{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1466 <br>KARAR NO\t\t: 2025/559<br>KARAR TARİHİ\t: 13/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/09/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/704 Esas 2020/387 Karar<br>DAVA\t\t: Tazminat <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 13/03/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 13/03/2025<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:              <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirket ile 27.03.2017 tarihinde imzaladığı ve 27.03.2022  tarihinde sona erecek Franchise sözleşmesini  sözleşmede tek taraflı fesih hakkı olmamasına rağmen feshettiğini davacıya bildirdiğini  ve Franchise  işletmeciliğini yaptığı işletmeyi terk ederek müvekkiline ait spor ekipmanları ve diğer malzemeleri de götürmek sureti ile terk ettiğini,  müvekkilinin  yükümlülüklerini yerine getirdiği halde davalının taahhüt ve yükümlülüklerini yerine getirmeyerek tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini bildirmesi, işletmeyi kapatıp kaçmasının şirkete ait ekipmanları da alıkoyarak iade etmemesi sebebiyle imzaladığı sözleşme gereğince   müvekkil şirkete şimdilik 10.000 TL tutarında cezai şartın yanı sıra  bilirkişi raporu ile belirlenecek sözleşme devam etse idi ödeyeceği royalty bedellerinin  toplam tutarı olan şimdilik 10.000 TL'nin  dava tarihinden  itibaren işleyecek  yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davalıya tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.       <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalının Franchise sözleşmesi imzaladıklarını, ancak sözleşmenin taraflar arasında uygulanmadığını, davacının beyan ettiği fesih ihbarnamesinin davalı tarafından keşide edilmediğini,  tek taraflı feshi ve faaliyeti durdurmayı davalının pay sahibi olduğu ... A.Ş.'nin yaptığını, davacı ile ... A.Ş. Arasında herhangi bir  Franchise sözleşmesi imzalanmadığını, davalının  emekli gerçek kişi olduğu, tacir olmadığı, kendisi adına tescilli ticari işletmesinin olmadığını, bu nedenle, kötüniyetli davacının taleplerinin hukuki ve ticari temeli olmadığından haksız davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davacıya yüklenmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>MAHKEMECE: \"...Dava; Franchise sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.<br>Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.<br>TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.<br>Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.<br>6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak  iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce  re'sen incelenir. <br>Dosya kapsamında,  gerçek kişi olan davalının  İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 24.05.2019 tarihli yazısına göre ticari işletme kaydının olmadığı, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 27.05.2019 tarihli yazısına göre ticari kazanç mükellefiyet kaydının bulunmadığının bildirildiği,  tüm dosya kapsamından da davalının tacir sıfatını  haiz olmadığı, taraflardan birinin tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 27.04.2017 tarih, 2016/6615 esas ve 2017/5200 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere  TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. '' gerekçesi ile; <br>HÜKÜM: Gerekçesi HMK 294/4 mad. gereğince bir ay içinde açıklandığı üzere;<br>HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev konusu dava şartlarından sayıldığından, davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından, davanın görevsizlik nedeniyle reddine, <br>Kararın kesinleşmesi ile ve talep halinde dosyanın görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, \" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  franchise sözleşmesinin haksız feshinden doğan uyuşmazlıklarda Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu hususunun izahtan vareste olduğunu, ... Şirketi'nin tek paylı anonim şirket olup, şirketin münferiden temsile yetkili kişisinin davalı ... olduğunu, yerel mahkemece verilen görevsizlik kararının gerekçesinde gerçek kişi olan davalının ticari işletme kaydının ve ticari kazanç mükellefiyet kaydının bulunmadığını, bu nedenle tacir sıfatının bulunmadığına ilişkin ifadelere yer verilmiş ise de, yanılgılı bir tespite dayalı olarak kurulan hükmün kabulünün mümkün olmadığını, Franchise sözleşmesi müvekkil şirket ile ... arasında akdedilmiş olup, ticari işlerin ... şirketi ile ... şirketi tarafından bir ad altında şirketin yönetim kurulu başkanı ve münferiden imza yetkilisi olan ... tarafından birlikte yürütüldüğünü, her ne kadar mahkemece anılan hususta herhangi bir araştırma yapılmaksızın görevsizlik kararı verilmiş ise de; mersisten yapılan sorgu ile ... şirketinin tek paylı bir anonim şirket olduğunun ve davalının anılan şirketin münferiden temsile yetkili kişisi olduğunun tespit edildiğini, aynı zamanda bu hususun faturaların bir kısmının ...'e bir kısmının ise, ... Şirketi'ne kesilmiş olması ile de sabit olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararını kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava: tazminat istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br> TTK'nın 4. Maddesinde; \"- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;<br>    a) Bu Kanunda,<br>    b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,<br>    c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,<br>d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,<br>      e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,<br>    f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, <br>    öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./1.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.<br>    (2) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir.\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.       <br>TTK nın 5. Maddesinde ise;\" (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Somut olayda; taraflar arasında francise sözleşmesi olduğundan,  davalının tacir olmamasının bir önemi olmayıp, francise sözleşmesi de niteliği gereği her iki tarafında ticari işletmesini ilgilendirdiğinden  görevli mahkeme TTK nın 4. Maddesi gereğince Asliye Ticaret Mahkemesidir. (Yargıtay 11. HD nin 2015/13723 esas, 2015/13432 karar sayılı, Yargıtay 17. HD nin 2014/12122 esas, 2014/15833 karar sayılı,Yargıtay 3. HD nin 2017/7487 esas, 2017/16799 karar sayılı ilamları da aynı doğrultudadır)<br>Mahkemece somut uyuşmazlıkta görevli olunmasına rağmen yazılı şekilde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle dava şartından davanın reddedilmesi doğru olmamış, HMK'nın 355. ve 353/1-a-3 maddeleri uyarınca, verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜNE; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/09/2020 tarihli,  2018/704 Esas 2020/387 Karar sayılı kararının HMK'nın 355. ve 353/1-a-3 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince dosyanın görevli İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,<br>3-İstinaf eden davacı vekilinin yatırmış olduğu;<br>a-59,30 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesi tarafından davacıya ödenmesine,<br>b-162,10 TL istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderlerinde değerlendirilmesine,<br>4-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-3 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf eden ilgilisine iadesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a-3 ve 362/1-c maddesi uyarınca  kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13.03.2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9c6187a961b27e38","SID":"323655dd3f10d70b"}}