{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/2959 <br>KARAR NO: 2025/1460<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/06/2024<br>NUMARASI: 2023/572 E - 2024/479 K<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/05/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket tarafından davalı ... Şirketinden, şirket hattı olarak kullanılmak üzere ... numarası ile hat satın alındığını,  satın alma sürecinden önce  yapılan görüşmeler sırasında hattın şirket hattı olarak kullanılacak olması sebebiyle kullanılmamış olarak temin edilmesinin talep edildiğini, dava tarafından bu talebin  talep kabul edildiğini, hattın kullanılmaya başlanmasından sonraki süreçte bu numaraya sürekli olarak borç mesajları gelmesi üzerine hattın yeni olmadığının anlaşıldığını, bu hattın eski kullanıcısının borçlu sıfatında olması sebebiyle, bankalar tarafından bu hat üzerinden hesap açma işlemi dahi yapılamadığını, telefon üzerinden kolaylıkla yapılabilecek işlemlerin hattın önceden bir borçlu tarafından kullanılmış olması sebebiyle uygulama üzerinden yapılamadığını,  şirket yetkilisinin fiziki olarak bankaya gitmek zorunda kaldığını, hatta borç mesajları geldiğini,  sürekli alacaklı taraflarca aranılarak huzur ve sükununun bozulduğunu, davalı tarafından sunulan ayıplı ifa sebebiyle müvekkili şirketin başta ticari itibarı olmak üzere manevi değerlerinin zedelenmesine sebep olunduğunu ileri sürerek 20.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkili şirkete verilmesini, ayrıca  verilecek kararın yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı iddialarını kabul etmemekle birlikte bir an için haklı olduğu değerlendirilse dahi dava konusu alacağın  zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirket tarafından davacıya sıfır hat verme taahhütünün hiçbir zaman verilmediğini, davacı taraf iddiasını ispata yarar tek bir somut delil dosyaya sunmadığını, abonelik sözleşmesinin yasal mevzuata uygun olarak kurulduğunu, davacının manevi tazminat talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi zenginleşme amacına yönelik olduğunu, müvekkilinin  dava konusu olayda kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığını, meydana gelen zarar ve fiil arasında uygun illiyet bağı bulunması gerektiğini,  davacı borçlu olmamasına rağmen bankalar tarafından mağdur edildiğini, işlemlerinin yapılmadığını, her işlem için fiziki olarak bankaya gitmek zorunda kaldığını belirttiğine göre, söz konusu olayda bir kusur varsa dahi bu kusurun müvekkili şirket ile bir ilgisi olmadığını, işlemi yapmayan, davacıyı banka şubesine getirmek zorunda bırakan bankaya ait olduğunu beyanla davanını reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; \"Mahkememizce 06/02/2024 tarihli ilk celsede davacı vekiline davalı ile müvekkili arasında daha evvel kullanılmamış bir hatta ilişkin abonelik sözleşmesi düzenleneceği tahhütüne dair delilleri sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş ve süreye uyulmaması halinde dosyanın mevcut hali ile karar verileceğinin ihtar edilmiş olup davacı vekili tarafından süresi içerisinde bu yönde herhangi bir delil sunulmamıştır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı vekili tarafından müvekkiline daha evvel kimse tarafından kullanılmamış yeni bir hat verileceğinin taahhüt edilmesine rağmen müvekkiline satılan telefon hattının eski sahibinin borçlu sıfatı olduğu ve birden çok borç mesajı gelmesi nedeniyle banka nezdindeki işlemlerini yerine getiremediği iddia edilmiştir. Daha evvel kimse tarafından kullanılmamış yeni bir hat verileceğinin davalı tarafından davacıya taahhüt edildiğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerekmektedir. Ancak dosya kapsamında bulunan delil ve sözleşmelerin incelenmesinde bu yönde herhangi bir taahhüt bulunmadığı için davacının iddiasını ispatlayamadığı ...\" gerekçeleriyle davanın reddine  karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; tanıklarının dinlenilmediğini, abonelik dosyasının getirtilmediğini, yemin teklifinin hatırlatılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, ayıplı ifa nedenine dayalı manevi tazminat talebine ilişkindir.Davacı, davalı tarafından kullanılmış hat tahsisi nedeniyle zarar uğradığını ileri sürmektedir. Davalı ise, davacıya böyle bir taahhütte bulunulmadığını,Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun 24.10.2018 Tarihli 2018/DK-BSD/314 No'lu kararının 8. Maddesine göre herhangi bir sebeple hizmete kapatılan, iptal edilen, taşıma sonrası iade edilen hat numarasının; kapatma, iptal veya taşıma iadesi işlemini takip eden asgari bir yıl boyunca yeniden tahsis edilmemesi gerekmekte olduğunu, yapılan işlemde yasal mevzuata ve BTK kararına aykırılık olmadığını, zararın kanıtlanamadığını, illiyet bağı bulunmadığını savunmuştur.Somut olayda, mahkemece tensip zaptıyla davacıya delillerini bildirmek üzere iki haftalık kesin süre verildiği,  06.02.2024 tarihli duruşmada da \" daha evvel kullanılmamış bir hatta ilişkin abonelik sözleşmesi düzenleneceği tahhütüne\" dair delilleri sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, verilen süre içinde delilleri bildirilmediği, dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmadığı, uğranılan zarara ilişkin delillerin bildirilmediği, zarara ilişkin olarak yemin deliline dayanılamayacağı anlaşılmakla mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Davacıdan alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0 TL'nin istinaf eden davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili vergi dairesine yazılmasına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9211489e5affa3b4","SID":"31a25a40bcb8df5b"}}