{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/1831 Esas  - 2025/506 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1831 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/506<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 18/07/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/96 Esas 2022/629 Karar  <br><br><br>DAVA\t: Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 15/02/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 09/05/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 09/05/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki rücuen alacak  istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı şirket ile davalı kurum arasında işletme hakkı devir sözleşmesi (İHDS) yapılmadan önce 2006  tarihinde dava dışı 3. kişi tarafından açılan fazla ödendiği ileri sürülen sistem kullanım bedelinin iadesi konulu davada, davacı ve davalı hakkında alacak isteminin kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleşmesi üzerine Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2011/16192 sayılı takip dosyasında davacı tarafından 30.100,00-TL'nin ödendiğini iddia ederek yapılan ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili  cevap dilekçesinde özetle;  davada zaman aşımı süresinin dolduğunu, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca ticari borç ve alacaklar dışındaki diğer borç ve alacakların ... ile ilgili olanların ...'a devredilği bu bilanço dışındaki kalemlerin dağıtım şirketinin bilançosunda bırakıldığını ve dava konusu kamulaştırmasız el atma tazminatına konu olan taşınmazın müvekkilinin malik olmadığını, bu nedenle ödenen tazminatın davalıdan talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; dava dışı ... Enerji A.Ş. tarafından fazla ödendiği ileri sürülen sistem kullanım bedelinin Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 24/12/2008 tarihli kararda; fazla ödendiği belirlenen 11.114,16-TL'nin, 5.664,53-TL'nin 27/02/2004, 5.449,63-TL'nin ise; 23/03/2004 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş olup, taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesinin  24/07/2006 tarihinde imzalanmış olması ve dava konusu fazla ödenen sistem kullanım bedeli tahsilinin sözleşme tarihinden önce gerçekleşmiş olması dikkate alındığında sözleşmenin 7/6. maddesi uyarınca davacının ödediği bedelin davalıdan rücuen talep edebileceği, belirtilen ödeme tarihinden itibaren avans faizi uygulanması gerektiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, 30.100,00 TL'nin 20/01/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine  karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  mahkemece aynı konuda dava açıldığının tespiti ve açılmış olması halinde davanın derdestlikten reddine karar verilmesi gerektiğini, aynı konuda verilmiş kesin hüküm olması durumunda  ise bu yönden davanın reddi gerektiğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davanın zaman aşımına uğradığını, ihale şartnamesi, hisse satış sözleşmesi ve işletme hakkı devir sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini,  devre esas bilanço düzenlemesi ile geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin hazırlanan listelerde rücu davasına konu dosyanın yer almadığını, rücu davasına konu kararda geçen alacak türünün müvekkiline bırakılan alacaklardan olmadığını, somut olayda sözleşmede belirtilen üçüncü kişi koşulunun gerçekleşmediğini, ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinin İHDS hükümlerine aykırı olduğunu, davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, aksi durumda dahi müvekkilinin sadece mahkeme kararında yer alan miktardan sorumlu olacağını, rücuya dayanak ilamın takibe konulmasında davacının kusurunun bulunduğunu, borcu gecikmeksizin ödemediğini, talebe dayanak davada alacağın yasal faiz ile birlikte hüküm altına alındığını, müvekkili aleyhine hükmedilen harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinde de hata bulunduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava;  işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir.\t<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/349 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, dava dışı ... Enerji A.Ş. tarafından ... ve İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş. aleyhine fazla ödendiği ileri sürülen iletim sistem kullanım bedelinin istirdadı için dava açıldığı, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17/10/2011 tarih 2010/9424 Esas 2011/13980 Karar sayılı kararıyla onanmak ve tashih karar isteminin 07/02/2012 tarih ve 2012/1412 Esas 2012/1478 Karar sayılı kararıyla reddedilmesi ile kesinleştiği, Ankara 15. İcra Dairesi'nin 2011/16192 sayılı dosyasında davacı tarafından 20/01/2012 tarihinde 30.100,00-TL'nin ödendiği anlaşılmıştır.