{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/113 <br>KARAR NO\t\t: 2025/874<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/04/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/80 Esas - 2023/257 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Ticaret Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)<br>KARAR TARİHİ \t: 02/06/2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 02/06/2025 <br>                  <br>Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/04/2023 tarih 2022/80 Esas 2023/257 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA \t: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ... Şti.'nde %37 oranında, davalının ise %59 oranında pay sahibi olduğunu, davalının şirket müdürü olarak görev yaptığını, müvekkilinin maddi zorluk yaşaması nedeniyle özellikle ... projesine yatırım yapılması gerektiğinden davalıya hisse devir vaadi sözleşmeleri ile hisselerini verdiğini, ancak tek yönetici durumunda bulunan davalının bu sözleşmelere uygun hareket etmediğini, şirketin tüm kontrolünü ele aldığını, müdürlük görevini ve vekillik görevini kötüye kullandığını, şirketi kendisine borçlu göstererek şirketten haksız ve hukuka aykırı olarak uhdesine para geçirdiğini, şirketi zarara uğrattığını, özen ve bağlılık yükümlülüklerine aykırı davrandığını iddia ederek, davalının yönetim hakkı ve temsil yetkisinin kaldırılarak dava dışı ... Şti.'nin müdürü görevinden alınmasına, ihtiyati tedbir yoluyla müdürlük görev ve yetkilerinin kaldırılmasına, şirkete kayyım atanmasına, davanın davalı hakkında Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/1295 E. sayılı dosyasında görülmekte olan sorumluluk davası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tCEVAP\t: Davalı vekili, taraflar arasında 19.12.2018 tarihinde hisse devir sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme gereğince finansman ihtiyacının müvekkili tarafından karşılandığını, dava dışı şirket tarafından müvekkilinin vekil tayin edildiğini, davalının sağladığı finansman sayesinde şirket yatırımlarının tamamlanarak güneş enerji santralinin faaliyete geçtiğini, şirketin dava dışı ortağı ...'un vefatından sonra müvekkilinin mirasçıları bir araya getirerek pay devirlerinin gerçekleşmesini sağladığını, müdürün azli için TTK'nun 630. maddesindeki yasal şartların oluşmadığını, davacıdan gizlenen bir işlem bulunmadığını, davacının müdür seçimini etki edecek bir çoğunluğunun bulunmadığını, 2015-2019 arası şirket faaliyetlerinin tamamının mali ve hukuki sonuçları ile açıkça ibra  edildiğini, davacının bu kararlara karşı herhangi bir olumsuz oy kullanmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının dava dışı ... Şti'nin ticari vekili ve müdürü olarak görev yaptığı, eldeki davanın davalının yönetim hakkı yetkisini kötüye kullanarak şirketi zarara uğrattığı iddiası ile açıldığı, mahkemenin 2021/1295 Esas sayılı dosyasında aynı taraflar arasında davalının aynı iddialarla şirket yöneticisi sıfatıyla sorumluluğunun bulunması nedeniyle şirket zararının tazmini için dava açıldığı, yargılama sırasında mali müşavir bilirkişilerden alınan  rapor ve ek rapora göre, davalının temsilci veya vekil sıfatıyla hareket ettiği dönemlerde şirketi zarara uğrattığına ilişkin şirket kayıtlarında ve banka hesaplarında bir delile ulaşılamaması nedeniyle sorumluluk davasının zorunlu unsuru olan zarar ve haksız fiil olgusunun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın miktar bakımından kesin olduğu, davacının yetkilerini kötüye kullanarak sorumluluğunu doğuracak herhangi bir eyleminin bulunmadığı, TTK'nun 630 ve devamı maddelerindeki şartların oluşmadığı, bu itibarla davanın sübut  bulmadığı; 2021/1295 Esas sayılı dosyadaki mali müşavir bilirkişi