{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/452 <br>KARAR NO:2025/493<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/01/2025<br>NUMARASI:2024/480 Esas 2025/57 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)<br>KARAR TARİHİ:30/04/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davacıların miras bırakanı ...'ın ... Bankası ... Şubesinden 25.10.2019 tarihinde 500.000,00 limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzaladığını ve... A.Ş. ile de hayat sigortası yaptırdığını ancak sigortalı murisin 06.08.2020 tarihinde vefatı üzerine tüm kredi borcunun, ferilerinin ve masrafların hayat sigortası poliçesi kapsamında bankaya ödemesi varsa kalan meblağın kendilerine ödenmesi için davalı ... A.Ş'ye ihbarda bulunulduğunu, sigorta başlangıç tarihinden önce olan hastalıkların vefat teminatı kapsamının dışında olduğu gerekçesiyle tazminat talebinin reddedildiğini,  müteveffanın 2004 yılında geçirmiş olduğu kalp ameliyatına ilişkin belgeyi gösterdiğini ancak ölümün sebebinin kanser olduğunu, bu hastalığın da poliçe imzalandıktan yaklaşık 6 ay sonra ortaya çıktığını, bu nedenle  fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak olmak üzere miras bırakanın vefatı sonrasında bankaya ödenmiş olan 9.765,96 TL'nin 02.11.2020 ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile sigorta şirketinden tahsiline, vefat sonrası poliçe kapsamında tüm kredi borcunun poliçe bedeli olan 365.500,00 TL ile sınırlı olmak üzere davalı sigorta şirketi tarafından... Bankası A.Ş.'ye ödenmesine karar verilmesini, (bunun mümkün olmaması halinde geri kalan krediler, vadeleri geldikçe müvekkiller tarafından 28.10.2021 tarihinden başlayıp 28.10.2025 tarihine kadar ya da erken ödeme yoluyla ödenecek olup bankaya ödemeleri yapılmak zorunda kalınacak tüm kredi borcunun ve ödeme sigorta şirketi tarafından vefat sonrası derhal yapılmadığı için ödenecek olanı tüm faiz ve ferilerinin sigorta poliçesi kapsamında davalı yandan tahsili ile müvekkillere ödenmesi talebi hakları saklı olmak üzere),  bankaya ödemeler yapıldıktan sonra kalan tutarın sigortalının kanuni varislerine veraset ilamımdaki paylar oranında 01.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müvekkillere ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesi ile;rizikonun gerçekleşmesi halinde de birinci derecede hak sahibi ve lehdarın tazmin olacak tutarı hak sahibi sigortalının vefatı anındaki kredi borcu, faiz ve masraflarını geçmemek üzere ilgili banka olduğunu, sigorta şirketi sorumluluğunun bankaya olan kredi borcu ile değil poliçede gösterilen teminat tutardan sorumlu olduğu ve sigortalı varislerinin anılan sözleşme kapsamında doğrudan sigorta tazminatına hak kazanmaları mümkün olmadığını, Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortaları Genel Şartları ilgili hükümleri gereğince, söz konusu sigorta tazminatının ödenmesinin ve herhangi bir prim iadesi yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, talep edilen faiz ve faiz başlangıç tarihinin kabulü mümkün olmadığı, ticari avans faiz talebinin dayanaktan yoksun olduğu, sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olduğunu ancak sigorta şirketinin ilgili belgelerin ulaşması akabinde, yasal süre içerisinde tazminat dosyasının sonuçlandırdığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece \"Taraflar arasında akdedilen sigorta sözleşmesi uyarınca kalp hastalığı teminat kapsamı dışında bırakılmış olup sigortalı muris sözleşmenin imzalandığı sırada daha önce kalp hastalığına bağlı ameliyat olup olmadığı