{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/727 Esas<br>KARAR NO: 2025/813<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 25/02/2025<br>NUMARASI: 2023/580 Esas, 2025/131 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 03/06/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili tarafından dava dışı işçinin Mahkeme ve BAM kararı sonucunda hükmedilen işçilik alacaklarının ilamlı icra takibi sonucunda ödendiğini, ödenen işçilik alacağının rücuen tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiği; taraflar arasında 16.06.2007 tarihli Sosyal Hizmet Sözleşmesi; 03.10.2010 tarihli sözleşme; 02.01.2012 tarihli Sosyal Hizmetler Sözleşmesi ve 01.03.2016 tarihli ... Bina Yönetim Hizmetleri Sözleşmesi’nin imzalandığını, sözleşmeye göre davalı şirketin işçilere alacaklarını ödememesi durumunda alacaklarını müvekkili şirket ödemek zorunda kalırsa müvekkilinin rücu hakkını kullanabileceğinin açıkça düzenlendiği; TBK m.167 hükmü gereğince borçlulardan birinin alacaklıya karşı ödeme yapması durumunda ödeme yapan borçlunun diğer borçluya karşı rücu etme hakkının bulunduğu; taraflar arasında müteselsil sorumluluğu doğuracak bir ilişkinin bulunmadığını belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalının % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı işçi ...’ın hizmet dönemi gereğince tüm alacaklardan müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, öncelikle (yıllık izin ücreti ve ihbar tazminatı bakımından son işverenler sorumlu olmak üzere) kıdem tazminatından sorumluluğun hizmet dönemine göre tespitinin gerektiğini, sonrasında da son alt işveren ve asıl işverenin sorumluluklarının yarı oranda paylaşılması gerektiğini, dayanak olarak gösterilen müşteri sözleşmesi davacının iş akdinin sona ermesinden sonraki tarihe ilişkin olduğunu ve davaya esas alınmaması gerektiğini, dava dışı işçinin çalışma tarihlerinin yarıdan az bir kısmının davalı şirkette geçtiğini, son işverenlerin işçilik alacaklarının tamamından sorumluluğu yalnızca işçilere karşı geçerli olup asıl işverenler ve son-önceki alt işverenler arasında hak talepleri (ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti hariç olmak üzere) işçiyi çalıştırdıkları dönem itibariyle geçerli olduğunu emsal gösterilen kararın kesinleşmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince; Sosyal Hizmet Sözleşmesi başlıklı 13.06.2007 tarihli sözleşmede davalı şirketin sosyal hizmet işlerinin saptanması ve refakat hizmetlerini yerine getirmesi, denetim hususunda borç altına girdiğinin de anlaşıldığı ancak sözleşme içeriğinde yüklenici/ alt işveren tarafından çalıştırılacak işçilere ödenecek ücretlerin davacıya ( asıl işverene) ait olduğuna dair bir düzenleme bulunmadığı, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olduğuna ilişkin hükümlerin bulunduğu, asıl iş verenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığı, asıl-alt işverenler arsasındaki ilişkinin hizmet akdine dayandığı ve bu kapsamda aralarındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu m.2 gereğince müteselsil sorumluluk olduğu ve aralarındaki sözleşmede şayet bir oran belirlenmemiş ise (somut olaydaki gibi) Türk Borçlar Kanunu m.167 gereğince eşit paylarla sorumlu olmaları gerektiği, bu kapsamda yapılan ödemeler de dikkate alındığında bahsi geçen madde hükümleri de birlikte değerlendirildiğinde sorumluluğun 12.959,72 TL olduğu gerekçesi ile davalının Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 12.959,72 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin 12.959,72 TL yönünden devamına, 12.959,72 TL'ye takip tarihinden itibaren %15,75 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olduğundan hüküm altına alınan 12.959,72 TL'nin %20'si olan 2.591,94 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Verilen karar, davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf edilmiştir. Dava; davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası ilamsız icra takibine itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamaya yönelik açılan bir davadır. Bu nedenle hangi takibe yönelik açılmış ise o takipte belirtilen alacakla ilgili yargılama yapılarak hüküm kurulması gerekir. Diğer bir ifade ile itirazın iptali davası takibe bağlı bir davadır. Takipte belirtilen miktardan fazlasına karar verilemez. Davacı tarafından, 50.479,65 TL alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi başlatılmış, davalının itirazı üzerine icra takibinin durmasına karar verilmiştir. Yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 12.959,72 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin 12.959,72 TL yönünden devamına, 12.959,72 TL'ye takip tarihinden itibaren %15,75 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. HMK'nın 341/2 maddesi gereğince miktar veya değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bu miktar, yeniden değerleme oranı ile hüküm tarihi olan 2025 yılı itibariyle 40.000,00 TL'ye ulaşmıştır. Kararın verildiği tarih olan 2025 tarihi itibariyle kesinlik sınırı nazara alındığından ilk derece mahkemesi kararı, reddedilen miktar (37.519,03 TL) yönünden kararı istinaf eden davacı yönünden kesin niteliktedir. HMK'nın 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi bu konuda olumlu yada olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak aynı yasanın 352/1. maddesi gereğince istinaf mahkemesince de karar verilmesi mümkündür. Bu yasal düzenlemeler karşısında, kanun yoluna başvuru konusu edilen kararın, karar tarihi itibariyle istinaf kanun yoluna başvuran davacı yönünden kesin nitelikte olması nedeniyle davacının istinaf başvurusunun usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru talebinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 341/2 ve 352/1-b bentleri gereğince miktar yönünden REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harçları peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan ön inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341. ve 352. maddesi gereğince  kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.03/06/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"566a78a344db0932","SID":"4fa7dd71eefa8242"}}