{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/1518 <br>KARAR NO\t\t: 2025/415<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/12/2020 (Dava) - 02/06/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/739 Esas - 2022/568 Karar<br>DAVA\t\t: Maddi Tazminat (Trafik Kazası Kaynaklı)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 19/03/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/03/2025<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/739 Esas-2022/568 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06/08/2020 tarihinde ... plakalı aracın müvekkiline ait ... plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, ... plakalı sigortalı aracın sürücüsünün, dikkatsiz ve tedbirsiz davranışıyla aynı sokakta park yerinden geri manevra ile yola çıkmak isterken müvekkilinin aracına sol yandan çarptığını ve müvekkilinin aracına zarar verdiğini, sürücüler tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağına göre ... plakalı araç sürücüsünün beyanını imzası ile ikrar ettiğini ve bu şekilde kendisinin %100 kusurlu olduğunu kabul ettiğini, davalı tarafın, kaza tarihinde geçerli olan ZMMS poliçesi nedeniyle sigortalı araç sürücüsünün tam ve asli kusuru ile sebebiyet verdiği kaza neticesinde oluşan maddi zararlardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin kazadan kısa bir zaman sonra aracı ile daimi ikamet ettiği ülkeye dönmek zorunda kaldığını, ikamet ettiği şehir olan Münih'te ... isimli firmaya aracını incelettiğini ve hasarın KDV dahil 4.613,35 Euro olarak tespit edildiğini, ayrıca araçta 500,00 Euro'luk bir değer kaybı da belirlendiğini, tüm bu raporlama ücretleri için müvekkilinin 829,63 Euro ödemede bulunduğunu, davalı şirket ile iletişime geçildiğini, ancak şirketin bu güne kadar herhangi bir şekilde ödeme yapmaktan kaçındığını, davalı tarafın KDV miktarını da ödemek zorunda olduğunu, müvekkilinin aracı yabancı plakalı olup müvekkilinin daimi ikametgahı da Almanya olduğundan araçtaki zararın Alman rayiç değerlerine göre belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin zararının tazmininin Euro üzerinden hesaplanması ve fiili ödeme günündeki kur üzerinden tahsil edilmesi gerektiğini, davalı şirkete 16/09/2020 tarihinde hasar miktarı için kargo yoluyla ihtarda bulunulduğunu, ihbarname ve tüm eklerinin 17/09/2020 tarihinde şirkete ulaştığını, ancak şirket tarafından herhangi bir cevap verilmediğini, Karayolları Trafik Kanunu'nun 99.maddesinde yer alan hüküm uyarınca davalının ödemekle yükümlü olduğu hasar miktarı bakımından ihbarı izleyen sekizinci iş günü sonundan itibaren temerrüt faizine hükmolunması gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, (4.613,35 Euro onarım maliyeti + 500,00 Euro değer kaybı maliyeti + 829,63 Euro ekspertiz rapor ücreti) belirlenen toplam 5.942,98 Euro tazminattan şimdilik 100,00 Euro'nun teminat limitleri içinde yabanca para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini toplamda 4.815,59 Euro'ya çıkardığı anlaşılmıştır.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın ... A.Ş nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi (trafik poliçesi) ile sigortalı bulunmakta olup kaza tarihi itibariyle teminat limitinin 41.000,00 TL olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının sorumluluğu ve nihayetinde poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, ihbar üzerine hasar dosyası açıldığını, başvuru sonrasında dosya inceleme aşaması tamamlandıktan sonra davacının alacağından feragat ettiğini, kendi el yazısı ile yazdığı yazıyı imzaladığını, bu nedenle başvurunun feragat nedeniyle reddi gerektiğini, zarar görenin dava yoluna gitmeden önce sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunmasının yasal zorunluluk olduğunu, davacı taraf değer kaybı talebine ilişkin olarak dava yoluna gitmeden önce sigorta şirketine başvuru yapmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca, kendi kasko sigortasından ne