{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1702 <br>KARAR NO\t\t: 2025/603<br>KARAR TARİHİ\t: 18/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/485 Esas 2021/213 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 18/03/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/03/2025<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili ile davalı arasında ticari iş ilişkisi mevcut olduğu, bu iş gereği davalının cari hesap borcu 49.187,44-TL iken 08.11.2018 tarihinde borcun 25.437,44-TL kısmı için çek verildiğini, geri kalan 23.437,44-TL olan kısmın ödenmediğini, kalan borcun ödenmemesi üzerine Karşıyaka 5.Noterliği'nin 09.11.2018 tarih 33881 no.lu ihtarname ile ödeme yapması konusunun ihtar edildiği, davalı şirketin borcu ödemediğini, işbu tutar için icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından hiçbir sebep gösterilmeksizin 23.7.2019 tarihinde borca itiraz edildiği, itiraz sebebi ile takibin durdurulduğu, davalı şirketin borca itirazı taraflarınca kabul edilmediğinden tüm itirazların iptali ve takibin devamı ile borçlu şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talepli bu dava öncesi arabuluculuk faaliyetine müracaat edildiği, olumlu netice varılamadığı, ancak arabuluculuk sürecinde davalı tarafın birkaç kalıbın müvekkili şirkette kaldığını ifade etmesi üzerine müvekkili tarafından Karşıyaka 5.Noterliği'nin ekte sunulu bulunan 18.10.2019 tarih ve 34295 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile iade almaları için süre verildiği, ekte sunulu belgelerle kalıpların da kendilerine iade edilmesine rağmen işbu borcun halen ödenmediği, arz ve izah olunan nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere yapılacak yargılama neticesinde borca haksız ve hukuki dayanaktan uzak olarak yapılan itirazının iptaline, davalı borçlunun borcu sabit olduğundan dolayı %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı-borçlu üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür. <br><br> Davalı tarafça esasa cevap süresi içerisinde davaya cevap verilmediği  görülmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"....Dava; cari hesap bakiyesine   dayalı olarak  başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.<br> <br>    Yapılan yargılama, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;<br>Davacı   tarafından davalı  aleyhine  cari hesap bakiyesine dayalı  olarak  18.07.2019 tarihinde   23.437,44-TL Asıl alacak, 168,66-TL İhtar Gideri, 3.030,17-TL İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 26.636,27-TL üzerinden ilamsız   icra takibi başlatıldığı,  ödeme emrinin davalıya  22.07.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 23.07.2019 tarihinde  \"borç tutarına itiraz  ettiğini\"  belirterek  ödeme emrine  itiraz ettiği ve icra  takibinin durduğu, davacı tarafça  hak düşürücü  süre içinde   itirazın iptali  davasının açıldığı, <br> Davacının 23.437,44-TL tutarındaki icra takibine konu ettiği cari hesap alacağının 29.760,40-TL tutarındaki iki adet faturadan kaynaklandığı, bu faturalardan  18.05.2018 tarih 98780 no.lu 23.742,40-TL’lik fatura muhteviyatının sunulan  irsaliyeye göre davalı adına ... isimli bir şahıs tarafından teslim alındığı, diğer  faturanın 30.10.2018 tarih 99050 no.lu 6.018-TL’lik  vade farkı faturası olduğu, BA bildirim formlarına göre 18.05.2018 tarih 98780 no.lu 23.742,40-TL’lik faturanın davalı tarafça  ilgili dönem BA Bildirim formu ile beyan edildiği ancak  30.10.2018 tarih 99050 no.lu 6.018’lik vade farkı faturasının davalı tarafça  ilgili dönem BA bildirim formu ile beyan edilmediğinin tespit edildiği, <br>Davacının usulüne uygun olarak tutulmuş ve  sahibi lehine delil   niteliği  bulunan yasal defterlerine  göre  davalı taraf ile  arasında 2017 yılından önce başlayan ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafça davalıya 2017-2018 yıllarında çeşitli tarihlerde KDV dahil 143.921,82 TL tutarında 11 adet fatura düzenlendiği, bu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturalara istinaden davalı tarafça gerek nakit, gerek çek  ve gerek banka aracılığı ile toplam 118,338,00 TL tutarında ödeme yapıldığı, bu ödemelerin davacı  defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının  icra takip tarihi itibariyle  cari hesabının  23.437,44 TL borç bakiyesi  verdiği,<br>Davalıya ait BA formları incelendiğinde icra takibine konu faturalardan 18.05.2018 tarih 98780 no.lu 23.742,40-TL’lik faturanın  davalı tarafça  ilgili dönem BA Bildirim formu ile beyan edildiğinin anlaşıldığı,  bunun faturaya konu  mal  ve hizmetin alındığına karine teşkil ettiği, ancak 30.10.2018 tarih 99050 no.lu 6.018’lik vade farkı faturasının davalı tarafça  ilgili dönem BA bildirim formu ile beyan edilmediğinden  davalının kabulünde