{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/2746 <br>KARAR NO:2025/1382<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:04/07/2024<br>NUMARASI:2023/683 E - 2024/385 K<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:22/05/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket  ile müvekkili şirket arasında Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiğini, davalı şirketin elektrik kullandığını, davalı gerçek kişinin davalı şirketin yetkilisi olup sözleşmede  ticari kefaleti bulunduğunu, davalı şirketin imzaladığı sözleşmedeki sözüne uymayıp faturayı ödemediğini, takibe konu fatura cezai şart faturası olduğunu, alıcının sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle satıcının sözleşmeyi feshetmesi halinde, son bir yıl içindeki faturalarından en yüksek bedelli olan iki aylık elektrik fatura bedelleri toplamını ceza-i şart olarak ödemekle yükümlü olduğunu, cezai şart faturasının tahsili talebiyle başlatılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek davalı şirketin ve şahsın yaptığı haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, borçluların, % 20’den aşağı olmamak üzere, icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında akdedilen Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'nin 13. sayfasında yer alan kefaletnamenin, 6098 sayılı kanunun 583 vd. maddelerinde belirtilen şekli şartları taşımadığını, kefaletnamenin geçersiz olduğunu,  kefile başvurulmadan önce asıl borçluya bir ihtarda bulunulması gerektiğini, faturaların müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, müvekkil şirket 24.12.2022 tarihinden itibaren fabrikadaki tüm faaliyetlerini durdurmuş olup elektrik enerjisi kullanmadığını, sayaca ilişkin faturalar bakımından tüketimin gerçekleşip gerçekleşmediği hususu başta olmak üzere faturaya yansıtılan bedellerin sözleşme, tarife ve mevzuat hükümlerine uygun olup olmadığı hususlarının incelenmesi gerektiğini, davacı şirketin, cezai şarta dayanak fatura alacağını sözleşme hükümleri gereği dbs sisteminden  veya depo edilen güvence bedelinden tahsil etmesi gerekirken  takibe geçmesi aynı zamanda ödenmeyen fatura alacaklarından dolayı cezai şart bedeli tahakkuk ettirerek bu tutar bakımından da takibe geçmesi haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunu,  sözleşmenin hiçbir yerinde cezai şart alacağına faiz işletileceğine ilişkin bir kayıt bulunmadığından  faiz talebinin haksız olduğunu beyanla davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda;\"Bu kapsam da bilirkişi raporunda cayma bedeli talep edilebileceğine ilişkin sözleşme maddesi ve sözleşmedeki hesaplama yöntemi esas alınmak suretiyle hesaplamanın yapıldığı, bu nedenle kök ve ek bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmakla hükme esas alınmıştır. Ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi  3. Hukuk Dairesi'nin 2021/1422 esas ve 2022/140 karar sayılı ilamında benzer konuya ilişkin; \" Takip konusu fatura enerji bedeline ilişkin olmadığından sözleşmenin bu maddesindeki \"gecikme zammının\" talep edilmesi mümkün bulunmamaktadır.\" şeklindeki açıklamalarının ışığı altında davacının davalıyı icra takibinden önce temerrüde düşürmeksizin salt fatura düzenlemesinin taraflar arasındaki imzalanan sözleşme hükümleri kapsamında (geçikme zammı) faiz alacağına hak kazandırmayacağı anlaşılmakla davacının faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. İcra İnkar Tazminatı yönünden;  dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik  vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın  davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. \" gerekçeleriyle 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalı borçlunun  Merkezi takip Sistemi ... Esas sayılı dosyasındaki takibe itirazınının 88.000,00  TL asıl alacak bakımından İPTALİNE,   takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davalının takibe itirazı haksız görüldüğünden hüküm altına alınan  88.000,00 TL'nin  % 20 si