{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1374 <br>KARAR NO:2025/495<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:25/05/2021<br>NUMARASI:2019/383 Esas 2021/413 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:30/04/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile;  müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 01/12/2017 ile 01/12/2018 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde 26/01/2017 tarihinde Genel  Hizmet Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirketin davalı şirkete ait ... AVM yangın ihbar sisteminin bakımı, arızalarının tespiti, sistem durumunun raporlanması, arızalı ekipmanların ve hataların işverene bildirilmesi ve sorumlu personellere gerekli eğitimlerin verilmesi üstlendiğini, ödemelerin sözleşmenin tabloda belirtilen şekilde % 30 peşin, bakiye her bakım dönemi sonunda kesilecek olan fatura + 30 gün banka havalesi şeklinde olduğunu, ödemenin gecikmesi durumunda aylık % 10 gecikme faizinin uygulanacağını, müvekkili şirketin üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğini ve sözleşme gereği faturaları davalı şirkete gönderdiğini,  uzunca bir süre düzenli ödeme de yapıldığını, ancak Ağustos 2018' den itibaren düzenlenen faturalar için ödeme yapılmadığını, davalı aleyhine... saylı takip dosyasına haksız yapılan itirazların kısmen iptali ile şimdilik  takip tarihi itibarıyla, sözleşmeden kaynaklanan vade farkları dahil 8 bin ABD doları ile  14.203,00 TL  cari hesap alacağının, takip tarihinden sonrası için ticari temerrüt faizi ile ödenmesine, takibin bu şekilde devamına, yabancı para cinsinden alacakları yönünden yabancı para olarak karar oluşturulmaması halinde tespit edilecek ABD doları alacağının karar tarihindeki Türk Lirası karşılığı olarak takibin devamına, takibine devam kararı verilen kısım için %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş olup alacak miktarı bilirkişi incelemesi ile netleşeceğinden belirsiz alacak davası olarak açılan davada dava değeri 56.000,00 TL olarak gösterilmiştir. Davacı vekili sunmuş olduğu 03/02/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile;... saylı takip dosyasına haksız yapılan itirazların kısmen iptali ile şimdilik (takip tarihi itibarıyla, sözleşmeden kaynaklanan vade farkları dahil)  8 bin ABD doları olarak belirttiğimiz alacak  talebimizi 922,59 USD arttırmak suretiyle toplam talebi 8.922,59 USD olarak ıslah ettiklerini,  icra takip tarihinde TL karşılığı 47.563,65 TL olup 14.203,00 TL cari hesap alacağı ile birlikte toplamı 61.766,64 TL toplam alacağın (takip tarihinden sonrası için) ticari temerrüt faizi ile ödenmesine, takibin bu şekilde devamına, Yabancı para cinsinden alacağımız yönünden; yabancı para olarak karar oluşturulmaması halinde 8.922,59 USD alacağının karar tarihindeki Türk Lirası karşılığı olarak takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafça başlatılmış olan takip ile bir kısım faturalardan kalan kısmi alacaklarının tahsili olduğu iddiasının mevcut olduğunu, belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacı alacağının miktarını ve hatta vade tarihini dahi bildiğini iddia ederek ilamsız takip başlattığını, müvekkili şirketin haklı itirazları neticesinde itirazın iptali davasının ikame edildiğini, davacının eksik harcı ikmal etmesi gerektiğini, davacı tarafın alacağının faturaya dayalı olduğu, buna ilişkin olarak icra takibi başlatılmış olduğu, belirsiz alacağa ilişkin bir icra takibi başlatılmasının mümkün olmayacağı bilindiğinden dava değerinin davacı taraftan belirlenmesinin gerektiğini, aksi takdirde dava dilekçesi muameleye konmayarak davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, başlatılan takibin usul ve yasaya aykırı oldğunu, icra inkar tazminatının talep edilemeyeceğini, müvekkili şirketin davacının iddiasının aksine davaya konu tutar bakımından herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı olmadığından davanın usulden reddine, davacı tarafa dava değerini belirlemesi için süre verilmesi halinde eksik harcın ikmaline, yargılama gideri ve avukatlık vekalet ücretinin