{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS  NO\t: 2025/1005 <br>KARAR NO: 2025/1136<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/03/2025<br>ESAS NO: 2024/850<br>KARAR NO: 2025/273<br>DAVANIN KONUSU: Tapu iptali ve tescil, Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:29/05/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM <br>TARİHİ:11/06/2025<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/03/2025 tarih ve 2024/850 Esas 2025/273 Karar sayılı ilamına karşı ,davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Müvekkilinin eşi ...'in davalı şirkete olan borcundan dolayı hakkında icra takibi başlatıldığını, ... bu dosyaya ödeme taahhüdünde bulunduğunu, ancak borcunu ödeyemediği için hakkında taahhüdü ihlalden ceza aldığını ve cezası kesinleşerek hapse girdiğini, müvekkilinin eşini hapisten kurtarmak adına davalı şirket sahibi ... ile görüşmüş olduğunu, ödeme konusunda yardımcı olmasını istemiş olduğunu, müvekkilinin  eşi ... 68.000 TL'lik borçtan dolayı hapse girdiğini, müvekkilinin bu borcun ödenmesi için tescili ... üzerinde bulunan ... Model ...marka aracın devrini ... üzerine verdiğini, ... bu aracı değeri daha fazla olmasına rağmen  40.000-TL saydığını, müvekkiline eşinin borcu, avukat ücreti, mahkeme masrafı vs. 325.300 TL borç çıkarıldığını 01.10.2018 Tanzim 15.10.2018 Vade Tarihli 325.300 TL'lik senet doldurularak önüne konulmuş ve  senedi imzalamadığında eşini hapisten çıkarmayacakları beyan edildiğini, müvekkilinin çaresi olmadığı için senedi imzalamak zorunda kaldığını, müvekkilinin eşinin hapisten çıktıktan sonra borçlarını ödeyemediğini, icra tehdidi nedeniyle müvekkilinin evini ...'nin kardeşi ve davalı şirketin diğer sahibi ...'nin üzerine 2019 Yılı Mayıs ayında devretmek mecburiyetinde kaldığını, bütün bunlara rağmen davalıların icra dosyasını dahi kapatmayarak ve senedini alması için tahliye taahhüdü vermesi gerektiğini söyleyerek  müvekkil üzerinde baskı yapıldığını, müvekkilinden alınan bu senet hile ve korkutma ile müvekkilinden alındığını, müvekkilinin ticaretle uğraşmadığı için davalı şirketin, şirketin sahipleri ... ve ...'nin bu şekilde bir alacağının olması mümkün olmadığını, şirket kayıtları incelendiğinde bu husus açıkça görüleceğini, dava konusu olay ile alakalı olarak müvekkilinin savcılık nezdinde de şikayette bulunduğunu, Kayseri CBS 2019/61473 Nolu dosya üzerinden soruşturma devam ettiğini, aynı şekilde diğer davalı ...’nin de müvekkilinden herhangi bir alacağı bulunmadığını, evin devri ile alakalı hiçbir şekilde ödeme de yapmadığını, müvekkilin iradesi devre dışı bırakılarak yapıldığını belirterek, öncelikle müvekkili tarafından davalı ...'ye devredilen Kayseri İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel ... Kat ... Bağımsız Bölüm Nolu  taşınmaz üzerine tensiple birlikte teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas ( Eski Esas Kayseri 6. İcra Müd. ... ) Sayılı dosyası ve bu dosyanın dayanağı olan bonodan dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, Kayseri İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada... Parsel ... Kat ... Bağımsız Bölüm Nolu taşınmazın tapu kaydının iptaline ve taşınmazın müvekkil adına tesciline, %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALI VEKİLİ'NİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE; <br>Davacı... davacı şirket ile ticaret yapan ...'in eski eşi olduğunu, dava dışı ... ile müvekkili şirkete borcundan dolayı taahhütte bulunduğunu, davacı ... eski eşinin tüm borçlarına karşılık davalı müvekkil şirkete bono seneti verdiğini, bu bono senedine karşılık Kayseri 6. İcra Müdürlüğünün... esas (Yeni Esas Kayseri Genel İcra Dairesi ... esas) sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacının 02.11.2018 tarihli dilekçesi ile borcu kabul etmiş ve herhangi bir itirazın olmadığını beyan ettiğini,  davacı tarafın beyan ve iddialarını kabul etmediklerini, bono senedinde kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa ait olduğunu, davacı borçlu olmadığını yazılı olarak ispat etmek zorunda olduğunu, davacı taraf Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/61473 Soruşturma numaralı dosyası ile şikayette bulunduğunu, işbu şikayet dilekçesinde davacının hiçbir şekilde bu senedin hata, hile ve korkutma ile alındığından bahsetmediğini, şikayet dilekçesinde senede imza attığını, borcunu ödeyemeyince tarafına 8 ay müsaade verildiğini bu zaman geçtikten sonra da borcu hale ödeyemediğini, bu nedenle