{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/1995 Esas  - 2025/399 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1995 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/399<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t    ...<br>ÜYE\t\t: ...\t    ...<br>ÜYE \t\t: ...\t    ...<br>KATİP\t\t: ...\t  ...<br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/352 Esas  2022/613 Karar<br><br><br>DAVA\t: Şirket Hissesinin Tescili<br>DAVA TARİHİ\t: 07/02/2018<br>KARAR TARİHİ\t : 18/04/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t : 18/04/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki alacak ve şirket pay devrine dayalı tescil istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle asıl davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kabulüne yönelik verilen karara karşı, asıl ve birleşen davada davalılar tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tASIL VE BİRLEŞEN DAVA<br>\tDavacı asıl davada; davalı şirketin tek ortağı olan davalı ...’ın %50 oranında ki payını Ankara 47.Noterliği’nin 12/08/2016 tarihli ve 24464 yevmiyeli Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile edindiğini, pay devir bedeli 400.000-TL olup 100.000-TL peşin, daha sonra da 35.000-TL olmak üzere toplam 135.000-TL ödediğini, pay devri tescil ve ilan işlemlerinin davalı ... tarafından yerine getirilmediğini iddia ederek şimdilik 1.000-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.                         <br>\tDavacı birleşen davada; Ankara 47.Noterliği’nin, 12/08/2016 tarihli ve 24464 yevmiyeli Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile davalı şirketin ortağı olan davalı ...’ın %50 oranındaki payını edindiğini, pay devir bedeli 400.000-TL olup 100.000-TL peşin, daha sonra da 35.000-TL olmak üzere toplam 135.000-TL ödediğini, pay devri tescil ve ilan işlemlerinin davalı ... tarafından yerine getirilmediğini iddia ederek söz konusu payın adına tesciline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili, 11/11/2019 günlü ıslah dilekçesi ile tescili talep edilen şirket 1/2 hissesi yönünden dava değerini 200.000-TL'ye çıkarmıştır.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı asıl ve birleşen davada; açılan davaları kabul etmediklerini, davacı ile aralarındaki 12/08/2016 tarihli, Ankara 47.Noterliği’nde düzenlenen sözleşme uyarınca, pay devrine ilişkin tescil işlemlerinden davacının sorumlu olduğunu,  ancak davacının bir işlem yaptırmadığını, kendisinin ise sorumluluğunun bulunmadığını, davacının, 50.000-TL ödeme yaptığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.\t\t<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  davacının payı ediniminden sonra edinilen payın davacı adına tescili için şirket müdürü tarafından ticaret siciline başvurulması gerektiğinin TTK’nın 598/1. maddesinin amir hükmü olduğu, bu amir hükme rağmen şirket müdürü 30 gün içinde başvuru yapmaması halinde payı devreden ortak ticaret siciline başvurarak adının silinmesini sağlayabileceği, somut olayda, pay devrinin yapılması için ticaret siciline, ne şirket müdürü ne de tek ortak olan davalı ...’ın bir başvurusunun olmadığının anlaşıldığı, davacı ile davalı ... arasındaki davalı şirkete ait payın devrine dair sözleşmede davacıya bu konuda yüklenmiş bir yükümlülük bulunmadığı, davacının davalı şirketin edinimi için geçerli bir sözleşmeye dayanıp edimini yerine getirdiğinin kanıtlandığı gerekçesiyle; \" birleştirilen Kırıkkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/48 Esas sayılı davasındaki istemin kabulü ile ... Çimento ve İnşaat Malz. Tur. Gıda Org. San. Ve Tic. Ltd. Şti.' nin %50 payının davacı adına tesciline, payın tescilinin ortaklar pay defterine işlenmesine ve ticaret sicil gazetesinde ilanına, asıl dava konusuz kaldığından karar vermeye yer olmadığına\" dair karar verilmiş, bu karara karşı asıl ve birleşen davada davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalılar istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...'ın işbu davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, buna rağmen mahkemece hükmün 3.bendinde eksik harcın davalı ...'den de tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının öncelikle TTK'nın 595/2. maddesinde öngörülen usulü izleyerek tescili sağlayabilecekken işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, asıl davada şirketin nominal değerine itiraz bulunmakta olup bu hususta herhangi bir araştırma yapılmaksızın yargılama giderleri yönünden, davacının iddiası araştırılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup tescile ilişkin açılan dava maktu harca tabi olmakla birlikte vekalet ücretine de maktu olarak hükmedilmesi gerekirken nispi ücret hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davanın