{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/1604 Esas  - 2025/537 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1604 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/537<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>TARİHİ\t\t:10/11/2021<br>NUMARASI\t: 2020/576 Esas  2021/953 Karar<br><br><br>DAVA\t: Alacak <br>DAVA TARİHİ\t: 17/09/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 14/05/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 14/05/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki alacak istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin, eşi ... ve ... Gıda Mad. İnş. Tur. Tic. ve San. Ltd. Şti'nin davalı bankadan kullandığı ticari kredilere kefil olduğunu, kredilerin teminatı olarak müvekkilinin 1/2 ve eşinin 1/2 hisse ile maliki oldukları taşınmazın ve ...'a ait taşınmazın davalı banka lehine ipotek verildiğini, davalı bankaya 11/05/2018 tarihli ihtarname ile müvekkilinin kefillikten istifa ettiğinin, ihtarname tarihinden sonra kullandırılacak kredilere kefaletini kabul etmediğinin bildirdiğini, banka tarafından müvekkiline gönderilen ihtarname ile kefaletten dolayı sorumluluğunun devam ettiğinin bildirildiğini, 22/05/2020 tarihinde 945.000,00-TL müvekkili tarafından ve 945.000,00-TL ... tarafından ödenerek bankanın riskinin kapandığını, müvekkilinin yatırdığı 945.000,00-TL banka alacağının tüm teminatları ile birlikte müvekkiline temlik edilmesini talep ettiklerini, ancak banka tarafından dayanaksız sebeplerle taleplerinin kabul edilmeyip oyalanarak ipoteğin 2019 yılında müvekkilinin muvafakatı alınmadan fek edildiğini, bu durumda TBK'nun 592. maddesine göre bankanın, müvekkili tarafından ödenen miktarı müvekkiline geri vermesi gerektiğini, bankanın ağır kusurlu davrandığını iddia ederek müvekkilinin ödediği 945.000,00-TL'nin ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili  cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süresinde açılmadığını, taleplerin zamanaşıma uğradığını, müvekkili banka tarafından ... Gıda Ltd. Şti.'ye kullandırılan kredi de davacının kefaleti bulunmadığını, 22/05/2020 tarihinde 1.890.000,00-TL olarak ödenen kapama tutarının tamamının ... Gıda Ltd. Şti.'ye kullandırılan krediye ilişkin olduğunu, ödemenin ... tarafından yapıldığını, davacının, müvekkili bankadan talepte bulunmasının mümkün olmadığını, müvekkili banka tarafından kullandırılan kredi de davacının sıfatının borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki olduğunu, davacının 30/05/2019 tarihinde kullandırılan krediye kefil olmadığını, kefil olarak sadece ...'ın bulunduğunu, TBK 592 maddesine göre yasa gereği temlik talep hakkının sadece kefil sıfatıyla kredi borcunu ödeyen kefile verildiğini, davacının kefil olmadığını, borçtan şahsen sorumluluğu bulunmadığını, ipotek veren sıfatıyla temlik hakkı bulunmadığını, 22/05/2020 tarihinde davacı tarafından ödenen bir tutar bulunmadığını, ödemeyi yapan ... tarafından dekonta kendi isminin yazılmasının talep edildiğini, bankaca kabul edilmediğini, davacının ısrarı üzerine banka personelince de ipotekli taşınmazın 1/2'sinin de davacı adına kayıtlı olduğu ve kredinin de kapanması nedeniyle bir sakınca olmadığı düşünülerek 945.000,00-TL'nin ... ... tarafından ödendiğinin yazıldığını, banka kayıtları incelendiği bu ödemenin ... tarafından yapıldığının anlaşılacağını, kabul anlamına gelmemekle davacı tarafından ödeme yapıldığı düşünülse dahi, kefil sıfatıyla bir ödeme yapılmadığını, davacının kredi borçlusundan ödediği tutarı talep edebileceğini, müvekkili bankadan talepte bulunamayacağını, kefil sıfatının olmaması nedeniyle şahsi sorumluluğu olmayan ipotek veren olması