{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>46. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/722 <br>KARAR NO: 2025/741<br>KARAR TARİHİ: 22/05/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E   A D L İ Y E   M A H K E M E S İ    K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/07/2023<br>NUMARASI: 2022/750  Esas  2023/543  Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davacı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu. <br>G E R E Ğ İ   D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Dava; davacı satıcı tarafından dava dışı 3. kişiye satılan ürünün taşınması esnasında hasara uğramış olması sebebiyle satıcı üyelik sözleşmesi kapsamında ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebine yöneliktir. Davalı cevap dilekçesinde; müvekkili Şirketin, www...com olan elektronik ticaret (“e-ticaret”) sitesinin tüzel kişi sahibi ve işleticisi olduğunu, müvekkili şirket tarafından ''Satıcı Üyelik Sözleşmesi'' kapsamında satıcılara iskontolu fiyatlar üzerinden kargo bedelleri sunmak amacıyla anlaşma yapıldığını, söz konusu cihazın  müvekkili şirketin hakimiyet alanına hiç bulunmadığını, Davacı ... Ticaret A.Ş. tarafından ihbar olunan ... Hizmeteri Tic. A.Ş.'ye teslim edildiğini, müvekkili şirketin bu aşamadaki tek yükümlülüğünün kargo kodunu satıcıya ve tüketiciye bildirmekten ibaret olduğunu, davacının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri kapsamında taleplerini yalnızca işbu dava konusu ürünün satıcı tarafından teslim edilen kargo şirketi ... Tic. AŞ.'ye husumet yöneltilmesi gerekirken “aracı hizmet sağlayıcı” olan ve taraflar arasındaki alım satım ilişkisinde herhangi bir dahli bulunmayan müvekkili şirkete yöneltilmiş olması nedeniyle davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesini, söz konusu uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için ... Tic. AŞ.'ye ihbar edilmesi gerektiğini,  davacının, müvekkil şirketin sahibi ve işleticisi olduğu www...com adlı internet sitesinde Satıcı Üyelik Sözleşmesi kapsamında satıcı konumunda ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, Satıcı Üyelik Sözleşmesi kapsamında müvekkil şirketin, kargo hizmeti veren şirketlerle iskontolu fiyatlar üzerinden anlaşma yaparak satıcılara indirimli kargo hizmeti de sunulduğunu ayrıca söz konusu ürünlerin tüketiciye tesliminin gerçekleşip gerçekleştirilmediği bilgisinin taraflara bildirmekle yükümlü bulunduğunu, bu anılan sebeplerle  müvekkili şirket tarafından verilen kargo koduyla siparişlere konu ürünler satıcı tarafından kargo şirketlerine teslim edilerek alıcılara ulaştırıldığını, davalı tarafından söz konusu cihaz satışının gerekleşmesinin akabinde ... Tic. A.Ş.''ye teslim edildiğini, alacaklı tarafından söz konusu cihazın hasarlı şekilde kendisine teslim edildiği bilgisinin  müvekkili şirkete bildirilmesinin akabinde müvekkili şirket tarafından taraflara gerekli bilgilendirmelerin yapılarak alacaklı asile iade işlemi gerçekleştirildiğini, nitekim davacı ile arasında akdedilen Mesafeli Satım Sözleşmesi'nin Genel Hükümler Başlıklı 5. Maddesinin 2. Bendi  \"Ürün sözleşme tarihinden itibaren en geç 30 gün içerisinde teslim edilecektir. Ürününün teslim edilmesi anına kadar tüm sorumluluk SATICI'ya aittir.\" ifadesi yer aldığını, bu madde ile ürünün tüketiciye teslimatı hususunda sorumluluğun satıcıya yüklendiğini, davacıya ait kargonun hasarlı teslim edilmesinden doğan zarardan ...Kargo Hizmetleri ve Tic. A.Ş sorumlu olduğunu, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; \"....Somut olayda davacı vekili tarafından mahkememize sunulmuş olan dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında akdedilmiş olan ... Satıcı Üyelik Sözleşmesi ve ... Satıcı Üyelik Sözleşmesi Ek Protokol hükümleri uyarınca dava dışı 3. Kişiye satışı yapılmış olan ürünün davalı tarafından bildirilmiş olan kargo firmasına teslimi akabinde ... Marka ... kodlu ... TV'nin hasara uğraması sebebiyle anılan ürünün davalı tarafından ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep ve dava etmiş olduğu, davalının ise kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, husumetin taşımayı gerçekleştiren ... Tic. A.