{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1754 Esas<br>KARAR NO:2025/551 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2019/528 Esas- 2022/46 Karar<br>TARİH:04/02/2022<br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ:10/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı banka ile davalı-borçlu... Şti. Arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, diğer davalıların ise işbu sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, söz konusu sözleşmeye istinaden borçlu şirkete ticari kredi kullandırıldığı, borçluların borcunu ödememesi üzerine Kartal ... Noterliğinin 27.09.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiği, yasal süre içinde ödeme yapılmadığı takdirde yasal yollara başvurulacağının bildirildiği, ancak ihtarnameye herhangi bir itirazda bulunmayan ve borçları da ödemeyen borçlulara karşı ... sayılı dosyasından genel haciz yoluyla ilamsız takibe geçildiği, davalıların söz konusu takibe de haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiği ve takibin durdurulmasına sebebiyet verdiği, davalıların borçlu olmadığına ilişkin vaki itirazları yerinde olmamakla birlikte haksız ve kötü niyetli olup mahkemece iptalinin gerektiği, davalılardan ... Ltd. Şti.'nin asıl borçlu olarak, diğer davalıların ise müteselsil kefil olarak tüm dosya borcundan sorumlu olduğu, takibe konu ticari kredinin borçlu şirket adına Genel Kredi Sözleşmesine istinaden kullandırılmış olup davacı bankanın söz konusu alacağına ilişkin asıl borçlu ve müteselsil kefillerin sorumluluğunun bulunduğu, davalıların borçlu olmadıklarını hiçbir belge ile ispat edemediği, davalıların haksız ve yolsuz itirazları ile kötü niyetli olduğu,” beyan edilerek;arz ve izah ettikleri sebeplerden dolayı, davalıların ... sayılı dosyası ile açılmış takibe ve fer 'ilerine ilişkin itirazının iptaline, davalılar aleyhine 9620 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, takibin devamına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılar tarafına yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı asil ... cevap dilekçesinde özetle;“Dava dilekçesindeki unsurların eksik olduğu, borcun varlığı kabul edilmemekle birlikte söz konusu icra dosyalarındaki alacak miktarının davacı bankanın iddiaları kapsamında dahi hatalı hesaplandığının ortada olduğu, ayrıca davacının fahiş miktarda faiz talep ettiği, kredilerin hiçbir gerekçe gösterilmeksizin hukuka ve kanunlara aykırı olarak kat edildiği, akabinde icra takibi başlatılmış olup işbu haksız takibe itirazları ile takibin durduğu, bu sebeple davacının ödemelerin yerine getirilmesi yönündeki iddialarının haksız ve kötü niyetli olup ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, genel İşlem Koşulu niteliğindeki sözleşmenin aleyhe hükümlerini kabulün mümkün olmadığı, TBK 20/3 maddesi uyarınca Bankaya tek taraflı olarak dilediği anda fesih niteliği içeren hesap kat bildiriminin TBK 20. Maddesindeki genel işlem koşulları ve MK 2. Maddesinde öngörülen doğruluk ve dürüstlük kurallarına ilişkin genel ilkeye aykırılık teşkil ettiği, keza taraflar arasında akdedildiği iddia edilen ve tarafların imzasını dahi taşımayan genel kredi sözleşmesinin davacı banka lehine tek yanlı hükümler içerdiği, sözleşmenin imzalı ya da geçerli olduğu kabul edilse dahi tek yanlı düzenlemeler içeren hükümlerin iptali ve hüküm kurulurken dikkate alınmamasının gerektiği, genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemelere göre somut olayda matbu olarak düzenlenmiş ve tarafı bakımından ağırlaştırıcı hükümler içeren genel kredi sözleşmesinin kefalete ve faiz oranlarına ilişkin düzenlemeler de dahil olmak üzere durumunu ağırlaştıran tüm hükümlerinin genel işlem koşulları niteliğinde olup genel kredi sözleşmesi mahkemece kabul edilecekse dahi yazılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiği, borcun varlığı kabul edilmemekle birlikte davacının fahiş miktarda faiz talep ettiği, yapılacak bilirkişi incelemesi ile görüleceği üzere davacı bankanın alacağının gerçeği yansıtmadığı, davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu Genel Kredi Sözleşmesinde yer alan ve talep edilen faiz