kadar tazminat aldığı yahut ödenmedi ise neden ödenmediğinin sorulması gerektiğini, kaza tarihindeki kur esas alınarak meydana gelen zararın belirlenmesi gerektiğini, sigortacının araç yurtdışında onarılsa dahi, Genel Şartlar gereğince Türk Lirası üzerinden tazminat ödeme hakkı bulunduğunu, kusur oranlarının tespit edilmesini, davacının gerçek zararının tespitini, müvekkili şirketin yalnızca eşdeğer parça bedelleri ile anlaşmalı servislerde uygulanacak tedarik, onarım ve işçilik bedelleri ile sorumlu olması sebebiyle zararın tespitinde bu hususun da göz önünde bulundurulmasını, Trafik Sigortası Genel Şartları B.2 maddesi gereğince tanınan indirim haklarının da zararın tespiti hususunda dikkate alınmasını, yedek parça tedarik ve işçilik bedellerinin yüksek oluşundan ve orjinal parça kullanımından kaynaklanan fahiş hasar bedelinden sorumluluklarının bulunmadığını, bu sebeple davacının fahiş taleplerinin reddi gerektiğini, değer kaybı miktarının tespit edilebilmesi için Trafik Sigortası Genel Şartları Ek-1’de yer alan hesaplama yönteminin esas alınması gerektiğini, ayrıca ekspertiz ücreti talebinin reddi ve kabul manasında olmamak üzere faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"...Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacıya ait ... plakalı araç ile davalı sigorta şirketi tarafından ZMS sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın 06.08.2020 tarihinde çarpışmaları sonucu dava konusu kazanın meydana geldiği, kazada davalı şirket tarafından sigortalı araç sürücüsünün tam ve asli kusurlu olduğunun, düzenlenen bilirkişi raporuna göre anlaşıldığı, davacı tarafça davalı sigorta şirketine başvuru yapıldıktan sonra aracın Almanya'da tamir ettirileceği belirtilerek hasar dosyasından feragat beyanında bulunulmuş ise de, bu beyanın hakkın özünden feragat olarak değerlendirilemeyeceğinin anlaşıldığı ve davacı tarafın davalı şirketten zararının tazmini isteminde bulunabileceğinin kabul edildiği, zira davacı tarafça aracın bağlı olduğu Almanya' da araçta ekspertiz incelemesi ve  tamirat yapıldıktan sonra gerek hasar ve gerekse değer kaybının oluştuğu yönünde rapor düzenlendiği ve bu rapora istinaden dava açılmadan önce 17.09.2020 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu, istemin reddedildiğinin anlaşıldığı, düzenlenen bilirkişi raporuna göre davacıya ait aracın 4.613,35 Euro hasara uğradığı ve 500.00 Euro ikinci el piyasa değerinde kayba uğradığının kabulü gerektiği, düzenlenen raporun denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu, tespit edilen zararın yabancı para üzerinden belirlendiği görülmekle birlikte davalı sigorta şirketinin kaza tarihi itibari ile düzenlediği poliçede teminat altına alınan limitin 41.000,00 TL olduğu ve davalı sigorta şirketinin bu bedel ile sınırlı olarak zarardan KTK madde 91 uyarınca sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, davacı tarafça davalı şirkete başvuru tarihi dikkate alınarak temerrüdün 30.09.2020 tarihinde oluştuğu da anlaşılmakla, sonuç olarak; DAVANIN KABULÜNE, 4.815,59 Euro tazminatın 30.09.2020 tarihinden itibaren (davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen ve kaza tarihi itibari ile geçerli poliçede belirtilen üst limit olan 41.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olduğu gözetilerek) 3095 Sayılı yasa madde 4-a hükmüne göre işleyecek değişken faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Karşılığı TL olarak davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili tarafından, \"...Kabul anlamında olmamakla, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusur sorumluluğu ve nihayetinde poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın aracını müvekkili şirketçe atanan ekspere göstermediğini ve bu şekilde Türk Ticaret Kanunu gereğince yükümlülüklerini yerine getirmediğini, şirketin bilgi alma hakkını engellediğini, bu nedenle yapılan kötü niyetli taleplerin reddi gerektiğini, davacı tarafından