{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ     <br><br>ESAS NO:2024/694 Esas<br>KARAR NO\t:2025/357<br><br>DAVA:Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)<br>DAVA TARİHİ:19/11/2024<br>KARAR TARİHİ:14/05/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şiketin 27/04/2016 tarihinde ...'de kurulduğunu, şirket ortaklarının ... olduğunu, daha sonra şirketin İstanbul'a taşındığını, davalının eşinin, davacı şirkette çalıştığını, davalı eşinin şirketin İstanbul'a taşınmasına karşı olduğunu, bu yüzden şirkette sorunlar çıkarttığını hatta bu yüzden tedbir kararı aldırmak istediğini, bu yüzden davalı eşinin işten çıkarıldığını, yaşanan bu sürecin taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin bozulmasına, taraflar arasında görüş ve işbirliğinin bozulmasına neden olduğunu, şirketin İstanbul'a taşınmasından sonra davalının ailesinin ... de kaldığını onlara vakit ayırması gerektiğini belirterek şirket müdürlüğünden ayrılmak istediğini belirttiğini, bunun üzerine 15/10/2022 tarihli ortaklar kurulu kararı ile 20/10/2022 tarihinde şirket müdürlüğünden ayrıldığını, davalı ile eşinin özel hayatında sorunlar olduğunu, boşanma davasının halen devam ettiğini, boşanma davasının açılmasından sonra davalının eşinin talebi üzerine şirkette bulunan ... adına kayıtlı payına tedbir konulduğunu, verilen tedbir kararı sonrasında şirketin maddi olarak zora girdiğini, hatta davalının eşinin şirket aleyhine icra takibi yaptığını, itiraz süresinin davalının ben gereğini yapacağım demesinden ve gerekeni yapmamasından dolayı kaçtığını, bu yüzden davacı şirketin tüm banka hesaplarına bloke geldiğini ve haczedildiğini, ortaklığın ciddi anlamda bozulduğunu belirterek davanın kabulü ile davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacılar arasındaki ortaklık ilişkisinde meydana gelen sorunların müvekkilinden kaynaklı olmadığını, ...'ın müvekkilini sürekli olarak dışladığını, müvekkilinin tüm zamanını ve sermayesini şirkete harcadığını, müvekkilinin şirkette huzuru ve rahat çalışma ortamının kalmadığını, verilen tedbir kararının teminat karşılığında kaldırılmasına karar verildiğini, ancak müvekkilinin ekonomik olarak uygun koşullarının olmamasından dolayı teminatı ödeyemediğini, bu hususun davacılar tarafından sorun haline getirildiğini, her fırsatta gündem haline getirildiğini, bu durumun sürekli müvekkilinin kusuruymuş gibi dile getirildiğini, müvekkiline atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını belirterek davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin ortaklıktan çıkarılması durumunda alacağının hesaplanarak müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:<br>Dava , davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkindir.<br>Davacı dava dilekçesinde; davacı şirket ortaklarının ... olduğunu, daha sonra şirketin İstanbul'a taşındığını, davalının eşinin, davacı şirkette çalıştığını, davalı eşinin şirketin İstanbul'a taşınmasına karşı olduğunu, bu yüzden şirkette sorunlar çıkarttığını hatta bu yüzden tedbir kararı aldırmak istediğini, bu yüzden davalı eşinin işten çıkarıldığını, yaşanan bu sürecin taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin bozulmasına, taraflar arasında görüş ve işbirliğinin bozulmasına neden olduğunu, şirketin İstanbul'a taşınmasından sonra davalının ailesinin ...'de kaldığını onlara vakit ayırması gerektiğini belirterek şirket müdürlüğünden ayrılmak istediğini belirttiğini, bunun üzerine 15/10/2022 tarihli ortaklar kurulu kararı ile 20/10/2022 tarihinde şirket müdürlüğünden ayrıldığını, davalı ile eşinin özel hayatında sorunlar olduğunu, boşanma davasının halen devam ettiğini, boşanma davasının açılmasından sonra davalının eşinin talebi üzerine şirkette bulunan ... adına kayıtlı payına tedbir konulduğunu, verilen tedbir kararı sonrasında şirketin maddi olarak zora girdiğini, hatta davalının eşinin şirket aleyhine icra takibi yaptığını, itiraz süresinin davalının ben gereğini yapacağım demesinden ve gerekeni yapmamasından dolayı kaçtığını, bu yüzden davacı şirketin tüm banka hesaplarına bloke geldiğini ve haczedildiğini, ortaklığın ciddi anlamda bozulduğunu belirterek davanın kabulü ile davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı davaya cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacılar arasındaki ortaklık ilişkisinde meydana gelen sorunların müvekkilinden kaynaklı olmadığını, ...'ın müvekkilini sürekli olarak dışladığını, müvekkilinin tüm zamanını ve sermayesini şirkete harcadığını, müvekkilinin şirkette huzuru ve rahat çalışma ortamının kalmadığını, verilen tedbir kararının teminat karşılığında kaldırılmasına karar verildiğini, ancak müvekkilinin ekonomik olarak uygun koşullarının olmamasından dolayı teminatı ödeyemediğini, bu hususun davacılar tarafından sorun haline getirildiğini, her fırsatta gündem haline getirildiğini, bu durumun sürekli müvekkilinin kusuruymuş gibi dile getirildiğini, müvekkiline atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını belirterek davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin ortaklıktan çıkarılması durumunda alacağının hesaplanarak müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı ...'