{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/537 <br>KARAR NO\t: 2025/615<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15.11.2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/38 Esas 2022/748 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 08.05.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 15.05.2025<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacılar vekili, 03.08.2017 tarihinde  davalı ...’a ait, davalı ...’nın idaresindeki ve davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı çekici ve ... plakalı römorka davacı ...’ın eşi, diğer davacıların babası olan ...’ın idaresindeki ... plakalı aracın çarpması  sonucu meydana gelen kazada ...’ın vefat ettiğini, kazada davalı sürücünün araç arızası nedeniyle çevre yolunda yolun sağ tarafına parka çekilmesine karşın, duraklamada alınacak önlemleri almamış olması, arkadan gelen araçları uyaracak şekilde dörtlü ikaz lambalarını yakmaması, reflektör ve ışıklı çihaz koymaması nedeniyle kusurlu olduğunu, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/372 Esas, 2019/893 Karar sayılı kararı ile cezalandırılmasına karar verildiğini, davacıların destekten mahrum kaldığını ve manevi olarak zarar gördüklerini, sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde 09.04.2019 tarihinde toplam 73.670,66 TL ödeme yapıldığını, ödemenin fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak kabul edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 2.000,00 TL ve davacı ... için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline, davacı ... için 100.000,00 TL, davacı ... için 60.000,00 TL ve davacı ... için 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı ... Şirketi vekili, davacı tarafça yapılan başvuru üzerine % 25 kusur oranına göre 09.04.2019 tarihinde toplam 73.670,66 TL ödeme yapıldığını ve sigorta şirketinin sorumluluğunun sona erdiğini, kusur durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, müterafik kusur durumunun göz önüne alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>Davalılar ... ve ... vekili, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kusurlu olduğu iddiasının somut delile dayanmadığını, davalı sürücünün aracın arızalanması nedeniyle çevre yolunun sağ tarafındaki emniyet şeridine aracını park ettiğini, dörtlü ikaz lambalarını yaktığını, arıza reflektörünü de aracın gerisine koyduğunu ve tüm önlemleri aldığını, kaza tespit tutanağında sürücünün kusurunun bulunmadığının belirtildiğini, ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu ve hakkaniyete aykırı olarak karar verildiğini, müteveffanın kanındaki etonolün etkisinin araştırılmadığını, davanın kötüniyetli açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, kusur durumuna ilişkin üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 10.07.2020 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde müteveffa ...'ın % 100 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücünün kusursuz olduğunun belirtildiği, kazaya ilişkin ceza yargılamasında olayın arıza şeridinde başlayıp bittiğine dair maddi bir olgunun bulunmadığı, tam aksine olay sonrası tutulan tutanaktan da net şekilde görüleceği üzere orta şeritte bulunduğu sırada direksiyon hakimiyetini kaybeden desteğin kullandığı aracın sağa savrulması neticesinde park halinde bulunan römorkun sol köşesine ve büyük kısmı yolun ortasına dik olacak şekilde çarparak durabildiği, davalı sürücünün koruyucu önlemler almaması ile kazanın meydana gelmesinde zarar tazminatı için aranan en önemli unsurlardan olan illiyet bağının somut olayda bulunmadığı, davalıların maddi ve manevi tazminattan sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davacıların maddi ve manevi tazminat talebi ile açtıkları davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece davanın reddine ilişkin kararın gerekçesinin yerinde olmadığını, davalı sürücünün cezalandırılmaına ilişkin ceza mahkemesi kararının kesinleştiğini, davanın reddine ilişkin kararın Türk Borçlar Kanunu hükümlerine ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesi hâkimi tarafından kesin delil hüviyetinde kabul edilmek durumunda olduğunu, ceza davasında toplanan delillerin ve eylemin hukuka aykırılığını ortaya koyan ve işlenen suç ile zararın oluşumundaki nedensellik bağını saptayan olguların hukuk hâkimini bağlayacağını, davalı sürücünün araç arızası nedeniyle aracını sağ taraftaki emniyet şeridine çektiğini, ancak bu uygulamayı yaparken geriden gelen araçların dikkatini çekmek üzere dörtlü lambalarını yakmadığı, yine reflektör koymadığının ceza yargılamasında ispatlandığını ve kararın kesinleştiğini, davalı sürücünün kazanın oluşumunda kusurlu olduğunu, hükme esas alınan raporun mübayeneti gideren değil tam aksine mübayenet yaratan bir rapor olduğunu, raporda yoğun maddi hatalar, eksik ve yanlış inceleme ve değerlendirmeler bulunduğunu, davalı sürücünün dörtlü sinyal lambalarını yakıp yakmadığı, arkadan gelen araçları uyarmak ve olası bir kazanın önüne geçmek amacıyla reflektör koyup koymadığının göz önünde bulundurulmayarak kusursuz bulunduğuna ilişkin değerlendirmenin kötüniyetli ve objektif değerlendirmeden uzak, hukuka ve hayatın olağan akışına uygun düşmeyen bir değerlendirme olduğunu, tanık beyanlarının nazara alınmadğını, ceza mahkemesinde ispatlanmış olgular ve zararın oluşumuna sebebiyet veren illiyet bağını ortaya koyan hususların hiç yokmuş gibi kabul edilerek hatalı karar verildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>Davacılar vekili, 03.08.2017 tarihinde davacı ...’ın eşi, diğer davacıların babası olan ...’ın idaresindeki araç ile davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı çekici ve ... plakalı römorka çarpması sonucu meydana gelen kazada ...’