{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/1297 Esas  - 2025/320 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1297 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/320  <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 05/04/2022<br>NUMARASI\t: 2021/161 Esas  2022/258  Karar<br><br><br>DAVA\t: Alacak <br>DAVA TARİHİ\t: 08/03/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 21/03/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 21/03/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki alacak  istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı/lı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin kuruluşundan itibaren %10 ortağı olduğunu, müvekkili ile büyük ortak olan babası arasında ailevi problemler yaşandığını ve 07/10/2017 tarihinde hissesini bedelsiz olarak babasına devrederek şirketten ayrıldığını, ancak genel kurul kararına dayanan ücret alacağının ödenmediğini iddia ederek şimdilik 53.983,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili  cevap dilekçesinde özetle;  alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın somutlaştırılmadığını, davacının ücret hakkının ödenmekle sona erdiğini, ayrıca davacının ibraname düzenlediğini, davacının şirketten 2017 yılı Mart ayında fiilen ayrıldığını bu nedenle talebinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu bildirerek  davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davacının 07/10/2017 tarihinde resmen şirketten ayrıldığı ve son ödeme tarihi dikkate alındığında, davacının bakiye ücret alacağı bulunmadığı, her ne kadar davacı yan çalışmadığı iddia edilen bir kısım dönemde de ödeme yapıldığından davalının kısmi kabulü bulunduğunu iddia etmiş ise de, ödeme yapılmış olması borcun sabit olduğu, dolayısıyla eldeki davanın kabulü anlamına gelmeyeceği, ibraname bakımından ise, ortaklıktan ayrıldıktan sonra düzenlenmiş olduğu, bu nedenle karşılıklı ibra yönünden genel kurul kararına gerek bulunmadığı, içeriğinde \"doğmuş ve doğabilecek\" tüm hak ve borçlar yönünden tarafların birbirini ibra ettiği, ancak hizmet akdi kapsamında ücret alacağının ayrıca belirlenmediği, açıklanan gerekçelerle davacının fiili çalışması bulunmadığından ödenmeyen ücret alacağı bulunmadığı gerekçeleri davanın reddine  karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ücret alacağının ödenmediğinin tanık delilinin hükme esas alınması gerektiğinin, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, dosyada mevcut 27/12/2021 tarihli bilirkişi raporu ile 10.583,33 TL ücret alacağının bulunduğunun tespit edildiğini, davalının iddialının yerinde olmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve huzur hakkının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.  <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; davacının yönetim kurulu üyesi olarak genel kurulda karar verilen ancak ödenmeyen ücret alacaklarının  tahsili  istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDavalı şirketin 28/06/2016 tarihli genel kurul toplantı tutanağı, ticaret sicil kayıtları, 10/10/2017 tarihli ve diğer yönetim kurulu kararları,  09/10/2017 tarihli \"İbranamedir\" başlıklı belge, ödeme dekontları ve sair deliller dosya arasında mevcuttur.<br>\tDavalı şirketin 28.06.2016 tarihli  olağan genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinde; davalı şirketin yönetim kurulu üyeliklerine 3 yıl süreyle göre yapmak üzere ... , ... ve ...'un seçilmelerine  ve  yönetim kurulu başkanı ...'a aylık net 3.000,00 TL, yönetim kurulu başkan yardımcısı ...'a aylık net 2.500,00 TL  ve yönetim kurulu  başkan yardımcısı ...'a aylık net 8.500,00 TL  ücret ödenmesine oy birliği karar verildiği, <br>\t20.01.2017 tarihli  olağan genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinde;  yönetim kurulu başkanı ...'a aylık net 3.000,00 TL,  yönetim kurulu başkan yardımcı ...'a net 8.500,00TL  ve yönetim kurulu başkanı ...'a aylık net 2.500,00TL ücret ödenmesine oy birliği ile karar verildiği, bu toplantıya davacının da katıldığı, <br>\tDavacı ...'un 07.10.2017 tarihinde şirketteki payını  ...'a devir ettiği, ayni tarihte davalı şirketin yönetim kurulu başkanlığına verdiği dilekçe ile hisselerini devir  ederek ortaklıktan ayrılmış olduğundan 07.10.2017 tarih itibariyle  yürütmekte olduğu yönetim kurulu üyeliği  görevinden de istifa ettiğini bildirdiği görülmüştür.<br>\tDavacı ile davalı şirket arasında düzenlenen 09.10.2017 tarihli ibranamenin incelenmesinde; tarafların  birbirinden talep edebileceği doğmuş ya da doğabilecek hukuki hiç bir haklarının kalmadığını, tamamen serbest iradeleri neticesinde birbirlerini gayri kabili rücu olarak ibra ettiklerini beyan ettikleri  anlaşılmıştır.<br>\tDosyada mevcut 27/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle;  davalı şirket tarafından davacıya Haziran 2016 ile Ocak 2017 tarihleri arasında aylık 8.500,00TL, 04/03/2010 tarihindin itibaren 06/06/2017 tarihine kadar aylık 2.500,00 TL ödeme yapıldığı, Genel Kurul toplantılarında ödenmesi kararlaştırılan miktarlar ile banka hesap hareketleri dikkate alındığında davacının 10.583,00 TL kaldığı bildirilmiştir.<br>\tDavacının davalı şirkette dava konusu olan 28/06/2016 ile 07/10/2017 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacıya huzur hakkı bedellerinin tam ve eksiksiz olarak ödenip ödenmediği ve taraflar arasında imzalanan 09/10/2017 tarihli ibraname nedeniyle davacı alacağının sona erip ermediği hususlarına ilişkindir.