{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL<br>8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO:2024/362 <br>KARAR NO\t:2025/329<br><br>DAVA:Tanıma ve Tenfiz<br>DAVA TARİHİ:11/06/2020<br>KARAR TARİHİ:22/05/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan tanıma ve tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile;  müvekkili şirketin, yüksek kalite vinil duvar kağıtları üretimi alanında uzun yıllardır uluslararası faaliyet gösteren ABD merkezli bir şirket olduğunu, davalı şirketin, dekorasyon amaçlı duvar kağıtları, duvar kaplamaları, boya vb. ürünlerin alım, satım ve ithalatı alanlarında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, davalı şahısların ise, davalı şirketin kurucu ortakları, davalı ...'nun aynı zamanda davalı şirketin tek müdürü olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 28/08/2014 yürürlük tarihli bir münhasır distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, davalı şahısların da sözleşmeyi imzaladığını, sözleşme uyarınca davalı şirket tarafından müvekkili şirkete ürün siparişleri verildiğini, bu siparişler üzerine üretilen ürünlerin davalı şirkete teslim edildiğini, ancak bu teslimatlara istinaden düzenlenen ve davalı şirkete gönderilen faturaların, yapılan yazılı ihtarlara rağmen davalı şirket tarafından ödenmediğini, sözleşmede; sözleşmeden veya sözleşmeyle ilgili olarak ortaya çıkan herhangi bir talep veya ihtilafın, ...'nin uluslararası tahkim kuralları uyarınca tahkim yoluyla çözüme kavuşturulacağının, hakem sayısının üç olacağının, tahkimin yerinin ... olacağının, tahkimin ingilizce dilinde yürütüleceğinin ve kararın ingilizce dilinde verileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin alacağını tahsil edememesi üzerine sözleşme uyarınca 10/01/2018 tarihinde ..., Amerikan Tahkim Kurulu nezdinde, davalılara karşı tahkim başvurusunda bulunulduğunu, başvuru kapsamında davalıların usulüne uygun tahkim yargılamasına davet edildiğini ve tahkim yargılamasının da usulüne uygun olarak yapıldığını, Amerikan Tahkim Kurulu'nun ... numaralı dosyası nezdinde yürütülen tahkim yargılaması neticesinde, hakem heyetinin nihai kararını 03/01/2019 tarihinde verdiğini, hakem heyetinin sözleşmeye dayalı alacak miktarı olarak 358.367,95-USD, vekalet ücreti ve masraflar için 29.648,70-USD ve yargılama giderleri için 36.617,83-USD olmak üzere toplam 424.634,48-USD'nin davalılar tarafından müvekkili şirkete ödenmesine karar verdiğini, kararın nihai nitelikte olduğunu ve karara karşı herhangi bir itiraz veya temyiz başvuru yolu mevcut olmadığını, ayrıca duruşma davetiyesi ve nihai hakem kararının, bu yönde bir hukuki gereklilik olmamasına rağmen Lahey Sözleşmesi uyarınca davalılara tebliğ edildiğini, davalıların tüm bu tutumlarının, dava konusu hakem kararının tenfizine karar verilmesi durumunda da kararda belirtilen meblağın müvekkili şirket tarafından tahsil edilememesi riskinin gerçek ve büyük bir risk olduğunu, tüm bu nedenlerle Amerikan Tahkim Kurulu'nun ... numaralı dosyası kapsamında yürütülen tahkim yargılaması neticesinde verilen 03/01/2019 tarihli nihai hakem kararının tenfizine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalılara usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş olmasına rağmen davaya cevap vermemişlerdir.<br>Dava, davacı şirket ile davalı şirket arasında düzenlenen distribütörlük sözleşmesine istinaden, davalı şirketçe emtia bedellerinin davacı şirkete ödenmediğinden bahisle, davacı şirket tarafından Amerikan Tahkim Kurulu'na yapılan başvuru neticesinde, kurul tarafından verilen 03/01/2019 tarihli ve  ... sayılı kararının New York Sözleşmesi uyarınca tanınması ve tenfizi talebine ilişkin bulunmaktadır.