müvekkili sigorta şirketine ‘06.08.2020 tarihinde saat 12.00 sıralarında Nevşehir ili merkezinde yapmış olduğum maddi hasarlı trafik kazamı yurtdışında yaptıracağım için şirketinize açılan hasar dosyamı feragat ediyorum’ şeklinde feragat beyanında bulunulduğunu, kaldı ki davacı tarafın aracı Münih'e götürerek araçta meydana gelen zararı kötü niyetli olarak arttırdığını, sigorta hukukunun sebepsiz zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, ihbar üzerine hasar dosyası açıldığını ve ekspertiz ataması yapıldığını, ancak aracın fiziki olarak görülmesi gerektiği aşamada, davacı tarafın bu hususu sağlamadığını, ekli rapor incelendiğinde, raporun ancak fotoğraflar üzerinden hazırlanabildiği görülecek olup, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının aracında meydana gelen hasar bedelinin raporda belirtilen miktardan fazla olmadığını, rapora istinaden, davacı tarafa aracın ekspere gösterilmesi için ekli ihtarnamenin de iletildiğini, ihtar yazısına rağmen araç üzerinde ekspertiz incelemesi yapılmasının sağlanamadığını, kusur oranlarının tespiti bakımından mahkemece dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Kurumu’na sevk edilmesi gerektiğini, genel şartlar gereğince müvekkili şirketin yalnızca anlaşmalı servislerde uygulanacak tedarik ve işçilik bedelleri ile sorumlu olması sebebiyle zararın tespitinde bu hususun da göz önünde bulundurulması gerektiğini, bu hükme rağmen, genel şartlarda belirlenen usul ve esasların zarar gören üçüncü kişiyi bağlamayacağı yönündeki değerlendirmelerin hükmün amacına aykırı olduğunu, Trafik Sigortası Genel Şartları B.2 maddesi gereğince tanınan indirim hakların da zararın tespiti hususunda dikkate alınması gerektiğini, müvekkili şirketin genel şart hükümleri gereğince üzerine düşen sorumluluğu yerine getirerek, ihbarla aynı gün içinde, davacı tarafı aracın 3 yaşından büyük olması halinde eşdeğer parça bedelleri ile ve anlaşmalı serviste onarılmaması halinde anlaşmalı servislerde geçerli tedarik ve işçilik bedelleri ile sorumlu tutulabileceği hususlarında bilgilendirdiğini, dolayısıyla davacının fahiş taleplerinin reddi gerektiğini, davacı tarafça sunulan raporda belirtilen işçilik ve parça bedelleri fahiş olmakla, kabulünün mümkün olmadığını, kaldı ki belirtilen onarım ve değişim işlemlerinin gerçekten yapılıp yapılmadığının da bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi gerektiğini, bu sebeple öncelikle davacı tarafın gerçek zararının tespiti bakımından bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarihli kararı ile KTK’de yer alan birtakım hükümlerin iptaline karar verildiğini, ancak bu dosyada ilgili kararın uygulama alanı bulamayacağını, genel şartların yürürlük tarihi olan 01/06/2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacağını, hukukumuzda sigorta şirketinin sorumlu tutulacağı tazminat miktarının hesaplanmasının, Türk Borçlar Kanunu'nun tazminatın hesaplanmasını düzenleyen 49 ila 56. maddelerinden farklı kurallara tabi kılındığını, nitekim zarardan dolayı sigorta şirketinin tazminat sorumluluğunun sözleşmeden doğan sorumluluk olduğunu, bu sebeple de işletenin tazminat sorumluluğu ile sigorta şirketinin tazminat sorumluluğunun kapsamının farklı esaslara tabi kılınmasının, sorumluluklarının dayandıkları esasların farklı olması nedeniyle kaçınılmaz olduğunu, dosyada Genel Şartların varlığı gözetilmeksizin rapor alınmasının hatalı olduğunu, trafik sigortası sözleşmesinin yasa ile zorunlu kılınmış olması ve bu sözleşmenin içeriğinin de yine Türk Ticaret Kanunu ve Sigortacılık Kanunu’nun ilgili maddeleriyle düzenlenerek halen yürürlükte olan genel şartlar ile poliçenin bir bütün olduğunun vurgulanmış olması karşısında, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren genel şartların poliçeden doğan işbu uyuşmazlıkta uygulanması gerekeceğini, müvekkili şirketin KDV’den sorumluluğu bulunmadığını, hasarlanan parçalara ilişkin orjinal parça talep