davacı tarafça karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece, \"...Her ne kadar davalı tarafça davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı yönünde itirazda bulunulmuş ise de; davanın itirazın iptali davası olduğu ve dava dilekçesinde dava değerinin 56.000,00-TL olarak gösterildiği ve bu bedel üzerinden harcın yatırılmış olduğu anlaşıldığından, dava dilekçesindeki \"şimdilik\" ibaresinin kısmi dava şeklinde yorumlanmasının gerektiği düşüncesiyle davalı itirazı yerinde bulunmamıştır.Davacı vekilinin 03/02/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 61.766,64 TL'ye çıkarmış olduğu görülmüştür. Yukarıda ayrıntılı olarak özetlenen bilirkişi raporlarından denetime elverişli bulunan ve gerekli verileri içerdiği anlaşılan mali müşavir ... raporuna itibar edilerek; davacının takip tarihi itibariyle toplam 56.849,10-TL alacağının bulunduğu, icra takibinde davacı tarafından asıl alacak miktarının 56.475,23-TL olarak gösterildiği ve icra takibinde talep edilen 36.590,60-TL tutarındaki işlemiş faizin dava dilekçesinde ve 03/02/2020 tarihli ıslah dilekçesinde talep ve dava edilmediği, buna göre itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olması nedeniyle takipte gösterilen bedelden daha fazla talepte bulunulamayacağı hususu gözetilerek, takipteki taleple bağlı kalınarak \" davanın kısmen kabulü ile; davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen  iptaline, takibin 56.475,23- TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, alacak likit ve  itiraz haksız olduğundan alacağın %20 'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Davacı yan, dava konusu faturalara ilişkin hizmetin verildiğini ispat edemediğini, davacı tarafından dosyaya genel hizmet sözleşmesi sunulmuşsa da, icra takibine konu faturaların hangi hizmet sebebiyle kesildiğini, hangi tutarlar üzerinden kesildiği ispata muhtaç olduğunu,Hükme esas alınan 14/04/2021 tarihli bilirkişi raporu denetime elverişli olmadığnı, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte, icra dosyasına konu edilmeyen vade farkı faturalarının itirazın iptali davasında davacı tarafından talep edilmesi ve icra dosyasına konu edilmeyen vade farkı faturalarının bilirkişi hesaplamasına dahil edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyada mübrez 24.01.2020, 04.06.2020, 24.08.2020, 12.10.2020 ve 14.04.2021 tarihli 5 adet bilirkişi raporu bulunmakta olup bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilemediğini, hükme esas alınan 14.04.2021 tarihli raporda seçenekli bir hesaplama yapılmamış olması çelişkinin giderilemediğinin ispatı olduğunu, müvekkil şirket, icra takip tarihinden (25.03.2019) ve dava tarihinden (20.06.2019) önce, davacı yana 11.10.2018 ve  09.11.2018 tarihlerinde kısmi ödemeler yaptığını, işbu ödemeler mahsup edilmeden davacı yanın müvekkil şirket aleyhine başlatmış olduğu icra takibi ve açmış olduğu itirazın iptali davası hatalı olduğunu, raporda söz konusu ödemeler, icra dosyasına konu edilmeyen vade farkı faturaları dahil edildikten sonra mahsup edildiğini, müvekkil şirketin borcu olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, söz konusu ödemeler icra dosyasına konu alacak kalemlerinden mahsup edilmesi gerektiğini, bu doğrultuda seçenekli bir hesaplama yapılmamış olması hatalı olduğunu, İşbu dava itirazın iptali davası olup ıslah ile alacak davasına dönüştürülmediğini, bu sebeple icra takibinin dayanağı olmayan vade farkı faturalarının raporda esas alınmasını ve raporun hükme esas alınmasını kabul etmediklerine, ilk derece mahkemesi tarafından takip öncesi faiz talebinin kabul edilmemesi usu ve yasaya uygun olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, genel  hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura ve cari hesap alacağına dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. ...sayılı dosyası incelendiğinde; davacının faturalara istinaden 56.475,23 TL asıl alacak, 36.590,60 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 93.065,83 TL  alacağın  tahsili için  takip başlattığı, davalının  yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamına göre; davacının;  27/07/2018 tarihli 1.671,00 TL bedelli 5 adet toplam 8.355,00 TL tutarlı  faturalar ile takip tarihi itibariyle merkez bankası döviz alış kuruna göre 48.120,23 TL'ye çevrilen 10/08/2018 tarihli 9.027,00 USD tutarlı faturaya dayanarak toplam 56.473,23 TL fatura alacağı ve 36.590,60 TL işlemiş faizin tahsili amacıyla takip başlatmış olup;Huzurdaki davada; davacı takip alacaklısı 1.671,00 TL tutarlı 5 adet toplam 8.355,00 TL tutarlı faturanın, 25/03/2019 icra takip tarihe kadar sözleşme gereği aylık % 10 vade farkı olan 5.848,00 TL ile birlikte 14.203,00 TL'nin ve 1 adet 9.027,00 USD tutarlı faturanın, 11.10.2018 tarihli 1.500 USD ve 09.11.2018 tarihli 2.527,00 USD kısmi ödemelerden sonra kalan USD alacağına vade farkı ile birlikte 8.000 USD'nin takip tarihinden itibare ticari temerrüt faizi ( değişen oranlarda) ödenmesi talep edilmiştir.Tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre; takibe dayanak yapılan  1.671,00 TL tutarlı, 5 adet toplam 8.355,00 TL tutarlı fatura ile 1 adet  1 adet 9.027,00 USD tutarlı fatura ile birlikte dava konusu edilmeyen 5 adet TL fatura alacağı için düzenlenen 2 adet 2.506,50 TL vade farkı faturası ile 1 adet USD fatura alacağı için düzenlenen 2 adet toplam 1.252,70 USD vade farkı faturasının tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu görülmüş olup, takip tarihinden önce davalı tarafça toplam 4.027,00 USD ödeme yapıldığı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/06/2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamı ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. Sayılı benzer mahiyette ilamlarında ifade edildiği gibi  takibe konu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması hizmetin verildiğine karine oluşturmakta olup aksi davalı tarafça ispatlanması gerekmektedir.Davalı vekili her ne kadar faturalara konu hizmetin verilmediğini iddia etmiş ise de faturaları iade etmediği gibi  ticari defterlerine kaydettiği anlaşılmakla emsal Yargıtay kararlarında ifade edildiği gibi hizmetin verildiğine karine oluşturduğu gözetilerek aksi davalı tarafça ispatlanamadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin ıslah dilekçesine dayanak yaptığı 12/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı şirketin incelenen defterlerinde, davalı şirkete toplamda 197.274,32 TL Borç kaydettiği, karşılığında 161.957,67 TL alacak kaydedilmek suretiyle davacı şirketin kendi defterlerinde 31.12.2018 tarihi itibariyle 35.316,65 TL alacaklı gözüktüğü, dava konusu icra takibi dayanağı faturaların kayıtlı olduğu, Davalı şirketin incelenen defterlerinde, davacı şirkete toplamda 363.677.06 TL borç karşılığında 408.505,13 TL alacak kaydedilmek suretiyle, davalı şirketin kendi defterlerinde 28.11.2018 tarihi itibariyle 44.828,07 TL borçlu gözüktüğü, dava konusu icra takibi dayanağı faturaların kayıtlı olduğu tespit edildiği, Davacının, takip tarihi itibariyle her biri 1.671 ,00 TL tutarlı 5 adet fatura tutarı 8.355,00 TL alacağına, ödemenin gecikmesinden kaynaklı sözleşme ile kararlaştırılan aylık %10 faiz oranına göre 5.850,79 TL vade farkı alacağı hesaplandığı, takip tarihi itibariyle davacının net toplam 14.205,79 TL(8.355,00 + 5.850,79) alacağının bulunduğu, Davacının, takip tarihi itibariyle davalı tarafından yapılan 4.027,00 USD (1.500 + 2.527) tutar ödemelerin 9.027,00 USD tutarlı fatura alacağından mahsubunun yapıldığında kalan alacağı 5.000,00 USD alacağına, ödemenin gecikmesinden kaynaklı sözleşme ile kararlaştırılan %10/ay faiz oranına göre 3.922,59 USD vade farkı alacağı hesaplandığı, takip tarihi itibariyle net toplam 8.922,59 USD (5.000,00 + 3.922,59) ya da Türk Lirası karşılığının 47.563,65 TL olduğu hesaplanmıştır. Hükme esas alınan 14/04/2021 tarihli raporda özetle ; Davacı tarafından icraya konu edilen söz konusu bakiyeyi oluşturan 5 adet arıza giderim servis bedeli 1.671,00 TL x  5 = 8.355,00 TL faturaların sözleşmede belirtilen % 10 aylık gecikme faizi uygulamasına göre ve icra takibi olan 25.03.2019 tarihi baz alındığında gecikme faizi olarak 5.848,50 