<br>Mahkememizin 10/02/2022 tarih ve ... sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 30/06/2022 tarih ve 2022/684 Esas, 2022/1011 karar sayılı kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/03/2024 tarih ve 2022/5986 Esas, 2024/2257 Karar sayılı kararı ile; \"...Yabancı hakem kararları ve mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Dava, yabancı hakem kararının tenfizi istemine ilişkin olup, 5718 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre, ancak kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararları hakkında tenfiz kararı verilmesi mümkündür. Anılan Kanun'un  “Dilekçe ve İnceleme Usulü” başlığını taşıyan 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde tenfiz isteyen tarafın hakem kararının usulen kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış aslı veya usulüne göre onanmış örneğini de dilekçesine eklemesi gerektiği belirtilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, yabancı hakem kararının tenfizine karar verilebilmesi için öncelikle ilamın kesinleşmiş olması gerekmekte olup, bu husus dava şartı olması nedeniyle, Mahkemece re'sen gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Hal böyle olmakla birlikte, Mahkemece tenfizi istenen Uluslararası İhtilaf  Çözüm Merkezi Amerikan Tahkim Kurulu kurallarında verilen kararın nihai mahiyette olduğunun belirtilmiş olduğuyla yetinilerek kararın kesin olduğuna kanaat edilmiş ise de tenfizi istenen kararın Kanun'un aradı anlamda kesin olduğundan mutlak bir şekilde bahsedebilmek eldeki veriler ışığında mümkün değildir. Şu halde Mahkemece gerekirse tenfizi istenen kararın verildiği tahkim merkezi kuralları hususunda yetkinliğe sahip bir bilirkişiden rapor da alınarak, tenfizi istenen hakem kararının kesin ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış olduğu hususu şüpheye yer bırakmayacak şekilde aydınlatıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan tenfize karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir....\" gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, Mahkememizce verilen kararın bozulmasına karar verilmiş, dosyanın Mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydı yapılmış ve Mahkememizce, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/03/2024 tarih ve 2022/5986 Esas, 2024/2257 Karar sayılı bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuş, bozma ilamı doğrultusunda uzman bilirkişiden rapor temin edilmiştir.<br>Bilirkişi ... 08/04/2025 tarihli raporunda, Uluslararası Uyuşmazlık (İhtilaf) Çözüm Merkezi (ICDR) dünyanın önde gelen tahkim kurumlarından biri olan Amerikan Tahkim Derneğinin (AAA) uluslararası bölümü olduğunu, ICDR, sınır ötesi (milletlerarası) uyuşmazlıklara karışan işletmelere ve kuruluşlara küresel düzeyde uyuşmazlık çözümleri sağladığını, ICDR nezdindeki tahkim yargılaması, ICDR Uluslararası Uyuşmazlık Çözüm Prosedürleri (Usulleri) başlıklı belgenin içinde yer alan Uluslararası Tahkim Kuralları başlıklı bölüme göre yürütüldüğünü, halen ICDR Uluslararası Uyuşmazlık Çözüm Prosedürlerinin 1 Mart 2021 tarihli metninin yürürlükte olduğunu, ancak, huzurdaki tenfiz davasına konu olmuş bulunan hakem davasına ilişkin başvurunun 20/01/2018 tarihinde yapılmış ve hakemler önündeki yargılamanın da o tarihte yürürlükte olan 1 Haziran 2014 tarihli Uluslararası Uyuşmazlık Çözüm Prosedürlerine göre cereyan ettiğini, Uluslararası Uyuşmazlık Çözüm Prosedürleri başlıklı belgenin 1 Haziran 2014 tarihinde değiştirilmiş ve yürürlüğe girmiş metninin Uluslarası Tahkim Kurallarına ilişkin bölümünün 30.maddesinin “Kararın Zamanı, Şekli ve Etkisi”ne ilişkin olup \"Kararlar, hakem mahkemesi tarafından yazılı olarak verilir ve taraflar için nihai ve bağlayıcıdır. Hakem mahkemesi, duruşmadan sonra mümkün olan en kısa sürede müzakere edip kararı hazırlamak için azami çabayı gösterecektir. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, yasalarca belirtilmedikçe veya Yönetimin belirlediği durumlar haricinde, nihai karar duruşmanın bitiş tarihinden itibaren en geç 60 gün içinde verilecektir. Taraflar bu tür her kararı gecikmeksizin yerine getireceklerdir ve aksi kararlaştırılmadığı sürece, hangi mahkeme veya başka yargı mercii nezdinde olursa olsun karara karşı her türlü temyiz, yeniden inceleme veya başvuru haklarından gayrıkabili rücu olarak feragat ederler; bu feragat, geçerli bir şekilde yapılabildiği ölçüde bağlayıcıdır. Hakem heyeti, taraflarca gerekçe belirtilmesine gerek olmadığı konusunda mutabakata varılmadıkça, kararın dayandığı gerekçeleri açıklayacaktır.” hükmünü