edilmişse de bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, trafik sigortası genel şartları uyarınca müvekkili şirketin hasar onarım taleplerini eşdeğer parçalar üzerinden gidereceğini, eşdeğer parça fiyatları üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, aleyhe hüküm kurulması halinde parça ve işçilik iskontosu uygulanması gerektiğini, bu oranın da en az %30 olması gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere hükmedilen tazminat tutarına 30/09/2020 tarihinden itibaren avans faiz işletilmesinin yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, müvekkilinin dava tarihinden önce temerrüde düştüğünün kabulünün haksız olduğunu, yine yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, usulüne uygun bir başvuru yapıldığının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkilinin dava tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, yabancı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle karşı yan trafik sigortacısından hasar ve değer kaybı tazminatı istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacıya ait Almanya plakalı araca davalı sigorta şirketine trafik sigortalı aracın asli ve tam kusurlu olarak (geri manevralarına riayet etmemek nedeniyle) çarpması neticesinde maddi hasarlı kazanın meydana geldiği, davacının Almanya'da ikamet etmesi nedeniyle önce davalı sigorta şirketine ihbar yolu ile başvuruda bulunmuşken, ardından hasarı ikamet ettiği Almanya'da gidereceğini beyanla hasar dosyasının kapatılmasını istediği, bununla birlikte davadan önce sigorta şirketine yaptığı başvuru ile Almanya'da alınan ekspertiz raporu ile belirli hale gelen zarar tutarının tahsilini istediği, ancak bir ödeme yapılmaması üzerine işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.<br>Davacı tarafça davalı sigorta şirketine yapılan hasar ihbarı sonucunda hasar dosyası açılmış olup, ardından davacının imzalı dilekçesi ile; \"...yapmış olduğum maddi hasarlı trafik kazamı yurt dışında yaptıracağım için şirketinize açılan hasar dosyamı feragat ediyorum\" şeklindeki dilekçe ile hasar dosyasının kapatılmasını istediği anlaşılmaktadır. Davacının bunun ardından ikamet ettiği Almanya'ya dönerek oradaki eksper firması aracılığıyla hasar ve değer kaybını belirlemek suretiyle davalı sigorta şirketine bu defa hasar ve değer kaybı tutarını da belirtmek suretiyle başvuru yaptığı anlaşılmakta olup, davacının bahse konu dilekçesinin hakkın özünden feragat niteliğinde olmadığı, Almanya'ya dönmek durumunda olan davacının aracının zarar tespiti ve tamiri ile ilgili işlemleri orada yaptıracağına dair bir beyan niteliğinde olduğu, nitekim dilekçe içeriğinde de açıkça bu hususun belirtildiği, kayıtsız şartsız haktan feragate dair bir beyan sözkonusu olmadığı için bu hususta mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>Mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan rapora göre, kazada davacının kusuru bulunmayıp karşı araç olan davalıya sigortalı aracın kazaya sebep olduğu, araçtaki hasar ve değer kaybının dosyada mevcut Alman eksper raporu ve davalı sigorta şirketinin eksper raporu da gözetilerek, piyasa koşulları uyarınca usulünce belirlendiği, davacı tarafça yapılan ıslah tutarı gözetilerek mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kaldı ki davalı tarafça bilirkişi raporunun tebliğine rağmen rapora yönelik olarak yargılama sırasında bir itirazda da bulunulmadığı anlaşılmakla, usul ve yasaya uygun mahkeme kararına yönelik davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davalı vekilinin İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/739 Esas - 2022/568 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 2.800,71 TL istinaf karar harcından peşin alınan 700,2‬0 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 2.100,51‬ TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  19/03/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7b43a1f1f6eb433b","SID":"165c4420a1752b42"}}