olmadığının anlaşıldığı, vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda yazılı bir sözleşme bulunması veya teamül halini almış fiili bir uygulamanın mevcut olması gerektiği, vade farkı alacağını ihtiva eden bir fatura düzenlenip davalı tarafa tebliğ edilmesi ve süresinde bu faturaya itiraz edilmemiş olması yukarıda belirtilen şartların gerçekleştirilmemesi halinde tek başına vade farkı istenebileceği sonucunu doğurmayacağı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarına göre tacir olan taraflar arasında vade farkı faturası düzenleme ve tahsiline ilişkin teamülün mevcut olduğunun kabulü için en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının itirazsız ödenmiş olmasının gerektiği,  taraflar arasında  teamül halini almış fiili bir uygulamanın da mevcut olmadığının anlaşıldığı,  dolayısıyla davalının davacıdan vade  farkı alacağı talep edemeyeceği, davalının ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği, davacının usulüne uygun tutulmuş defterlerinde dava konusu 23.742,40-TL’lik faturanın kayıtlı olduğu ve bu faturaya istinaden ödeme yapılmadığı nazara alındığında davacının  18.07.2019 icra takip tarihi itibari ile davalıdan cari hesaba dayalı olarak  bakiye alacağının  17.419,44-TL   olduğu, davacının  Karşıyaka 5.Noterliği 09.11.2018 tarih 33881 yevmiye numaralı ihtarnamesinin 16.11.2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, işbu ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren iki iş günü içerisinde ödeme yapması gerektiğinden işbu ihtarnameye göre davalının 21.11.2018 tarihinde temerrüde düştüğü, davalının temerrüde düştüğü 21.11.2018 tarihinden 18.07.2019 icra takip tarihine kadar %19,50 avans faiz oranı ile 2.245,74-TL işlemiş faiz talep edebileceği  ayrıca 168,66-TL’lik İhtar Gideri ile birlikte davacının  toplam  19.833,84-TL’lik alacak  talep edebileceği anlaşılmakla  davalının  icra takibine  itirazında  kısmen  haksız olduğu  anlaşılmakla  davanın kısmen kabulüne karar verilmiş,   alacak likit olmakla davalının itirazının haksızlığına karar verildiğinden hüküm altına alınan miktar üzerinden  %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili\" gerekçesi ile; \"Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın KISMEN KABULÜNE,<br>Davalının İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2019/10536 Esas sayılı icra takibine vaki itirazının kısmen iptaline, 17.419,44 TL asıl alacak, 168,66 TL ihtar gideri, 2.245,74TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 19.833,84 TL alacak üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle  takibin devamına,<br> Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatı olan 3.966,76 TL'nin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile borçlu şirket arasında ticari iş ilişkisinin mevcut olup bu iş gereği borçlu şirketin cari hesabının 49.187,44 TL iken ödeme yapılması istendiğini, bu durum üzerine  davalı şirket tarafından müvekkiline toplam borcun bir kısmı için 08/11/2018 tarihinde 25.437,44 TL bedelli çek teslim edildiğini, ancak geri kalan 23.437,44 TL olan kısım ödenmediğini, kalan borç miktarı üzerine borçlu şirket ile ödeme yapması konusunda görüşmelerin devam ettiğini ve fakat kalan miktar ödenmediğini, iş bu durum neticesinde Karşıyaka 5. Noterliğinden çekilen 09/11/2018 tarih ve 33881 yevmiye numaralı ihtarname ile borçlu şirketin cari hesaptan kaynaklanan kalan borcunu ödemesi gerektiği hususu ihtar edilmişse de borçlu şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, gelinen bu durum neticesinde ... Şti’ye kalan miktar için takip başlatıldığını, borçlu şirkete gönderilen ödeme emrinin 22/07/2019 tarihinde tebliğ edildiğini ve 23/07/2019 tarihinde hiçbir sebep belirtmeksizin tek cümleyle borç tutarına itiraz ettiğini,  davada reddedilen kısım açısından verilen kararın yerinde  olmadığını, 30/10/2018 tarih ve 6.018,00TL bedelli vade farkı faturasının BA bildirim formu ile beyan edilmediğinden davalının kabulünde olmadığının anlaşıldığı , vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda yazılı bir sözleşme bulunması veya teamül halini almış bir uygulamanın mevcut olması gerektiği,  müvekkil şirketin kalan bakiye borç üzerinden davalı şirket ile ödeme yapması konusunda görüşmelere devam etmiş ve fakat kalan miktarın ödenmediğini, davalı tarafın söz konusu böyle bir  alacağın olmadığına ilişkin veya vade farkına ilişkin faturayı kabul etmediklerine dair bir beyanda bulunmadığı,  aksine kalıp teslimi istediklerini beyan ederek ekim sonu ödeme yapacaklarını açıkca borcu da kabul ettiklerini ifade ettiklerini, davalı  tarafın  arabuluculuk toplantısında açıkça borcu kabulü ile haklı taleplerinin varlığını  ve davayı ispat ettiğini, kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,  davanın kabul edilen kısmı hariç olmak üzere vade farkı faturasından dolayı da müvekkilinin alacaklı olduğunun kabul edilmesi gerektiğinden kararı istinaf kanun yoluna müracaata konu ettiklerini ve bu kısmının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne dair karar verilmesini talep ettiklerini,   İzmir 5 Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/485 Esas 2021/213 Karar  22/03/2021 tarihli karara   karşı ileri sürülen istinaf nedenlerinin kabulü ile kararın reddedilen kısmı bakımından ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.                                                                   <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davası olup davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.  <br>6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek  ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve  yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde \"Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın KISMEN KABULÜNE, Davalının İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/10536 Esas sayılı icra takibine vaki itirazının kısmen iptaline, 17.419,44 TL asıl alacak, 168,66 TL ihtar gideri, 2.245,74TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 19.833,84 TL alacak üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle  takibin devamına,  Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatı olan 3.966,76 TL'nin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir.<br>İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Dava dosyasına konu İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2019/10536 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, davacı tarafça davalı aleyhinde 18/07/2019  tarihinde 23.437,49 TL'lik asıl alacak,  3.030,17 TL  işlemiş faiz, 166,66 TL ihtar gideri olmak üzere toplam 26.636,27  TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır.<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davacının usulüne uygun olarak tutulmuş ve  sahibi lehine delil   niteliği  bulunan yasal defterlerine  göre  davalı taraf ile  arasında 2017 yılından önce başlayan ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafça davalıya 2017-2018 yıllarında çeşitli tarihlerde KDV dahil 143.921,82 TL tutarında 11 adet fatura düzenlendiği, bu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturalara istinaden davalı tarafça gerek nakit, gerek çek  ve gerek banka aracılığı ile toplam 118,338,00 TL tutarında ödeme yapıldığı, bu ödemelerin davacı  defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının  icra takip tarihi itibariyle  cari hesabının  23.437,44 TL borç bakiyesi  verdiği, davalıya ait BA formları incelendiğinde icra takibine konu faturalardan 18.05.2018 tarih 98780 no.lu 23.742,40-TL’lik faturanın  davalı tarafça  ilgili dönem BA Bildirim formu ile beyan edildiğinin anlaşıldığı,  bunun faturaya konu  mal  ve hizmetin alındığına karine teşkil ettiği, ancak 30.10.2018 tarih 99050 no.lu 6.018’lik vade farkı faturasının davalı tarafça  ilgili dönem BA bildirim formu ile beyan edilmediğinden  davalının kabulünde olmadığının anlaşıldığı, vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda yazılı bir sözleşme bulunması veya teamül halini almış fiili bir uygulamanın mevcut olması gerektiği, vade farkı alacağını ihtiva eden bir fatura düzenlenip davalı tarafa tebliğ edilmesi ve süresinde bu faturaya itiraz edilmemiş olması yukarıda belirtilen şartların gerçekleştirilmemesi halinde tek başına vade farkı istenebileceği sonucunu doğurmayacağı,  tacir olan taraflar arasında vade farkı faturası düzenleme ve tahsiline ilişkin teamülün mevcut olduğunun kabulü için en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının itirazsız ödenmiş olmasının gerektiği,  taraflar arasında  teamül halini almış fiili bir uygulamanın da mevcut olmadığının anlaşıldığı,  dolayısıyla davacının davalıdan vade  farkı alacağı talep edemeyeceği, davacının ticari defterlerinde dava konusu 23.742,40-TL’lik faturanın kayıtlı olduğu ve bu faturaya istinaden ödeme yapılmadığı nazara alındığında davacının  18.07.2019 icra takip tarihi itibari ile davalıdan cari hesaba dayalı olarak  bakiye alacağının  17.419,44-TL   olduğu sonuç ve kanaatine varılarak yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmakla dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre  davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br> İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/03/2021 tarih, 2019/485 Esas ve 2021/213 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 556,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 18/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f36c9a400a64a4bf","SID":"1a5007d26a8f80a4"}}