{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/517 - 2025/614<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/517 <br>KARAR NO\t: 2025/614<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20.01.2023<br>NUMARASI\t\t: 2016/292 Esas 2023/38 Karar<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 08.05.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 15.05.2025<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ... (...) vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacılar vekili, 20.08.2015 tarihinde ...’a ait, davalı ... (...) idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davacı ... idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda kaza meydana geldiğini, kazada davalı sürücünün asli kusurlu oduğunun tespit edildiğini, kazada davacı ...’ün ağır şekilde yaralandığını, davacılardan ...’ün de ...’ün eşi olup kazada yaralandığını ve eşinin yaralanması nedeniyle manevi zarar gördüğünü, davacılar ... ve ...’ün annelerinin yaralanması nedeniyle manevi olarak zarar gördüğünü, davalı sigorta şirketine başvurudan sonuç alınamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 750,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 150,00 TL geçici iş göremezlik tazminat, 50,00 TL bakıcı gideri ve 50,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın, 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL ve davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... (...)’den tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 76.083,99 TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 2.731,29 TL, ve bakıcı gideri talebini 1.201,20 TL olarak ıslah etmiştir. <br>Davalı ... (...) vekili, ceza mahkemesi kararının temyiz edildiğini ve bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, davaya bakmaya mahkemenin görevsiz olduğunu, görev yönünden davanın reddi gerektiğini, davacılar ..., ... ve ...’ün manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, talep edilen maddi ve manevi tazminatın fahiş olduğunu, hakkaniyete uygun indirim yapılması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde davalının kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>Davalı sigorta şirketi vekili, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur durumu ve maluliyete ilişkin olarak Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, geçici iş göremezlik tazminatın poliçe teminatı kapsamında olmadığını, kazaya karışan aracın ticari araç olmaması sebebiyle hükmedilecek faizin yasal faiz olacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, 31.01.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda kusur yönünden kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'ün kusursuz olduğunun belirtildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 01.12.2021 tarihli raporda davacı ...'ün özür oranının %8 olduğu, iyileşme süresinin 3 ay olduğu ve 1 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, 31.01.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkelere göre davanın maddi tazminat yönünden kabulü ile 76.083,99 TL sürekli iş göremezlik, 2.731,29 TL geçici iş göremezlik ve 1.201,50 TL bakıcı gideri tazminat toplamı olan 80.016,78 TL tazminatın davalı ... Sigorta AŞ 11.03.2016, diğer davalı yönünden ise 20.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, manevi tazminat yönünden ... Sigorta AŞ yönünden davanın reddine, diğer davalı ... yönünden kısmen kabulü ile davacı ... için 15.000,00 TL, ... ve ... yönünden 5.000,00'er TL, davacı ... yönünden 3.000,00 TL olmak üzere toplam 28.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 20.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı ... (...) vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan maluliyete ilişkin raporda davacı ...’ün %8 oranında malul kaldığının tespit edildiğini, tespitin hatalı olup kazada bu derecede yaralanmasının mümkün olmadığını, davacının maluliyeti yönünden esas alınan yönetmeliğin hatalı olup Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri yönetmeliğine göre rapor düzenlenmesi gerektiğini, uzman görüşü ile hükme esas alınan rapor arasında çelişki bulunduğunu ve Adli Tıp Kurumundan maluliyete ilişkin rapor alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin poliçe kapsamında olmadığını ve davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, manevi tazminat talebinin reddi nedeniyle lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, dört ayrı manevi tazminat talebi bulunduğunu, her bir davacı yönünden davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı ... (...) vekili istinaf dilekçesinde, davacı ...’ün maluliyetine ilişkin hükme esas alınan rapora itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, tıbbi mütalaa ile raporun çelişkili olup Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, maluliyet oranı hatalı belirlendiğinden hesaplamaların hatalı olduğunu ve davacılar lehine manevi tazminata hükmedildiğini, davacının bakiye ömür süresinin belirlenmesinde TRH 2010 yaşam tablosunun kullanılmasının hatalı olup PMF 1931 yaşam tablosunun kullanılması gerektiğini, davacıların emniyet kemeri takıp takmadıkları, zararı azaltma borçlarını yerine getirip getirmediklerinin tespitinin önem arzettiğini ve emniyet kemerinin kullanılmadığının tespiti halinde tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davanın uzaması nedeniyle asgari ücretteki artış nedeniyel davalının 2 kat fazla tazminat ödemek zorunda kalmasının hukuka aykırı olduğunu, tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, tespit edilen %8 maluliyet halinin ağır bedensel zarar olarak nitelendirilemeyeceğini, 58 yaşındaki ...’