açılmasına müvekkili sebebiyet vermediğinden aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. \t<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; Asıl dava, şirket pay devir sözleşmesi uyarınca ödenen bedelin iadesi; birleştirilen dava şirket pay devrine dayalı pay tescil istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;<br>Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından, asıl ve birleşen davalarda Kırıkkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen yetkisizlik ve sonrasında dosyanın gönderildiği Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen görevsizlik kararları sonrasında yapılan yargılama sonucunda;\" birleşen Kırıkkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/48 Esas sayılı dosyasında açılan davanın kabulü ile, şirkete ait %50 payın davacı adına tesçiline, payın tescilinin ortaklar pay defterine işlenmesine ve ticaret sicilinde ilanına, asıl davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına\" ilişkin karar verildiği, verilen bu karara karşı, asıl ve birleşen davada davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin, 11/04/2022 tarih, 2020/758 esas, 2022/464 karar sayılı ilamı ile; \" ... davanın heyetçe görülmesi gerektiği gözetilerek dosyanın heyete tevdi gerekirken tek hakim tarafından değerlendirilme yapılarak karar verilmesinde isabet görülmemiştir...\" gerekçesine dayalı olarak verilen kararın, kamu düzenine aykırılık nedeniyle esasa girilmeksizin HMK'nın 353/1.a-6 maddesi uyarınca kaldırıldığı, kaldırma kararı sonrası mahkemece, 2022/352 Esas 2022/163 Karar sayılı ilam ile bu kez heyet halinde başkaca bir inceleme yapılmaksızın aynı kararın tekrar verildiği, karara karşı yeniden asıl ve birleşen davada davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.<br>Somut uyuşmazlıkta, asıl ve birleşen davada davalı ...’ın, davalı şirketin ortağı olduğu, davacı ile davalı ... arasında davalı şirkete ait payın devri konusunda sözleşme bulunduğu ve bu sözleşme uyarınca, davacının, davalı ...'a sözleşmede yazılı olan pay devir bedeli olan 50.000-TL'yi ödeyerek davalı şirkete ilişkin davalı ...'a ait % 50 payı devraldığı hususunda bir çekişme bulunmadığı, uyuşmazlığın; Asıl davada, sözleşmede yazılı olan pay devir bedelinin, 50.000-TL’den fazla olup olmadığı; birleşen davada ise, davalı şirkete ait pay devrinin geçerli olup olmadığı, tescil şartlarının bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.<br>Hemen belirtmek gerekirse TTK'nın 595. maddesi Limited Şirketlerde pay devrinin nasıl yapılacağı hususunu düzenlemekte olup 595/1. Maddesi ilk cümlesinde pay devrinin geçerlilik koşulları belirlenmiş, \" esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır.\" hükmüne yer verilmiştir. Gerekli şekil şartına uyulmamasının devir sözleşmesi açısından akıbeti mutlak butlan olacaktır. Öte yandan TTK'nın 595/2. maddesi,  pay devrinin geçerli olabilmesi için gerekli olan son geçerlilik şartını belirleyerek \"şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur.\" düzenlemesine yer verilmiştir. <br>Davacı taraf isteminin dayanağını, 12/08/2016 gün ve 24464 yevmiye ile Ankara 47.Noterliği’nde düzenlenen \"Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin oluşturduğu, bu sözleşmede, asıl ve birleşen davada davalı ...'ın, davalı ... Ltd.Şti’de bulunan 50 adet payını, şirketin aktifine ve pasifine ilişkin tüm hak ve borçlarıyla birlikte davacıya 50.000-TL bedel karşılığında devrederek devir bedelini aldığının yazılı olduğu görülmüştür. Taraflar arasında noterde düzenlenen pay devir sözleşmesinin, az yukarıda sözü edilen TTK’nın 595/1.maddesi hükmüne uygun olup sözleşmenin taraflar arasında hüküm ifade edeceği anlaşılmaktadır.<br> 14/07/2014 tarihli, 8611 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinin 15.sayfasında davalı şirketin tüm payının davalı ...’a devredildiği; 08/03/2019 tarih ve 62752911-101.05-E.13417 sayılı Ankara Ticaret Odası Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısından da davalı şirketin tüm payının davalı ...’a ait olduğunun bildirildiği görülmektedir. Davalı şirket tek ortaklı olup TTK’nın 616/3.maddesi gereği tek ortaklı limited şirketlerde bu ortak genel kurulun tüm yetkilerine sahip olduğundan, davalı ...’ın pay devrinde ortaklar genel kurulunun onayının bulunduğunun kabulü gerekir. Dolayısıyla, davacının davalı şirketteki pay ediniminin yukarıda sözü edilen TTK'nın 595/2 maddesi kapsamında geçerli olduğu anlaşılmaktadır.<br>Taraflar arasında Ankara 47.Noterliği’nde 12/08/2016 gün ve 24464 yevmiye ile düzenlenen Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile davacının, davalı şirketin pay edinimi sırasında, % 50 payını edindiği şirket ortağı olan davalı ...’a karşı edimini yerine getirdiği, aksine bir iddianın bulunmadığı anlaşılmakta olup bu husus ihtilaf konusu değildir.