içerdiğini, taraflar arasında akdedilmiş 28/04/2014 tarihli Münhasır Distribütörlük Sözleşmesinin 18.maddesinde, “Tüm ekleri, listeleri, programları ve ilaveleri dahil işbu Sözleşme veya işbu Sözleşmeden veya işbu Sözleşmeyle ilgili olarak ortaya çıkan konular Georgia Eyaleti Kanunları ile idare edilmekte olup söz konusu Kanunlara uygun olarak yorumlanacaktır. İşbu Sözleşmeden veya işbu Sözleşmeyle ilgili olarak ortaya çıkan herhangi bir talep veya ihtilaf Uluslararası İhtilaf Çözüm Merkezinin Uluslararası Tahkim Kuralları uyarınca tahkim yoluyla çözüme kavuşturulacaktır” hükmü bulunmakta olduğunu, bu belgede atıf yapılan Uluslararası Uyuşmazlık Çözüm Merkezi Prosedürleri (Usulleri) içinde yer alan Uluslararası Tahkim Kuralları uygulanarak hakem mahkemesince verilecek kararın taraflar için nihai ve bağlayıcı olacağı, bizatihi bu kuralların yukarıda belirtilen 30.maddesinde açıkça ifade edilmiş olduğunu, somut olayda Uluslararası Uyuşmazlık Çözüm Merkezi (ICDR) Prosedürlerine uygun olarak yapılmış bir tahkim yargılamasının var olduğunu, bu yargılama çerçevesinde Hakem Heyetinin 3 Ocak 2019 tarihli nihai kararı verdiğini, bu kararın nihai olduğu (yani hakem heyeti somut uyuşmazlığı esas yönünden çözerek işten el çektiği) gibi; akdetmiş oldukları Münhasır Distribütörlük Sözleşmesinde tarafların serbest iradeleriyle atıf yaparak ihtilaf halinde uygulanmasını benimsedikleri Uluslararası Uyuşmazlık Çözüm Merkezi (ICDR) Prosedürlerinde yer alan Uluslararası Tahkim Kurallarında açıkça belirtildiği üzere Hakem Mahkemesi kararının tarafları bağlayıcı olduğunu ve bu düzenleme uyarınca bir başka üst dereceli hakem mahkemesinde ya da verildiği Georgia Eyaleti Devlet yargısında yeniden ele alınıp incelenmesinin mümkün olmadığını, bu şartlar altında dava konusu olayda dosyanın halihazır durumu itibariyle New York Sözleşmesinin V/1-e maddesindeki bağlayıcılık şartının yerine geldiği kanaatine varılmış olduğunu belirtmiştir. <br>Mahkememizce Amerikan Tahkim Kurulu'nun 03/01/2019 tarihli ve ... sayılı kararı, taraflar arasında düzenlenen 28/08/2014 yürürlük tarihli münhasır distribütörlük sözleşmesi, ürün ve fiyat listesi, Amerikan Tahkim Kurulu tarafından yapılan e posta, posta ve diğer tüm bildirim ve tebliğ mazbataları, Lahey Sözleşmesi uyarınca yapılan tebligatlara ilişkin tüm evraklar, ilgili ihtarnameler ve taraflar arasındaki yazışmalar, Yargıtay bozma ilamı, bilirkişi ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporu dosyamız arasına alınarak hep birlikte incelenmiştir.<br>  Yabancı olarak nitelendirilen mahkeme kararları ile hakem kararları ancak tanıma veya tenfiz edilebilme koşulu ile ülkemizde sonuç doğurabilir. Tanıma; icra kabiliyetinden ayrı olarak, yabancı mahkeme kararı ya da hakem kararının tanıma işleminin yapıldığı devlet tarafından kabul edilmesi anlamına gelmekte, tenfiz; yabancı mahkeme kararının ya da hakem kararının tenfiz işleminin gerçekleştiği ülkede icra kabiliyeti kazanmasını ifade etmektedir.<br>   Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilen ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların ve hakem kararlarının Türkiye'de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesi şartına bağlıdır (5718 sayılı MÖHUK m 50, mülga 2675 sayılı Kanun 34/1.m).Yine bu ön şart yanında 5718 sayılı Kanun 54. maddesinde(mülga 2675 sayılı Kanun'un 38.m) tenfizin şartları da sayılmış bulunmaktadır. Buna göre; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devletten Türk Mahkemeleri'nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması ve Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk Kanunlar İhtilafı kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olması tenfiz kararı verilebilmesinin şartlarını oluşturmaktadır.<br>Tanıma ve tenfiz istemine konu kararın verildiği ülke olan Amerika Birleşik Devletleri ile ülkemiz arasında da fiili karşılıklılık bulunduğu, Adalet Bakanlığı, Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, Hukuk Mütalâa ve Görüş Bürosu'nun 30/06/2020 tarihli yazısından anlaşılmaktadır.