ın davalıya yönelik istemleri bakımından yapılan değerlendirmede;  6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince haklı sebebe dayalı olarak ortağın şirketten çıkarılması için şirketin dava açabileceği, ortağın bir başka ortağın şirketten çıkarılmasını isteyebileceğine dair yasada düzenlenmiş bir hüküm bulunmadığı, ayrıca şirketin bu davayı açabilmesi için de aynı Yasa'nın 616 ncı maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereğince, genel kurulun bu konuda bir karar vermesi gerektiği, bu durumda, davacının aktif dava ehliyeti olmadığı gözetilerek davacı ...'ın davalıya yönelik açmış olduğu davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. (emsal mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/5992 E., 2024/2185 K. ,  2022/6053 E., 2024/2499 K. Sayılı kararları) <br>Davacı şirketin davalıya yönelik istemleri bakımından yapılan değerlendirmede;  6102 Sayılı TTK'nın çıkarılma başlıklı 640/3.maddesinde, şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâlinin saklı olduğu, aynı yasanın genel kurulunun  yetkileri başlıklı 616/(1)-h.maddesinde bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması hususunun genel kurulun devredilmez yetkileri arasında sayıldığını, yine aynı yasanın önemli kararlar başlıklı 621/(1)-h.madesinde ise bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması için de genel kurul kararıyla temsil edilen oyların en az 2/3'ünün ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabileceği düzenlenmiştir.<br>Dosyamız ile emsal mahiyetteki ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2021/827 E.,  2023/377 K. Sayılı kararında \" Düzenleme ile birlikte somut olaya gelince,  haklı sebeple ortağın ortaklıktan çıkarma için limited şirket tarafından mahkemeye başvurulmadan önce limited şirket genel kurulunda TTK'nun 621/1-h maddesi uyarınca ve nitelikli çoğunluk tarafından bu kapsamda bir kararın alınması dava şartıdır. İşbu davada dava şartı olan  nitelikli çoğunluk tarafından alınan ortaklıktan çıkarmaya ilişkin genel kurul kararı bulunmadığı tüm dosya kapsamıyla sabit olduğundan açılan davanın bu nedenle reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır\" şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Yine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2021/1537 E.,  2025/26  K. Sayılı kararında  \" Buna göre haklı sebeplerle çıkarma davası açılması için şirket genel kurulunda geçerli bir karar alınabilmesi, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunmasına bağlıdır. Bu yeter sayı koşulu sağlanmayan genel kurul kararları yok hükmünde olup böyle bir karara dayalı olarak açılan çıkarma davasının da dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilir. Zira bu vasıftaki şirket genel kurul kararı, 6100 sayılı Kanun'un 114/2 nci maddesi anlamında çıkarma davası için aranan özel dava şartı niteliğindedir. Bu husus mahkemece yargılanmanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardan biridir. Limited şirket ortağının çıkarılmasına ilişkin nitelikli nisapla alınmış bir genel kurul kararının bulunmaması halinde davanın 6100 sayılı Kanun'un 115/2 nci maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmelidir.\" şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.<br>Mahkememiz dosyasında taraflara dava tarihinden önce , davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin alınmış bir genel kurul kararı bulunup bulunmadığı hususunda beyanlarını sunmaları için süre verilmiş ve  davacılar vekilinin 14/05/2025 tarihli beyan dilekçesi ile huzurdaki dava açılmadan evvel alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığı bildirilmiştir. Yukarıda yer verilen yasal düzenleme ve emsal mahiyetteki yüksek mahkeme içtihatları uyarınca davalının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin olarak huzurdaki dava açılmadan evvel alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunmadığı ve bu hususun özel dava şartı niteliğinde olduğu, dava şartlarının bulunmaması halinde esasa ilişkin inceleme ve değerlendirme yapılmasının da mümkün olmadığı anlaşıldığından davacı şirketin davalıya yönelik açmış olduğu davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş her iki davacı yönünden farklı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olduğundan davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-) Davacı ... Ltd. Şti.nin davalıya yönelik davasının özel dava şartı yokluğu nedeniyle  REDDİNE, <br>2-) Davacı ...'ın davalıya yönelik davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,<br>3-) Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına. <br>4-) Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca  30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınıp davalıya verilmesine, <br>5-) Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca  30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ... Eğitim Gereçleri Oyuncak Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınıp davalıya verilmesine, <br>6-) Davacı taraflarca yapılan yargılama giderinin kendi  üzerinde bırakılmasına, <br>7-) Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,  <br>Dair, davacılar vekilinin (e duruşma ile) ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.  14/05/2025<br><br>Katip ...<br><br>Hakim ...<br> </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"81bc4a8e9be2ba8f","SID":"79f8337d69cc7ed5"}}