{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/2766 <br>KARAR NO:2025/1380<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:24/04/2024<br>NUMARASI:2024/263 E - 2024/286 K<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ:22/05/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının iş yerinden iştirak halinde davalıların hırsızlık yaparak davacıya  zarar verdiğini, davalı şirket çalışanları olduklarını, zararın tazmini amacıyla başaltılan takibe itiraz edildiğini bu nedenlerle ... sayılı dosyaya yapılan itirazın iptaline, Haksız ve kötüniyetle itiraz eden davalıların alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, Çerkezköy Cumhuriyet Savcılığı nezdinde 2021/6118 soruşturma numaralı dosyayla müvekkili şirket, ..., ... ve ... ile ... ve ...’a karşı şikâyette bulunduğunu, bu soruşturmayı gerekçe göstererek ihtiyati haciz kararı aldığını, bu ihtiyati haciz kararına dayanarak da ... sayılı icra takibini başlattığını, davanın bu icra takibine itirazlarını konu aldığını, soruşturmanın henüz tamamlandığını,  Müvekkil ...’nun hiçbir suçla isnat edilemeyeceği ve dolayısıyla haksız fiil sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili ...’nun ticari itibarını zedeleyerek telafisi imkânsız zararlara yol açacacağını,  Müvekkil ... bakımından davanın reddine karar verilmesini, aksi takdirde ceza yargılamasının huzurdaki dava bakımından bekletici mesele yapılmasını, davacı şirketin şikâyet dilekçesinde hırsızlığa konu malların ... plakalı araca yüklendiğini, olay günü olayın gerçekleştiği sanayi sitesinden ... plakalı araç ile peş peşe ... plakalı aracın siteye giriş yaptığını, bu aracın ruhsat sahibinin ... olduğunu iddia ettiğini, hatta, olay günü ... çalışanlarının ve sahiplerinin de olay yerinde bulunduğunu iddia ettiğini, bu aracın ... adına kayıtlı olduğu tekrar tekrar ifade edildiğinini, ... yetkililerinin hırsızlık suçuna iştirak ettiği ve hırsızlığa konu malın ... tarafından bilerek satın alındığı isnadında bulunulduğunu, soruşturma kapsamında düzenlenen görüntü izleme tutanağında ise ne ...’ya ne de ... plakalı araca yer verildiğinin ceza soruşturmasında tespit edildiğini, mahkeme tarafından ilgili kuruma müzekkere yazılarak tekrar tespit edilebileceği üzere ...’ın olay yerine gelirken kullandığı aracın  ...’ın hususi aracı olduğunu,  ...’nun aracı olsa dahi müvekkilinin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, çünkü ...'ın, olay yerine işveren ...’nun faaliyetleri kapsamında ve onun emir ve talimatıyla gitmediğini, dava dilekçesinde iddia edildiği üzere ...’ın olay yerine hırsızlık amacıyla geldiğini ve gelirken de girişe ... adına geldiğini beyan etmiş olması da gerçeğe ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin doğrudan iradesiyle hırsızlık suçu işlediği iddiasını barındırdığını ve açıkça ticari itibarını zedelemeyi amaçlandığını beyanla davanın reddi ile davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; \" davacı tarafça işyerinde gerçekleşen hırsızlık olayı ile ilgili Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde 2021/6118 soruşturma numaralı dosyasında davalı şirket ... ...A.Ş hakkında şikâyette bulunulduğunu, şüphelilerden ... ...A.Ş. firması hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacı şirket tarafından yapılan itiraz üzerine Çorlu 2.Sulh Ceza Hakimliği tarafından ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının toplanan delillere uygun olarak verildiği ve soruşturmanın genişletilmesini gerektirecek eksiklik de bulunmadığından bahisle itiraza konu ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine karar verildiği, verilen  kararın kesin olduğu, davalı şirketin yaşanan hırsızlık olayı ile ilişkisi olduğu ispat edilmediğinden tazminat isteminin de dosya kapsamı uyarınca yerinde olmadığı\" gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı ve davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili katılma yoluyla yaptığı istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; tefrik edilen dosyadan duruşma açılmadan davayı takip edip   etmeme yönünde bir hak tanınmadan hukuki hakları kısıtlanarak karar verildiğini, ...'