ın vefat ettiğini, davacıların destekten yoksun kaldığını, davalı ... şirketi tarafından yapılan ödemenin düşük olduğunu, ayrıca davacıların manevi olarak zarar gördüklerini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 10.07.2020 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde müteveffanın % 100 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücünün kusursuz olduğunun belirtildiği, davalıların maddi ve manevi tazminat talebinden sorumlulukları bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>Dosya içeriğinden 03.08.2017 tarihinde kaza tespit tutanağına göre sürücü ...'nın ... plakalı kamyonu ve buna takılı ... plakalı römorkuyla kendi beyanına göre aracının hararet yaptığı, bu sebeple dörtlüleri yakarak en sağda bulunan arıza şeridine geçerek aracını park edip arıza reflektörünü aracından 54 metre gerisine koyduktan sonra aracının arızasını gidermek için aracın yanına geldiğinde aynı istikametten gelen sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın direksiyon hakimiyetine kaybederek arıza şeridinde bulunan ... plakalı kamyona takılı ... plakalı römorka aracının ön kısmıyla römorkun arka sol kısmına çarpması sonucunda kaza meydana geldiği, kazada sürücü ...'ın 2918 sayılı Kanun'un 52/1-b maddesi kuralını ihlal ettiği, diğer sürücü ...'nın kural ihlali bulunmadığının belirtildiği, kazaya ilişkin Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/372 Esas, 2019/893 Karar sayılı dosyası ile yapılan yargılamada üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 26.07.2018 tarihli raporda müteveffa sürücü ...'ın 2918 sayılı Kanun'un 52/1-b, Yönetmeliğin 157/4, 157/7, 157/12 maddelerini ihlal ettiği ve asli kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'nın Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 157/son, 116, 135/1, 135/3 maddelerini ihlal ettiği için tali kusurlu olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 17.06.2018 tarihli raporunda sürücü ...'ın asli kusurlu olduğu, sürücü ...'nın idaresindeki kamyonu ve römorku zorunlu hal nedeni ile yolun sağında bulunan emniyet şeridine park ettiğinde park halindeki aracının geriden gelen araç sürücüleri tarafından fark edilmesini sağlamak maksadıyla dörtlü ikaz lambalarını yakması gerektiği, aracını bankete çekip park ettikten sonra dörtlü ikaz lambalarını yakması durumunda kusursuz olduğu, dörtlü ışıklarını yakmadan park etmesinin kabulü halinde dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketi nedeniyle alt düzeyde tali kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece sanık ...'nın tali kusurlu olduğu kabul edilerek  24.10.2019 tarihli karar ile ...'nın taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, karara karşı istinaf başvurusunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 07.09.2022 tarihli ve 2020/2905 Esas, 2022/1596 Karar sayılı sayılı kararı ile esastan reddine karar verildiği ve kararın 07.09.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>Mahkemece yargılama sırasında üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 10.07.2020 tarihli raporda, müteveffa sürücü ...'ın alkollü olarak araç kullanmakla ve almış olduğu yüksek orandaki alkole bağlı olarak trafik içinde gerekli dikkat ve tedbiri göstermesinde kullanmak durumunda olduğu görme, işitme, hissetme, karar verme ve benzeri gibi yetilerinin sıhhatli çalışmasını önemli ölçüde olanaksız kılmakla ön ilerisine azami dikkatini vermemekle, aracının hızını, yük ve teknik özelliğine, görüş, yol , hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamakla, böylelikle olay yerinde yolun orta kesimini takiben seyir halinde iken aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek seyir hızı ile sağa savrularak arıza nedeni ile zorunlu oldğu için yolun sağında emniyet şeridi içinde olacak şekilde park edilmiş olan tırın sol arka köşe kesimine otomobilin ön kesimi ile çarpmakla olayda tamamen kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'nın aydınlatmanın bulunduğu kesimde aracının arıza yapması üzerine, aracını tamamen emniyet şeridi içinde kalacak şekilde park ettikten sonra arkasından yolun orta kesimini takiben gelen müteveffa sürücünün olay yerinde direksiyon hakimiyetini kaybetmesinin akabinde sağa savrulmak suretiyle emniyet şeridi üzerinde park halinde bulunan tırın sol arka köşe kesimine mevcut seyir hızı ile çarptığı, olayın oluşumuna etki eden, olayın oluşumu ile illiyetli herhangi bir dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kural ihlali bulunmadığından kusursuz olduğunun belirtildiği, mahkemece bu rapor esas alınarak davalıların maddi ve manevi tazminat talebinden sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>6098 sayılı TBK’nun 74. maddesi gereğince Ceza hukuku ile ilişkisinde başlığı altında “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir.<br>Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K). Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır. Bu durumda öncelikle kazaya ilişkin olarak Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/372 Esas, 2019/893 Karar sayılı ceza dosyasının getirtilmesi, ceza dosyası içeriği, kaza tespit tutanağı, ifade tutanakları, soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi raporları, toplanan deliller, tüm dosya kapsamı ve özellikle ceza yargılamasında kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tali kusurlu olduğu kabul edilerek cezalandırılmasına karar verildiği nazara alınmak suretiyle olayın meydana geliş şekli, tarafların beyan ve itirazları da değerlendirilmek suretiyle İTÜ öğretim üyelerinden oluşacak bilirkişi heyeti veya Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden kusura ilişkin gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması, tahkikatın eksiksiz olarak tamamlanması ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken kusura ilişkin eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun  kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>3-İstinaf yoluna başvuran davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 08.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br>\t<br><br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Katip <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0895cf8b99b54f36","SID":"fe0008b84619c534"}}