{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:21/10/2021<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:12/05/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; müvekkili davalı kooperatifin üyesi iken, davalı kooperatif tarafından 07/12/2007 tarihli kararla ihraç edildiğini, bu ihraç kararına karşı, açılan davanın dava sonunda ihraç kararının iptaline karar verildiğini ve bu kararın 17/10/2019 tarihinde kesinleştiğini, bu kararın kesinleşmesinden sonra üyesi olduğu kooperatife tapusunu alabilmek için müracaat eden müvekkiline davalı kooperatif tarafından 45.075,00.-TL asıl alacak, 51.779,91.-TL faiz olmak üzere toplam 96.854,91.- TL borç çıkarıldığını, oysa müvekkilinin bu kooperatifte 13/06/2003 tarihli karar ile bir dönem müdür olarak çalıştığını, ayrıca aynı dönemde kooperatifin müvekkilinden borç aldığını, buna karşılık toplam 40.000,00 TL bedelli ... keşide tarihli 30/06/2004 vadeli bono düzenlendiği, müvekkilinin bu bonoya dayalı olan alacağının mahsup edilmeyerek ve fahiş bir faiz hesabı yapılarak müvekkilinden fazla talep edildiğini belirterek talep edilen 96.854,91.-TL nin 10.000,00.-TL sinin borçlusu olmadığına karar verilmesini ayrıca dava sonuna kadar davalı kooperatif tarafından müvekkilinin ihraç edilmemesi yönünden tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili; davacının iddia ettiğinin aksine davalı kooperatifin 40.000,00.-TL bedelli bir bonoya dayalı olarak herhangi bir borcunun olmadığını, kaldı ki 30/06/2004 vadeli bonodan doğan alacağın da zamanaşımına uğramış olduğunu, bu yüzden davacının talebindeki takas mahsup şartlarının oluşmadığını, daha önce mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada davacının ileri sürdüğü alacaklı olduğuna ilişkin iddiasını destekleyen bir kaydın kooperatif kayıtlarında bulunmadığın da tespit edildiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"...Her ne kadar davacı vekili kooperatif alacaklarının 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu belirtmekte ve geriye doğru 5 yıldan önceki dönemdeki kooperatif alacaklarının zamanaşımına uğradığını iddia etmekte ise de, hem bu sürecin dava yoluyla kesintiye uğramış olması hem de kooperatif alacağının üyelik devam ettiği sürece devam edecek olması (zamanaşımının henüz başlamamış olması karşısında davalının bu iddiası mahkememizce yerinde bulunmamıştır. Davalının daha önceki davanın görüldüğü sırada borcuna faiz işletilemeyeceği yönündeki iddiası da yasal bir dayanak taşımamaktadır. Zira davalının da belirtiği gibi ortaklık hak ve yükümlülükleri davalı kooperatife karşı çıkma kararı kesinleşinceye kadar devam eder. Bu sebeple davanın reddine, \" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı kooperatif tarafından Antalya 7. Noterliğinin 17.08.2020 tarih ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarnamesi ile 45.075,00 TL anapara ve 51.779,91 TL yasal faiz olmak üzere toplam 96.854,91 TL gibi fahiş bir borç çıkartıldığını, yapılan bu hesaplamayı kabul etmemekle birlikte müvekkilinin müdürlük zamanında olan alacaklarının ve borç vermiş olduğu paraların mahsup edilmesi ve alacaklarının faizlendirilmesi konusunda karar alınmış olmasına rağmen bu yönde herhangi bir mahsuplaşama yapılmaması ve aynı zamanda varsa aidat borçlarının taraflarına bildirim yapılmadan faiz talep edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili kooperatiften alacaklı durumda olduğu halde faiz uygulaması yapılmasının adil olmaktan uzak hukuksuz olduğunu, bu nedenle işbu davanın ikame edildiğini ve müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun olmadığının tespitinin talep edildiğini, fakat yerel mahkemece eksik ve hatalı inceleme yapılarak davanın reddine ilişkin hüküm kurulduğunu, buna karşın dava dilekçesinde bildirdikleri birçok önemli husustan, gerekçeli kararda bahis dahi açılmadığı gibi, müvekkilinin davasına dayanak olarak gösterdiği genel kurul kararlarından bahsedilmediğini, delillerin gösterilmediğini, itiraza konu gerekçeli kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, kooperatif aidat borcundan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ortaklık hak ve yükümlülüklerinin davalı kooperatife karşı çıkma kararı kesinleşinceye kadar devam etmesine, kooperatif alacaklarına üyelik devam ettiği müddetçe zaman aşımının işlememesine, hükme esas alınan bilirkişi raporunun Antalya 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen ... Esas ... Karar sayılı ilamı dikkate alınarak düzenlenmiş olmasına, bilirkişi raporunun hükme esas almaya elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli olmasına, somut verilere dayanmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.12/05/2025<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"451dedbdf3a141f3","SID":"20777a62062160f1"}}