evinin tapusunu davalı ...'ye devrettiğini ancak hala senedinin geri verilmediği iddiası ile şikayetçi olduğunu, davacı davalılardan ...'ye evi tapuda devretmesinden sonra İcra dosyasına dosyanın haricen tahsili nedeni ile kapatılmasını ve tüm hacizlerin kaldırılması talep edildiğini, davacının tamamen kendi rızası ve iradesi ile evin tapusunu davalıya devrettiğini, davacı tarafın tapu iptal talebini kabul etmediklerini, davalı müvekkil şirket yetkilisi davacıdan zorla hile ile senet aldığını davacı taraf ispat etmek zorunda olduğunu, öncelikle menfi tespit ve tapu iptali taleplerinin tefrikine, haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddine, asıl alacağın %20'sinde az olmamak üzere davacı aleyhine icra inkar tazminatının hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk  derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda \"...Somut olayda; davacı, eşinin davalı şirkete olan borcu nedeniyle hapiste olduğu süreçte, davalı şirket yetkilisi ... ile görüştüğünü eşinin 68.000-TL borç için hapse girdiğini, borcun ödenmesi için ...'e ait aracın 40.000-TL karşılığında ...'ye devredildiğini, ...'nin davacının çaresizliğinden yararlanarak 01.10.2018 tanzim tarihli, 15.10.2018 vade tarihli 325.300-TL senet imzalattığını, davacının eşini hapisten çıkarmak için eşinin bu kadar borcu olmamasına rağmen senedi imzalamak zorunda kaldığını, davalı şirket yetkilisi ...'in hile, korkutma ile davacının müzayaka halinden yararlandığını, senedin ödenememesi nedeniyle evinin icra ile satılacağı korkusuyla evini şirketin diğer sahibi olan davalı ...'ye devrettiğini, buna rağmen icra dosyasını kapatılmadığını, şikayeti üzerine ... ve ... hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/61473 esas sayılı dosyasında soruşturma yürütüldüğünü belirterek Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı ( eski Kayseri 6. İcra Dairesinin...)dosyasında borçlu olmadığının tespiti ve Kayseri ili, ...İlçesi, ... Mah, ... ada ... parsel ... kat ... nolu bağımsız bölüm nolu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalılar cevap dilekçesinde davacının eşinin tüm borçlarına yönelik  01.10.2018 tanzim tarihli, 15.10.2018 vade tarihli 325.300-TL senedi verdiğini, senedin Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında takibe konulduğunu, davacının takip dosyasında 02/11/2018 tarihli dilekçesi ile borcu kabul etmiş olduğunu, senedin hile, korkutma ile alınmadığını, soruşturma dosyasında da davacının bu yönde bir iddiasının bulunmadığını, tapunun devrinden sonra tarafınca icra dosyasına alacağın haricen tahsil edilmesi nedeniyle icra dosyasının kapatılmasının istenildiğini ancak davacının senedi icra dosyasından almak yerine eldeki davayı açtığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir. Menfi tespit davalarında genel ispat yükü alacaklı konumunda olan davalı tarafta bulunmaktadır. Ancak menfi tespit davasının kambiyo senedinden kaynaklanmış olması durumunda, ispat yükü yer değiştirerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11/04/2018 tarihli 2017/19-819 esas 2018/771 karar sayılı içtihadında da açıkça belirtildiği üzere menfi tespit davacısının üzerindedir. Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır. Bonoda bulunması zorunlu olan şekil şartları 6102 sayılı TTK’nun 776. maddesinde sayılmıştır. Bu unsurların yanı sıra, yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlar da bulunmaktadır. Öncelikle davacının senedin tanzim tarihinde fiil ehliyeti bulunmadığına ilişkin iddiası yönünden Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi'nden ...hakkında  01.10.2018 tarihinde fiil ehliyetine sahip olup olmadığı hususunda rapor tanzim edilmesi istenilmiş olup, İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi'nin ... tarihli raporunda; ...'nın işlem tarihi olan 01.10.2018 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu bildirilmiş olup davacının aksi yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir. Yine davacı taraf eşinin hapiste bulunması nedeniyle davalı şirket yetkilisi ...'in hile, korkutma ile davacının müzayaka halinden yararlanarak senedi imzalattırdığını ileri sürmüş ise de bu iddiasını dosya kapsamı ile ispatlayamadığı açıktır. