{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/609 Esas<br>KARAR NO: 2025/751<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/03/2024<br>NUMARASI: 2022/844 Esas, 2024/187 Karar<br>DAVANIN KONUSU: 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>KARAR TARİHİ: 29/05/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket dava dışı ... A.Ş. ile davalının müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu Beyoğlu ... Noterliği’nin 18.04.2008 tarih ve ... yevmiye numarası(Beyoğlu ... Noterliği 04.06.2010 tarih ve ... yevmiye no ile tadil)  ile tasdikli ... no.lu Finansal Kiralama Sözleşmesi imzaladığını ve iş bu sözleşmenin Beyoğlu ... Noterliği’nin 09.1.2014 tarihli ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile feshedildiğini, yine Beyoğlu ... Noterliği’nin 27.12.2010 tarihli ve ... yevmiye no.lu ... no.lu Finansal Kiralama Sözleşmesi nin imzalandığını ve bu sözleşmenin  Beyoğlu ... Noterliği’nin 08.09.2014 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile feshedildiğini, davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı dosyası ile alacağın bir kısmı için takip başlatıldığını ve takibe davalının itiraz ettiğini, diğer borçlu şirket aleyhine ise iflas dosyası açıldığını, Finansal Kiralama sözleşmesinin feshi ve kiralanan malların iadesi için açılan İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 28.06.2018 tarihli 2014/1413 E ve 2018/851 K sayılı kararı ile davanın lehine sonuçlandığını, davalının en az dava miktarı kadar borcunun bulunduğunun açıkça görüldüğünü belirterek; itirazın iptali ve takibin devamına, asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde yer verilen “faize ve fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla” şeklindeki talebin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça alacak iddiasına dayanak yapılan 2 adet finansal kiralama sözleşmesinde kiracı sıfatına haiz olan dava dışı ... A.Ş. ile imzalanmış olduğundan öncelikle sözleşmenin asıl muhatabı şirkete yönelik davalı haklarının kullanılması gerekirken hukuka aykırı şekilde geçerli bir kefalet ilişkisi de olmadığı halde müvekkili aleyhine alacak iddiasında bulunulmasının yerinde olmadığını, davalı müvekkilinin geçerli bir kefilliği söz konusu olmamakla birlikte davaya konu Finansal Kiralama Sözleşmelerinden 18.04.2008 tarihli olanı 4 yıl süreli, 27.10 2010 tarihli olanın ise 5 yıl süreli olduğunu, sürelerin bitiminden itibaren  1 ay içinde davacı tarafça icra takibine geçilmediğinden BK Md. 493 (TBK 600) uyarınca davalı kefillikten kurtulması nedeniyle de herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacı tarafça başlatılan icra takibindeki diğer borçlu şirket hakkında iflas kararı verilmiş olması nedeniyle davanın İstanbul ... İflas Müdürlüğü’ne ihbarına karar verilmesini talep ettiğini, alacak iddiasına dayanak yapılan sözleşmelerin tarihlerinin 18.04.2008 ve 27.12.2010 olduğunu, kanunen gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefaletin buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağını, kefil sıfatıyla finansal kiralama sözleşmelerini imzaladığı iddia olunan davalı müvekkilinin sözleşme tarihleri üzerinden 10 yıldan daha uzun süre geçmiş olması sebebiyle herhangi bir sorumluluğu kalmadığını, sözleşmelerde müvekkili ...’nun imzası olmadığı gibi kefaletin hukuken geçerli olabilmesi için kefilin sorumlu olacağı kefalet limitinin de açıkça tereddüde yer verilmeyecek şekilde sözleşmede yazılı olması gerektiği halde sözleşmede limit de belirtilmediğinden ortada hukuken geçerli bir kefalet ilişkisinin bulunmadığını, davacının sözleşmeleri fesih ihtarnamelerine itiraz edilmiş olduğunu, öte yandan finansal kiralama sözleşmelerinin 09.01.2014 ve 08.09.2014 tarihlerinde feshedildikten sonraki süreç için de kira işletilmek suretiyle alacak iddiasında bulunulmasının hukuka aykırı olduğunu, zira sözleşme fesih tarihi itibariyle talep edilebilecek kira borcunun bitmesi gerektiğini, yine davacı taraf ile dava dışı kiracı şirket arasında vaki ticari ilişki gereği kiracı şirketin toplam kira borcu, bugüne dek ödenen kira borcu ve şayet var ise bakiye borcunun tam ve eksiksiz olarak tespitinin zorunlu olduğunu, ödeme planlarına istinaden gönderilen 09.01.2014 tarihli ihtarnamede ödeme planındaki vadelere dikkat edilmemiş olduğundan belirtilen borç kalemlerinin kabul edilemez olduğunu, 1766 numaralı finansal kiralama sözleşmesine konu taşınmaz üzerindeki hastane faaliyetlerinin 16.07.2013 tarihinde Konya Valiliği Sağlık Müdürlüğü tarafından durdurulmuş olduğundan bu tarihten sonraki kira bedellerinin tahakkuk ettirilmemesi gerektiğini, sözleşmeye konu malların iade edilmiş olması sebebiyle de huzurdaki davayı açmanın hukuki yararı bulunmadığını belirterek; haksız ve yersiz davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"...6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süre ve zamanaşımı süreleri eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam edecektir. Ancak bu sürelerin henüz dolmamış kısmı TBK'da öngörülen süreden uzun ise kanunun yürürlük tarihinden başlayarak TBK'da öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olacaktır. Buna karşın bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, TBK'da öngörülen süreden kısa ise eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam edecektir. TBK'da ilk kez öngörülen ve fakat yasanın yürürlük tarihi itibariyle dolmuş olan süre 1 yıldan kısa ise hak sahiplerinin yararlanabileceği ek süre TBK'da ilk kez öngörülen süre kadar olacaktır. Anılan durum karşısında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu' nun 598/3 maddede gerçek kişinin kefaletini sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yıl süre ile sınırlandırmış bulunduğu,  Takip tarihi olan 05.11.2021 tarihinden önce  2008 ve 2010 tarihli dava konusu sözleşmelerdeki davalılara ait kefaletlerin 18.04.2018 ve 27.12.2020 tarihlerinde  sona erdiği, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu' nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu 1.Maddesi uyarınca TBK. 598 in dava konusu finansal kiralama sözleşmesine uygulanması gerektiği ,TBK. Madde 598 uyarınca gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağından davalı kefillerin  05.11.2021 takip tarihi itibariyle herhangi bir sorumluğu  bulunmadığı  ve davanın, hak düşürücü süreden sonra açıldığı anlaşılmakla; -Hak düşürücü süre nedeni ile davanın REDDİNE,\" Şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde özetle; Bilirkişi raporu ile müvekkili şirketin dava dışı ...A.Ş. den  asıl alacağının takip konusu edilen kısımdan fazla olduğu tespit edildiğini, davalı şahsın da bu borç için müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatına sahip olduğunu, mahkemenin davalıyı adi kefil statüsünde değerlendirmesinin yerinde olmadığını, borçlu olan davalı için hak düşürücü süre söz konusu olmadığını, Her halükarda 10 yıllık sürenin geçmişe etkili olmaması ve  Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden itibaren başlaması  gerektiğini, davalının müşterek borçlu olması nedeniyle, davada hak düşürücü süre değil zamanaşımı değerlendirilmesi yapılması gerektiğini, ihtar, fesih ve temerrüt tarihi tespit edilmeli, açılan davaların zamanaşımına etkisi dikkate alınması gerektiğini, davanın yasal süresinde açılmış olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını, davanın kabulünü talep etmiştir.Davalı vekili istinaf isteminde özetle; hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi kararı hukuka uygun olmakla birlikte, vekalet ücretinin maktu değil, nisbi olarak hesaplanması gerektiğini belirterek kararın bu yönden düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE Dava, İİK 67.maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Türk Borçlar Kanunu’nun 598/3.maddesi,“Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.” şeklindedir.  6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 5.maddesine göre; \"Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz\". Gerçek kişi tarafından verilmiş kefaletlerin sona ermesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre ilk kez 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesiyle getirilmiştir. Davaya konu kefaletnamelerin 18/04/2008, 27/02/2010 tarihli olduğu, davacı yanca 03/11/2021 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip tarihi itibarı ile on yıllık sürenin dolduğu, hak düşürücü sürelerin, zamanaşımı sürelerinde olduğu gibi durmasının veya kesilmesinin mümkün olmadığı, hükmün gerçek kişi tarafından verilmiş müteselsil kefalette uygulanmasında yasaya aykırılık olmadığı dikkate alındığında davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin istinaf istemine gelince; takip tarihi itibarı ile takibe konu alacak yönünden hak düşürücü süre dolduğundan neticeten davanın reddine karar verilmesi yerinde ise de, davalı lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin bu yönden kabulü gerekmiştir. (Aynı yönde Y.11HD 2022/3536 Esas, 2023/7239 Karar sayılı, 11/12/2023 Tarihli ilamı) Açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin reddine, davalı vekilinin istinaf istemini kabulü ile HMK 353.1..b.2 maddesi gereğince kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf istemin ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, - 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/03/2024 gün ve 2022/844 Esas, 2024/187 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3- Davanın REDDİNE, İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; - Alınması gereken  615,40TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 270.491,48-TL harçtan mahsubu ile artan 269.876,08TL   harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 794.758,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine, -Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, -Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından  bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, -İstanbul Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.600,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin, davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,- İstinaf istemi reddedilen davacıdan harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,- İstinaf istemi kabul edilen davalı tarafından yapılan 1683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınıp  davalıya verilmesine,-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere 29/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d8c38eafeb48b304","SID":"abc77c7dcf3bad46"}}