olan 17.600 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Karara karşı davacı ve davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; müvekkili şirket ile davalılar arasında Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme uyarınca davalı şirkete elektrik tedariki sağlandığını, her iki tarafı da tacir olan taraflar arasında sözleşme ile faturada yer alan son ödeme tarihinin KESİN VADE olduğu, son ödeme tarihinde ödenmeyen tüm faturalara %5 oranında faiz uygulanacağı, faturada yer alan vadenin geçmesi ile Alıcı'nın ayrıca hiçbir ihtara gerek olmaksızın, temerrüte düşmüş olacağı da hüküm altına alındığını, faiz talepleri yönünden verilen kararın hatalı olduğunu, takip sonrası işleyecek faiz oranının da sözleşme ile kararlaştırılmış olan aylık %5 yıllık %60 olduğunu, kararın bu yönden de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; aynı konuyla ilgili yargılaması devam eden ve faturaların hatalı olduğu tespiti yapılmaya başlanan İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/678 E. Sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına ilişkin taleplerinin hatalı olarak reddedildiğini, 2023/678 E. Sayılı dosyadan verilecek muhtemel farklı bir karar sonucunda aynı konuda iki farklı karar verilerek hukuk güvenliği ilkesine telafisi mümkün olmayacak zararlar vereceğini, faturaların hatalı olduğuna yönelik tespitiyle beraber hukuka aykırı olarak yapılan hesaplamanın dahi değişme olasılığı bulunduğunu, müvekkilinin cezai şart faturalarının düzenlendiği tarihte faaliyette bulunmadığını, bu konularda inceleme yapılmadığını, 24.12.2022'den beri faaliyette bulunmayan müvekkili şirkete 3 faturada toplam 14.830,09 TL gibi bir tüketim bedeli fatura edilmiş olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 2023/678 E. Sayılı  dava  dosyası nezdinde ... abone numaralı ... seri numaralı sayaca ilişkin faturalar bakımından tüketimin gerçekleşip gerçekleşmediği hususu başta olmak üzere faturaya yansıtılan bedellerin sözleşme, tarife ve mevzuat hükümlerine uygun olup olmadığı hususlarında  elektrik mühendisi bir bilirkişiden rapor alınarak tespit edilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiğini, sözleşmenin ihlalinin hal bile olmadığı, sözleşme hükmünden hangi dönemin kastedildiğinin belirlenemediğini ve faiz talebi de reddedilmişken alacağın likit olduğunundan bahisle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin  de hatalı olduğunu,  cezai şart koşulunun genel işlem koşullarına aykırı olduğunu, kefaletnamenin geçerli olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, sözleşmenin süresinden önce feshedildiği iddiasına dayalı cezai şart alacağının tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.Davacı, davalı şirketin sözleşme gereği tahakkuk eden faturaları ödemediğini, sözleşme şartlarını hilal etmesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini sözleşme gereği cezai şart alacağının doğduğunu ileri sürmektedir.Davalılar ise, kefaletnamenin geçersiz olduğunu, asıl borçluya başvurmadan kefile takip yapılamayacağını, düzenlenen faturaların hatalı olduğunu, bu amaçla açılan davanını derdest olup sonucunun beklenilmesi gerektiğini savunmuştur. Davacı... A.Ş. ile davalı ... Şirketi arasında Orta Gerilim (O.G) gurubu üzerinden 05.04.2021 tarihinde 36 ay süreli Elektrik Satış Sözleşmesi imzalandığı, Davalı tarafından, Mart, Nisan, Mayıs 2023 dönemlerine ait tüketim fatura borcunun ödenmemesi üzerine, davacı şirket tarafından, davalı şirketin sözleşmesi fesh edilerek... numaralı ve 26.06.2023 son ödeme tarihli 88.000,00 TL tutarlı ceza (cayma) faturası düzenlendiği anlaşılmaktadır.Mahkemesince taraf delilleri toplanmış, bekletici mesele talebi \"yerinde olmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, bilirkişiden kök ve ek rapor alınmıştır.Bilirkişi kök raporunda özetle; \"Davacı elektrik şirketi tarafından, Mart,Nisan, Mayıs 2023 dönemlerine ait tüketim fatura borcunun ödenmemesi üzerine, sözleşmenin 7.1. maddesi