Ş.'ye yöneltilmesi gerektiğini beyanla davanın husumetten reddini talep etmiş oldukları görülmüştür. Dava dilekçesi ekinde ibraz edilmiş olan sözleşme ve eki niteliğindeki protokol incelendiğinde davacının davalıya ait olan \"...\" isimli internetten alışveriş platformu üzerinden ürünlerinin sergilenmesi ve bu doğrultuda satımı hususunda davalı ile anlaşma gerçekleştirdiği, davalının ise bunun karşılığında davacı satıcıya ait ürünleri kendi internet sitesi üzerinden sergilenerek satışına aracı olması hususunda anlaşma gerçekleştirilmiş olduğu görülmüştür. 01/05/2015 tarihinde yürürlüğe giren 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun “Tanımlar” üst başlığını taşıyan 2. inci maddesine göre hizmet sağlayıcı ‘Elektronik ticaret faaliyetinde bulunan gerçek ya da tüzel kişileri’, aracı hizmet sağlayıcı ‘Başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan gerçek ve tüzel kişileri’ ifade etmektedir.Aynı Kanunun 9 uncu maddesi birinci fıkrasında ise; “(1)Aracı hizmet sağlayıcılar, hizmet sundukları elektronik ortamı kullanan gerçek ve tüzel kişiler tarafından sağlanan içerikleri kontrol etmek, bu içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı bir faaliyetin ya da durumun söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. (2) Bu Kanunun 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 inci maddelerinde düzenlenen yükümlülüklerin aracı hizmet sağlayıcılarına uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Yine bu kanuna dayalı olarak çıkartılan 26/08/2015 tarihli Elektronik Ticarette Hizmet Sağlayıcı ve Aracı Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmeliğin “Aracı hizmet sağlayıcının yükümlülükleri” üst başlıklı 6. maddesinde “(1) Alıcı ve hizmet sağlayıcı arasında alım satım işleminin yapıldığı elektronik ticaret pazar yerlerini işleten aracı hizmet sağlayıcılar, kendileriyle ilgili olarak 5 inci maddenin birinci ve ikinci fıkralarındaki yükümlülükleri aynı usulle yerine getirir. (2) Aracı hizmet sağlayıcı, elektronik ticaret ortamı sunduğu hizmet sağlayıcıya ilişkin bilgilerin, hizmet sağlayıcıya tahsis edilen alanda gösterilebilmesi ve güncellenebilmesi için gerekli teknik imkânları sağlar. (3) Aracı hizmet sağlayıcı, hizmet sağlayıcının elektronik ticaret faaliyetine başlamasından önce 5 inci maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarındaki yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlar. (4) Aracı hizmet sağlayıcı, hizmet sunduğu elektronik ortamı kullanan gerçek ve tüzel kişiler tarafından sağlanan içeriği kontrol etmek, bu içerik ve içeriğe konu mal  veya  hizmetle  ilgili hukuka aykırı bir faaliyetin ya da durumun söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir.” şeklinde düzenlenme yer almaktadır. İşbu düzenlemeler uyarınca eldeki davanın davalısı aracı hizmet sağlayıcısı konumundadır. Davacı vekili tarafından her ne kadar taşıma işlemi dava dışı kargo firması tarafından gerçekleştirilmiş ise de davalının sözleşme kapsamında müvekkilinin bu kargo firması ile çalışmasını talep etmiş olması sebebiyle taşımanın davalının istediği üzerine ... Tic. A.Ş. Tarafından gerçekleştirilmiş olduğunu, bu sebeple meydana gelen zarardan davalının da sorumlu olduğunu belirtilerek taleplerini davalıya yöneltmiş olmaları karşısında taraflar arasında akdedilmiş olan  ... Satıcı Üyelik Sözleşmesi Ek Protokol hükümleri incelendiğinde sözleşmenin 3.1. Maddesinde \"3.2. SATICI, sipariş paketleme esnasında ... tarafından kendisine sunulan kargo firmaları haricinde başka kargo firmaları İle çalışmayacağını ve söz konusu kargo/kurye bedellerine kendisinin katlanacağını kabul, beyan ve taahhüt eder.\" şeklindeki düzenleme uyarınca basiretli tacir olan her iki tarafın kargo firması konusunda karşılıklı mutabakata varmış olduklarını, davacının davalı tarafından belirtilmiş olan kargo firması ile çalışmayı taahhüt etmiş olduğu, sözleşmede kargo firmasının kusurlu eylemleri sebebiyle davalının sorumlu olacağına yönelik herhangi bir ibarenin yer almadığı, işbu hali ile karşılıklı akdedilmiş olan sözleşmeler uyarınca davacının ürününde meydana gelen hasardan dolayı davalıya sorumluluk atfedemeyeceği kanaatine varılmış olup mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 2019/854 Esas, 2021/2280 Karar Sayılı, 11/11/2021 tarihli \"Dava, internet alışveriş mağazasından satın alınan ürünün ayıplı olması sebebiyle bedel iadesi talebine ilişkindir. ... İlk derece mahkemesince; ... Davanın Davalılar ... A.