nedeniyle iş bu davanın haksız ve mesnetsiz olarak ikame edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; her ne kadar davacı ..., dava dışı şirketin ortağı ve yetkilisi olduğu dönemde 24/03/2016 tarihli ve 300.000,00 TL limitli kredi borcundan müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu ise de, davalı banka ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında 22/08/2017 ve 30/05/2019 tarihlerinde imzalanan genel kredi sözleşmelerinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzasının bulunmadığı, dava dışı şirketteki ortaklık ve yöneticiliğinin sona ermesinden sonra şirkete kullandırılan bu krediler için 1/2 hissedarı olduğu taşınmazı banka lehine ipotek tesis ettirdiği, dava dışı şirkete en son 30/05/2019 tarihinde 1.550.000,00 TL miktarlı taksitli ticari kredi kullandırılarak bu kredi ile şirketin bankaya olan diğer borçlarının kapatıldığı, bu tarih itibariyle bu krediden başka bankaya borcu kalmadığı, ancak davacının 1/2 hissedarı olduğu taşınmazdaki ipotek sorumluluğunun devam ettiği, davacı tarafından hissedarı olduğu taşınmazın 21/05/2020 tarihinde dava dışı 3. kişiye satışı sonucu 22/05/2020 tarihinde bankaya dava dışı şirketin borcundan kaynaklı toplam 1.890.000,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödemenin 945.000,00 TL'sinin davacı tarafından yapıldığı, 30/05/2019 tarihinde kullandırılan kredi ile şirketin bankaya olan önceki borçlarının kapatılması, bu tarih itibariyle davacının kefil olarak sorumluluğunun kalmaması ancak, hissedarı olduğu taşınmaz üzerindeki ipotekten kaynaklı sorumluluğunun devam etmesi nedeniyle,  4721 sayılı TMK 884. maddesi uyarınca davacının borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki olduğu, bu nedenle 6098 Sayılı TBK 592. maddesi kapsamında davalı bankadan kefil sıfatıyla temlik talep hakkı bulunmadığı, davacının sadece borçluya rücu edebileceği, aksinin kabulü halinde ise, davacı ...'nın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla 24/03/2016 tarihli genel kredi sözleşmesini imzaladığı tarih itibariyle krediyi kullanan dava dışı ... Ltd. Şti.'nin ortağı ve yetkilisi olduğu, şirketteki ortaklığını  şirketin diğer ortağı ve aynı zamanda kefil olan eşi ...'e devretmesi, bu devirden sonra şirket lehine kullandırılan kredilerin teminatı omarak hissedarı olduğu taşınmaz üzerinde ipotek tesis ettirerek ipotek borçlusu konumuna gelmesi ve ipotekli taşınmazın satışından sonra şirketin kredi borcunu ödemesi ve sonrasında ödediği bedeli kefaletten kaynaklı olarak ödediğini iddia ederek davalı bankadan talep etmesinin de, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçeleriyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda davacının TBK'nun 592.maddesinde belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmediğinin belirtildiğini, davalı bankaca 28/05/2018 tarihli ihtarname ile davacının kefaletinden kaynaklanan borcu olduğu belirtilerek davacının yanıltıldığını, davalının iyi niyetli olmadığını, davalının kredinin teminatında bulunan ipotekleri davacının muvafakati olmadan fek ettiğini  bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; davalı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin kefili olan ve aynı zamanda maliki olduğu taşınmazı davalı banka lehine ipotek ettiren davacının kredi borcunu ödemesine rağmen bankanın kredi borcu için alınan teminatların elden çıkarılması nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tTaraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri, ipotek akit tablosu, tapu kayıtları, ticaret sicil kayıtları, ödeme dekontları, ihtarnameler , bilirkişi raporu ve sair deliller dosya arasında mevcuttur. <br>\tDavacı