{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/1657 <br>KARAR NO\t\t: 2025/661<br>KARAR TARİHİ\t: 25/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/10/2020<br>NUMARASI\t\t: 2020/117 Esas 2020/567 Karar<br>DAVA\t\t: Alacak <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 25/03/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 25/03/2025<br><br>\t      Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketten 22.08.2003, 09.08.2003, 18.08.2003 ve 06.09.2003 tarihlerinde toplam 14 adet mobilya faturalarından dolayı 36.909,27 TL alacaklı olduğunu, faturalara konu edilen malların bedelini davalı ödemeyince bu kez davacı müvekkili tarafından satıma konu konu mal bedellerinin ödenmesi amacıyla ihtarname gönderildiği, davalı taraf aldığı mallara karşılık teminat amacıyla iki ayrı taşınmaz üzerine müvekkili lehine ipotek tesis edildiği, bu nedenle dava konusu yapılan 36.909,27 TL'nin ilk fatura kesim tarihi olan 02.08.2003 tarihinden temerrüt tarihi olan 31.10.2003 tarihine kadar aylık %10 işlemiş faiziyle, dava konusu yapılan 36.909,27 TL'nin temerrüt tarihi olan 31.10.2003 tarihinden itibaren aylık %10 faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.        <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk davet mektubunun tasfiye memuru ...'a tebliğ edilmediği, arabulucu tarafından düzenlenen son tutanağın geçersiz olduğu, bu nedenle dava şartının yerine getirilmediği, ayrıca yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, faturaların 2003 yılında düzenlendiği, bu nedenle 10 yıllık zamanaşımının dolduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>MAHKEMECE: \"...Dava; Taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacı tarafça davalıya satılıp teslim edildiği bildirilen faturalardan kaynaklı davaya konu bakiye alacağın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.<br>Dosyanın incelenmesinden dava dilekçesinde davalı şirketin tasfiyeye girdiği belirtilmeksizin doğrudan davalı şirket unvanı yazılmak suretiyle davanın açıldığı, mahkememizce yapılan yargılama sırasında oluşturulan ara kararıyla davalı şirketin ticaret sicil kaydının getirtildiği ve incelenmesinden davalı şirketin davadan evvel 21.03.2018 tarihinde tasfiyeye girmesine karar verildiği, iş bu kararında 13.04.2018 tarihinde tescil edildiği belirtilerek tasfiye memuru olarak da 23.04.2018 tarihi itibariyle şirket ortaklarından ...'ın atandığı anlaşılmıştır.<br>01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı TTK'nın 5.maddesine eklenen 5/A maddesiyle \"Bu kanunun 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" şeklinde düzenleme getirilmiştir.<br>6325 Sayılı kanuna eklenen 18/A- maddesiyle ise \"İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmişse arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.<br>Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceğinin ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereğini yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkartılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. \" şeklinde düzenleme getirilmiştir.<br>Yukarıda belirtilen bu yasal düzenlemeler kapsamında TTK'ya eklenen 5/A maddesi gereğince 01/01/2019 tarihinden itibaren ticari dava niteliğindeki konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir.<br>Mahkemece dava şartı noksanlığının tespit edilmesi halinde ise 6100 Sayılı HMK'nın 115/2. maddesi gereğince ise dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir.<br>Dava konusu somut olayda her iki tarafın tacir ve dava konusunun da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması nedeniyle TTK 4.maddesi gereğince iş bu davanın ticari dava niteliğinde bulunduğu sabittir.<br>Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler kapsamında ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edildiği görülmektedir.<br>Dava dosyasına davacı vekili tarafından sunulan arabuluculuk son tutanağının incelenmesinden arabuluculuk tutanağında taraf olarak \"... Şti.\"'nin gösterildiği ve tutanağın içeriğinin incelenmesinden ... kayıtlarında yer alan ... No:... ... ... adresine ve başvurucu tarafından bildirilen adrese çıkartılan 2 adet davet mektubunun muhatap bulunmadığından iade açıklamasıyla geri döndüğü, bu nedenle arabuluculuk son tutanağında taraf olarak gösterilen \"... Tic. Ltd. Şti.\"'nin katılmadığı belirtilerek tutanağın düzenlendiği, ancak İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden dosyamıza gelen cevabi yazının incelenmesinden arabuluculuk son tutanağın düzenlendiği 05.02.2020 tarihinden önce davalı şirketin 21.03.2018 tarihinde tasfiyeye girdiği ve bu tasfiyenin de 13.04.2018 tarihinde tescil edildiği, dolayısıyla davalı şirket unvanının tasfiye halinde ... Şti. olduğu, tasfiye memurunun da  21.03.2018 tarihi itibariyle ... olarak belirlendiği, buna rağmen arabuluculuk son tutanağında davalı şirketin unvanının doğru olarak gösterilmediği gibi tasfiye memurununda belirtilmediği, yine tasfiye memuru yerine çıkartılan tebligatın davalı şirketin eski unvanı yazılmak suretiyle doğrudan davalı şirkete çıkartıldığı, oysa şirket tasfiyeye girdikten sonra çıkartılacak tüm tebligatların tasfiye memuruna çıkartılmasının gerektiği,  bu şekilde iş bu dava dosyası açısından dava şartı arabuluculuk başvurusunun usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğinden bahsedilemeyeceği düşünülmekle 6102 Sayılı TTK'nın 5/A-1 maddesi ve 6325 Sayılı Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesi gereğince Arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verme gereği doğmuştur. (İstanbul BAM 30. Hukuk Dairesi'nin 2020/611 Esas, 2020/606 Karar ve 10.03.2020 tarihli kararı da bu yöndedir.) '' gerekçesi ile; <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>6102 Sayılı TTK'nın 5/A-1 maddesi ve 6325 Sayılı Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesi gereğince Arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece yetki itirazı dikkate alınmadan kurulan hükmün hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,  yetkili mahkemenin Bakırköy Ticaret Mahkemeleri olduğundan yetkisiz ilk derece mahkemesinin verdiği kararın kanuna aykırı olduğunu, öncelikle yetkisizlik kararı verilip yetkili mahkemeye gönderilmesi gerektiğini, sonraki incelemeleri yetkili mahkemenin yapması gerektiğini, 25.06.2020 tarihli cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunulduğunu, davanın, davalının yerleşim yeri mahkemesi olan Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılması gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava:alacak istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediğinden reddine karar verilmiş olmakla, esastan verilen bir karar olmadığından maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmamasına, ayrıca taraflar arsında ticari ilişki bulunduğundan TBK nun  89. maddesine göre para alacağı söz konusu olduğundan alacaklı olan davacının yerleşim yerinde dava açılabilecek olmasına  göre davalı  vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/10/2020 tarih ve 2020/117 Esas 2020/567 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf maktu karar harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 556,10 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 25/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a73c0d91c0dbef85","SID":"bc68b5b9c685ab85"}}