heyetinin raporunun hükme esas alındığı, davacının sunduğu mütalaayı hazırlayan kişinin uzmanlığının medeni hukuk olduğu, uzmanın şirketler hukuku alanında bir uzmanlığının bulunmadığı, bu nedenle uzman görüşüne itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, ilk derece mahkemesince 2021/1295 E. sayılı dosyadaki bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmiş ise de, bu iki dosyanın akıbetlerinin farklı olduğunu, davalının sorumluluk davasına konu eylemlerinden farklı olarak yönetim hakkı ve temsil yetkisinin kaldırılarak şirketin müdürlük görevinden alınmasına konu davranışlarda bulunduğunu, ilk derece mahkemesinin 2021/1295 E. sayılı dosya ile bağlı kalmaması gerektiğini; davalının, şirketin olağan genel kurul toplantılarını zamanında ve usulüne uygun bir şekilde gerçekleştirmediğini, bu sebeple ortakların bilgi alma, inceleme ve denetleme hakkının önüne geçtiğini, şirketin 09.11.2021 tarihinde 2020 yılı olağan genel kurul toplantısı yaptığını, ancak bu genel kurul toplantısının usule ve yasaya aykırı olarak gerçekleştirildiğini; davalının şirketin hesaplarını kanuna ve esas sözleşmeye aykırı bir biçimde yönettiğini, bu sayede şirketin kâr etmiyormuş gibi göründüğünü, şirketin kâr etmesine rağmen davalının uhdesine geçirdiği paralar ve usulsüz sair işlemler sebebiyle kâr payı dağıtımı da yapılmadığını, davalının hem müdür hem çoğunluk pay sahibi olmasının getirdiği bazı kolaylıklardan faydalanarak ve yetkilerini haksız ve hukuka aykırı olarak istismar ederek ortakların ve şirketin aleyhine hareket ettiğini; 2021/1295 E. sayılı sorumluluk davası dosyası kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporlarının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece hukuki mütalaanın dikkate alınmadığını ve değerlendirilmediğini, bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmadığını, şirketin %59 payının davalı ...'ya, %37 payının davacı ...'a, %4 payının dava dışı ...'e ait olduğunu, müvekkilinin ilk başta şirketi tek başına almak istediğini, lisanssız elektrik piyasasında yatırım yapma kararı almış ve ... Şti.'nin kurucusu ve o dönem tek hissedarı olan ve 990kW kapasiteli ... kurma hakkına sahip dava dışı ... ile görüşmelere başladığını, ... Projesi’nin geçici kabulü yapılıp üretime geçmesi sağlanmadıkça şirket hisselerinin ... tarafından müvekkiline devrinin mümkün olmadığını, müvekkili ile muris ... arasında İzmir 22. Noterliğinde 23.11.2017 tarihli “Şirket Hisse Devir Vaadi Sözleşmesi’ düzenlendiğini, bu sözleşmeye göre murisin müvekkiline vekaletname vereceğini, müvekkilinin ise vekil olarak ... Projesi’nin gerçekleştirilmesi için gerekli olan izin ve ruhsatları alacağını, ilgili bürokratik işlemleri gerçekleştireceğini, geçici kabulü yaptıracağını, müvekkilinin muris hissedara hisselerin bedeli olarak 260.000,00 TL ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin gerekli izin ve ruhsatların toplanmasında büyük ilerlemeler sarf ettiğini, büyük miktarlarda harcamalar yaptığını ancak maddi zorluk yaşamaya başladığını, yatırımcı aramaya başladığını, davalı ... ile görüşmeye başladığını, muris hissedar, müvekkili ve davalı arasında İzmir 22. Noterliğinde 19.12.2018 tarihli “Şirket Hisse Devir Vaadi Sözleşmesi” tanzim edildiğini, bu sözleşme ile birinci hisse devir vaadi sözleşmesinin ilga edildiğini, bu ikinci sözleşmede ... Projesi’nin geçici kabulünün yapılması ve devreye alınmasını müteakip muris hissedarın %37 oranında hisseyi müvekkiline, %59 oranında hisseyi ise davalıya devretmeyi taahhüt ettiğini, hisselerin bedeli olan 260.000,00 TL'nin birinci hisse devir vaadi sözleşmesi gereğince müvekkili tarafından ifa edildiğinden muris hissedarın alıcılardan herhangi bir hisse bedeli talebinin olmadığının