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/61473 sor. Sayılı dosyasında açılan davanın Kayseri 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/473 esas sayılı dosyasında yürütüldüğü, ... hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan kovuşturma yapıldğı,...'nın (boşanmadan önceki soyismi ...) taşınmazı ...'nin kardeşine devretmesinden sonra  bir kısım borç kalmış olsa dahi senedin tamamı yönünden takibe devam edilmesi nedeniyle sanık hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan 5 ay hapis cezası verildiği, karara karşı sanık tarafından istinaf yoluna başvurulduğu  Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin  18/04/2022 tarih 2022/227 Esas 2022/558 Karar sayılı ilamı ile kararın bozulmasına karar verildiği, Kayseri 14. Asliye Ceza Mahkemis nin 2022/429 esasa kaydedilen dosyada altı aylık şikayet süresi geçtiğinden sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verildiği, kararın Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin  13/11/2023 tarih 2023/812 Esas 2023/1697 Karar sayılı ilamı ile kesin olmak üzere istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmektedir. <br>Eldeki davada davalı taraf cevap dilekçesinde davaya konu 01.10.2018 tanzim tarihli, 15.10.2018 vade tarihli 325.300-TL senedin davacının eski eşi ...'in davalı şirkete olan borcu nedeniyle düzenlendiği kabul edilmiş olup, bu durumda davalı tarafça senedin sebebinin açıklandığı ve ispat külfetinin davalı tarafa geçtiği açıktır. Ancak  Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında davacının <br>Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında  02/11/2018 tarihli dilekçesi ile borcu kabul ettiğini bildirdiği görülmektedir. Davacının açıkca borcu kabul ettiğini bildirmesi ile davalı taraf senede konu alacağı olan 325.000-TL alacağının varlığını ispatlamış bulunmaktadır. Her ne kadar davalı şirketin ticari defterlerinde  01.10.2018 tanzim tarihli, 15.10.2018 vade tarihli 325.300-TL senet kayıtlı değil ise de kambiyo senetlerinin deftere kayıt zorunluluğunun olmadığı açıktır. Nitekim Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2015/8407 E. 2016/12396 K. sayılı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2016/17145 E. 2018/1865 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere kambiyo senetlerinin ticari defterlere kaydedilme zorunluluğu bulunmamaktadır. Davacı taraf Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası kapsamında borcu olmadığını, borca yönelik olarak  Kayseri ili, ... İlçesi, ... Mah, ...ada ... parsel ... kat ... nolu bağımsız bölüm nolu taşınmazın davalı şirket yetkilisi ...'nin kardeşi ...'ye devrettiğini ileri sürmüş olup davalı taraf davacının evinin devrini borca mahsuben yapıldığını kabul etmektedir. Melikgazi Tapu Müdürlüğünden Kayseri ili, ... İlçesi, ... Mah, ... ada ... parsel ... kat ... nolu bağımsız bölüm nolu taşınmazın tapu kaydı ve resmi senet celp edilmiş olup taşınmazın 17/05/2019 tarihinde ... tarafından 120.000-TL bedelle ...'ye devredildiği, devirden sonra  alacaklı şirket vekilinin Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı ( eski Kayseri 6. İcra Dairesinin...) dosyasında 01/07/2019 tarihli dilekçesi ile dosya borcunun haricen kapandığını, dosyanın işlemden kaldırılmasını ve hacizlerin kaldırılmasının talep edildiği ancak icra müdürlüğünün 29/05/2019 tarihli kararı ile tahsil harcı yatırılmasından sonra hacizlerin kaldırılacağına karar verildiği tetkik edilmiştir. Bu şekilde alacaklı vekilinin 01/07/2019 tarihli dilekçesi ile senede konu alacağın tahsil edildiğini beyan etmesi neticesinde borcun sona erdiği hususu da açıklığa kavuşmuştur. Hemen burada belirtmek gerekir ki davacı taraf eski eşinin hapse girmesine sebep olan Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasındaki borcun kapanması için ...'e ait ... plakalı aracın 01/11/2018 tarihinde  40.000-TL karşılığında ...'ye devredildiği ileri sürülmüş ise de davalı şirket vekilinin yukarıda açıklandığı üzere  01/07/2019 tarihli dilekçesi ile senede konu alacağın tahsil edildiğini beyan etmesi nedeniyle davacı tarafın ödeme savunması zaten ispatlanmıştır. Davacı vekili 12/10/2020 tarihli delil listesinde bildirmiş olduğu tanığını \"davacının eski eşi ...'in borcuna karşılık ... Plakalı aracın davalı şirket yetkilisi ... üzerine devredildiğine dair iddialarına ilişkin\" dinleteceğini bildirmiş olup bu hususun tanıkla ispata konu olamayacağı kaldı ki yukarıda açıklandığı üzere davacının icra dosyasına sunduğu dilekçesi ile açıkca borcu kabul ettiği, davalı/ alacaklı tarafça da borcun haricen ödendiğini bildirildiğinden vaka ispata muhtaç değilir. Bu itibarla davacının borca karşılık evini devrettiği gözetilerek tapu iptal ve tescil talebinin