<br>Davacının geçerli şekilde yapıldığı anlaşılan payı edinimi sonrası edinilen payın( somut olayda % 50 payın) davacı adına tescili için şirket müdürü tarafından, Ticaret Siciline başvurulmasının gerekmesi TTK 598/1. maddesinin amir hükmüdür. Bu amir hükme rağmen şirket müdürünün 30 gün içinde başvuru yapmaması halinde payı devreden ortak ticaret siciline başvurarak adının silinmesini sağlayabilir. Somut olayda, pay devrinin yapılması için ticaret siciline ne şirket müdürü ne de tek ortak olan davalı ...’ın bir başvurusunun olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı ile davalı ... arasındaki davalı şirkete ait payın devrine dair sözleşmede davacıya bu konuda yüklenmiş bir yükümlülük de bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br>Hal böyle olunca; Yargıtay 11. HD'nin, 2023/1063 E., 2024/4527 K. sayılı, 30/05/2024 tarihli ilamında; ....6102 sayılı Kanun’un 595 inci maddesinde limited şirketlerde pay devrinin yazılı şekilde yapılıp noterce onaylanması ve devre ortaklar genel kurulunca da onay verilmesi şartına bağlandığı, ancak somut olayda pay devrinin noterde yapıldığı, uyuşmazlığın bu noktada çıktığı, davalı ...nın, pay devrine muvafakat vermediği anlaşılmakta ise de, pay devrine muvafakat verecek genel kurulda oy hakkına sahip başkaca bir ortağın bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun’un 595 inci maddesinde ortaklar kurulu kararı şart olarak düzenlenmekle birlikte tek ortaklı limited şirkette bu kuralın ne şekilde uygulanacağı hususunda açık bir düzenleme bulunmadığı, şirketin ana sözleşmesinde pay devrini kısıtlayıcı bir hükme yer verilmediği,  6762 sayılı Kanun yürürlükte iken iki ortaklı limited şirkette şirket ortaklarının biribirlerine yaptıkları pay devrine ilişkin olarak “dava konusu kararın da hisse devri sözleşmesinin tarafları olan anılanlar tarafından alınması karşısında esasen noterde yapılan hisse devri sözleşmesinin devreden açısından devre muvafakat niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.” yönünde içtihat bulunduğu, somut olayda şirketin payını devir eden tek ortak dışında başkaca bir ortak bulunmadığı, pay devir sözleşmesinin ortaklar kurulu tarafından verilen muvafakat niteliği taşıdığı... hususlarına işaret edilmesi de dikkate alınarak somut olayda; tek ortaklı Limited Şirket bulunması da göz önünde bulundurularak birleşen davanın kabulüne, asıl davanın ise konusuz kaldığına yönelik mahkeme kabulünde her hangi bir isabetsizlik bulunmadığının, hissesi devredilen Limited Şirket ile tek ortağı olan davalı ...'a, şirketin 1/2 hissesinin (% 50 payı) devri yönünden husumet yöneltilerek davacının, tescil talebi yönünden mevcut korunması gerekir bir hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekmiştir. Bu nedenlerle davalıların, husumet ve hukuki yarar ile hisse devir şartlarına yönelik tüm istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.<br>Davalıların, şirketin devredilen % 50 payı yönünden şirket nominal değerinin, 100 tam paya karşılık 100.000-TL olduğu, bu nedenle davacının, yarı hisse karşılığında sadece 50.000-TL ödeme yaptığı halde, davacı tarafından, şirket tam hisse bedelinin 400.000-TL olup yarı hisse satış bedelinin de 200.000-TL olduğunun ileri sürülmesinin ve bu iddia esas alınarak ıslah ile arttırılan tutar olan 200.000-TL esas alınarak mahkemece, yargılama harç ve giderlerinin fazla hesaplanmasının hatalı ve eksik incelemeye dayalı olduğuna, maktu harç ve vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine ilişkin istinaf istemlerine gelince; her ne kadar davalılar, şirket nominal hisse bedelinin 100.000-TL olduğunu, tarafların yarı hissenin devrine karşılık 50.000-TL ödenmesi hususunda anlaştıklarını ileri sürmüşlerse de; dava dilekçesi ekinde sunulan ve davacı ile davalılardan ...'ın eşi ... arasında geçtiği belirtilen watsapp mesajları kapsamından; davacının, davalı şirketin yarı hissesini devralması karşılığında 200.000-TL ödemesi yönünde anlaşma sağlandığının yazılı olduğu, bu mesaj kayıtları kapsamına davalılar tarafından cevap dilekçesi kapsamında her hangi bir itirazda da bulunulmadığı görülmekle; davalı şirketin, devralınan yarı hisse karşılığının ıslah ile arttırılan tutar olan 200.000-TL olması gerektiğine yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmayıp bu hususa ilişkin istinaf istemleri yerinde görülmemiştir. Yine konusuz kalan asıl davada, mahkemece, davalılar aleyhine maktu harç ile maktu vekalet ücreti takdir edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. <br>Öte taraftan, mahkemece, davalı şirketin, davacıya ait devralınan yarı hissesi karşılığının 200.000-TL olduğu benimsenerek kabulüne karar verilen birleşen davada yargılama harçları ile vekalet ücreti takdirinde bu tutarın (200.000-TL) esas alınması gerekirken davalı şirketin, tam hisse bedeli olan 400.000-TL'nin esas alınması suretiyle kabulüne karar verilen birleşen davada, davalılar aleyhine fazla olacak şekilde yargılama harçları ile vekalet ücreti takdir ve tayin edilmesi isabetsiz olup usul ve yasaya aykırı olmuştur. Davalıların  bu hususlara yönelik istinaf istemleri yerinde bulunmuştur.