{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R <br>ESAS NO:2022/1798 <br>KARAR NO:2025/833<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:24/03/2022<br>NUMARASI:2016/294 Esas - 2022/257 Karar<br>DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ:09/05/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı ...'nun ... plaka sayılı aracıyla, 08/08/2014 tarihinde Eyüp ilçesinde temizlik görevlisi olarak çalışmakta olan müvekkiline ters yoldan hızlı gelerek çarptığını, müvekkilinin sol ayağının arabanın altında kalarak kırıldığını, kaza sebebiyle müvekkilinin ayağına platin takıldığını, birden fazla kez ameliyat olmak zorunda kaldığını ve halen aksadığını ve ağrılar çektiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu ancak ödeme yapılmadığını iddia ve beyan ederek HMK'nın 107.maddesi gereğince şimdilik 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı  ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle;  ... plakalı aracın müvekkili şirkete 30/11/2013-04/10/2014 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başı 268.000,00 TL olduğunu, müvekkili şirketin sigortalının kusuru oranında sorumlu olacağını, kusur ve maluliyet oranının tespiti ve hesaplama yapılması bakımından rapor alınması gerektiğini, meydana gelen kazanın iş kazası olup olmadığının, ... tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının tespitinin gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak dikkate alınması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın maddi tazminat kalemleri konusunda açıklama yapması gerektiğini, davaya konu trafik kazasında asli kusurun davacıya ait olduğunu, davacının %100 oranında kusurlu olduğunu, davacının iş gücü kaybı ve maddi tazminat talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, kabul anlamına gelmemekle, davacının maddi zararını ispat etmesi gerektiğini, davacının manevi tazminat talebinin hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olamayacağını, davacının manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, dava konusu kaza nedeniyle ... tarafından bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davacının davalılar ... ve ... A.Ş. hakkındaki maddi tazminat davalarının feragat nedeniyle reddine, Davacının davalı ... hakkındaki manevi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile, 35.000,00 TL miktarındaki manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 08/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ndan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacının davalı ... hakkındaki fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine, Davacının davalı... A.Ş. hakkındaki manevi tazminat davasının reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kısmen kabul edilen  manevi tazminatın,  müvekkilin kaybını bir nebze olsun gidermesinin mümkün olmadığını, davalı şoför ...'nun kendi  kusuru ve dikkatsiz araç kullanması nedeniyle kazanın meydana gelmesine sebep olduğunu, bu durumun dosyadaki bilirkişi  raporları ile de tesbit edildiğini, maddi tazminat taleplerinin alacak miktarı kesinleşmeden, maluliyet oranı belirlenmeden doğmamış haktan  feragatın geçerli olmayacağına için, geçersiz feragat beyanı ile reddine karar verilmiş olmasının da yanlış olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  kazanın 2014 yılında meydana geldiği hususu, olayın meydana geliş şekli, davacının fiil ve eylemleri ve davacının kusuru nazara alındığında hükmedilen 35.000,00 TL manevi tazminat tutarının haksız ve fahiş olduğunu, kazanın davacının ağır ve tam kusuru nedeniyle meydana geldiğini, raporlar arasında çelişkinin de giderilmeden karar verildiğini, davacının belirtilen yasak ve kurallara uymadığı, yol üzerinde çalışma/temizlik yapıldığına dair uyarı levhası bulundurmadığı, taşıt yolu üzerinde hareket halinde bulunan araçlardan uzaklaşmadığı, beni görünce durur ve uzaklaşır düşüncesi ile hareket ettiği, trafiği engelleyecek veya kendi can güvenliğini tehlikeye düşürecek davranışta bulunduğu, dikkatsiz ve tedbirsizliği sonucu kazaya sebebiyet verdiği ve olayda davacının asli kusurlu olduğunun açık olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Somut uyuşmazlıkta 08/08/2014 tarihinde davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile ... Caddesi kesişiminde sola dönüş manevrası ile Caddeye girdiği esnada idaresindeki aracın sol arka teker ve sol yan kısımları ile taşıt yolu içerisinde bulunan davacı yayaya çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana gelmiştir. Mahkemece Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'nden aldırılan 08/02/2021 tarihli raporda ; davalı sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan araç ile meskun mahalde gündüz vakti   seyri sırasında gerekli dikkat ve özeni yola verip,  bahse konu kaza mahalli yol kesişim noktasına geldiği anda dönüş manevrasına başlamadan önce kaplama içerisinde bulunan yaya nedeniyle etkili tedbir alması, dönüş manevrasını uygun bir anda kontrollü bir şekilde tamamlaması gerekirken bu hususlara riayet etmeden kontrolsüz şekilde dönüş manevrasına başladığı sırada gerçekleşen kazada % 85 oranda, davacı yaya...'ın meskun mahalde gündüz vakti bahse konu kaza mahalli yol kesişim noktasında kaplama içerisinde bulunduğu sırada dönüş manevrası ile gelen araç nedeniyle etkili korunma tedbiri alması gerekirken, bu hususlara riayet etmeyip tedbirsiz şekilde taşıt yolu içerisinde bulunduğu sırada gerçekleşen kazada %15 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.Mahkemece aldırılan 24/01/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde; ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...’nun %90 oranında, davacı yaya...’ın %10 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Aynı olaya ilişkin ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/1 esas 2019/122 karar sayılı dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı sürücünün asli, davacı yayanın tali kusurlu olduğu belirtilmiş, davalının  TCK’nın 89/1. maddesi gereği taksirle bir kişinin taksirle yaralanmasına neden olma suçundan dolayı neticeten  adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı ve 13/03/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında  kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davacı vekili mahkemeye sunmuş olduğu 04/01/2018 tarihli dilekçesi ile davalı ...Şirketi A.Ş. yönünden maddi tazminat taleplerinden feragat ettiklerini bildirmiş, sulh protokolü dosyaya sunmuştur. Davacı vekilinin feragat beyanı kayıtsız ve şartsız olduğundan ve gerek İlk Derece Mahkemesi yargılaması sırasında ve gerekse istinaf dilekçesinde feragatin iradeyi fesada uğratan haller nedeniyle geçersiz olduğu ileri sürülmediğinden  davacı vekilinin usulüne uygun feragat beyanı üzerine mahkemece maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/1.maddesine göre, \"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.\" Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1.maddesi kapsamında davacı lehine verilen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle; davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekili ile davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-a-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan  80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye  534,70 TL harcın davacıdan  tahsili ile Hazineye irat kaydına,B-) Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 2.390,85 TL harçtan peşin alınan 597,70 TL harcın mahsubu ile bakiye  1.793,15 TL harcın davalı  ...'dan   tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bf20122a840d5b59","SID":"6f05e7953924fff7"}}