{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/654 Esas<br>KARAR NO: 2025/760<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 19/11/2024<br>NUMARASI: 2024/1330 D.İş Esas, 2024/1481 D.İş Karar<br>TALEP: İhtiyati Tedbir<br>KARAR TARİHİ: 22/05/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin katılma belgesinden de anlaşılacağı üzere 30.10.2023 tarihinde borçlu kooperatife üye olduğunu, kooperatif yetkililerinin müvekkili üye olmadan önce kendisine bir çok şehirde elektrik santralleri olduğunu, kooperatifin çok ciddi mal varlığı olduğunu, birkaç yıllık değil 50-100 yıllık bir kazanç payı olacağını, dünyada elektrik ve santraller üzerine neredeyse tek olduklarını ve buna benzer birçok göz boyama kalemlerini kullandıklarını, hatta bunlarla ilgili yine müvekkilin üye olduğu dönemlere denk gelen zamanlarda Kooperatifin eski yönetim kurulu başkanı ...'nın çeşitli TV ve youtube kanallarında bu söylemlerin aynısını ifade ettiği yayınların mevcut olduğunu (EK: Youtube linkleri), ancak sonradan anlaşılmıştır ki kooperatif yetkililerinin bu hususları tamamen tabiri caiz ise uydurduklarını, sonradan üyelerine 'bizim santralimiz falan yok'' deme cürretini dahi gösterdiklerini, tüm bu ''göz boyamalara'' rağmen müvekkilinin üyeliğinin sadece ilk bir kaç ayında kar payı alacağını alabildiğini, bunun üzerine ekte sundukları ihtarnameden görüleceği üzere 16 Ağustos 2024 tarihinde hem kar paylarını alamaması hem de artık bu kooperatifin güvenilir olmadığını anlaması üzerine istifa edip tüm alacaklarını talep ettiğini, ancak tam da tahmin ettikleri gibi kooperatifin bu ihtara hiçbir cevap vermediği gibi müvekkilinin alacaklarını da ödemediğini, bunun üzerine davalı aleyhine Anadolu ... İcra Müdürlüğünde ... Esas numarasıyla başlattıkları ilamsız icra takibine kooperatif tarafından itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, edindikleri bilgilere ve yaptıkları araştırmalara göre söz konusu kooperatiften birçok kimsenin müvekkilinin duyduğu endişelerin benzeri sebeplerle ve kar paylarını da alamadıkları için istifa ettiklerini, ancak ödemelerini alamadıklarını, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gerekli başvurular taraflarınca yapılsa da müvekkili alacağının ciddi bir rakam olduğunu, müvekkilinin bu parasını kaybetmek istemediğini, ancak kooperatifin kendisine yönelen icra takiplerinin tümünde itiraz yoluna giderek elinde kalmış olma ihtimali halen olan mal varlıklarını elinden çıkartmaya ve zaten mağdur olan müvekkili ve müvekkili gibi üyelerini daha da mağdur etme çabasında olduğunu, bu nedenlerle borçlunun mal kaçırma cihetine gittiğinin açıkça ortada olduğunu belirterek  borçlunun menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki alacakları üzerine duruşma yapılmaksızın  teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; değişik iş başvuru dilekçesi incelendiğinde, ihtiyati tedbire konu alacağın varlığı ve miktarı konusunda yaklaşık ispat koşulunun yerine gelmediği, talebin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; talep dilekçelerinde açıkladıkları üzere müvekkilinin 30.10.2023 tarihinde borçlu kooperatife üye olduğunu, kooperatif yetkililerinin müvekkilinin şirkete üye olmadan önce birçok şehirde elektrik santrali olduğunu, kooperatifin çok mal varlığının bulunduğunu, 50-100 yılık kazanç payı olacağını, dünyada elektrik ve santraller üzerine neredeyse tek oldukları gibi göz boyayacak bilgiler verdiğini, ancak sonrasında müvekkili ve bir takım üyeler tarafından bunların hepsinin gerçek dışı olduğunun anlaşıldığını, ortada borçlu şirketin bahsettiği gibi bir birikim, mal varlığı ve gelecek olmadığının fark edildiğini, müvekkilinin de buna binaen üyeliğini sonlandırarak tüm alacağını borçlu şirketten talep ettiğini, ancak geçen süre zarfında borçlu şirket tarafından hiçbir ödeme yapılmadığı gibi, müvekkilinin üyeliğini sona erdirmesinden önceki birkaç ay dışında aylık ödenmesi gereken kar payının dahi ödenmediğini, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde borçlu şirketin mal kaçırma, para kaçırma vb. gibi girişimlerinin olabileceğinin gayet doğal olduğunu, böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde de müvekkilinin yaptığı yatırımı borçlu şirketten tahsil etme ihtimalinin de kalmayacağını, mahkemece verilen red kararında alacağın varlığı ve miktarı konusunda yaklaşık ispat koşulunun yerine gelmediği gerekçesiyle taleplerini reddetmiş ise de müvekkilinin borçlu şirketten alacağının ve miktarının açıkça belli olduğunu, talep dilekçesinde bu hususları belirttiklerini belirterek mahkeme red kararının kaldırılarak davalı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Talep, talep edenin kooperatif üyeliğinden istifa etmesi nedeniyle kar payı alacağı bulunduğundan bahisle kooperatife gönderilen ihtara rağmen kar payı alacağı ödenmediği gerekçesiyle kooperatif aleyhine ihtiyati tedbir verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece anılan gerekçeyle talebin reddine karar verilmiş olup karar talep eden vekili tarafından istinaf edilmiştir.Talep eden tarafından delil olarak; kooperatife üyelik kartına, üyelikten istifa ihtarnamesine ve youtube linklerine dayanılmıştır.İhtiyati tedbir öğretide \"...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda  meydana  gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.\" şeklinde  tarif edilmiştir. İhtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında  ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde  dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır. HMK’nın 389/1. maddesine göre, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmü getirilmiştir. Buna göre ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir verilebilir. İhtiyati haciz, ihtiyati tedbirin özel bir çeşidi olmakla beraber özellikle konusu ve tabi olduğu hükümler bakımından ihtiyati tedbirden farklıdır. İhtiyati haciz sadece para alacaklarına ilişkin dava veya takiplerde söz konusu olduğu halde ihtiyati tedbir kural olarak paradan başka şeylere ilişkin davalarda ve aynı çekişmeli olan menkul ve gayrimenkul mallarla ilgilidir. İİK'nın 257. maddesi dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir.Somut uyuşmazlıkta; kar payı alacağı nedeniyle tedbir istenildiği, bu haliyle borçlunun tüm mal varlığı üzerine tedbir konulması talebinin uyuşmazlığın konusunu oluşturmadığı, uyuşmazlık konusu olmayan hususlarda ihtiyati tedbir kararı verilemeceği gibi para alacağı talebi yönünden de ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden ilk derece mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmuştur.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla talep eden vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1330 D.İş Esas, 2024/1481 D.İş Karar sayılı ve 19/11/2024 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan talep eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından talep eden tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0 TL harcın talep edenden tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Talep eden tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.22/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dfe981d8f2551e55","SID":"2f522e53771cd8e6"}}