{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1823 Esas<br>KARAR NO:2025/754<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:12/07/2021<br>NUMARASI:2019/688 Esas, 2021/544 Karar<br>DAVA:Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ:22/05/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı işçiye icra takibi neticesinde ödenen işçi alacaklarına ilişkin işci alacağından taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi hükümleri gereğince davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle bu miktarın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan rücuan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, davacının davaya dayanak yaptığı sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğunu, iş davasında müvekkili şirketin ihbar olunan taraf olarak yargılamada yer aldığını, dolayısıyla müvekkilinin ihbar olunan olarak taraf sıfatı bulunmadığından aleyhine herhangi bir hüküm kurulamayacağını, dava dışı işçinin 01/04/2013-04/11/2015 tarihleri arasında üst işveren konumundaki ... Bankasında çalıştığını, ... Bankasının hizmet alan konumunda olduğunu, personelin çalışma sürelerini ve esaslarını kendisinin belirlediğini, tüm sorumluluğun davacı üzerinde olduğunu belirterek  davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davacı ... Bankasının ... sayılı takip dosyasında dava dışı işçiye işçilik alacaklarından dolayı ödemede bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinde işçilik alacaklarından asıl işveren veya yüklenicilerden kimin ne oranda sorumlu olduğuna dair  düzenlemenin bulunduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi Başkanlığının 2017/457 esas 2017/466 karar sayılı ilamı da gözetilerek, müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümlerinin kendilerini bağladığı, dış ilişkide Kanundan doğan teselsül gereği borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun ödediği miktarı iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsil edebiliceği, bu durumda 6098 sayılı TBK'nın 167. maddesi gereğince yarı oranında indirim yapılamayacağının belirtildiği, bu durumda taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelenin 9'uncu maddesi ile atıf yapılan genel şartnamenin 5'inci maddesinde, işçilik alacaklarından yüklenici olan alt işverenin sorumlu olduğu öngörülmüş olup, bu hüküm karşısında asıl işveren olan davacının dava dışı işçiye ödemiş olduğu işçilik alacağının tamamını rücu etme hakkı bulunduğu, işçinin çalıştığı dönem gözönünde bulundurularak davanın kısmen kabulü ile davacı tarafından yapılan 18.566,38 TL ödeme ile bilirkişi raporunun aksine 3.122,63 TL işlemiş faizin dava tarihinden itibaren bu miktara 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi gereğince değişen oranlarda avans faizi uygulanmak sureti ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; zamanaşımı definin kararda değerlendirilmediğini, davacının davaya dayanak yaptığı sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğunu, iş davasında müvekkili şirketin ihbar olunan taraf olarak yargılamada yer aldığını, dolayısıyla müvekkilinin ihbar olunan olarak taraf sıfatı bulunmadığından aleyhine herhangi bir hüküm kurulamayacağını, dava dışı işçinin 01/04/2013-04/11/2015 tarihleri arasında üst işveren konumundaki ... Bankasında çalıştığını, ... Bankasının hizmet alan konumunda olduğunu, personelin çalışma sürelerini ve esaslarını kendisinin belirlediğini, tüm sorumluluğun davacı üzerinde olduğunu, aksi halde makul oranda indirim yapılması gerektiğini, bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, bilirkişi tarafından belirlenen bedelin fahiş ve hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın rücuen tahsili amacıyla açılan maddi tazminat davasıdır.Bartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/171 Esas 208/510 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; davacı işçinin 23/03/2012-04/11/2015 tarihleri arası çalışmaları için zamanaşımının söz konusu olmadığı, davacının 248 günlük izin hakkının bulunduğu, 10 günlük izin hakkı kullandığına dair somut belge bulunduğu, mahsup sonrası kullanılmayan 238 gün yıllık izninin kullanıldığına dair belge bulunmadığı, davacının yıllık ücretli izin alacağının kabulü ile 12.442,64 TL'nin 10,00 TL'sinin dava, kalan 12.432,64 TL'sinin ıslah tarihi olan 28/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 616,61 TL yargılama giderinin, 2.180,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine şeklinde karar verildiği, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 2018/98 Esas, 2018/116 Karar sayılı ilamı ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiği görülmüştür. ... sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklı ..., Bartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/171 Esas, 2018/510 Karar sayılı kesinleşmiş ilamına istinaden... Bankası A.