yerinde olmadığı gözetilerek davacının bu talebinin reddine karar verilmiştir. Menfi tespit talebi yönünden ise; yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının icra dosyasına sunduğu 02/11/2018 tarihli dilekçesi ile borcu kabul ettiğini bildirdiği, davalılar aleyhine yürütülmekte olen soruşturma/kovuşturma bulunmadığı, davacının açıkca borcunu kabul ettikten sonra senedin bedelsizliğini ileri sürmesinin yerinde görülmediği, senede konu borca yönelik taşınmaz devrinin 120.000-TL bedelle gerçekleştiği, yine davalı ...'ye devredilen ... plakalı aracında 40.000-TL karşılığında devredildiği, bu kapsamda senet bedelinin 325.300,00-TL olduğu gözetildiğinde senet bedelinin altında ödeme bulunduğu, bu nedenle davacının tapu iptal ve tescil talebinin haklı görülmediği, alacaklı vekilinin 01/07/2019 tarihli dilekçesi ile senede konu alacağın tahsil edildiğini icra dosyasına bildirdiği ancak tahsil harcının yatırılmaması nedeniyle hacizlerin kaldırılmadığı görülmektedir. Mahkememizin 11/06/2024 tarihli kararı ile davacının menfi tespit davası yönünden hukuki yararı olmadığı kanaatine varılarak menfi tespit talebinin hukuki yarar bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmiş ise de istinaf incelemesi neticesinde davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğu belirtilmiştir. Menfi tespit davası yönünden dosya kapsamı ve özellikle davacının icra dosyasındaki takibe konu borcu kabul ettiğine dair açık beyanı dikkate alınarak davacının senedin bedelsizliğine ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığından davacı yana yemin hakkı hatırlatılmış ise de davacı vekili 10/02/2025 tarihli dilekçesi ile yemine dayanmayacağını bildirdiğinden ispatlanamayan menfi tespit davasının reddine karar verilmiştir. DAVANIN REDDİ ile 1-Davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine, 2-Davacının menfi tespit talebinin reddine, 3-Şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına...\" dair karar verilmiştir. <br>İş bu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; yerel mahkeme kararında her ne kadar senedin  düzenlenme sebebinin ikrar edilmesi ile ispat yükü davalı tarafa geçmiş ise de müvekkilinin icra dosyasına sunulan 02/11/2018 tarihli dilekçe ile açıkça borcu kabul ettiğini, bu şekilde davalı tarafın senede konu alacağın ispatlandığını, ... plakalı aracın borca karşılık davalı şirket yetkilisinin ... devredildiğine dair iddianın tanıkla ispata konu olmayacağını, müvekkilinin icra dosyasına sunduğu dilekçesi ile açıkça borcu kabul ettiğini davalı tarafça da borcun haricen ödendiğini bildirdiğini bu nedenle vakanın ispata muhtaç olmadığından bahisle tapu iptali ve tescil taleplerinin reddedildiğini, eldeki davada dava konusu senedin hem hükümsüzlüğü hem de bedelsizliği durumunun söz konusu olduğunu, davada dayandıkları bir diğer sebebin ise bononun bedelsiz olduğu hususu olduğunu, mahkemenin eldeki kararına karşı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretleri bakımından da itiraz ettiklerini, ilk derece yargılama aşamasında müvekkilinin mağduriyeti hakkında ayrıntılı açıklamalar yapıldığını, dosya kapsamında yapılan işlemlere alınan bilirkişi raporlarına karşı gerekli itiraz ve taleplerinin sunulduğunu, araştırılmasını istedikleri hususların belirtildiğini ancak yerel mahkemece tüm bu beyan itiraz ve taleplerinin göz ardı edildiğini, delilerinin tam olarak toplanmadığını, mahkemece yeteri kadar araştırma yapılmadığını, BAM kaldırma kararında belirtilen şekilde hiçbir işlem tesis edilmediğini, neticede eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, eksikliklerin tamamlanmasını, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>HMK'nın 355. maddesine göre \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Dava, tapu iptali ve tescil ile menfi tespit taleplerine ilişkindir.