{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/1984 <br>KARAR NO\t\t: 2025/877<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/07/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/132 Esas - 2022/701 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat(Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ \t: 02/06/2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 02/06/2025 <br>                      <br>İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/07/2022 tarih 2021/132 Esas 2022/701 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı ... Limited Şirketi vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA \t: Davacı vekili, 26.09.2019 tarihinde, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin ZMMS sigortacısı, davalı ...'ün sürücüsü olduğu ... plakalı aracın caddeye çıkış yaptığı esnada, davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı araca çarptığını, direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı şeride geçtiğini ve müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı motorsiklete çarptığını, müvekkilinin bu çarpma neticesinde motorsikletiyle birlikte yere düşerek yaralandığını, Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Kurulu'ndan alınan 25.06.2020 tarihli raporda müvekkilinin %32 oranında sürekli iş göremezliğinin oluştuğunun, 30 gün bakıcı ihtiyacının bulunduğunun ve geçici iş göremezlik süresinin 180 gün olduğunun tespit edildiğini, davalı ... Sigorta A.Ş.'ye yaptıkları başvuru sonucunda müvekkiline 55.000,00 TL ödeme yapıldığını, ... Sigorta A.Ş.'nin tespit ettiği %24 engel oranının müvekkilinin gerçek engel oranını yansıtmadığını, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, kazada davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ...'ün maluliyete ilişkin maddi tazminattan müvekkiline karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, manevi zarardan ise ... plakalı araç sürücüsü ...'ün, ... plakalı araç sürücüsü ... ve ... plakalı aracın maliki olan ... Şti.'nin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını iddia ederek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere, 1.000,00 TL geçici iş göremezlik, 1.000,00 TL  sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş.’den (... Sigorta sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayrıca 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ..., ... ve ... Şti.'nden kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavacı vekili, 05.07.2022 tarihli duruşmada, davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş yönünden dava dışı sulh olunması nedeniyle, bu davalılara karşı açtıkları maddi tazminat davasından feragat ettiklerini, manevi tazminat taleplerinin devam ettiğini beyan etmiştir.<br>\tCEVAP\t: Davalı ... Sigorta A.Ş vekili, dava dışı ... A.Ş. adına kayıtlı ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile teminat altına alındığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun, sigortalının kusuru ve poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, davacının başvurusu üzerine açılan hasar dosyası kapsamında 24.12.2020 tarihinde davacıya 55.165,64 TL hasar ödemesi yapıldığını, tedavi gideri kapsamında kalan geçici iş göremezlik taleplerinin poliçe kapsamı dışında kaldığını, davacıya yapılan ödeme ile tüm zararlarının karşılanmış olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen 26.10.2021 tarihli rapora göre, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'ün %80, davalı sürücü ...'ın %20 oranında kusurlu oldukları, davacının ise kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığı; Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından düzenlenen 08.03.2022 tarihli raporda davacının kaza tarihinde yürürlükte olan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre %36.52 sürekli iş göremezliğinin meydana geldiği, iyileşme süresinin 1 yıla kadar uzayabileceği, davacı vekilinin son duruşmadaki beyanı ile; davalı ... ve ... Sigorta A.Ş. ile dava dışı sulh olduklarını maddi tazminat taleplerinden feragat ettiklerini  ve manevi tazminat yönünden davaya devam ettiklerini bildirdiği, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin vekalet ücreti ve yargılama gideri talebinde bulunmadıklarına dair 26.08.2021 tarihli dilekçe sunduğu gerekçesiyle, davacının maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ..., ... ve ... Ltd. Şti.'nden kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili ve davalı ... Şti. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, müvekkili yararına hükmedilen manevi tazminat tutarının düşük olduğunu, kazanın üzerinden iki yılı aşkın süre geçmesine rağmen müvekkilinin iyileşemediğini, geçen zaman içinde yürüyemez hale geldiğini, kazadan önceki sağlığına kavuşamadığını, müvekkilinin bacaklarını tam olarak hiçbir zaman eskisi gibi kullanamayacağını, kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmayan müvekkilinin yaşadığı mağduriyet gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarının çok az olduğunu; mahkemece maddi tazminat hususunda ticari dava şartı olan arabuluculuk ücretine ilişkin Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin kabul ve ret oranına göre 558,46 TL'lik kısmının müvekkilinden alınarak hazineye gelir kaydına şeklinde hatalı bir şekilde hüküm tesis edildiğini, maddi zararının davalı sigorta şirketi tarafından karşılanması sebebiyle sulh olunduğunu ve talepten feragat edildiğini, aslında hakkın özünden feragat söz konusu olmadığını, müvekkilinin alacağına yargılama sırasında kavuştuğu için feragat edildiğini, esasen davanın konusuz kaldığını, 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına şeklinde hüküm tesis edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... Ltd Şti. vekili, tüm davalıların tazminattan müştereken ve müteselsilen sorumu tutulmasının hatalı olduğunu, davaya 3 aracın karıştığını, kazanın gelişimindeki kusur oranlarının farklı olduğunu, davalıların belirlenen tazminattan kusur oranlarına göre sorumlu tutulmaları gerektiğini, müvekkilinin oto kiralama firması olup, kazaya karışan araçlardan ... plakalı aracı davalı ...'a kiraladığını, 26.10.2021 tarihli ATK raporunda davalı sürücü ...'ün %80, davalı sürücü ...'ın %20 oranında kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin araç işleteni sıfatıyla tazminatın yalnızca %20'sinden sorumlu olması gerektiğini, tazminatın %80'lik kısmından ise kazanın oluşumunda %80 kusurlu olan davalı ...'ün sorumlu olması gerektiğini; kusur oranlarının yanlış belirlendiğini, müvekkilinin işleteni olduğu ... plakalı aracın sürücüsü davalı ...'ın kendi şeridinde kurallara uyarak trafikte ilerlemekte iken ... plakalı araç sürücüsünün, caddeye hatalı çıkış yaparak önce müvekkilinin işleteni olduğu ... plakalı araca çarptığını, ardından da karşı şeride geçerek davacının sevk ve idaresindeki motorsiklete çarptığını, ... plakalı aracın sürücüsü davalı ...ı'n gerçekleşen kazada herhangi bir kusurununu bulunmadığını, bu sebeple müvekkilinin davacının manevi zararından sorumlu tutulmasının da mümkün olmadığını, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vereceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br> \tGEREKÇE\t: Dava, trafik kazası nedeniyle bakiye geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince, sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin davanın feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDavalı ... Ltd Şti. vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde; İlk derece mahkemesince ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'ndan alınan 26.10.2021 tarihli raporda, davalı sürücü ...'ün park halindeki aracını hareket ettirerek caddeye çıkış yapmadan önce sol gerisinde düz seyirle gelen araçlara dair gerekli ve yeterli kontrolleri yapması, ilk geçiş hakkını sol gerisinden gelen davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araca vermesi, yolun müsait olduğu durumda hareketini dikkatli bir şekilde sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, gerekli kontrolleri yapmadan park halindeki aracını sola manevra ile hareket ettirdiği, bu nedenle kazanın meydana gelmesinde %80 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile seyrini tedbir alabilecek vaziyette sürdürmesi, istikametine göre sağ tarafında park halinde olan aracını hareket ettirerek sola manevra ile caddeye çıkmak isteyen diğer davalı sürücü idaresindeki araca karşı zamanında etkin fren ve direksiyon tedbiri alması gerekirken bu hususlara riayet etmediği, davalı sürücü idaresindeki araçla çarpışıp akabinde çarpışmanın etkisi ile karşı şeride geçerek davacı sürücü idaresindeki motosikletle çarpıştığı, kazanın meydana gelmesinde %20 oranında kusurlu olduğu, davacının ise kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı tespit edilmiş olup, belirlenen kusur oranlarının dosya kapsamına ve kaza tespit tutanağına uygun olduğu anlaşılmakla, davalı ... Ltd Şti. Vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. <br>\t Davalı .... Ltd Şti. Vekilinin, manevi tazminatın davalıların kusur oranlarına göre dağıtılması gerektiğine ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde; Dava ve olay tarihinde yürürlükte olan Türk Borçlar Kanununun 61 ve 62. maddelerinde düzenlenen müteselsil sorumluluk esaslarına göre; birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, Türk Borçlar Kanunu'nun 162 ve 163. maddelerine göre, borcun tamamından sorumludur. Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur. Müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türüdür. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği zarar gören zararın tamamını isterse sorumluların tamamından, isterse bir kısmından isteyebilir. Davacı açıkça davalıların kusur oranında sorumlu tutulmasını istemediğine göre, müteselsil sorumluluğu bulunan davalıların zararın tamamından sorumlu tutulması gerekir. Davalı vekilinin bu istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.  (Yargıtay 4. HD 22.06.2023 tarihli 2023/2782 E. 2023/8400 K. Sayılı ilamı)  <br>\tDavacı vekili ve davalı .... Şti. vekilinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazlarına gelince; manevi tazminat, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan  kişinin  çektiği  acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Manevi tazminatın kapsam ve miktarını takdir hakkı kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatı hak ve nesafete uygun olarak belirlemeli, bu belirlemede hukuk kurallarının yanında tarafların sosyal, ekonomik ve sosyal yapısı ile özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Manevi tazminat olarak takdir edilecek tutar manevi acıları kısmen de olsa gidermesinin yanında kamuoyu ve sosyal vicdanda da kabul görmeli ve zarar gören açısından da bir zenginleşme aracı olmamalıdır. (Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 E. - 1966/7 K. sayılı ilamı) Somut olayda davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı kazanın oluş şekli, kusur durumu, olay tarihi, sosyal ve ekonomik koşullar, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında makul ve ılımlı bulunmuştur. Bu nedenle davacı vekili ve davalı .... Şti. vekilinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf sebepleri yerinde değildir.<br>\tDavacı vekilinin arabuluculuk ücretine yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde; Dava arabuluculuk dava şartına tabi olup, arabuluculuk aşamasında oluşan arabuluculuk giderinin de bir yargılama gideri olarak sayılması gerektiği değerlendirilmelidir.<br> Davacı vekilinin 05.07.2022 tarihli duruşmada, davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş yönünden dava dışı sulh olunması nedeniyle, bu davalılara karşı açtıkları maddi tazminat davasından feragat ettiklerini beyan ettiği görülmüştür. Davacı tarafın doğrudan doğruya feragat isteminde bulunmadığı, davalı taraf ile hükümden önce anlaşmaları sonucu davadan feragat ettiği belirlenmiş olmakla, davalı tarafın davaya sebebiyet verdiği anlaşılmıştır. <br>\tKaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.<br>\t6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; \"İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır.\" hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas,  2022/901  Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.) <br>\tEldeki davada, davacı tarafça davadan önce davalı sigorta şirketine 2918 Sayılı Kanunun 97. maddesi gereğince başvuru yapıldığı davacının da kabulünde olduğuna göre, böyle bir durumda ayrıca 5325 Sayılı Yasanın 18/A maddesi gereğince arabuluculuk yoluna başvurma şartı aranmadığı halde bu yola başvurmuş olması karşısında arabuluculuk  ücretinin davalı sigorta şirketinden alınamayacağı, diğer davalılar yönünden ise arabuluculuk dava şartı öngürülmediği gözetilerek, bu ücretin davacı tarafa yükletilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, bu hususu istinaf sebebi olarak ileri sürenin sıfatına göre, ilk derece mahkemesi kararının sonucu itibarıyla doğru olduğu değerlendirilerek, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. <br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekili ve davalı ... Limited Şirketi vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davalı ... Limited Şirketi yönünden istinaf karar harcı olan 2.049,30 TL'den peşin alınan 512,32 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.536,98 TL harcın davalı ... Limited Şirketi'den alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t4-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı ve davalı ... Limited Şirketi tarafından yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere  oy birliğiyle karar verildi.02/06/2025<br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"011950b16d6a957d","SID":"7ed8c459b3cf6d2a"}}