Ş. aleyhine ilamlı icra takibi yaptığı, alacaklarının  işlemiş faizleriyle birlikte 15.673,35 TL olarak tahsilini talep ettiği,   ... Bankası tarafından borcun 31/12/2018 tarihinde 18.566,38 TL olarak ödendiği görülmüştür. Taraflar arasında düzenlenen Temizlik Hizmet Alımına İlişkin Teknik Şartnamenin 5'inci maddesi; \"...h) Firma, önceki firma/firmaların elemaNI OLARAK Bankada görev yapan elemanların yeni ihale döneminde de Bankamızda çalışmaya devam etmek istemeleri halinde bu elemanlarla hizmet ilişkisini devam ettirmekle yükümlü olup bu takdirde, İş Kanunu'ndaki işyeri devri hükümleri uygulanır. Firma, sözleşme süresi sonunda veya sözleşmenin herhangi bir sebeple Bankaca sona erdirilmesi halinde yeniden gerçekleştirilecek tyemizlik hizmet alımı ihalesi sonucunda, Bankanın talep etmesi üzerine 4857 İş Kanunu'nun işyeri devri hükümleri uyarınca temizlik işini, Bankanın çalıştırmaya devam etmek isteyeceği temizlik işçilerini ve bunların iş sözleşmelerini hiçbir yasal ihtara gerek kalmaksaızın yüklenici yeni firma/firmalara devretmeyi beyan, kabul ve taahhüt eder. i) Firma elemanlarının kullanılmayan yıllık izinlerine ait ücretlerin ödenmesinden firma sorumludur.\" hükümleri yer almaktadır.Sözleşmenin 9'uncu maddesi ise; \"Kıdem tazminatı ile ilgili hususlar hariç, Firmanın çalıştırdığı işçiler ve ... ile ilişkileri yönünden, İş Kanunu ve ilgili diğer mevzuat açısından İşveren sıfatı firmaya ait olup, Banka hiçbir biçimde işver sıfatına sahip değildir. Banka, işçiler ve diğer ilgililker tarafından işveren sıfatıyla aleyhine açılan davalar dolayısılya ödemek zorunda kaldığı her türlü tazminat ve benzeri parasal yükümlülükler için ilgili firmaya rücu edecektir.\" düzenlemesine yer verilmiştir. Kök bilirkişi raporunda; taraflar arasındaki hizmet sözleşmeleri ve teknik şartnamenin 5'inci maddesinin (i) bendi uyarınca davalı şirketin, dava dışı işçinin tüm yıllık izin ücretlerinden sorumlu olduğu, somut olayda davalının, davacının ödemiş olduğu, tüm asıl alacak miktarından sorumlu olduğu için icra takibine konu edilen yargılama giderleri, vekalet ücreti ve işlemiş faizin tamamından da sorumlu olduğu tespit edilerek davalının sorumlu olduğu miktar 15.673,35 TL olarak belirlenmiştir.19/05/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; kök raporda da detaylı tespit edildiği üzere taraflar arasındaki hizmet sözleşmeleri ve teknik şartnamenin 5'inci maddesinin (i) bendi uyarınca davalı şirketin, dava dışı işçinin tüm yıllık izin ücretlerinden sorumlu olduğu, somut olayda davalının, davacının ödemiş olduğu, tüm asıl alacak miktarından sorumlu olduğu için icra takibine konu edilen yargılama giderleri, vekalet ücreti ve işlemiş faizin tamamından da sorumlu olduğu, Türk Borçlar Kanunu 62/2 maddesi uyarınca \"Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.\"düzenlemesi karşısında davacının icra takibinde ödemiş olduğu 18.566,38 TL'den davalının tamamen sorumlu olduğu, davacının temerrüt faizinin değerlendirilmesinde ise, taraflar arasındaki işin ticari iş olması sebebiyle davacının temerrüt faizi talebi haklı görülerek davalının 3.132,62 TL temerrüt faizinden sorumlu olduğu belirtilmiştir.Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir.Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. ... kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanununa göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması  sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği  bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye  devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici  sorumlu olacaktır.İhbar tazminatından son işveren sorumludur.Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. (Y. 6 HD. 16.10.2023 tarihli  2022/3158 E. 2023/3315 K. Sayılı ilamı) Somut olayda, istinaf sebepleriyle sınırlı yapılan inceleme neticesinde, davanın TBK. 146. maddesi gereğince hizmet sözleşmelerinde öngörülen 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, taraf arasındaki sözleşme hükümleri gereğince davacı bankanın davalı şirkete ödediği bedelin tamamını rücu edebileceği dikkate alınarak hesaplama yapılan dosya kapsamında alınan ek bilirkişi raporunun hükme ve denetime elverişli olduğu anlaşıldığından mahkemece bu rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olduğundan davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/688 Esas,  2021/544 Karar sayılı ve 12/07/2021tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,1‬0 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 22/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"654e74216a9d1bf7","SID":"edfc184aedbf84e2"}}