sorusuna \"hayır\" şeklinde cevap vermiştir. Davalının davacı murisine sigorta sözleşmesinden önce kalp hastalığı teşhisi konulduğundan bahisle savunması uyarınca mahkememizce bu hususta inceleme yapılmıştır. Bu hususta ATK 1. İhtisas Kurulu'nun 21.03.2022 tarihli raporunda; kişinin ölümünün diğer organlara ve dokulara yayılım yapmış kolon kanseri ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu, kişide mevcut kalp hastalığının ölüm üzerine etkisi bulunmadığı, kişinin ölümüne neden olan kanser hastalığına teşhis konulan biyopsi raporu adli dosyada mevcut olmamakla birlikte sözleşme tarihi öncesinde tanısı konulduğuna dair tıbbi kayıt bulunmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, 09.06.2023 tarihli bankacı bilirkişi raporu uyarınca mirasçıların 02.11.2020 tarihinde dava dışı bankaya 9.765,96 TL ödedikleri, 28.10.2021 tarihinde 78.985,42 TL ödedikleri, 02.11.2022 tarihinde 76.194,01 TL ödedikleri, davacı vekili tarafından  dosyaya sunulan dekont uyarınca 31.10.2023 tarihinde 72.481,86 TL daha ödedikleri, yani davacılar tarafından toplam 237.427,25 TL kredi ödemesi yapıldığı, 13.11.2023 tarihli Ziraat Bankası yazı cevabı uyarınca bankaya 125.000,00 TL ödenmemiş kredi borcunun kaldığı, sigorta poliçesi teminat tutarı olan 365.500,00 TL'den bankaya kalan kredi borcu düşüldüğünde davacıların 240.500,00 TL vefat tazminatının davacılara ödenmesi gerektiği, fakat davacılar tarafından davalı bankaya ödenmiş olan toplam 237.427,25 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyen faiziyle davalıdan tahsili istendiğinden, bu tutar talep edilebilecek vefat tazminatından mahsup edildiğinde ( 240.500,00 TL-237.427,25 TL) davacıların 3.072,75 TL vefat tazminatını davalıdan talep edebilecekleri (her ne kadar davacılar tarafından bakiye kredi borcunun davalı sigorta şirketinden alınıp diğer davalı bankaya ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, davacıların  açtıkları bu davada yalnızca alacağın kendilerine ödenmesini isteme hakları olduğundan davacıların bu taleplerinin kabulü mümkün olmadığı gibi, davalı banka tarafından sigorta şirketine karşı açılmış bir dava da olmadığından, (Adana BAM 9 HD, 2018/1412 E- 2020/804 K sayılı ilamı)  davacılar vekilinin dava dışı bankaya ödeme yapılması yönündeki terditli talebi yerinde görülmemiştir.) \" gerekçesiyle  davanın kısmen kabulü ile; davacılar tarafından yapılan 9.765,96 TL ödemenin 02/11/2020 tarihinden itibaren, 78.985,42 TL ödemenin 28/10/2021 tarihinden itibaren, 76.194,01 TL ödemenin 02/11/2022 tarihinden itibaren, 72.481,86 TL ödemenin 31/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara müteveffa ...'ın veraset ilamındaki mirasçılık payları oranında  ödenmesine, 3.072,75 TL vefat tazminatının 01/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile ile davacılara müteveffa ...'ın veraset ilamındaki mirasçılık payları oranında  ödenmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Miras bırakan ...'ın kredi borcuna ve ferilerine ilişkin aslında davalı tarafın dava dışı Banka'ya yapması gereken ödemelere ilişkin, müvekkiller tarafından ödenmek zorunda kalınan tüm dekontlar dosyaya sunulduğunu, ancak yerel mahkemece verilmiş olan kararda tarafımızca sunulmuş olmasına rağmen 28/10/2024 tarihli 68.871,67 TL bedelli ödemeye ilişkin kısım dikkate alınmadığını, karar bu yönüyle  hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı  vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; sigortalı muris kapsama alınmadan evvel beyan yükümlülüğünü bilerek ve kasten ihlal