ün kendine bakabilecek yaştaki eşi ve çocukları lehine manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; <br>Davacılar vekili, 20.08.2015 tarihinde davalıların sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı araç ile davacı ... idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda kaza meydana geldiğini, kazada araçta yolcu olarak bulunan ...’ün yaralandığını, ...'ün eşi ve çocukları olan diğer davacıların da manevi olarak zarar gördüğünü belirterek davacı ...'ün yaralanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat, diğer davacılar için manevi tazminat taleplerinde bulunmuş, mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı davalı ... (...) vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>1-Davalı sürücü vekili ve davalı sigorta şirketi vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde, haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Somut olayda, davacı ...'ün maluliyetinin tespiti için Hacetteye Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 01.12.2019 tarihli raporda, davacını posterior eleman kırığı (C2) ve (C6) nedeniyle vertebra arızalarına Balthazard formulü uygulandığında özür oranının %8 olduğu, 3 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığının ve 1 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, raporun davacı ... muayene edilerek hakkında düzenlenmiş olan tedavi belgeleri ve sağlık kurulu raporları değerlendirilerek kaza tarihi itibariyle Yargıtay uygulamalarına göre geçerli kabul edilen yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği anlaşıldığından davalılar vekillerinin davacı ...'ün maluliyetine ilişkin istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.<br>2-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. <br>Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, davacı ...'ün sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan 31.01.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik görülmemiştir.\t<br>3-Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle zarar ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde “Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir.<br>Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. <br>Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar, bakıcı gideri ise iyileşme süresi veya ömür boyu başkasının yardımına ihtiyaç duyulması olup TBK.nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri zararından sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir.<br>4-Türk Borçlar Kanunu'nun \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. \"Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı\" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.<br>Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacıların müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. <br>Somut olayda, ... plakalı araçta yolcu konumunda olan davacı ... için hesaplanan tazminattan TBK’nın 52. maddesi gereğince emniyet kemeri tedbirine başvurmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de; kaza tespit tutanağında emniyet kemeri durumunun belirsiz olduğu, kaza tespit tutanağı, davacının yaralanmasının niteliği, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre ...'ün yaralanması ile emniyet kemerinin takılı olup olmadığının ve maluliyeti ile  arasında illiyet bağı bulunduğunun ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmamasında bir isabetsizlik yoktur.<br>5-Manevi tazminata hükme yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde, 6098 TBK'nın 56. maddesindeki “Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.\" hükmü ile aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne göre, somut olayda olay tarihi, olayın oluş şekli, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacıların çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve özellikle dava konusu trafik kazası nedeniyle davacı ...'ün %8 oranında maluliyet oluşacak, 3 ay süre ile iş ve gücünden ve 1 ay süreyle bakıcı ihtiyacı olacak şekilde yaralanması, ...'ün eşi ve çocukları olan diğer davacıların bu nedenle uğradığı manevi zarar göz önüne alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarlarının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, davalı ... (...) vekilinin istinaf nedenlerinin reddine karar verilmiştir.<br>Öte yandan dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında, davacı ... için manevi tazminat talebinin tüm davalılardan talep edildiği, davacılar ..., ... ve ... yönünden ise davalı sürücü ve hakkında tefrik kararı verilen davalı araç malikinden manevi tazminat talep edildiği, mahkemece hüküm altına alınan manevi tazminatların davalı sürücüden tahsiline karar verildiği, ... dışındaki davacıların davalı sigorta şirketinden manevi tazminat taleplerinin bulunmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi hükmü ile istinafa gelenin sıfatına göre aleyhe değerlendirme yapılamayacağı nazara alınarak davalı sigorta şirketi vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir. <br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı ... (...) vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-... (...) vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davalı ... (...)'den alınması gereken 7.378,63 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 1.844,65 TL'nin mahsubu ile kalan 3.689,33 TL harcın,  davalı ... Sigorta AŞ'den alınması gereken 5.465,94 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 1.844,65 TL'nin mahsubu ile kalan 3.621,29 TL harçtan sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile  Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>3-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,\t<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 08.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye <br>Katip <br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0687ce31e72cf8fe","SID":"5388c65feb451608"}}