oranlarının usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının taleplerinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup tarafını zarara uğratmak amacına yönelik olduğunun ortada olduğu, açıklanan tüm sebeplerle davacı tarafından mesnetsiz ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddine karar verilmesinin gerektiği,” davanın usulden ve esastan reddine, davacının kötü niyetli olup tarafı lehine %20 “den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 04/02/2022 tarih ve 2019/528 Esas- 2022/46 Karar sayılı kararında;\"Huzurdaki dava,  bankacılık işlemlerinden kaynaklanan itirazın iptaline ilişkindir.Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanak aslı dosyaya sunulmuştur.Bankacı bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle;Tespitlerimiz bölümünde ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere, davacı banka tarafından davalılara Noter kanalıyla 27.09.2018 tarihli ihtarname gönderilerek, kredi hesaplarının aynı tarih itibariyle kat edilerek muaccel hale geldiği bildirilmiş, davalıların sözleşmede yer alan adreslerine gönderilen ihtarnamenin davalılardan ... Ltd. Şti. ve..., ... 'e ise 02.10.2018 tarihinde tebliğ edilmiş sayılması gerektiği, kanaatine varıldığı, İhtarnamede, talep edilen alacakların 3 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği ve tatil günleri de dikkate alımarak temerrüdün; ... Ltd. Şti. ve ... için 05.10.2018 tarihinde,... için ise 08.10.2018 tarihinde gerçekleştiği kanaat  edinildiği, takip ve dava konusu taksitli ticari kredi için akdi faiz oranı yıllık 9417,85 olarak belirlenmiş olup, temerrüt faiz oranı olarak ise yıllık ... talep edildiği anlaşılmakta olduğu, taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmelerinin Temerrüt Faizini düzenleyen 7.8.3 maddesinde; “Müşteri temerrüdün doğduğu tarihten itibaren fiili ödemeyi gerçekleştirdiği güne kadar geçecek günler için, temerrüt tarihinde aynı tür kredi ve hesaplar için bankaca belirlenen en yüksek cari faiz oranının 9650 fazlası oranında hesaplanacak oranda temerrüt faizi ödeyecektir.” düzenlemesi yer aldığı, davacı banka tarafından davalıya kullandırılan taksitli ticari kredinin akdi faiz oranı 9017,85 olarak geri ödeme planında görülmekle birlikte, Sözleşmelerin 7.8.3 maddesinde belirtilen 4445 temerrüt faiz uygulamasına esas en yüksek cari faiz oranının ne olacağı hususunda herhangi bir belge dava dosyasına sunulmadığı, esasen banka itirazın iptali davalarında temerrüt faiz oranının tespitine yönelik olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 'nun 2017/19-1650 Esas, 507 Karar sayılı 02.05.2019 tarihli Kararında; “Somut olayda yanlar arasında 02.11.2011 tarihinde “Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi” imzalandığı, Sözleşmenin 45. maddesinde davalının sözleşmeden doğan borcunu ödemediği takdirde alacağın muaccel hâle geldiği tarihten itibaren bunları davacı bankaya sözleşme koşullarında tamamen geri ödeyeceği tarihe kadar geçen günler için kredinin cins ve niteliğine bakılmaksızın davacı bankanın mevzuat gereğince Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'na bildirdiği kredi faiz oranlarından temerrüt tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın 9650 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi ile ödeneceği kararlaştırıldığı, Ne var ki Yargıtay uygulamasında bankaların Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'na bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınmayacağı kabul edilmekte olup sözleşmede ayrıca bir temerrüt faiz oranı da belirlenmediği, o hâlde, davacı bankanın kayıtları üzerinde konusunda uzmanı bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak hesabın kapatıldığı tarih itibariyle davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faiz belirlendikten sonra temerrüt tarihine kadar bulunan alacağa akdi faiz işletilip, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar sözleşmenin 45. maddesindeki anlaşma uyarınca akdi faizin 450 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanıp takip tarihi itibariyle alacak tespit edilmeli ve takipten sonra da belirlenen temerrüt faizinin asıl