TL olmak üzere fatura bedelleri ile toplam tutar 14.203,50 TL hesaplanmış,Takibe konu olan ... AVM malzemeli 2.bakım bedeli olan KDV dahil 9.027 USD'nin ara ödemeler düştüğünde ve kesilen vade farkı faturası eklendiğinde (9.027 -1500 + 752,70 + 500,00 -2.527,00) bakiye  6.252,70 USD kaldığı, ayrıca icraya  9.027 USD'nin ara ödemeler düşüldükten sonra kalan bakiyelere sözleşmede belirtilen % 10 gecikme faizi ilave hesaplandığında gecikme faizi 3.927,07 USD olarak hesaplanmış, ancak  davacının dava dilekçesinde talep edilen tutar 8.000 USD tutar olduğundan talebe bağlılık ilkesi gereği söz konusu tutar dikkate alınmış ve icra takip günü 25.03.2019 tarihi Merkez Bankası Döviz Alış Kuru 5,3307 ile değerlediğimizde 42.645,60 TL ile TL alacağı ve gecikme faizi olan 14.203,50 TL ile birlikte toplam alacak 56.849,10 TL hesaplanmıştır. İtirazın iptali davalarının en önemli niteliği, bu davaların icra takibine bağlı, takibin devamına ya da iptaline yol açacak davalar olması nedeniyle  bu davalarda takip talebinde belirtilen alacak miktarları ile takip dayanağı olarak gösterilen belgeye bağlı olarak yargılama yapılmalıdır. İtirazın iptali davalarının icra takibine bağlı davalardan olmasının doğal sonucu; davacının icra takibine konu edilen alacağının varlığını kanıtlamasının zorunlu olmasıdır. İtirazın iptali davasının konusu, ilamsız icra takibine borçlunun yaptığı itirazın haklı olup olmadığıdır. Mahkeme itirazın haklı olup olmadığını tespit ederken icra takibinin dayandığı takibi esas almalıdır. Alacaklı takip yapılırken dayanmadığı bir belgeye dayanarak itirazın iptali davası açamayacağı gibi icra takibinde dayanılan belge ya da alacak  dışında başka belgeye veya alacağa istinaden hüküm kurulamaz. Yargıtay HGK 14.12.2011 tarih, 2011/19-617 Esas, 2011/749 Karar, 03.05.2006 tarih 2006/19-260 Esas, 2006/251 Karar sayılı kararlarında bu husus \" \"İtirazın iptali davası, itiraz üzerine duran ilamsız icra takibinin devamını amaçlayan ve dayanağı olan icra takibine sıkı sıkıya bağlı olan bir dava türüdür. İİK.nun 58.maddesine göre takip talebinde borcun sebebinin gösterilmesi ve borç bir belgeye dayanıyorsa bu belgenin takip talebine eklenmesi gerekir. İİK.nun 60.maddesine göre de ödeme emrinin takip talebine uygun olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Ödeme emrini alan borçlu borcun sebebine ve takibin dayandığı belgeye göre aleyhindeki ilamsız icra takibine itiraz edebilir. Bu durumda alacaklı süresi içerisinde ancak takip talebinde gösterilen belgeye dayanarak itirazın iptali davası açabilir. Başka bir anlatımla alacaklı, takibinde dayanmadığı bir belgeye itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak dayanamaz \" şeklinde ifade edilmiştir.Davanın belirsiz alacak davasına konu olamayacağı itirazı yönünden; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi belirsiz alacak ve tespit davasını düzenlemektedir. Anılan madde, \"(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.\" hükmünü içermektedir. Madde gerekçesi \"Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı yada bu objektif olarak imkânsız olmalıdır. Açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamaz. Çünkü her davada arandığı gibi, burada da hukukî yarar aranacaktır, böyle bir durumda hukukî yararın bulunduğundan söz edilemez. Özellikle, kısmî davaya ilişkin yeni hükümler de dikkate alınıp birlikte değerlendirildiğinde, baştan tespiti mümkün olan hâllerde bu yola başvurulması kabul edilemez.\" şeklindeki açıklanmıştır.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/13485 E. 2018/4815 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, alacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmelidir. Ne var ki, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir. Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak davası kabul edilmiştir. Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hâli, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen, miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkânsızlığa dayanmalıdır. Belirsiz alacak davasının getirdiği en önemli etkin koruma, usul ekonomisi ve hak arama özgürlüğüne hizmet etmesi yanında, davacının yüksek yargılama giderlerine katlanma ve dava konusu hakkın zamanaşımına uğrama riskini azaltmasıdır. Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir. Buna karşılık alacağın yalnızca bir bölümü için açılan davaya ise kısmî dava denir. Bir davanın kısmî dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Başka bir anlatımla bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen alacağın bir kesimi için açılan dava \"kısmi dava\" olarak adlandırılır. Kısmî dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmî dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde \"fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise bu husus, davanın kısmî dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2021/9-660 E., 2022/1574 K.; 07.07.2021 tarihli ve 2021/(22)9-485 E., 2021/971 K.; 02.03.2016 tarihli ve 2014/15-439 E., 2016/207 K. sayılı ilamları). Öte yandan TBK'nın 99. maddesinde \"Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.\" düzenlemesi yer almıştır. Somut davada, itirazın iptali istemli açılan davada alacak miktarı belirli  olmakla birlikte davacı, dava dilekçesinde itirazın kısmen iptali ile vade farkı alacakları (işlemiş faiz) ile birlikte 8 bin ABD doları ile 14.203,00 TL cari hesap alacağın ticari temerrüt faizi ile birlikte ödenmesini, takibin bu şekilde ödenmesini talep ve dava etmiş olup harca esas değer 56.000,00 TL olarak gösterilmiştir.Emsal mahiyette yer alan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12.05.2022 tarih ve 2020/8201 E. 2022/3819 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, davaya kısmi dava olarak devam edilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Ancak davacı, başlatmış olduğu icra takibinde 27/07/2018 tarihli 1.671,00 TL bedelli 5 adet  toplam 8.355,00 TL tutarlı  faturalar ile takip tarihi itibariyle merkez bankası döviz alış kuruna göre 48.120,23 TL'ye çevrilen 10/08/2018 tarihli 9.027,00 USD tutarlı faturaya dayanarak toplam 56.473,23 TL fatura alacağı ve 36.590,60 TL işlemiş faizin tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile USD ve TL fatura alacaklarından kaynaklanan vade farkı alacakları yani temerrüt faizleri ile birlikte alacak talebini  61.766,64 TL'ye çıkartmıştır.Davacı dava dilekçesinde, dava dilekçesinde vade farkı alacağı ile birlikte talep edilen 8.000 USD'nin ne kadarının USD bakiye fatura alacağı, ne kadarının vade farkı alacağı olacağını belirtmemiş ise de dayanak yaptığı 12/10/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre 5.000,00 USD'nin bakiye fatura alacağı ile  3.922,59 USD vade farkı alacağı  olduğunu belirterek 8.922,59 USD  Türk Lirası karşılığının 47.563,65 TL ile birlikte TL faturalardan kaynaklı vade farklarla ile birlikte  14.203,50 TL olduğu açıkça gösterilmiştir. O halde dava konusu edilen takip miktarı; asıl  alacak içerisinde yer alan toplam 56.473,23 TL'den ve işlemiş faiz içerisinde yer alan 36.590,60 TL'den, TL tutarlı  5 adet  toplam 8.355,00 TL asıl fatura alacağı ile bu faturalardan kaynaklı  sözleşme ile kararlaştırılan aylık %10 faiz oranına göre 5.850,79 TL vade farkı alacağı  yani işlemiş faiz ile birlikte 5.000 USD bakiye fatura alacağı ( takip tarihi karşılığı 26.653,50 TL)  ve USD faturadan kaynaklı 3.922,65 USD vade farkı alacağı (takip tarihi karşılığı 20.910,15 TL)  yani işlemiş faiz alacağıdır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere; Davacının, dava konusu edilen  TL tutarlı  5 adet  toplam 8.355,00 TL fatura alacağı ile bu faturalardan kaynaklı  sözleşme ile kararlaştırılan aylık %10 faiz oranına göre 5.850,79 TL vade farkı alacağı yanında, 9.027,00 USD tutarlı faturadan, yapılan ara ödemeler ve eklenen vade farkı faturalar gözetilerek bakiye 6.252,70 USD fatura alacağı ile bu faturadan kaynaklı ara ödemeler düştükten sonra sözleşme ile kararlaştırılan aylık %10 faiz oranına göre 3.927,07 USD vade farkı alacağı tespit edilmiştir. Mahkemece, icra takibinde talep edilen 36.590,60-TL tutarındaki işlemiş faizin dava dilekçesinde