belirtildiğini, müvekkili tarafından ... Projesi’nin geliştirilmesi adına o güne kadar şirket için 390.000 USD tutarında harcama yapıldığını ve şirkete sermaye konduğunun kabul ve tasdik edildiğini, ikinci hisse devir vaadi sözleşmesi 19.12.2018 tarihinde imzalandıktan sonra davalının kendisine şirket tarafından verilen vekaletname kapsamında şirketin bütün finansal ve idari işlerini yürütmeye başladığını, ... projesinin tamamlandığını ve Mart 2019’da geçici kabulün yapıldığını, şirketin ... projesi kapsamında elektrik üretimi yapmaya ve para kazanmaya başladığını, muris hissedarın 14.05.2019 tarihinde vefat ettiğini, mirasın intikal işlemleri gerçekleştirilerek mirasçıların şirket hissedarı olduklarını, muris hissedarın ikinci hisse devir vaadi sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ifa etmek amacıyla 08.03.2021 tarihinde şirket hisselerinin %37’sini müvekkiline; %59’unu ise davalıya devrettiklerini, davalının 09.03.2021 tarihi itibariyle şirket müdürü olduğunu,  davalının Aralık 2018 tarihinden ihtarname tarihi olan 26.08.2021 tarihine kadar şirketin banka hesaplarının yönetimi, finansal işlerin halli ve sair idari işleri tek başına yürüttüğünü, davalının müdürlük ve vekillik görevini kötüye kullandığını, şirketi kendisine borçlu göstererek şirketten haksız ve hukuka aykırı olarak kendi uhdesine para geçirdiğini ve sair müdürlük ve vekillik görevlerini kusurlu eylemleri neticesinde ihmal ve ihlal ettiğini, davalının ticari vekil olarak hareket ettiği zaman dilimindeki eylem ve işlemlerinden de sorumlu olduğunu ve bu sebeple davalının bu zaman dilimine tekabül eden eylem ve işlemlerinin de huzurdaki dava kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, ikinci hisse devir vaadi sözleşmesinin şirket tarafından tanınmış olduğunu, davalının bu sözleşme uyarınca ... projesine sermaye koyma borcunu ticari defterlere kasten yanlış işlettirip şirketi kendisine borçlu olarak gösterdiğini; davalının ikinci hisse devir vaadi sözleşmesi gereğince şirketin mali müşavirlik hizmetlerinin davalının belirlemiş olduğu mali müşavir tarafından gerçekleştirildiğini, davalının sistemli ve planlı bir şekilde şirket hesaplarına yatırdığı ve kendi hesabına yaptığı ödemelerin mahiyetini farklı şekillerde göstermeye çalıştığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.\t<br>\tGEREKÇE\t: Dava,  limited şirkette davalı ortağın yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılması ve şirkete yönetim kayyumu atanması istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler. Maddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, mahkemece, her somut olayın özelliğine göre açıklanan biçimde azil için haklı nedenlerin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>\tToplan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesinin 2021/1295 Esas sayılı dosyasında davacı ... tarafından davalı ... aleyhine, davalının şirkette ticari vekil ve müdür olarak görev yaptığı dönemlerde şirket hesaplarından uhdesine geçirdiği paraların tespiti ile bu tutarın şimdilik 1.000 USD'lik kısmının şirkete iadesi talebiyle açılan davada hükme esas alınan bilirkişi raporunun eldeki dava bakımından da hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davalının müdürlük ve vekillik görevini kötüye kullandığının, uhdesine para geçirerek şirketi zarara uğrattığının, özen ve bağlılık yükümlülüklerine aykırı davrandığının kanıtlanamadığı, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgeler, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye fazla alınan 345,55 TL harcın talep halinde yatırana iadesine,<br>3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.02/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a09efed14e057241","SID":"2897c24b202a1a57"}}