\t<br>\tTaraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.<br><br>\t... Genel Müdürlüğü ile Müessse Müdürlüklerinin ayrı tüzel kişi oldukları ve Müessese ile ilgili davalarda ...'a husumet düşmeyeceği yerleşmiş Yargı içtihadı haline gelmiştir. Bu konudaki  Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/03/2010 gün ve  2010/13-89 esas 2010/134 kara sayılı ilamında\"<br>\t\"Davalı ... AŞ. 233 sayılı KHK.nin 3.maddesi uyarınca TEK kurumundan ayrılarak iki ayrı iktisadi devlet kuruluşu olarak 15.9.1993 tarihli 21699 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile kurulduğu, 26.1.1994 günlü 21830 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ana statüsü ile organlarının görev alanlarının belirlendiği, 15.1994 gününde yöntemince tescili yapılıp ilan edildiği, bilahare kendi mevzuatı ve 233 sayılı KHK.nin 15 ve devamı maddeleri uyarınca müesseseler oluşturarak faaliyetine devam ettiği, bu müesseselerin de ticaret siciline kaydı yapılarak ilan edildiği ve tüzel kişiliğinin bulunduğu, kendine ait sermayesi ve yönetim organları bulunan müesseselerin kendi faaliyet alanlarında kalan işlemlerle ilgili olarak yasal hasım olarak gösterilmeleri gerekir. Davalılardan ... Elektrik Dağıtım Müessese Müdürlüğü izah edilen şekilde kurulan ve diğer davalıdan bağımsız tüzel kişiliği bulunması, kendi faaliyet alanındaki enerji nakil hatlarının bedellerinin tahsiline ilişkin davanın da bu ilgili müesseseye yöneltilmesi gerekir. Diğer davalı müessesenin faaliyet alanı içinde kalan enerji nakil hatları bedelinden doğan alacağı tahsili hakkında açılan davada davalı ...’a husumet yöneltilmesi mümkün değildir. (HGK. 2000/21-1668- 2000/1763) Açıklanan nedenle davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir...) gerekçesiyle Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin bozma kararına direnilmesi kararını aynı gerekçe atıfla bozmuştur.<br>\tMüessese Müdürlüklerini faaleyetlerin sürdürürken bu kez;<br>\tEnerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiyedeki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.<br>\t... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.\t<br>\tDavacı şirket, tüm hisseleri davalı ...'a ait olmak üzere 30/10/2009 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı ... Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri Anonim Şirketi'ne devredilerek  30/10/2009 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15/11/2006 tarih ve 2006/10-722 Esas 2006/730 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere anlatılan hukuki sürece göre 01/03/2005 tarihinden (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2000/21-1668 Esas 2000/1763 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzre ... genel müdürlüğü bağımsız tüzel kişiliği bulunan müessese müdürlüğü ve akabinde şirket)  sonraki tüm iş ve işlemler ayrı bir tüzel kişilik olan dağıtım şirketi tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde dağıtım şirketlerinin hisselerinin tamamının ... genel Müdürlüğüne ait olması da şirketin ayrı bir tüzel kişisi olduğu gerçekliğini etkilememiştir. Nitekim bu kapsamda dağıtım şirketlerinin faaliyetlerinden kaynaklanan davalarda husumetin dağıtım şirketlerine düşeceği ve ... Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davaların husumet yokluğundan red edileceğine dair  Yargıtay kararları yerleşmiş içtihat haline gelmiştir.<br>\tGerek özelleştirme öncesi dönemdeki müessse müdürlükleri gerekse özelleştirmeden sonra kurulan dağıtım şirketlerinin ayrı tüzel kişilikler olduğu ve kendi adlarına bağımsız iş ve işlemler yaptığı bunların iş ve işlemlerinden dolayı ... Genel Müdürlüğüne husumet düşmeyeceği açıktır.