Ş ile ... A.Ş' ye karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş,... Aracı hizmet sağlayıcıları yalnızca tüketiciler ile tedarikçilerin birbirlerine ulaşmalarını sağlayacak bir platform oluşturur ve hizmet sağlayıcıları ile tüketicilere ait verileri korur. 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Korunması Hakkında Kanun'da \"aracı-hizmet sağlayıcı\" olarak tanımlanan platform ve pazaryerlerinin sorumlulukları sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda platform olarak elektronik ortamda kurulan mesafeli sözleşmelere satıcı ve sağlayıcı adına aracılık eden  şirketler ile mesafeli  sözleşmenin satıcı ve sağlayıcı tarafı olarak şirketlere ilişkin yükümlülüklerinin fatura ve benzeri satış belgelerinde satıcı-sağlayıcı olarak belirtilenlerin sorumluluğunun bulunduğu, dosya kapsamından, davalı ... Tic. A.Ş'nin sözleşmenin düzenlenmesine aracılık ettiği, ... A.Ş'nin ise mesafeli satış sözleşmesinde taraf olmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygundur.\" şeklindeki ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 2021/1566 Esas, 2021/1486 Karar Sayılı, 09/09/2021 tarihli ilamı ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2021/4000 Esas, 2021/11403 Karar Sayılı, 15/11/2021 Tarihli ilamı da göz önünde bulundurularak davacının davasının pasif husumet yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş, hüküm tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2 ve 13/2 hükmü göz önünde bulundurularak..\" gerekçesi ile, \"Davacının davasının pasif husumet yokluğundan REDDİNE,\" şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Yine İlk Derece Mahkemesi'nin 21/01/2025 tarihli ek kararı ile, eldeki davanın kesin olduğundan bahisle davacı vekilinin istinaf talebi reddedilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Her şeyden önce, husumetten ret kararının kesin olarak verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, esasa girilmemiş olunduğu için kesin hüküm verilemeyeceğini ve istinaf kanun yolunun açık olduğunu, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere; müvekkili şirketin davalı şirketin sahibi ve işletmecisi olduğu ... isimli alışveriş sitesinde satıcı olarak ürün satışı yaptığını, dava dışı müşterinin satın almış olduğu ürün davalı firmanın belirlemiş olduğu ... Lojistik isimli taşıma firmasına orijinal ambalajı içerisinde sağlam ve eksiksiz olarak teslim edilmiş olmasına rağmen taşıma esnasında bir şekilde hasarlanarak müşteriye hasarlı bir şekilde, orijinal olan dış kutusunda ezik ve iç straforda kırık şeklinde teslim edildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından ilgili ürün ile ilgili olarak ...-...-... sayılı tazmin talebi oluşturulduğunu, yapılan görüşmeler neticesi tazmin talebi için davalı firmadan onay alındığının dosyadaki evraklar ile mübrez olduğunu, şirkete bildirilmiş olmasına rağmen davalı şirketin bir türlü hasarlı ürünü şirketin deposundan almayarak zararı da tazminat etmediğini, dolayısıyla eldeki davanın açıldığını, <br>taraflar arasında yapılan sözleşmede görüleceği üzere sitenin anlaştığı firma haricinde başka bir kargo firması ile çalışamayacağını, protokolün ilgili maddelerinde de bu hususların kararlaştırıldığını, eksik inceleme ile ve deliller toplanmadan, davalının tazmin talebini kabule ilişkin beyanı ve mail yazışmaları incelenmeden eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğinden bahisle; İlk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir. İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve gerekçe; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan ... Satıcı Üyelik Sözleşmesi gereğince müvekkilinin ... Alışveriş Sitesinde satıcı olarak ürün satışı yaptığını, davalı şirket ile yapılan ... Satıcı Üyelik Sözleşmesi kapsamında dava dışı müşteri ...'