ettiğini, sigorta yapılması öncesinde kalp hastalığına dair tanısı almış olmasına rağmen, sorulara olumsuz cevaplar verdiğini, bu durumu bildirmediği gibi bu yöndeki sorulara da hayır cevabı vererek yapılmaması gereken bir sigortanın yapılmasına neden olduğunu, bu husus ise açıkça kasten beyan yükümlüğüne aykırılık teşkil ettiğini, bununla birlikte, kalp gibi bir hastalığın vefata etki etmediğinin söylenebilmesi olanaklı olmayıp, kalbin TTK 1439/2. Maddesi kapsamında vefata etki eden hastalıklar arasında sayılması gerektiğini, dolayısıyla böyle bir durumun tespitinde ise, doğrudan sigorta bedelinin ödenmesi değil, sigorta bedelinde indirim yoluna gidilmesi gerekeceğini ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, müteveffa sigortalı tarafından çekilen tarımsal krediye bağlı olarak müteveffa sigortalı ile davalı sigorta şirketi arasında düzenlenen \"Hayat Sigortası Poliçesi\" kapsamında, rizikonun gerçekleşmesi nedeniyle bakiye kredi borcunun poliçe kapsamında dava dışı bankaya ödenmesine, kalan  tazminatın  sigortalının kanuni varislerine veraset ilamındaki paylar oranında işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre; davacılar murisi ...'ın kullanmış olduğu 310.000,00 TL tutarlı tarımsal kredinin teminatı amacıyla davalı sigorta şirketi nezdinde 05/11/2019-04/11/2020 vadeli, 356.500,00 TL teminat bedelli, \"... Poliçesi\" düzenlendiği, sigorta bedelinden öncelikle sigortalının bankaya olan kredi borçları, bu borca ait faiz ve yasal masrafları ödeneceği, kalan tutarın murisin varislerine, miras payları oranında ödeneceği kararlaştırıldığı,sigortalının 06/08/2020 tarihinde tedavi gördüğü hastanede vefat ettiği, murisin ölüm nedenini geçmişte bildirmediği hastalıktan kaynaklandığı gerekçesiyle teminat bedelinin ödenmemesi nedeniyle huzurdaki davanın açıldığı anlaşılmıştır. ... Noterliği'nin 21.10.2020 tarihli veraset ilamı incelendiğinde, davacıların,  sigortalı ...'ın mirasçıları olduğu, ...'ın terekesi 8 pay kabul edilerek 3 payın  ...'e 3 payın ...'a, 2 payın ...'ye ayrıldığı  görülmüştür. Sigortalı murisin geçmişteki hastalıklarına ilişkin ... kayıtların celbinden sonra murisin ölüm nedeni ile geçmişte bildirilmeyen hastalığı arasında illiyet bağı olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu'ndan, onkoloji uzmanı, genel cerrahi uzmanı ve kalp damar cerrahisi uzmanının da dahil olduğu olduğu on kişilik heyetten alınan 21/03/2022 tarihli raporda özetle; \" ... Adli dosyada kayıtlı bilgilerde; kişinin 2008 yılından itibaren kalp kapak protezi, esansiyel hipertansiyon, aterosklerotik kalp hastalığı, kalp kapaklarında yetmezlik ve kardiyak aritmi nedeniyle tedaviler gördüğünün kayıtlı olduğu, 27/05/2020 tarihinde karın ağrısı, ishal şikayeti ile ... Hastanesi’ne başvurduğu, bir buçuk aydır yakınması olduğu, BT’de sigmoid kolonda duvar kalınlaşması saptandığı, biyopsi sonucu adenokarsinom olarak geldiği, gastroenterolojiye danışıldığı, kolon malign neoplazmı tanısıyla destek tedavisi uygulandığı, kontrole gelmek üzere taburcu edildiğinin kayıtlı olduğu, kemoterapi tedavisi uygulandığı, mesaneye yayılım ve lenf nodlarına yayılım yaptığının tespit edildiği, 05/08/2020 tarihinde solunum sıkıntısı, taşiaritmi, genel durum bozukluğu, tansiyon düşüklüğü şikayetiyle tekrar hastaneye başvurduğu, öyküsünde ikibuçuk ay önce rektal kanama nedeni ile araştırılıp sigmoid kolonda kitle tespit edilen hasta KT almış, rektovizekal fistül gelişmiş, dün operasyona alınan hastaya kolostomi açılmış, posop solunum sıkıntısı gelişen hatanın yoğun bakıma alındığı, atrial