<br>6100 sayılı HMK'nun 297/2. maddesi; \"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.\" düzenlemesini içermektedir. Hükmün infazda tereddüt oluşturup oluşturmadığının incelenmesi kamu düzeni ile ilgilidir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve istinaf ve temyiz sırasında hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.<br>Yukarıda açıklanan ilke ve kurallar çerçevesinde yapılan incelemede her ne kadar mahkemece, kabulüne karar verilen birleşen davada; davalı şirketin, 100 (tam) payına(%100) sahip olan davalı ...'a ait 50 payın(%50) iptali ile, bu payın davacı adına tesciline ilişkin hüküm yerinde bir karar verilmesi gerekirken mahkemece, birleşen davada, \" Birleştirilen Kırıkkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/48 Esas sayılı davasındaki istemin kabulü ile ... Çimento ve İnşaat Malz. Tur. Gıda Org. San. Ve Tic. Ltd. Şti.' nin %50 payının davacı adına tesciline,\"  yönelik karar verilmiş olması isabetsiz olup HMK'nın 297/2 maddesi hükmü kamu düzenine ilişkin olmakla, Dairemizce, re'sen birleşen davada hüküm bölümünün bu kısmının \" Birleştirilen Kırıkkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/48 Esas sayılı davasındaki istemin Kabulü ile davalı ...'a ait olan davalı ... Çimento ve İnşaat Malz. Tur. Gıda Org. San. Ve Tic. Ltd. Şti.' nin %100 payından, %50 payının iptali ile bu payın (%50) davacı adına tesciline,\" olarak düzeltilmesine ilişkin karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle davalılar vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin birleşen davanın kabulüne ilişkin hüküm bölümünün kamu düzeni gözetilerek re'sen HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, ilk derece mahkemesinin asıl davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik kararında ise herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden bu hususa ilişkin davalılar vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine ilişkin karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davalılar vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davalılardan asıl dava yönünden alınması gerekli olan 615,40-TL harçtan peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0-TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\tB)1-Davalılar vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kamu düzeni de gözetilerek HMK'nın 353/(1)-b.2 maddesi gereğince KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,<br>\t2-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  21/09/2022 tarih ve 2022/352 Esas 2022/613 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca birleşen dava hakkındaki karar yönünden KALDIRILMASINA,<br>\tC)1-Birleştirilen Kırıkkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/48 Esas sayılı davasındaki istemin Kabulü ile davalı ...'a ait olan davalı ... Çimento ve İnşaat Malz. Tur. Gıda Org. San. Ve Tic. Ltd. Şti.' nin %100 payından, %50 payının iptali ile bu payın (%50) davacı adına tesciline,<br>\t2-Payın tescilinin ortaklar pay defterine işlenmesine ve ticaret sicil gazetesinde ilanına,<br>3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 13.662-TL nispi karar ilam harcı için peşin yatırılan 35,90-TL'nin mahsubu ile noksan olan 13.626,1‬0-TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına, <br>4-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 32.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br><br>\t5-Davacı tarafından birleşen dosya için yapılan 35,90-TL başvuru harcı, 35,90-TL peşin harç, 253,00-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 324,80-TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>6-Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, <br>7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde  taraflara iadesine,<br>\tC)1-Davalılardan birleşen dava yönünden peşin alınan 6.831-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara iadesine,<br>\t2-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin sonuçta davanın kabulüne karar verildiğinden davalı üzerinde bırakılmasına, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/04/2025<br><br>  Başkan- ...        Üye - ...                     Üye - ... \t   Zabıt Katibi-...<br>   ...   ...   ...        ...<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0821a71d10120407","SID":"72b867dc6b2d7288"}}