alacağa uygulanmasını sağlayacak şekilde takibin devamına imkân sağlanması gerekmekte olduğu, bu durumda yerel mahkemenin belirtilen direnme gerekçesi, Özel Daire bozma kararında ve yukarıdaki belirtilen bu ilave gerekçeler dikkate alındığında usul ve yasaya aykırıdır.” yönünde hüküm verilmesi dikkate alınmak suretiyle, sözleşmede ayrıca bir temerrüt faiz oranının da belirlenmediği dikkate alınarak uygulanması gereken temerrüt faiz oranının sonucuna varıldığı, <br>KEFİLLERİN SORUMLULUĞUNUN İRDELENMESİ:Tespitlerimiz bölümünde açıklandığı üzere davacı banka tarafından davalı şirkete kullandırılan krediler nedeniyle düzenlenen 400.000 USD ve toplam 2.550.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmelerinde diğer davalılar ... ve ...'in, aynı Sözleşmenin 15. Maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde bu limitler dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzaları bulunduğu, akdedilen sözleşmenin 15. maddesinde, davalı kefillerin müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğu ayrıntılı bir şekilde tanımlanmış olup davalı kefillerin sözleşmede yer alan bu hükümler çerçevesinde, davacı bankaya karşı davalı şirket ile birlikte takip ve dava konusu borçların ödenmesinden, kendi temerrüt tarihinde ve kefalet limitleri dahilinde sorumlu olduğu,sonuç ve kanaatine varıldığı, bilindiği üzere ticari kredilerde, hesap kat tarihi itibariyle, hesap bakiyesine tahakkuk eden faiz ve fer 'iler de eklenmek suretiyle oluşan tutar asıl alacak niteliğini haiz olup bu tutara temerrüt tarihine kadar akdi, temerrüt tarihinden sonra ise temerrüt faizi uygulanmak suretiyle icra takip tarihi itibariyle alacak bakiyesinin hesaplanması gerekmekte olduğu, kat tarihi itibariyle davacı bankanın davalı şirketten alacağı 133.419,47 TL olarak hesaplanmış olup bu tutarın tamamı asıl alacak niteliğini haiz olduğu, icra takip tarihi 03.01.2019 itibariyle alacağın tespiti: davalılardan ... Ltd. Şti. ve ... açısından; Temerrüt (05.10.2018) Tarihi İtibariyle Alacak Tutarı 27.09.2018|Asıl Alacak 133.419,47, 05.10.2018|27.09.2018-05.10.2018 Arası Faiz (9017,85 Akdi Faiz-8 Gün), 05.10.2018|BSMV 26,46, 05.10.2018 temerrüt tarihi itibariyle toplam alacak 133.975,16, İcra Takip (03.01.2019) Tarihi İtibariyle Alacak Tutarı 133.419,47 TL Asıl alacak üzerinden 05.10.2018 itibariyle Alacak Tutarı 133.975,16, 03.01.2019|05.10.2018-03.01.2019 Arası Faiz (94426,78 Temerrüt Faizi-90 Gün 8.932,43, 03.01.2019|BSMV 446,62 03.01.2019 icra takip tarihi itibariyle toplam alacak 143.354,22 TL, davacı bankanın, davalı şirkete kullandırdığı ticari taksitli kredi hesabından kaynaklanan alacak tutarı 03.01.2019 icra takip tarihi itibariyle, 133.419,47 TL asıl alacak, 9.461,66 TL faiz ve 473,08 TL BSMV olmak üzere toplam 143.354,22 TL olarak hesaplanmış olup davalılardan ... 'in, müteselsil kefil sıfatıyla aynı tutar dahilinde davalı şirketle birlikte müteselsilen sorumluluğu bulunmakta olduğu, Davalılardan ... Açısından; davalılardan ... kendi temerrüt tarihinde kefalet limiti dahilinde sorumlu olduğu göz önüne alınarak yapılan hesaplama 03.01.2019 icra takip tarihiitibariyle, 133.419,47 TL asıl alacak, 9.362,38 TL faiz ve 468,12 TL BSMV olmak üzere toplam143.249,97 TL olarak hesaplandığı, Davacı ... A.Ş. ... Şubesi tarafından davalılardan ... A.Ş. arasında muhtelif tarihlerde toplam 400.000,00 USD ve 2.550.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmeleri imzaladığı, söz konusu sözleşmelerde diğer davalılar ...ve ...'in, aynı tutarlar dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu, davacı banka tarafından davalı şirkete, akdedilen sözleşmeler kapsamında 30.12.2016 tarihinde 48 ay vadeli aylık 5.163,29 TL taksit ödemeli 417,85 akdi faiz oranıyla 172.600,00 TL tutarında taksitli ticari kredi açıldığı, davalı şirket tarafından ilk 17 taksit sonrası ödeme yapılmaması nedeniyle, davacı banka tarafından hesabın 27.09.2018 tarihinde kat edilerek aynı tarihli ihtarnamenin davalılara gönderildiği, davacı banka tarafından davalı firmaya kullandırılan krediden kaynaklanan alacağın ödenmesi talebiyle davalılar hakkında ... sayılı dosyasından 03.01.2019 tarihinde