taraf, eşi ... ve dava dışı şirkete kullandırılan ticari krediye kefil olduğunu, hissedarı olduğu taşınmaza ipotek konulduğunu, noter ihtarnamesi ile kefillikten istifa ettiğini, bankanın kefillik ve bu kapsamda sorumluluğunun devamı ettiğine dair cevabı üzerine davacı şirketin kredi borcunu ödemek zorunda kaldığını, davalı bankanın TBK'nun 592.maddesi gereğince kredi borcu için alınan ipoteği kendisine temlik etmesi gerekirken ipoteği fek etmesi nedeniyle zarara uğradığını iddia ederek kefi sıfatıyla ödediği miktarın davalı bankadan tahsilini talep etmiş;  davalı taraf ise, öncelikle zamanaşımı def'inde bulunmuş, davanın esası yönünden ise ödemenin başka bir krediye ilişkin olduğunu, ödeme yapılan kredide davacının kefaletinin bulunmadığını, davacının borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br>\tDosya kapsamından, davacı ... ile dava dışı ...'in dava dışı ... Gıda Mad. İnş. Tur. Tic. ve San. Ltd.  Şti'nin ortağı ve davacı ...'nın aynı zamanda şirketin yöneticisi olduğu, 13/07/2017 tarihinde şirketteki payını eşi ...'e devrettiği ve bu tarih itibariyle yetkisinin de sona erdiği, davacının şirket ortak ve yöneticisi olduğu dönemde davalı banka tarafından dava dışı ... Ltd. Şti. ile 24/03/2016 tarihli 300.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacı ... ve dava dışı ...'in sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları, aynı zamanda dava dışı şirketin davalı bankaya karşı asaleten ve kefaleten doğmuş doğacak tüm kredi borçlarının ve fer'ilerinin teminatı olarak 1/2'si ...'a, 1/2'si davacıya ait olan ... parselde kayıtlı B Blok 1 nolu bağımsız bölüm üzerine 10/08/2017 tarih ve 25948 yevmiye no ile 1. dereceden 3.000.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiği, ayrıca davacı ...'nın dava dışı şirketteki payını eşi ...'e devrettikten sonraki dönemde davalı banka tarafından dava dışı ... Ltd. Şti. ile 22/08/2017 tarihli 3.800.000,00 TL limitli ve 30/05/2019 tarihli 250.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalanarak bu kapsamda kredi kullandırıldığı, bu iki genel kredi sözleşmesinin dava dışı ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, davacı ...'nın ise bu iki kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı, davacı vekilinin 11/05/2018 tarihli noter ihtarnamesi ile müvekkili ... ile ... arasında görülen boşanma davasının devam ettiği, bu nedenle ipoteğin şirketin ihtarname tarihinden sonra kullanacağı kredilere teminat olarak alınmaması belirtilerek bu tarihten itibaren kullandırılacak kredilerde ipotek veren olarak müvekkilinin hissedar olduğu taşınmazın teminat olarak alınmasını kabul etmediklerini, ayrıca şirket adına kullandırılan kredilerde varsa kefaletinden istifa ettiğini, bu tarihten sonra kullandırılacak kredilere ilişkin kefaletin sonlandırılmasının ve kefaleti kabul etmeyeceklerinin bildirildiği, davalı bankanın vekili aracılığıyla 28/05/2018 tarihli cevabı ihtarname ile muhatabın müşterek ve müteselsil kefalet imzalarının bulunduğu sözleşmeler sebebiyle dava dışı şirket lehine imzalanmış ve kullandırılmış kredilerden dolayı halen doğmuş ve ileride doğması muhtemel risk ve borçlarından mevcut kefaletleri dolayısıyla sorumluluğunun devam ettiğinin, banka nezdinde şirket için devam eden kefalet mevcut olup, imzalanan sözleşmeler çerçevesinde söz konusu firmanın borçlarından sorumlu olduğu ve teminat alınan ipoteğe bağlı riskler devam ettiğinden ipotek fek talebinin olumlu değerlendirilmediğinin, muhatabın müşterek borçlu ve müteselsil kefaletlerinin kaldırılabilmesi için TBK ilgili maddeleri gereğince kefalet konusu borcun tamamen kapatılması gerektiğinin bildirildiği,  davalı banka tarafından dava