 Karar sayılı ilamları).<br>Eldeki davada, davacının şirketi münferiden temsil etmeye yetkili olduğu, şirketin  dava tarihine kadar genel kurul toplantısını yapamadığı, davacının eniştesi hakkında açılan ceza dosyasında ise delil yetersizliğinden sanığın beraatine kararı verildiği, davalının gerek cevap gerekse istinaf dilekçesinde geçen, davacının şirketi kötü yönettiği, zimmetine para geçirdiği, hakkında açılan sorumluluk davasının kabul edildiği, ceza davasının ise devam ettiği, şirketin hali hazırda ortaklık yapısının değiştiği ve durumunun iyiye gittiği savunmaları göz önüne alındığında, her ne kadar ortaklar arası husumetin güven ortamını zedelediği anlaşılmakla birlikte, bu durum ve varsa şirketin kötü gidişatı davacının haksız eylem ve tutumları sonucu gerçekleşmişse kimse kendi eylemine dayanarak lehe sonuç elde edemeyeceğinden, Mahkemece, bu hususun tespitine yönelik olarak tarafların bildirdiği tanıkların dinlenmesi, davalının belirttiği hukuk ve ceza davalarının celp edilmesi, şirketin en başından beri mali durumu hakkında bilirkişi raporu alınması ile tüm hususlar birlikte ele alınıp, varsa şirketin bozuk mali durumu ile ortaklar arası güven ilişkisinin zedelenmesinde davacının eylemlerinin etkili olup olmadığı değerlendirilerek oluşacak sonuç dairesinde, karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz bulunmuştur. <br>Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/12/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, <br>5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"622219743f2c27a7","SID":"2d42d87995c390b8"}}