ın delil yetersizliğine dayalı olması sebebi ile hukuk mahkemesine esas alınamayacağını, delillerden davalının kusuru olduğu, zarara sebep olduğu açık olduğundan kararın hukuka aykırı olduğunu, tefrik edilen davada ilk davada toplam 3 davalı olduğundan vekalet ücretinin 1/3 olarak hükmedilmesi gerekir iken tam ücrete hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/ 758 Esas sayılı dosya ile davalılar ... AŞ, ... ve ... aleyhine dava görülürken 27.03.2024 tarihli duruşmasının 2  nolu ara kararı ile davalı ... vekilinin dosyanın tefrik edilmesi talebinin ara karar ile celse arasında değerlendirilmesine karar verilerek tefrik kararı gibi önemli bir kararın, tarafların yokluğunda, tarafların mazeretinin kabul edildiği duruşmada celse arasında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, mahkemesince 18.04.2024 tarihli ara karar ile, dosya üzerinde yapılan inceleme ile davanın tefrikine, 2024/ 263 esasa kayıt edilmesine karar verildiğini, bu kararın 18.04.2024 tarihinde 2 tebliğ edildiğini,  5 günlük süre 23.04.2024 tarihinde sona ermekte ( tatil günü olduğu için ) 24.04.2024 tarihinde tebliğ edilmiş sayılacağını, mahkemece 19.04.2024 tarihinde reddine karar verildiğini, tanık ...'nun beyanına göre de ... ile görüşmenin davalı firmaya ait olan fabrikada gerçekleştiğini, olay günü hırsızlık yapılan adresin bulunduğu sanayi sitesine ...'ın aracı ile gelmiş olsa da, kapıda ... ismini yazdırdığını, davalı ...'ın fabrika binasında hırsızlık ürünleri pazarlaması, davalı şirketin işin içinde olduğuna karine olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davacının gerek savcılığa sunmuş olduğu şikayet dilekçesinde gerekse müvekkil i için başlattığı icra takibinde haksız ve  kötü niyetli olduğunu, takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava haksız fiil nedenine dayalı maddi tazminat talebine ilişkindir.Davacı dava dilekçesiyle davalı şirket, ... ve ... hakkında dava açmış, ...'ın müvekkili şirket çalışanı ve ...'ın  ... Tesktil satın almacı çalışanı olduğunu, ...'a ait aracın sanayi sitesine giriş yaparken davalı şirketin adını yazdırdığını, aynı gün diğer ... satın alma müdürü ... ile gelinerek birlikte hesap yapıldığını, ...Tekstil yetkilileri hırsızlık suçuna iştirak ettiğini, eleman çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduğunu ileri sürmektedir. Mahkemesince 2022/758 E sayılı dosyasının 27.03.2024 tarihli celsede \"3-Çerkezköy C. Başsavcılığına müzekkere yazılarak 2021/6118 soruşturma sayılı dosyasında ... ...A.Ş hakkında verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara herhangi bir itiraz olup olmadığı, kararın kesinleşip kesinleşmediği hakkında mahkememize bilgi verilmesinin istenilmesine, 4-Davalı ...Tekstil vekilinin dosyanın tefrik edilmesine yönelik talebinin (3) nolu ara karar yerine getirildikten sonra celse arasında değerlendirilmesine, \" karar verilmiş, 19.04.2024 tarihli 2024/263 E sayılı tefrik edilen dosyanın aldığı esas numarasıyla yapılan tensip zaptı ile  davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır. Hasımsız davalar hariç olmak üzere, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan davaya bakılamaz ve yargılama yapılamaz. Hukuki dinlenilme hakkı Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur ve aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur. Bu hak ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde; “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.” şeklinde düzenlenmekle birlikte bu ifadeleri de kapsayan çok daha geniş bir anlama sahiptir.Kamu düzeni ile ilgili olan hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi  usulüne uygun tebliğ ile mümkündür. Aksi takdirde tarafların hukuki dinlenilme ve bu kapsamda adil yargılanma hakları ihlal  edilmiş olacaktır. Somut olayda; ilk derece mahkemesince, bu davanın tefrikine karar verildiği, akabinde mahkemenin yeni esas sayısına kaydedilen davada, dosya üzerinden inceleme yapılarak davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Hal böyle olunca; ilk derece mahkemesince; taraflara tefrik kararı, tefrik tensip tutanağı ile birlikte duruşma gün ve saatinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek savunma imkanı tanınıp, taraf iddia ve savunmaları ile delilleri değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; tarafların hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve kanuna aykırıdır.Kabule göre de; davacı dava dilekçesinde davalı şirketin adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluğuna gitmiş olup, HMK'nın 33 üncü maddesi gereği; bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme ise hâkime ait olduğuna göre mahkemece adam çalıştıran sorumluluğuna  ilişkin delilerin değerlendirilerek tartışılmaması ve  davalının kötüniyet tazminat talebiyle ilgili  kararın  gerekçeli olmaması da hatalı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, tarafların istinaf başvurusunun kabulüne, HMK 353/1-a-6 md gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen şekilde yargılama yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere  dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. <br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla,yukarıda izah edilen şekilde, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine,Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5d8286e06182d39d","SID":"d60d2bbce721c837"}}