fibrilasyon tanısı olduğu, bu nedenle coumadin kullandığı, 2013’te aort kapak cerrahisi geçirdiği, genel durumu düzelmeyen kişinin 06/08/2020 günü eks olduğunun kayıtlı olduğu dikkate alındığında; kişinin ölümünün diğer organlara ve dokulara yayılım yapmış kolon kanseri ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu, kişide mevcut kalp hastalığının ölüm üzerine etkisi bulunmadığı, kişinin ölümüne neden olan kanser hastalığına teşhis konulan biyopsi raporu adli dosyada mevcut olmamakla birlikte sözleşme tarihi öncesinde tanısı konulduğuna dair tıbbi kayıt bulunmadığı \" mütalaa olunmuştur.Genel Cerrahi Uzmanı, Tıbbı Onkoloji Uzmanı ve Hastalık Sigortaları Uzmanı bilirkişilerinden oluşan üçlü heyetten alınan 14/12/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda \" Davacı murisi müteveffa ...'ın ölüm sebebi ile kalp hastalığı arasında illiyet bağı olmadığı, sözleşmenin yapıldığı 05/11/2019 tarihinde davacılar murisinin kolon kanseri hastalığını bilebilecek durumda olmadığı\" şeklinde kanaat bildirmişlerdir.Sigorta poliçesinde \"Sağlık Beyan ve Sertifika Talep Formu\" başlıklı sayfasında; sigortalıya çeşitli hastalıklar sorulduğu, bu hastalıklar arasında \" halen tedavisi  devam eden veya sona eren kanser hastalığı\" ile birlikte \"kalp hastalığına bağlı olarak herhangi bir ameliyat oldunuz mu ?\" sorusunun da yer aldığı, sigortalı tarafından hepsine \"hayır\" yanıtının verildiği ve sağlık beyan formunun sigortalı tarafından imzalandığı tespit edilmiştir. Sigortacının borç ve yükümlülükleri arasında yer alan Aydınlatma Yükümlülüğünün düzenlendiği TTK'nın 1423. maddesinde; \"(1) Sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar. (2) Aydınlatma açıklamasının verilmemesi halinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı sigortacıya aittir. (3)Hazine Müsteşarlığı, çeşitli ülkelerin ve özellikle Avrupa Birliğinin düzenlemesini dikkate alarak, tüketiciyi aydınlatma açıklamasının şeklini ve içeriğini belirler\"  hükmüne yer verilmiştir.Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 1435. maddesinde; \"sigorta ettiren sözleşmenin yapıldığı sırada bildiği veya bilmesi gereken tüm hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür, sigortacıya bildirilmeyen eksik veya yanlış bildirilen hususlar sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır\" hükmü düzenlenmiş ve bu yükümlülüğün kapsamı belirlenmiştir. Yine Hayat Sigortaları Genel Şartları'nın \"Sözleşmenin Yapılması Sırasındaki Beyan Yükümlülüğü\" başlıklı C.2 maddesi; 2.1-Sigortacı, bu sözleşmeyi, gerek sigorta ettiren gerekse bilgisinin olduğu hallerde hayatı sigorta edilenlerin ve temsilci aracılığıyla sigorta yapılıyorsa temsilcinin de beyanını esas tutarak yapmıştır. 2.2-Gerek sigorta ettiren gerekse sigortalı ve temsilci, sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali halinde, sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeden cayabilir veya sözleşmeyi yürürlükte tutarak sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortacının bildirilmemiş, eksik veya yanlış bildirilmiş olan hususları bilmesi veya ihbar etmemenin ya da yanlış ihbar etmenin kusura dayanmaması halinde cayma caiz değildir. Bu durumda rizikonun kabul edildiğinden daha yüksek olması nedeniyle daha fazla bir prim alınması gerekiyorsa sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir.Sigorta ettiren, talep edilen prim farkını kabul ettiğini sekiz gün içinde bildirmediği takdirde sözleşmeden cayılmış olur. Ancak, prim farkının kabul edilmemesi nedeniyle sözleşmeden