{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2024/471 <br>KARAR NO\t: 2025/435<br><br>DAVA\t: Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 03/07/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 14/05/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin elde etmiş olduğu birikimleri değerlendirmek üzere davalı kooperatife üye olduğu, üyelik süreci boyunca üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiği, ancak davalı kooperatif yönetiminin toplamış olduğu aidatları verimli kullanmayarak uzun yıllar inşaatı bitirmedikleri, inşaatın bitmemesi ve dairenin iç yapımının uzun yıllar gerçekleşmemesi üzerine müvekkilinin dairesini teslim alamadığı, kendi maddi durumunun yeterli olmaması sebebiyle de dairesinin içini yaptıramadığını, yaptırmak istediğinde yönetim tarafından dairenin artık ona ait olmadığının bildirildiği, durumu anlamayan müvekkiline üyelikten ihraç edildiğinin bildirildiği, müvekkilinin bu duruma şaşırdığı, haberinin olmadığını söylediği, yönetimin ise şifahi olarak seni üyelikten çıkardık dedikleri ancak müvekkiline herhangi bir yönetim kurulu kararının tebliğ edilmediğini, hangi tarih ve sayı ile üyelikten çıkarıldığı bilgisinin de verilmediğini, çıkarma kararının hüküm doğurabilmesi için mutlaka usulüne uygun olarak “çıkartılan ortağa” tebliğ edilmesinin zorunlu olduğunu; üyelikten çıkarma kararlarına karşı 3 ay içerisinde dava açılabildiğini, üyelikten çıkarma kararının müvekkiline tebliğ edilmediğinden dolayı 3 aylık sürenin henüz başlamadığı, süresi içerisinde gerekçesiz olarak yapılan bu çıkarma işleminin iptali için iş bu davayı açma zorunluluklarının doğduğunu, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla davalı kooperatif yönetiminin almış olduğu üyelikten çıkarma kararının iptal edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı üyelikten çıkarıldığına dair iddiada bulunmuşsa ise de kendisinin kooperatifte üye oluşuna, üyelik yükümlülüklerinin herhangi bir zamanda herhangi birini yerine getirdiğine, kısacası bir kimsenin bir kooperatife üye olması için gereken herhangi bir delile sahip olmadığı, kooperatif uhdesinde de bu gibi herhangi bir evrakın bulunmadığını, KK m.8 hükmünün ortaklığa girme şartlarını saydığı, müvekkilinin defter ve kayıtlarında bu şartların herhangi birine dair emare bulunmadığı, davacı yanca da bu emareler dosya münderecatına sunulmadığı, iddiada bulunanın, bu iddiasını ispatla mükellef olduğu, davacı kooperatife üye oluşuna delil olarak soyut ifadeleri hariç hiçbir delil sunmadıkları, müvekkili kooperatifin ise tüm defter ve kayıtları savunmalarını doğrular nitelikte olduğu, üyelik iddiasında bulunduğu kooperatife hiçbir mali yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu nedenle üyelikten çıkarıldığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığı gibi davacının hiçbir şekilde müvekkili kooperatife üye olmadığının kabulü ve açılan davanın reddi gerektiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan işbu davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br> <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, davacının davalı kooperatife üye olup olmadığı, şayet davacının geçerli bir üyeliği kooperatif kayıtlarında tespit edilirse davacı hakkında verilmiş bir ihraç kararı olup olmadığı ( davalı yanca böyle bir karar sunulmamış olup davacının ortak dahi olmadığı iddia edilmiştir.) şayet davacının üye olduğuna dair kooperatif kayıtlarında bir delil var ise verilmiş bir ihraç kararı olup olmadığı, varsa bu kararın usul ve yasaya ve kooperatif ana sözleşmesine uygun olup olmadığına ilişkindir.Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, alanında uzman bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunda özetle; \"6.1) Davalı ---- Kooperatifi'nin 29.04.2002 tarih ve ----- no.lu yönetim kurulu kararında önceki üye ----- kooperatifteki | payını ----- no.lu üye olarak ...'a devrinin oy birliğiyle kabul edildiği ve ---- ili ---- ilçesi ----- 167 pafta 1690 ada 19 parsel   ----- adresindeki taşınmazın tahsis edildiği, kooperatife üye olduğu 10.05.2002 tarihinden itibaren  ana sözleşme 32. Maddesi kapsamında yönetim kurulu tarafından  hazırlanan tüm Ortaklar Cetvelinde(Hazirun Listedi) adı ve soyadının kayıtlarda mevcut olduğu ancak imzası görülmediğinden hiçbir genel kurula katılmadığı, dolayısıyla parasal yükümlülüklerini  de yerine getirmeyen davacının kooperatif üyeliğinden zımnen ayrıldığının değerlendirmesi de tamamen sayın mahkemenin takdirinde olduğu,  <br>6.2) Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı ...'un davalı -----Yapı Kooperatifi'ne üye olduğu, davacının geçerli bir üyeliği kooperatif kayıtlarında tespit edildiği, uzun yıllar genel kurullara katılmadığından zımnen üyelikten ayrıldığı değerlendirilebileceği, üyeliğine bağlı olarak davacı hakkında ihracına ilişkin verilmiş yönetim kurulu kararı olmakla birlikte açık bir genel kurul kararı bulunmadığı, davacının üye kaydı olduğundan 1. ve 2. İhtarnamelerin(------. Noteri) davacıya açık, kesin ve tereddütsüz şekilde tebliğ edildiğinin belirlenemediği, devamında çıkarılan ortağa 3.noter ihtarnamesinin 10 gün içinde hem keşide ve hem de tebliği edildiğinin görülemediğinden ortaklıktan çıkarma kararını içerecek 3.noter ihtarnamesiyle bilgilendirmeyen üyenin 3 ay içinde kooperatif genel kuruluna itiraz etme yoluna başvurma veya dava açma imkanını kullanamayacağı(Koop.Kan 16.md) ...”'u muhatap alarak düzenlenmiş 3. bir ihtarname ve 1., 2. ve 3. İhtarnamenin davacıya ğine ilişkin tebliğ şerhler açık, anlaşılır ve kesin şekilde İBRAZ EDİLMEDİĞİNDEN ortaklıktan çıkarılma için yeterli asgari koşulların yerine getirilmediğinden üyeliğinin devam ettiğinin anlaşıldığı...\" şeklinde rapor sunduğu görülmüştür.<br>Tarafların iddia ve savunmalar ve bilirkişi raporu yukarıda özetlenmiştir. <br>Yargıtay ----- HD. ----- Sayılı ilamında \"...Dava, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27. ve davalı kooperatif anasözleşmesinin 14. maddelerinde parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen kooperatif üyelerinin ihracı prosedürü düzenlenmiş olup, bu tür davalarda, mahkemece öncelikle, aidat borcunun ödenmesi için üyeye iki ihtarın gönderilip gönderilmediği ve  bu ihtarların usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği, ilk ihtarnamenin ödemesi 30 gün geciktirilmiş borcu içerip içermediği, böyle bir borcun ödenmesi için birinci ihtarda 10 gün, ikinci ihtarda 1 aylık sürenin verilip verilmediği, bu süre içerisinde ödememe halinde müeyyidenin ne olduğunun ve ödenmesi istenen borcun miktarının ve neye ilişkin olduğunun açık ve anlaşılır olarak belirtilip belirtilmediği, her iki ihtarnamede de bildirilen borç miktarının aynı olup olmadığı, tespit edilmelidir. Tüm bu aşamalarda bir eksiklik bulunmaması  halinde ihtarlarda istenen borcun gerçek borç olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.Somut olayda, dosyada 1. ihtarname ve tebliğ şerhi bulunmamaktadır. İhraç kararına dayanak yapılan ikinci ihtarnamede de yukarıda belirtilen şekilde açıklık bulunmamakta, 400,00 TL ana para borcunun 1 ay içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği anlaşılmaktadır. Davacının hangi ay için ne kadar borçlu bulunduğu ayrı ayrı ve açık bir şekilde belirtilmediğinden, hangi ayların aidatın istendiği, talep edilen aylara ilişkin aidat alacağı ödemesinin 30 gün gecikmiş olduğu tespit edilememektedir.Bu durumda mahkemece, birinci ihtarname sunulmadığından, ikinci ihtarnamede ise hangi aylara ait aidat borcunun istendiği hususu denetlenemediğinden davacının usulüne uygun olmayan ihtarnamelerle temerrüde düştüğü kabul edilerek ihraç kararı verilemeyeceği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken..\" belirtmiştir. <br>Yargıtay ----HD.------ Sayılı ilamında \"... Ancak, aidat yükümlülüğü bulunan bir kooperatifte ortağın uzun süre kooperatife uğramaması, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmemesi, üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul ettiği, diğer anlatımla üyelik haklarından zımnen vazgeçtiği, eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini yansıttığı anlamına gelir. Böyle bir ortağın açtığı davanın TMK'nın 2. maddesinde öngörülen iyiniyet kuralına aykırı düştüğü ilke olarak kabul edilmelidir.Bu durumda mahkemece, davalı tarafın davacının hiç aidat yatırmadığına ilişkin savunması da gözetilerek, davalı kooperatifin defter, kayıt ve belgelerinin öncelikle kooperatiften istenilmesi, ibraz edilmezse kooperatifin adresinde defter ve kayıtların incelenmesi için keşif yapılması, buna rağmen inceleme yapılamaz ya da defter ve belgelere ulaşılamaz ise Ticaret Sicil Memurluğu'ndan, mümkün olmazsa kooperatif anasözleşmesinin 41. maddesi uyarınca Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden kooperatifin bilançosu, gelir gider cetvelleri, yönetim ve denetim raporları, genel kurul tutanakları, ortaklık cetvelleri celbedilip kooperatif konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılarak, genel kurul kararları ile aidat alınmasına ilişkin karar alınıp alınmadığı, üyelerin kooperatifin varsa banka hesabına aidat yatırıp yatırmadıkları, diğer anlatımla kooperatifin aidat toplayan bir kooperatif olup olmadığı, davacının varsa ödeme yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, davalının davacıyı genel kurul toplantılarına çağırıp çağırmadığı, hazirun listelerinde isminin yer alıp almadığı, davacının 31.08.2005 tarihinde yaptığı son ödemeden itibaren işbu dava tarihine kadar anılan şekillerde kooperatif ile ilişkisini devam ettirip ettirmediği hususunda rapor alınıp, anasözleşme ya da alınan bir genel kurul kararı uyarınca ortağın kooperatifine uğramasını zorunlu kılan başka bir yükümlülüğü varsa, bunun üzerinde de durularak, sonuç olarak son ödeme tarihi ile dava tarihi arasında geçen süre itibariyle davacının talebinin TMK'nın 2. maddesine uygun olup olmadığının  ve davanın bu nedenle reddi gerekip gerekmediğinin yeterince tartışılması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle kararın davalı yararına bozulması gerekirken, hükmün Dairemizce onandığı anlaşıldığından, davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 18.06.2013 tarih, ---- sayılı onama kararı kaldırılarak kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir...\" belirtmiştir. Yargıtay -----HD. --- Sayılı ilamında \"...Her ne kadar davalı tarafından ihraç kararının davalıya tebliğ edildiği tarihin ne olduğu kanıtlanamamış ise de, davalı kooperatifin sürekli aidat toplayan bir kooperatif olması karşısında, davacıların murisinin ihraç kararından uzunca bir süre geçtikten sonra iş bu davayı açmasının TMK’nın 2. maddesi hükmü ile bağdaşması mümkün değildir...\" belirtmiştir. <br>Davalı kooperatif kayıtları incelendiğinde 29.04.2002 tarih ve ---- no.lu yönetim kurulu kararında ---- ortak ------payını 10.05.2002 tarihinde ... 