<br> Yine ülkemiz 10/06/1958 tarihli ve Yabancı Hakem Kararların Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesine taraf olup, buna göre yabancı hakem kararının tenfizi de bu sözleşme şartlarına göre değerlendirilecektir. New York Sözleşmesinde tenfiz şartları, geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunması, davalının savunma hakkına riayet edilmek suretiyle karar verilmiş olması, hakemlerin yetkileri içinde karar vermiş olması, Hakem Mahkemesinin oluşumu ve tahkim prosedürünün taraflar arasındaki anlaşmaya uygun ve anlaşmada hüküm yok ise tahkim prosedürünün cereyan ettiği ülke hukukuna uygun olması, kararın taraflar için bağlayıcı olması ya da verildiği ülke hukukuna ya da tahkimin tabi olduğu ülke hukukuna göre iptal edilmemiş yahut icrası askıya alınmamış olması, kararın tenfiz devleti hukukuna göre tahkim yoluyla çözümü mümkün bir uyuşmazlığa ilişkin bulunması ve son olarak kararın tenfiz devleti hukukunun kamu düzenine aykırı olmaması şeklinde ifade edilmiştir. Tenfiz incelemesinde hakem kararının esastan değerlendirilmesi söz konusu olmayıp sadece belirtilen tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmek durumundadır. <br>Bu kapsamda yapılan değerlendirmeye göre; tenfiz istemine konu 03/01/2019 tarihli hakem kararında, davacının tenfiz talep eden şirket, davalıların dosyamız davalıları olduğu, ...'den oluşan hakem heyeti tarafından karar verildiği, taraflar arasında düzenlenen 30/01/2015 tarihinde tadil edilen 28/08/2014 tarihli \"Münhasır Distribütörlük Sözleşmesi\"nin 18. maddesi ile, sözleşmeden veya sözleşmeyle ilgili olarak ortaya çıkan herhangi bir talep veya ihtilafın, ...'nin uluslararası tahkim kuralları uyarınca tahkim yoluyla çözüme kavuşturulacağının, hakem sayısının üç olacağının, tahkimin yerinin ... olacağının, tahkimin İngilizce dilinde yürütüleceğinin ve kararın İngilizce dilinde verileceğinin kararlaştırıldığı, tahkim yargılaması sırasında taraflara usulüne uygun olarak tüm tebligatların yapıldığı, savunma hakkını kısıtlayacak herhangi bir durumun söz konusu olmadığı, kararın taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, tahkim yargılamasında, tarafların sözleşme ile kararlaştırılmış olan usulüne uygun olarak yargılama yapıldığı, tahkime konu ticari ilişki dikkate alındığında verilen kararın ülkemiz hukukuna göre tahkim yoluyla çözümü mümkün bir uyuşmazlığa ilişkin bulunduğu, kararın ülkemiz hukukunun kamu düzenine aykırı olmadığı gibi, ülkemiz mahkemelerinden verilen ve kesinleşen hususlara aykırı olması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, ... Uluslararası Tahkim Kuralları'nın 30. maddesi gereğince tahkim kararının kesin nitelikte olduğu, karara karşı herhangi bir itiraz veya temyiz yolunun mevcut olmadığı, bilirkişi ... tarafından düzenlenen 08/04/2025 tarihli raporda da benzer tespitlerde bulunulduğu, davalılarca da tahkim kararının tenfizinin mümkün olmadığına ilişkin herhangi bir itiraz veya savunmada bulunulmadığı gözönünde bulundurularak, davacı tarafça açılan davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı tarafça davalılar hakkında açılan davanın KABULÜNE, ... Kurulu'nun 03/01/2019 tarih ve ... sayılı kararının TANINMASINA ve TENFİZİNE,<br>2-Alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 561,00-TL harcın, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40-TL harcın, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>3-Davacı tarafından yapılan 54,40-TL başvurma harcı, 7.500,00-TL bilirkişi ücreti ve 1.299,5‬0-TL müzekkere ve davetiye posta masrafı olmak üzere toplam 8.853,9‬0-TL yargılama giderinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,<br>4-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00-TL vekâlet ücretinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, <br>5-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince, davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası yatıran tarafa iadesine,<br>Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.22/05/2025<br><br>Başkan ...<br>¸ <br>Üye ...<br>¸ <br>Üye ...<br> ¸<br>Katip ...<br>¸ <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a48e0d3ed1c922dc","SID":"e3d1e05844c672db"}}