<br>\t\"Dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin sorumluluğunun ...’a ait olduğu, ... tarafından yürütülmüş bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülebilecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu, bu talepleri konu alan icra takibi ve davaların ... tarafından yürütülüp sonuçlandırılacağı, bu takip ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün ... tarafından karşılanacağı\" düzenlenmesi varsa da Dairemiz bu atfın ve özellikle her türlü iş ve işlemlerin sorumluluğunun ...’a ait olduğu belirtmesinin ayrı bütçelere sahip özelleştirme sonrasında kurulan şirketlerin kasalarına giren paraları da kapsamadığı düşüncesindedir. Sözleşme hükmü sorumluluğu kapsamakta ancak kasadaki paranın sonuçlarını kapsamamaktadır. Dairemiz, ... Genel Müdürlüğü 7.4 ve 7.6 maddelerine göre 3. kişilerin açtığı dava ve takiplerin muhatabı ise de ödenen para dağıtım şirketinin bütçesinde ve kasasında ise davacının bu tutarı davalıya rucu edemeyeceği görüşüne dayanmaktadır. Bu aşamada üçüncü kişiden fazla tahsil edilen iletim bedeli ayrı bir tüzel kişiliğe sahip müessese müdürlüklerinin tescil ve ilanı, dağıtım şirketlerinin kurulması ve akabinde hisselerinin satılması sürecinde davalı ... Genel müdürlüğüne aktarılmamış ise halen dağıtım şirketinin kasasında bulunmakta olup davacı dağıtım şirketi bu parayı iade etmekle kasasına haksız girmiş paranın hak sahibine iadesini sağlamıştır. Anılan tutarın bu kez ...'tan istenilmesi ise davacının bu tutar kadar sebepsiz zenginleşmesine sağlayacaktır. <br>\tEmsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 13/06/2022 tarih ve 2021/357 Esas 2022/4801 Karar sayılı ilamında; \"Dava, dava dışı ... Elektrik Malzemeleri San. Tic. Ltd. Şti.’den kaçak elektrik bedeli adı altında haksız yere tahsil edildiği iddia olunan paranın istirdadına ilişkin dava sonucunda mahkemece istirdadına karar verilen paranın davacı tarafından adı geçen şirkete ödenmesi üzerine, ödenen bu paranın davalı ...’tan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta, ... Elektrik A.Ş. tarafından ... Elektrik Ltd. Şti.’den kaçak elektrik bedeli olarak tahsil edilen paranın mahkemece istirdadına karar verilmiş olup, hükmolunan para hisse devir sözleşmesinden önce 17.02.2009 tarihinde davacı tarafından adı geçen şirkete ödenmiştir. Kaçak elektrik bedelini tahsil eden ... Elektrik A.Ş. daha sonra unvan değişikliği ile ... olmuş, mahkemece hükmolunan bedel, tahsilatı yapan ... (... Elektrik A.Ş) tarafından mahkeme kararına istinaden ilgilisine iade edilmiştir. Davacı ...’ın, daha önce haksız tahsil ettiği parayı mahkeme kararına istinaden iade etmiş olmasına göre davacının malvarlığında bir eksilmeden ve davalının sorumluluğundan söz edilemez. Uyuşmazlığın 29.05.2013 tarihli sözleşmeden kaynaklandığının kabulü de mümkün değildir. Bu halde davacının, davalıya rücu koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.\" denilmiştir. <br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal nitelikteki ilamında da belirtildiği ve Dairemizin de kabulünde olduğu üzere, hisse devir sözleşmesinin imzalandığı 29/05/2013 tarihinden önce, İHDS tarihinden sonra  05/12/2011 tarihinde dava dışı ... Enerji AŞ tarafından başlatılan icra takibi sonucu davacı tarafından icra dosyasına ödeme yapılmış olup, davalıdan rücuen tahsili talep edilen bedelin  davacı tarafından Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/349 Esas sayılı kararına istinaden dava dışı ... Enerji AŞ'ye iade edildiği anlaşılmakla davacının daha önce haksız tahsil ettiği bedeli anılan mahkeme kararına istinaden iade etmiş olmasına göre davacının malvarlığında bir eksilmeden ve davalının sorumluluğundan söz edilemeyecektir. Uyuşmazlığın da 29/05/2013 tarihli hisse devir sözleşmesinden kaynaklandığının kabulü mümkün değildir. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece davacının davalıya rücu koşullarının gerçekleşmediği, davacının daha önce haksız tahsil ettiği bedeli anılan mahkeme kararına istinaden iade etmiş olduğu, davacının malvarlığında bir eksilmeden ve davalının sorumluluğundan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın hisse devir sözleşmesinden kaynaklanmadığı gözetilerek bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davalı  vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2022  tarih ve 2021/96 Esas 2022/629 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\tB)1-Davanın  REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 514,04 TL harcın mahsubu ile bakiye 101,36 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödemesine, <br>\t6-Kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\tC)1-İstinafa başvuran davalı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davalı tarafa iadesine,<br>\t2-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru gideri ve 98,00 TL dosya gönderme ücreti olmak üzere toplam 318,70 TL istinaf giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.  09/05/2025<br><br><br><br>Başkan-              Üye -                 Üye -                       Zabıt Katibi -<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"967a38b72862dc94","SID":"530f07597e94ee0e"}}