ın  ... alışveriş sitesinden ... sipariş no ile 10.11.2021 tarihinde müvekkili şirketten dava konusu ürünü 8.999,00 TL bedelle satın aldığını, müvekkili şirket tarafından ürüne ilişkin 11.11.2021 tarihli fatura düzenlenerek, müşteriye teslim edilmek üzere davalı firmanın belirlemiş olduğu ... Lojistik isimli taşıma firmasına ürün -orijinal ambalajı içerisinde- sağlam ve eksiksiz olarak teslim edildiğini,  ... tarafından taşınan ürünün taşıma esnasında bir şekilde hasarlanarak müşteriye hasarlı bir şekilde teslim edildiğini ve 25.11.2021 tarihli yetkili servis raporu ile tespit edildiğini, dava dışı tüketicinin kendisine hasarlı olarak teslim edilen ürünü müvekkili şirkete iade ettiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından ilgili ürün ile ilgili olarak ...-...-... sayılı tazmin talebi oluşturduğunu, davalı firmanın, taşıyıcı firmanın kendilerince tespit edildiğinden ve müvekkili şirketin taşıyıcı firma ile hiçbir anlaşması olmadığından kendilerinin sorumluluğunda olan işbu hasardan dolayı  hasarlı ürünün 1 hafta içerisinde iade alınacağını, tazmin işleminin gerçekleşeceğini ancak hasarlı ürünün müvekkili şirketin deposundan alınmadığını ve müvekkili şirketin zararının tazmin edilmediğinden  davalıya  Ankara ... Noterliğinin 29.07.2022 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname gönderildiğini, davalı firmanın bildirdiği kargo firmasına teslim edilen ... Marka ... kodlu ...  TVnin taşıma sırasında hasara uğraması sebebiyle anılan ürünün ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilerek yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk Derece Mahkemesince açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine kesin olmak üzere karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, akabinde İlk Derece Mahkemesi tarafından 21/01/2025 tarihli ek kararı ile, eldeki davanın kesin olduğundan bahisle davacı vekilinin istinaf talebi reddedilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın istinaf yoluna başvurulabilen kararlar başlıklı 341. Maddesinde; \"(1) İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. (2) Miktar veya değeri üç bin  Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763 S.K./41. md) (3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. (4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin  Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. (5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir\" hükmü yer almaktadır. İstinaf kanun yoluna başvurulabilmesi için ilk derece mahkemesi kararının kesin karar niteliğinde olmaması, verilen hükmün taraflarca istinaf edilebilmesi için kabul ve reddedilen miktarın, kararın verildiği tarihteki istinaf sınırının üzerinde olması gerekir. HMK'nun 341/4. maddesinde miktar itibari ile istinafa tabi kararları belirtilmiştir. Ayrıca İstinaf kesinlik sınırı belirlenirken, yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. Bu minvalde somut olaya bakıldığında ise; karar tarihi itibari (2023) ile istinaf kesinlik sınırının 17.830,00-TL olduğu, davacı tarafın istinaf ettiği ve taşıma sırasında zarara uğradığı iddia edilen ürünün fatura değeri ise; 8.999,00 TL olup, istinaf kesinlik sınırının altında kaldığı ve dolayısıyla da İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kesin nitelikte olduğu ve dolayısıyla da yerel mahkemece istinaf başvurusunun reddine ilişkin ek kararında yerinde ve isabetli olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla da; istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiğini görüşüne oy birliği ile varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davacının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, 3.Davacı tarafından yatırılan 1.230,8‬0 TL harçtan, alınması gereken 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 615,40 TL harcın İlk derece mahkemesi tarafından yatırana iadesine, 4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 08/05/2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"62bec8b35b1f498c","SID":"f96c439f7ef9e426"}}