dışı firmaya 24/03/2016, 22/08/2017 ve 30/05/2019 tarihlerinde süresiz genel kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığı, en son 30/05/2019 tarihinde 1.550.000,00 TL tutarlı taksitli ticari kredi kullandırılarak bu kredi ile firmanın bankaya olan diğer borçlarının kapatıldığı, bu tarih itibariyle bu krediden başka bankaya borcunun kalmadığı, davacının 1/2 hissedarı olduğu ve bankaya ipotekli olan taşınmazın 21/05/2020 tarihinde dava dışı ... İnşaat AŞ'ye resmi satış senedine göre toplam 1.420.000,00 TL bedel ile satıldığı, akabinde ipoteğe konu borcun kapatılması için 22/05/2020 tarihinde bankaya 1.890.000,00 TL nakit olarak yatırıldığı, yapılan bu tahsilatın 1/2'si olan  945.000,00 TL'sinin davacı ...'ya ait hisseye tekabül ettiği anlaşılmaktadır. <br>\tTaraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının, dava dışı ... Ltd. Şti.'nin davalı bankaya olan kredi borcuna istinaden yapılan ödemenin kefalet sorumluluğu kapsamında yapılıp yapılmadığı ve davacının ödediği bedeli davalı bankadan talep edip edemeyeceği hususuna ilişkindir. <br>\t6098 sayılı TBK'nun 589. maddesinde; \"Kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azamî miktara  kadar sorumludur. Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa kefil, belirtilen azamî miktarla sınırlı olmak  üzere, aşağıdakilerden sorumludur: <br>\t1. Asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçları.<br>\t2. Alacaklının, kefile, onun borcu ödeyerek yapılmalarını önleyebileceği uygun bir  zaman önce bildirmesi koşuluyla, borçluya karşı yönelttiği takip ve davaların masrafları ile  gerektiğinde rehinlerin kefile tesliminin ve rehin haklarının devrinin sebep olduğu masraflar.<br>\t3. İşlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait akdî faizler ile gerektiğinde tahvil  karşılığında ödünç verilen anaparanın işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait faizleri. Sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin  kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur. Kefilin, asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinin sebep olduğu zarardan ve ceza  koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür\".hükmü düzenlenmiştir. <br>\t6098 sayılı TBK.nun 592/1 maddesinde; \"Alacaklı, kefalet sırasında var olan veya daha sonra asıl borçludan alacağın özel güvencesi olmak üzere elde ettiği rehin haklarını, güvenceyi ve rüçhan haklarını kefilin zararına olarak azaltırsa, zararın daha az olduğu alacaklı tarafından ispat edilmedikçe, kefilin sorumluluğu da buna uygun düşen bir miktarda azalır. Kefilin fazladan ödediği miktarın geri verilmesini isteme hakkı saklıdır.\" hükmü düzenlenmiştir. <br>\tAynı yasanın 592 maddesinde ise \"Alacaklı, kefalet sırasında var olan veya daha sonra asıl borçludan alacağın özel güvencesi olmak üzere elde ettiği rehin haklarını, güvenceyi ve rüçhan haklarını  kefilin zararına olarak azaltırsa, zararın daha az olduğu alacaklı tarafından ispat edilmedikçe,  kefilin sorumluluğu da buna uygun düşen bir miktarda azalır. Kefilin fazladan ödediği  miktarın geri verilmesini isteme hakkı saklıdır. <br>\tÇalışanlara kefalet hâlinde alacaklı, çalışanlar üzerinde yükümlü olduğu gözetimi  ihmal eder veya kendisinden beklenebilen özeni göstermezse ve borç da bu sebeple doğmuş  ya da bu özeni göstermesi hâlinde ulaşamayacağı ölçüde artmış olursa, bu borcu veya borcun artan kısmını kefilden isteyemez.