'a devrettiği devrinin kabul edildiğine oy birliğiyle karar verildiği görülmüştür. Kooperatif Ortaklık Hakkı Sözleşmesi, Üyelik Taahhütnamesi, ...'un 2003-2013 arası döneme isabet eden 29.195,00TL aidat borcu ve faiz ile birlikte toplam 243.732,00TL ödenmeyen üyelik borcu olduğu görülmüştür.01.03.2013 tarih ve ----- no.lu yönetim kurulu kararında(EK 2-c) Koop Kan 27 md ve ana sözleşme 17.md borçlu üyelerin ortaklıktan ihraç edilmesi için yasal işlemlerin başlatılmasına oy birliğiyle karar verilmiştir. Yasal işlem başlatılacak arasında ---- blok ------ adresi tahsisi edilen ----- no.lu üyesi ...'un 205.559,00TL borçlu olarak yer aldığı tespit tespit edilmiştir. Kooperatifin üye aidatlarının toplandığı anlaşılan ------ cari hesap ekstresinde, davacının bir aidat ödemesi görülememiştir. Davacının kooperatif üyeliğinden kaynaklı aidat yükümlülüklerini yerine getirmediği, parasal yükümlülüklerinin hiç birini yerine getirmediği, genel kurullara davet edildiği halde iştirak etmediği, ihraçla ilgili ihtarnamelerin de kendisine kooperatife bildirdiği adrese tebliğ edilmesine rağmen mali yükümlülüklerini yerine getirmediği görülmüştür. Davalı kooperatif ihraç kararı almış ancak bu ihtarların davacıya usul ve yasaya uygun tebliğ edilmediği görülmüştür. Öte yandan zaten ihraç için gönderilen ihtarlar incelendiğinde yukarıda alıntılanan emsal yüksek mahkeme kararında belirtildiği üzere ihtarlarda borcun hangi dönemlere ilişkin olduğu, faizin hangi tarihlerden başlatıldığı hususunda bir açıklık olmadığından zaten bu yönü ile alınan karar usulsüzdür. Ancak davacının davalı kooperatife ilk üyelik tarihinde verdiği ıslak imzası olan 10.05.2002 tarihli dilekçesi incelendiğinde davacının kooperatif genel kurullarınca alınan kararlar çerçevesinde ve yönetim kurulunun tespit ettiği miktarlardaki parasal yükümlülükleri yerine getireceğini taahhüt ettiği ancak üye kaydedildiği tarihten beri hiçbir parasal yükümlülüğünü yerine getirmediği görülmektedir.Davacının kooperatifin aidat toplayan mali yükümlülükleri de olan bir kooperatif olduğunu bildiği açıktır. Davacı ortak olarak kaydedildiği tarihten itibaren parasal yükümlülükleri olduğunu bilmesine rağmen bunları yerine getirmemiş, genel kurullara davet edildiği halde iştirak etmemiştir. Her ne kadar kooperatif tarafından alınan ihraç kararı usul ve yasaya uygun değilse de ortak olarak kaydedildiği tarihten dava tarihi arasında 22 yıl geçmiş olup  aidat yükümlülüğü bulunan bir kooperatifte davacının uzun süre kooperatife uğramaması, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmemesi, üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul ettiği, diğer anlatımla üyelik haklarından zımnen vazgeçtiği, eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini yansıttığı anlamına gelir. Böyle bir ortağın açtığı davanın TMK'nın 2. maddesinde öngörülen iyiniyet kuralına aykırı düştüğü ilke olarak kabul edildiğinden davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>HÜKÜM:  Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;<br>1-Davanın REDDİNE, <br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu harcın peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 187,80‬ TL harcın davacıdan tahsiliyle hazineye gelir kaydedilmesine<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>4-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına <br>5-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara veya ahzu kabza yetkili vekillerine iadesine,<br>6-Davalı vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, <br>Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın  tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak  (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin  yüzüne karşı,  oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bc312e60a32ca693","SID":"6b0b138bef1d0759"}}