<br>Dosya kapsamında toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, ilk derece mahkemesince ATK'dan alınan raporda işlem tarihinde davacın her hangi bir akli arıza içinde olduğuna delalet edecek tıbbi bir belge ve bulguya rastlanılmadığı yönünde tıbbi kanaate varılmış olmasına, dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda yapılan tespit ve değerlendirmelerin dosya içeriğine uygun olmasına, somut olayda davacı tarafça müzayaka altında iken ya da hile ve korkutma ile senet verildiği hususunun/ iddiasının somut, kesin ve yeterli delillerle ispatlanamamasına, ilk derece mahkemenin somut olaya yönelik kanıtları takdirinde ve hukuki ilişkiyi nitelendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, istinaf edilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere göre davacı vekilinin yukarıda yazılı ve aşağıda belirtilen husus dışında kalan istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Ancak, somut uyuşmazlıkta mahkemece, Dairemizce kaldırılan ilk kararın sadece davacı tarafça istinaf edildiği davalı tarafça istinaf edilmediği için davacı   açısından ilk kararda aleyhine verilen vekalet ücretlerinin miktarı yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilmek suretiyle aynı miktarlara karar verilmesi gerekirken aksi değerlendirme ile yazılı şekilde son karar tarihine göre hesaplanan fazla miktarda vekalet ücretine karar verilmesi isabetli olmamış, usule aykırı görülmüştür.<br>Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının belirtilen yönden kaldırılarak HMK'nın 353/1-b,2 maddesi uyarınca düzeltilmek suretiyle yeniden  aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin 2023/182 esas-2024/203 karar sayılı,04/12/2024 tarihli ve Resmi Gazetenin ... tarihli ... sayılı sayısında yayımlanan kararıyla, 6100 sayılı HMK na 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı kanunun 44. Md ile eklenen ek 1. Maddesinin (2) numaralı fıkrasında yeralan \"...341 inci ve 362 inci...\"  ibaresi ile \"....362 inci...\" ibaresinden sonra gelen \"...ve...\" kelimelerinin Anayasa aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmiş olması, Danıştay 12. Dairesinin emsal 2021/6033 esas-2021/5638 karar sayılı içtihadı ve yerleşmiş istikrarlı  içtihatları ile Anayasanın 153. Maddesinde yer alan Anayasa mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm birlikte gözetildiğinde ; Her ne kadar işbu iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmişse de, Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin Anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edecek olması nedeniyle, dairemizce verilen işbu istinaf karar ilamı yönünden dava tarihindeki kesinlik/temyiz sınırı dikkate alınmış ve bu sebeple de Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>HMK'nın 353/1-b,2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden karar verilmek üzere KAYSERİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN istinafa konu edilen 18/03/2025 tarih ve 2024/850 E. - 2025/273K. sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>Düzeltilerek yeniden bir karar verilmesine,buna göre;<br>\"DAVANIN REDDİ ile<br>1-Davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine,<br>2-Davacının menfi tespit talebinin  reddine,<br>3-Şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,<br>4-Reddine karar verilen Tapu iptali ve tescil talebi yönünden alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının dava başında davacı tarafından yatırılan 5.555,32-TL peşin harçtan mahsubuna, <br>5- Reddine karar verilen menfi tespit talebi yönünden alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının dava başında davacı tarafından yatırılan ve mahsuptan geriye kalan 4.939,92-TL'den mahsubu ile artan 4.324,52-TL ile 80,23-TL ve 3.842,44-TL tamamlama harcı toplamı olan 8.247,19-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talebi halinde yatıran davacıya iadesine, <br>6-Davacı tarafından yapılan yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>7- Tapu iptali tescil davası yönünden; davalı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden bu davalı lehine A.A.Ü.T. 13/1. Maddesi uyarınca 35.750,00-TL vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacıdan alınarak işbu davalıya verilmesine,<br>8- Menfi tespit davası yönünden; davalı ... Limited Şirketi kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden bu davalı lehine 17.900,00-TL vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacıdan alınarak, işbu davalıya verilmesine, <br>9-Davalı tarafça yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,<br>10-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>11- HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine,''<br>2-Davacı tarafın istinaf aşamasında yatırmış olduğu 615,40 TL istinaf karar harcının  talep halinde davacıya iadesine, <br>3-Davacı tarafın istinaf aşamasında yapmış olduğu posta gideri 675,00 TL'nin ve 1.683,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere,  oybirliği ile karar verildi. 29/05/2025<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a45aef36b8d87154","SID":"2f818af428100feb"}}