<br>\t 6102 sayılı TTK'nun 394 maddesi \" Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir. \" hükmünü içermektedir.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 147/4 maddesinde bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleriyle veya kendileriyle ortaklık arasındaki; ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu; aynı yasanın 149/1.maddesinde ise, zamanaşımının alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir. <br>\tYine aynı yasanın 102/1 maddesine göre, kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapıldığı kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi önce gelmiş olan borç için yapılmış sayılır. <br>\tSomut olayda, davacı 28/06/2016 ile 07/10/2017 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı döneme ilişkin olarak eldeki davayı açmış olup, dava tarihi olan 16/02/2021 tarihi itibariyle yasada öngörülen zaman aşımı süresi dolmadığından alacağın zamanaşımına uğramadığı kanaatine varılmıştır. <br>İlk derece mahkemesince taraflar arasında imzalanan 09/10/2017 tarihli ibranamenin maaş (huzur hakkı) alacağını kapsamadığından davacının davalı şirketten alacağının bulunmadığı kabul edilmiş ise de, söz konusu ibranamede davacı ve davalı arasında hiçbir hak ve alacağın kalmadığı, tarafların birbirinden talep edebileceği doğmuş ya da doğabilecek hukuki hiçbir haklarının kalmadığı, tamamen serbest iradeleri neticesinde birbirini gayri kabili rücu olarak ibra ettikleri açıkça belirtilmiş olmakla (huzur hakkı) alacağını kapsadığı anlamı çıkartılabilse bile bu konunun kapsama alınıp alınmadığının şirket kayıtlarındaki duruma göre tespiti gerekliliği çerçevesinde yapılan incelemede; <br>Davalı şirketin 28/06/2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan karar ile yönetim kurulu üyesi olarak seçilen dava dışı ... tarafından eldeki dava konusu 28/06/2016 ile 07/10/2017 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı döneme ilişkin olarak tahakkuk eden maaş (huzur hakkı) alacağının tahsili amacıyla Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/102 Esas 2021/960 Karar sayılı dosyasında açtığı davada verilen karara karşı davalı şirket tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 24/10/2024 tarih ve 2022/282 Esas 2024/1132 Karar sayılı dosyasında yapılan inceleme sonucu anılan dosya içeriğindeki bilirkişi raporu ekinde bulunan davalı şirkete ait defter kayıtlarından ibraname tarihinden sonra da anılan dosya davacısının davalı şirketten  alacaklı olduğu kayıtlı anlaşılmakla ibranameden sonraki anılan süreç değerlendirilmekle davacının dava tarihi itibariyle davalı şirketten alacak talebinde haklı olduğu gözetilerek bilirkişi raporu ile hesaplanan 10.583,00  TL yönünden davanın kısmen kabulü gerekirken ilk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi isabetsizdir. <br>Sonuç olarak, davalı şirketin 28/06/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında davacının çalıştığı her yıl için huzur hakkı yönünden belirleme yapılmış olup, davacıya davalı şirket tarafından bir kısım ödeme yapıldığı ve davacının bakiye 10.583,00 TL ödenmemiş huzur hakkı alacağının kaldığı, alacağın zamanaşımına uğramadığı anlaşılmakla davanın 10.583,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile,<br>\tAnkara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  05/04/2022 tarih ve 2021/161 Esas  2022/258  Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\tB)1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, <br>\t2-  10.583,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t3-Fazlaya ilişkin istemin reddine, \t<br>\t4-Alınması gereken 722,92 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 921,90 TL harcın mahsubu ile artan 198,98 TL harcın davacıya iadesine, <br>\t5-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 722,92 nispi harç ile 59,30 TL başvuru harcı  olmak üzere toplam 782,22 TL harcının davalıdan  tahsili ile davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından yapılan tebligat, posta ve bilirkişi gideri olmak üzere toplam 611,00 TL yargılama giderinin davanın red/kabul oranına göre 119,78 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t8-Davanın kabul edilen kısmı yönünden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan 10.583,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t9-Davanın reddedilen kısmı yönünden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t10-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın davacıya iadesine,<br>\tC)1-Davacı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 80,70 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, <br>\t2-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile dosyanın istinafa gönderim giderinin kabul ve ret oranına göre hesap edilen 9,80  TL yargılama gideri olmak üzere toplam 230,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,   \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.  21/03/2025<br><br><br><br><br>Başkan-            Üye -            Üye -                      Zabıt Katibi <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eb56847490aa5be4","SID":"20a82624cac624fb"}}