uyarınca; davalının sözleşmesini feshetmiştir. Davacı tarafından, sözleşmenin tek taraflı fesh edilmesi sözleşmesine uygun olarak değerlendirilmiştir....Sözleşmenin süresinden önce fesh edilmesi yada fesh edilmesine neden olunması durumunda, Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 9.2.3. Maddesindeki “Alıcı'nın işbu Sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle Satıcının işbu Sözleşme'yi feshetmesi halinde, Alıcı Satıcıya, son bir yıl içindeki faturalarından en yüksek bedelli olan iki aylık elektrik fatura bedelleri toplamını ceza-i şart olarak ödemekle yükümlü olduğunu kabul, beyan ve taahhüt eder.” Hükmü gereği, Sözleşmenin 9.2.3. maddesinde tanımlanan şekilde, davalının faturalarını zamanında ödemeyerek, 36 aylık sözleşme süresi dolmadan, sözleşmenin tek taraflı fesh edilmesine neden olduğundan, son bir yıl içindeki faturalardan en yüksek bedelli iki aylık elektrik fatura bedellerinin toplamı kadar ceza bedelini, davacı elektrik şirketine ödenmesi gerekmektedir. Ceza Bedeli (Cayma Bedeli) : 46.653,29 * 42.164,73 - 88.818,02 TL olmasına rağmen davacı şirket tarafından 88.000 TL asıl alacak üzerinden talepte bulunduğundan, tüm işlemler talebe bağlılık ilkesi gereği 88.000 TL asıl alacak üzerinden yapılacaktır.Davacı alacağının, talebe bağlılık ilkesi gereği 88.000,00 TL Asıl alacak, 1.012,60 TL işlemiş faiz olmak üzere, Toplam 89.012,60 TL olacağı\" yönünde görüş bildirmiş, ek raporunda da aynı görüşlerini tekrarlamıştır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ve Özel dairenin kararlılık kazanmış içtihatlarına göre; abonelik sözleşmesinden kaynaklı ödemelerde gecikme olması halinde, 6183 sayılı Yasada belirtilen gecikme zammının istenebilmesi için, sözleşmede gecikme zammı uygulanacağına dair açık ve anlaşılır bir ifadeye yer verilmesi gerekir. Abonelik (elektrik, su, atık su ve doğalgaz) sözleşmesinde, 6183 sayılı Kanunda belirtilen gecikme zammı oranının uygulanacağına yönelik bir hüküm yoksa, normal tüketim bedeline 6183 sayılı Kanunda belirtilen gecikme zammı değil, abonenin sıfatına göre (mesken ise yasal faiz, ticarî ise ticarî faiz, diğer aboneler için yasal faiz) faiz uygulanacaktır.Buna göre, davalı şirket tarafından fatura bedellerinin ödenmediğinin sabit olduğu, davalı tarafça fatura bedelleri ödenerek hesaplamanın hatalı olduğu savıyla istirdatının talep edilmediği ve davalının bu şekilde sözleşme gereği düzenlenen faturaları ödemeyerek sözleşmesi nedeniyle davacı şirketin sözleşmeyi feshetmesinin sözleşme hükümlerine uygun olduğu,  davalı taarfça açılan dava sonucunun bu haliyle  sonuca etkili olmadığı,alacağın sözleşmeye dayalı olduğu, sözleşmeye dayalı talep edilen cezai şart bedelinin davalı tarafından belirli ve bilinebilir olduğu, icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu (Y. 3. HD 2023/3198 E-2024/1438 K ), davalının sözleşme gereği sorumluluğunun müteselsil sorumluluk olması nedeniyle asıl borçluyla birlikte kefile de doğrudan takip yapılabileceği (TBK 586/2) anlaşılmakla mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının ve davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının ve davalıların istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine,Davacıdan alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0 TL'nin istinaf eden davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili vergi dairesine yazılmasına, Davalı ...'den alınması gereken 6.011,28‬ TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.803,38 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.207,9‬0TL'nin istinaf eden davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davalı ... ŞİRKETİ 'den alınması gereken 6.011,28‬ TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.803,38 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.207,9‬0TL'nin istinaf eden davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.22/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"81c5ce59a73c04d9","SID":"6f5af9560f0b1dbb"}}