{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:10/03/2025<br>DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:02/06/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, davacının davalı şirketin %... oranında pay sahibi olduğunu, davalı şirketin iştigal alanının fuarcılık ve kongre hizmeti olan ve buna uygun olarak Antalya'daki yüksek kapasiteli ve kapalı fuar ve toplantı alanlarına sahip prestiji yüksek çok ortaklık bir şirket olarak kurulmuş olduğunu, 27/08/2022 tarihli genel kurulda yönetim kurulunda değişikliklere gidilmiş olduğunu, yeni yönetim kurulunun oluşturulmuş olduğunu, ancak yeni yönetim kurulunun iş ve işlemlerinde şirketin prestij kaybetmeye başladığını, itibar kaybı yaşadığını, ayrıca usulsüz işlemler neticesinde kazanç kayıplarına uğradığını, halen daha zarar kayıplarının yaşandığını, diğer ortaklar gibi davacının da bu nedenle zarara uğradığını, şirketin zarara uğradığının şifahen tespit edilmiş olduğunu ve akabinde şirkette emekli vergi başmüfettişi ve yeminli mali müşavir olan ... 'in yolsuzluk ve usulsüzlükleri tespit etmesi üzerine ana sözleşmeye aykırı seçildiği gerekçesi ile ...' in haberi olmadan kendisinin bulunmadığı 27/09/2024 tarihli yönetim kurulu toplantısında ... sayılı kararı ile yönetim kurulu üyesinin yönetim kurulundan çıkarılmış olduğunu, ... Şirketi, ... Şirketine ......TL nakip para aktarılmış olduğunu, stant malzemeleri faturaları düzenlenmiş ise de ... Şirketi sahibi olan ... 'ın ... Şirketi yönetim kurulu başkanı olan ... 'nın teyzesinin oğlu olduğunu, zira ...'ın ... Şirketinde şoför olarak yani ... işçisi olarak çalıştığını, her ne kadar stant alım-satımları faturalandırılmış ise de yönetim kurulunda alım satım ile ilgili olarak alınan bir karar bulunmadığını, ... tarafından  ekonomik olarak zor durumda olan ve mal varlıkları haciz edilmekte olan tüzel kişilik perdesi adı altında nakit akışının sağlanmış olduğunu, detaylı inceleme yapılması halinde buna benzer birçok işlemlerin yapılmış olduğunun tespit edileceğini, bir kısım usulsüz iş ve işlemlerin gazete manşetlerine çıkmış olduğunu, şirketin imajının zedelenmiş olduğunu, manşetlerin şirketin ticari itibarını yok edecek mahiyette olduğunu, Antalya 8. İcra Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasıda ... Bankası tarafından yapılan şikayette açıklanan hususlar ile adı geçen banka şikayetinde bankaya borçlu ... şirketinin haczedilen ve yakalama kararı bulunan araçlarının giriş ve çıkışının ... A.Ş denetiminde ve 24 saat gözetilen kapalı otoparkına anahtarları ve ruhsatları alınarak saklandığının Antalya Banka Alacakları İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası içerisindeki 20.04.2024 tarihli haciz tutanağı ile tespit edildiğini, haciz tutanağı ekinde yer alan fotoğraflar ile de araçların alacaklılar tarafından bulunmasının ve yakalama işleminin yapılmasının önlenmesi amacıyla otoparkın kuytu yerine konularak önlerinin kapatıldığının tespit edildiğini, böylelikle ... yönetim kurulunun alacaklıdan mal kaçırma eylemine iştirak ettiklerinden bahisle ilgili yasa hükmü uyarınca ... yönetim kurulu üyelerinin cezalandırılmasının talep edilmiş olduğunu, bu hususun diğer bankalarca da duyularak şirket yönünden alınması ihtimali olan krediler yönünden de aleyhe imaj çizilmiş olduğunu ve davalı şirketin bankalar nezdinde ki ticari itibarı ve  kredibilitesinin zedelenmiş olduğunu, davalı şirketin çoğunluk hisseye sahip mevcut yönetiminin ticari gereklere ve TTK'nun 369. maddesinde belirtildiği şekilde '' Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.'' hükmüne  aykırı tutum ve davranışları ile iş ve işlemleri denetimsiz bırakıldığı takdirde, davalı şirketin telafisi imkansız zararlara uğratılması, ortakların hisselerinin değerinin adeta sıfırlanması kuvvetle muhtemel olacağından bütün bu olumsuz sonuçların doğmaması için ihtiyati tedbiren dava süresince davalı şirkete denetim kayyımı atanmasını, sonuç olarak da 6102 sayılı TTK'nun 531. maddesi. uyarınca davalı şirketin haklı nedenlerle feshi şartları oluştuğundan, mahkemece haklı nedenlerin varlığına kanaat getirilmesi ve davalı şirketin feshine ve tasfiyesine, ya da şirketin feshinin uygun bulunmaması halinde TTK'nun 531. madde hükmünün izin verdiği üzere, davacının payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip, davacı pay sahibinin şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Davanın, şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi davası olması, herhangi bir organ eksikliği, yönetim boşluğu bulunmadığı gibi bu yönde açılan bir dava bulunmaması, anonim şirketlerde esas olan ilkenin şirketin kendi kendini yönetmesi olup mahkemenin yönetime karışmasının istisnai durumlarda söz konusu olması göz önüne alınarak tedbir talebinin reddine...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin %...oranında pay sahibi olduğunu, dava dilekçesinde çoğunluk pay sahiplerince seçilen yönetim kurulunun usulsüz ve yolsuz işlemleri neticesinde davalı şirketin telafisi mümkün olmayan zararlara uğratıldığını ve organik bağ içinde bulundukları kişiyle şirketler lehine dolasıyla azınlık yay sahipleri ile davalı şirket aleyhine iş ve işlemler yaptıklarını, davalı şirketin maddi kayıpları yanında ticari itibarının da yok edildiğini, bu durumun şirketin gelecekteki kazançlarını da etkileyip iflasa sürüklenmesine yol açacağının delilleri ile birlikte açıkladığını,  yönetim kurulunun  halen devam eden bu iş ve işlemlerinin denetim altına alınmaması halinde azınlık pay sahiplerinin telafisi mümkün olmayan zararlara uğrayacağı nedeniyle ihtiyati tedbirle denetim kayyımı atanmasını talep etmişlerse de ilk derece mahkemesince  yönetim kayyımı talep etmişler gibi değerlendirme yapılarak Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatlarına aykırı olarak organ eksikliği bulunmadığı gerekçesiyle taleplerine reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, sundukları somut deliller ve dava dilekçesindeki açıklamalar dikkate alınarak tedbirin kabulüne karar verilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>İstinafa konu ara karar, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin 10/03/2025 tarihli karardır.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ilk derece mahkemesince her ne kadar yönetim kayyımı atanması taleplerinde gözetilen organ eksikliği ve yönetim boşluğu bulunmadığı gerekçesi sehven yazılmış ise de netice itibariyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği bu aşamada yaklaşık ispatın sağlanmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına  göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. <br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"22a793956d0ea422","SID":"95b0b0ef4e795cb0"}}