<br>\tAlacaklı, borcu ödeyen kefile haklarını kullanmasına yarayabilecek borç senetlerini teslim etmek ve gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür. Alacaklı, kefalet sırasında var olan  veya asıl borçlu tarafından alacak için sonradan sağlanan rehinleri ve diğer güvenceleri de  kefile teslim etmek veya bunların devri için gerekli işlemleri yapmak zorundadır. Alacaklının,  diğer alacakları sebebiyle sahip olduğu rehin ve hapis hakları, kefilin haklarından sıraca önce  geldikleri ölçüde saklıdır. <br>\tAlacaklı, haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmez, ağır kusuruyla mevcut belgeleri veya rehinleri ya da sorumlu olduğu diğer güvenceleri elinden çıkarırsa,  kefil borcundan kurtulur. Bu durumda kefil, ödediğinin geri verilmesini ve varsa ek zararının giderilmesini isteyebilir.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>\t4721 sayılı TMK 884 maddesinde; \"Borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki, borçluya ait  koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmazın üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını isteyebilir. Alacak, borcu ödeyen malike geçer.\" düzenlemesi mevcuttur. <br>\tTMK 885. Maddesinde ise; \"Değerini aşan bir borç için ipotek edilmiş olan bir taşınmazı edinen kimse, borçtan şahsen sorumlu değilse, icra takibine başlanmadan önce, satın alma bedelini ödeyerek taşınmazı ipotekten kurtarabilir. Taşınmazı karşılıksız olarak edinen kimse de, takdir edeceği bedeli ödeyerek bu hakkı kullanabilir. <br>\tİpotekten kurtarma hakkı, alacaklılara altı ay önce yapılacak yazılı ihbarla kullanılabilir. <br>\tİpotekten kurtarma bedeli alacaklılar arasında sıralarına göre dağıtılır.\" . hükmü düzenlenmiştir. <br>\tDosya kapsamı ve yukarıda açıklanan yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde somut olayda, her ne kadar davacı ..., dava dışı şirketin ortağı ve yetkilisi olduğu dönemde 24/03/2016 tarihli ve 300.000,00 TL limitli kredi borcundan müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu ise de, davalı banka ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında 22/08/2017 ve 30/05/2019 tarihlerinde imzalanan genel kredi sözleşmelerinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzasının bulunmadığı, dava dışı şirketteki ortaklık ve yöneticiliğinin sona ermesinden sonra şirkete kullandırılan bu krediler için 1/2 hissedarı olduğu taşınmazı banka lehine ipotek tesis ettirdiği, dava dışı şirkete en son 30/05/2019 tarihinde 1.550.000,00 TL miktarlı taksitli ticari kredi kullandırılarak bu kredi ile şirketin bankaya olan diğer borçlarının kapatıldığı, bu tarih itibariyle bu krediden başka bankaya borcu kalmadığı, ancak davacının 1/2 hissedarı olduğu taşınmazdaki ipotek sorumluluğunun devam ettiği, davacı tarafından hissedarı olduğu taşınmazın 21/05/2020 tarihinde dava dışı 3. kişiye satışı sonucu 22/05/2020 tarihinde bankaya dava dışı şirketin borcundan kaynaklı toplam 1.890.000,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödemenin 945.000,00 TL'sinin davacı tarafından yapıldığı, 30/05/2019 tarihinde kullandırılan kredi ile şirketin bankaya olan önceki borçlarının kapatılması, bu tarih itibariyle davacının kefil olarak sorumluluğunun kalmaması ancak, hissedarı olduğu taşınmaz üzerindeki ipotekten kaynaklı sorumluluğunun devam etmesi nedeniyle,  4721 sayılı TMK 884. maddesi uyarınca davacının borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki olduğu, bu nedenle 6098 Sayılı TBK 592. maddesi kapsamında davalı bankadan kefil sıfatıyla temlik talep hakkı bulunmadığı, davacının sadece borçluya rücu edebileceği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı  tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/05/2025<br><br><br>Başkan-             Üye -                Üye -                      Zabıt Katibi<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0db15c5ea1944e27","SID":"01175421a1c4ea1e"}}