cayılması sigortacının gerçeğe aykırı veya eksik beyanı öğrendiği tarihten itibaren bir aylık süre içinde söz konusudur. Beyan yükümlülüğünün kasıtlı ihlalinde sigortacı riziko gerçekleşmiş olsa bile sözleşmeden cayabilir ve prime hak kazanır.Kastın söz konusu olmadığı durumlarda riziko; sigortacı durumu öğrenmeden önce veya sigortacının cayabileceği veya caymanın hüküm ifade etmesi için geçecek süre içinde gerçekleşirse, sigortacı tazminatı o tazminata ilişkin olarak tahakkuk ettirilen prim ile tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasındaki orana göre öder. 2.3-Cayma veya prim farkını talep etme hakkı süresinde kullanılmadığı takdirde düşer. 2.4-Sözleşme akdedilmesinden itibaren aralıksız veya itirazsız olarak iki yıl süreyle yürürlükte kalmışsa artık sigortacı sözleşmeden cayamaz ancak durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortalı talep edilen prim farkını kabul etmezse rizikoya ilişkin olarak alınan prim ile alınması gereken prim arasındaki oran çarpılır çıkan miktar tazminat olarak ödenir. 2.5- Eksik ve yanlış beyan fazla prim alınmasına neden olmuşsa, fazla alınan miktar sigorta ettirene gün esası üzerinden iade olunur.\" şeklindedir. Yasal düzenleme ve genel şartlar bir arada değerlendirildiğinde; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.TTK'nın 1436. maddesinde; \"(1) Sigortacı sigorta ettirene, cevaplaması için sorular içeren bir liste vermişse, sunulan listede yer alan sorular dışında kalan hususlara ilişkin olarak sigorta ettirene hiçbir sorumluluk yüklenemez; meğerki, sigorta ettiren önemli bir hususu kötüniyetle saklamış olsun.(2) Sigortacı, liste dışında öğrenmek istediği hususlar varsa bunlar hakkında da soru sorabilir.Söz konusu soruların da yazılı ve açık olması gerekir. Sigorta ettiren bu soruları cevaplamakla yükümlüdür.\" TTK'nın 1437. maddesinde \"(1) Tazminat ve bedel ödemelerinde, bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir husus ile rizikonun gerçekleşmesi arasındaki bağlantı, 1439 uncu maddede öngörülen kurallar uyarınca dikkate alınır.\" hükümlerine yer verilmiştir.Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, TTK'nın 1439. maddesinde; \"(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. (2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.\" şeklinde ifade edilmiştir. TTK 1439; *Riziko öncesindeki yaptırımı \"cayma\" veya \"prim artırımı\" *Riziko gerçekleştikten sonraki yaptırımı da **Kusur varsa (ve rizikonun gerçekleşmesine veya sigortacının ödeme borcunun miktarına etki edebilecek nitelikte ise) kusur derecesine göre indirim **Kast varsa ***Riziko ile bağlantı söz konusu ise sigortacının borçtan kurtulması ***Riziko ile bağlantı söz konusu değilse, sigortacının ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre ödeme yapması (\"orantısal ödeme\") olarak hükme bağlanmaktadır. (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Altıncı Kitap Sigorta Hukuku, Cilt:I, S:435, 436) TTK 1439 çerçevesinde, değişik durumlarda söz konusu olacak sonuçlar şöyledir;Riziko Öncesinde Kusursuz İhlal: Cayma (veya Prim Farkı) Kusurlu İhlal: Cayma (veya Prim Farkı) Riziko Sonrasında Kusursuz İhlal: Tam Tazminat / Bedel Bağlantısız Kusurlu İhlal: Tam Tazminat / Bedel Bağlantılı Kusurlu İhlal: İndirim (Kusurun Ağırlığına Göre) Bağlantısız Kasıtlı İhlal:\tİndirim (Alınan Primle Alınması Gereken Prim Arasındaki Orana Göre) Bağlantılı Kasıtlı İhlal: Fesih / Edim Borcu Ortadan Kalkar (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Altıncı Kitap Sigorta Hukuku, Cilt:I, S: 436) Sigorta ettiren, riziko şahsıyla ilgili bildiği bir hususu beyan etmemişse karine olarak kusurlu kabul edilir. Ancak beyan yükümlülüğünün ihlali nedeniyle tazminat ödeme borcu, beyan yükümlülüğünün kasten yerinde getirilmemesi ve beyan edilmeyen hastalık ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması halinde söz konusu olacaktır. Beyan edilmeyen hatalık ile ölüm arasında bağlantı yoksa bu durumda sigortacının ödenen primle, ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini ödemesi gerekmektedir.Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; sigortalı murisin ölüm nedeni kolon kanseri ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu,  mevcut kalp hastalığının ölüm üzerine etkisi bulunmadığı, sözleşme tarihi öncesinde kolon kanseri tanısı konulduğuna dair tıbbi kayıt bulunmadığı gibi sigortalının söz konusu rahatsızlığı bilebilecek durumda olduğuna dair dosyaya sunulmuş bilgi ve belge bulunmadığından, dolayısıyla ölüm nedeni arasında illiyet bağı bulunan kanser hastalığına ilişkin sigortalının beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığından söz edilemeyecektir. Ancak sigorta poliçesi düzenlenirken sigortalı murisin mevcut kalp rahatsızlığını, söz konusu rahatsızlığa ilişkin geçirmiş olduğu cerrahi operasyonları da bildirmiş olması gerekmesine rağmen  beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı görülmüştür. O halde murisin mevcut kalp hastalığını, bildirilmesi halinde alınacak (alınması gereken) prim ile mevcut durumda alınan prim arasında fark olup olmadığı, varsa  orana göre proporsiyon hesabıyla tazminatın belirlenmesi için sigorta uzmanı bilirkişiden alınacak ek rapor  sonuca göre tazminat miktarı ile bakiye kredi borcu belirlenerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur. Öte yandan davacılar vekili; 2024 yılı için dava dışı bankaya ödemek zorunda kaldıkları 28/10/2024 tarihli 68.871,67 TL tutarındaki kredi ödemesinin dikkate alınmadığını ileri sürmüş ise de dava dilekçesinin talep sonucunda; murisin vefatından sonra ancak davadan önce ödenen 9.765,96 TL'nin 02.11.2020 ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile sigorta şirketinden tahsili talep edildiği, yargılama sırasında yapılacak ödemelere ilişkin talebin saklı tutulduğu, diğer ifade ile yargılama konusu yapılmadığı gibi  ödemelere ilişkin yapılmış bir ıslah bulunmadığından davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmediği gibi talep sonucunu aşacak şekilde dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin tahsili yönünde karar verilmesi usul ve hukuka aykırı bulunmuştur. Her ne kadar bu husus davalı sigorta şirketince istinaf konusu yapılmamış ise de HMK 26. Maddesi uyarınca hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup  ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğinden ve  bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece resen dikkate alınması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca esastan reddine, davalı sigorta şirketinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda  kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca esastan REDDİNE,Davalı Sigorta şirketinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 28/01/2025 tarihli ve 2024/480 Esas 2025/57 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının mahsubuna yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-Davalı tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davalıya iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2d9fd56b70cc4801","SID":"adbeac07b18313c2"}}