başlattığı icra takibine konu alacak tutarının; 133.419,47 TL asıl alacak, 9.461,66 TL faiz ve 473,08 TL BSMV olmak üzere toplam 143.354,22 TL olarak hesaplandığı, Davacı bankanın icra takibindeki talepleri, bilirkişiliğin taleple bağlılık ilkesi doğrultusunda davacı bankaca davalı şirketten icra takibinde talep edilebilecek tutarın tamamı asıl alacak olmak üzere toplam 124.941,53 TL olduğu, davacı banka talebi ile tespitlerimizin arasındaki farkın sebebinin, davalı taraflarca herhangi bir belge sunulmaması ve dosyada mevcut belgeler kapsamında hesaplama yapılması nedeniyle anlaşılamadığı, diğer davalılar ... ve ...'in aynı limit dahilinde sözleşmede kefil olarak imzasının bulunması nedeniyle, davalı şirket nezdindeki söz konusu banka alacaklarının ödenmesinden davalı şirket ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu, davacı bankanın  belirtilen alacağın yanı sıra icra takip tarihinden itibaren, 124.941,53 TL asıl alacak üzerinden, 426,78 temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden 9405 BSMV talep edebileceği, tarafların tazminat, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti vb. gibi taleplerinin mahkemenin takdirlerinde bulunduğu belirtilmiştir.Mahkememiz tarafından dosyada bulunan tüm bilgi ve belgeler ile alınan bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirilmiş olup; davacı banka tarafından davalı şirkete kullandırılan krediler nedeniyle düzenlenen 400.000 USD ve toplam 2.550.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmelerinde diğer davalılar ... ve ...'in, aynı Sözleşmenin 15. Maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde bu limitler dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzaları bulunduğu, akdedilen sözleşmenin 15. maddesinde, davalı kefillerin müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğu ayrıntılı bir şekilde tanımlanmış olup davalı kefillerin sözleşmede yer alan bu hükümler çerçevesinde, davacı bankaya karşı davalı şirket ile birlikte takip ve dava konusu borçların ödenmesinden, kendi temerrüt tarihinde ve kefalet limitleri dahilinde sorumlu olduğu, davacı banka tarafından davalılara Noter kanalıyla 27.09.2018 tarihli ihtarname gönderilerek, kredi hesaplarının aynı tarih itibariyle kat edilerek muaccel hale geldiği bildirilmiş, davalıların sözleşmede yer alan adreslerine gönderilen ihtarnamenin davalılardan ... Şti. ve ... 'e 01.10.2018, ... 'e ise 02.10.2018 tarihinde tebliğ edilmiş sayılması gerektiği, kanaatine varıldığı, İhtarnamede, talep edilen alacakların 3 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği ve tatil günleri de dikkate alımarak temerrüdün; ... Şti. ve ... için 05.10.2018 tarihinde, ... için ise 08.10.2018 tarihinde gerçekleştiği, davalıların bu sözleşmeden kaynaklı borcunu ödemediği, davacı şirket tarafından kredinin kat edilmesi nedeniyle temerrüdün gerçekleştiği, bilirkişi raporu hükme esas alınarak duran takibin 124.941,53 TL asıl alacak üzerinden, asıl alacağa  takip tarihinden  itibaren işleyecek yıllık %26,78 temerrüt faizi ile ve bu faizin %5 oranında GV ile birlikte  takibin devamına ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.Öte yandan hesap kat ihtarı ve davacı banka kayıtları dikkate alındığında, davacı tarafından talep edilen para alacağı belirlenebilir (likid) -muayyen- olduğundan; davacının icra inkar tazminatı talebi dikkate alınarak; İcra İflas Kanunu madde 67/2 uyarıca asıl alacak  üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile,'' 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,2-İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... sayılı  icra  dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, duran takibin 124.941,53 TL asıl alacak üzerinden, asıl alacağa  takip tarihinden  itibaren işleyecek yıllık %26,78 temerrüt faizi ile ve bu faizin %5 oranında GV ile birlikte  DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,3-Asıl alacak olan 124.941,53 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından gönderilen ihtar ve ihbarnameler ile icra takibine konu ödeme emirlerinin Tebligat Kanunun hükümlerine göre tebliğ edilmediğini, dolayısıyla