ve 03/02/2020 tarihli ıslah dilekçesinde talep ve dava edilmediği, buna göre itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olması nedeniyle takipte gösterilen bedelden daha fazla talepte bulunulamayacağı hususu gözetilerek bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan 8.000 USD alacağı içerisinde bakiye 6.252,70 USD fatura alacağının yanında 3.927,07 USD gecikme faizi ile birlikte TL tutarlı faturalardan kaynaklı 5.850,79 TL gecikme faizinin de yer aldığı, mahkemenin gerekçesinin ile hükme esas alınan bilirkişi raporu ile çeliştiği gibi, vade farkından kaynaklanan işlemiş faiz alacağının da dava konusu edilmesine rağmen işlemiş faiz olarak talep edilen vade farkı alacağının asıl alacağa dahil edilerek hüküm kurulması hatalı olmuştur. O halde yukarıda ayrıntılı olarak ifade edildiği üzere dava konusu edilen takip miktarları gözetilerek; TL tutarlı 5 adet toplam 8.355,00 TL fatura alacağı yanında, USD tutarlı faturadan bakiye 6.252,70 USD'den dava konusu edilen 5.000 USD'nin  takip tarihi itibariyle Merkez Bankası Döviz alış kuruna göre (5,3307 TL) karşılığı olan 26.653,50 TL fatura alacağından oluşan  toplam 35.008,50 TL asıl alacak; TL faturalardan kaynaklı 5.850,79 TL vade farkı alacağı ile USD tutarlı faturadan kaynaklı hesaplanan 3.927,07 USD vade farkı alacağından dava konusu edilen 3.922,65 USD'nin takip tarihi itibariyle Merkez Bankası Döviz alış kuruna göre (5,3307 TL) karşılığı olan 20.910,15 TL) vade farkı alacağından oluşan toplam 26.760,94 TL işlemiş faiz üzerinden takibin devamına karar verilmesi hatalı olmuştur. Ancak verilen karar davacı tarafça istinaf edilmemesi nedeniyle davalı aleyhine hüküm kurulamayacağından 35.008,50 TL asıl alacak ile birlikte mahkemece kabul edilen toplam 56.475,23 TL'den geriye kalan 21.466,73 TL işlemiş faiz üzerinden takibin devamına karar verilmek suretiyle hükmün düzeltilmesi cihetine gidilmiştir.Açıklanan tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1.b-2 madde uyarınca kazanılmış haklar gözetilerek davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 25/05/2021 tarihli ve 2019/383 Esas 2021/413 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 2- Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;Davalının... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali, takibin  35.008,50 TL asıl alacak,  21.466,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 56.475,23 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,3-Hüküm altına alınan alacağın (56.475,23 TL) %20'si üzerinden hesaplanan 11.295,04 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan  3.857,82 TL karar ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 956,34 TL peşin harç, 85,00 TL ıslah harcı toplamı 1.041,34-TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.816,48-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından sarfedilen bilirkişi ve tebligat ücreti olarak yapılan 3.079,20-TL yargılama giderinin davanın ret ve kabul oranı dikkate alındığında bakiye 2.815,41-TL'si ile 956,34-TL peşin harç, 85,00-TL ıslah harcı toplamı 3.856,75-TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan 500,00-TL yargılama giderinin davanın ret ve kabul oranı dikkate alındığında bakiye 42,83-TL'sinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, arta kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL  vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 5.291,64 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak  davalıya verilmesine, 9-HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,<br>İstinaf giderleri yönünden;1-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına, alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcının davalı tarafından yatırılan 964,45 TL harçtan  mahsubu ile arta kalan 349,05 TL harcın davacıdan hazine yararına tahsiline, 2-Davalı tarafça sarfedilen  162,10 TL istinaf başvuru harcı, 615,40 TL istinaf karar harcı ile 48,50 TL posta davetiye gideri olmak üzere toplam 826,00 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ddd7e53c1e94ba3a","SID":"954c7708192a822a"}}