davalıların temerrüde yasal olarak düşmediğini, bilirkişi raporunda da açıkça tespit edildiği üzere ... Şti'ne ve ...'e tebligat yapılamadığını, ancak mahkeme kararının 2. Sayfasında delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe kısmında ... Ltd Şti' ile ...'e 01/10/2018 tarihinde tebligatın yapıldığının yazılı olduğunu, bu durumun dosya içeriğine ve bilirkişi raporuna açık aykırılık teşkil ettiğini, dolayısıyla davalılar aleyhine takip şartının gerçekleşmediğini, Davalılar ... ve ...'in, asıl borçlu olan ... Ltd Şti'ne kefil olduklarını, Borçlar Kanunu 584. Madde uyarınca, eşlerden birinin yazılı rızası olmadıkça, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, bu nedenle özellikle mahkemece, eş rızasının olup olmadığı araştırması yapılmadığını,Davanın kısmen kabul kısmen reddedildiğini, reddedilen kısım için karşı vekalet ücreti takdir edilmediğini, davalılar lehine reddedilen kısım için karşı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, İstanbul Anadolu 11 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/2019/528 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ve talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla, öncelikle tehiri icra kararı verilmesine, istinaf incelemesi yapılarak İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/2019/528 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının kaldırılması ve tekrar yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı banka ile davalı...Ltd. Şti. arasında akdedilen, diğer davalıların müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta; davacı banka ile davalı...Ltd. Şti. arasında akdedilen, diğer davalıların müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın ödenmemesi üzerine banka tarafından hesabın kat edilerek borçlulara ihtarname gönderildiği, davalı asıl borçlu ve davalı kefil ...'e ihtarnamenin bila tebliğ iade edildiği, diğer davalı kefil ...'e ihtarnamenin tebliğ edildiği görülmüştür. Ancak alacaklı banka tarafından borçlunun temerrüdü üzerine hesap kat edilerek ihtarname gönderilmiş olup, alacağın muaccel hale gelmesi için kredi hesabının kat edilmesi yeterli olup, ayrıca hesabın katına ilişkin ihtarnamenin borçlu veya kefile tebliği zorunlu değildir.Davalı asıl borçlunun sözleşmede belirtilen adresine tebligat çıkarılmakla borçlu şirket İİK'nın 68/b maddesi gereğince hesabın kat edildiği tarih itibariyle temerrüte düşmüştür.  Bu sebeple davalılar vekilinin takip şartı gerçekleşmediğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Kefil ...'e çıkarılan kat ihtarnamesi bila iade edilmesi sebebiyle bu kefil için icra takip tarihi itibariyle temerrüte düşmüş ve  temerrüt faizinin bu kefil yönünden icra takip tarihinden itibaren başlatılması gerekmesine rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu husus gözetilmemiş ise de, davalılar vekili tarafından temerrüt tarihinin başlangıcına ve faiz miktarına açıkça istinafa gelinmediğinden bu husus kaldırma sebebi yapılmamıştır.TBK'nın 584/3 (Ek fıkra: 28/03/2013-6455 S.K./77. md) maddesi uyarınca Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz.Davalı kefiller genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarihlerde  davalı şirketin ortakları olduğundan ve eşin rızası şart olmadığından kefalet sözleşmeleri geçerli olup, davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekili tarafından yargılama sırasında davalı ... adına kısıtlanmasına ve kendisine vasi atanmasına rağmen bizzat davalı tarafından verilen vekaletname sunulduğu ve vasi tarafından verilmeyen söz konusu vekaletnamenin usulüne uygun olmadığı, diğer davalılar adına sunulan vekaletnamelerin ise karar tarihinden sonra sunulduğu anlaşılmakla Mahkemece reddedilen dava değeri üzerinden davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi usul ve yasaya uygun olup, davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.534,75 TL istinaf karar harcından istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırılan 2.133,68 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.401,07 TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a6baf385eb51af70","SID":"32bc64809585133f"}}