{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>1. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2025/21  <br>KARAR NO\t: 2025/675<br>KARAR TARİHİ\t: 28.03.2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 12/05/2022<br>NUMARASI\t: 2020/62 Esas - 2022/304 Karar<br>DAVA\t: Menfi Tespit <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının Erzurum ...İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı icra takip dosyası ile müvekkili aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını, icra takibine konu ödeme emrinin müvekkili şirkete usulsüz bir şekilde tebliğ edildiğini ve icra dairesinin işlemi sonucu kesinleştirildiğini ve haciz sürecine geçildiğini, müvekkili şirketin olay ile ilgili haberinin bu haciz işlemi sonucu olduğunu, davacı şirket ile davalı şirket arasında 13/.../2018 tarihinde iş makinesi kiralama sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında 2 adet 17/.../2018 düzenleme ve 10/.../2018 vade tarihli 50.000,00-TL tutarlı, 17/.../2018 düzenleme ve 15/.../2018 vade tarihli 170.000,00-TL tutarlı senedin davacı şirkete verildiğini, bu senetlere mahsuben davalı tarafından toplamda 100.000,00-TL ödeme yapıldığını, iş makinesi kiralama sözleşmesi sonucunda imzalanan senetlere ilişkin davalı şirketçe ödemesi yapılmasına rağmen davalı şirket tarafından haksız şekilde icra takibinin başlatıldığını, davacının davalıya borçlu olmadığını, bilakis davalı şirketin imzalamış olduğu senet kapsamında müvekkili şirkete 70.000,00 TL daha borcu var iken davacının başlatmış olduğu icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle açılan menfi tespit davasının kabulü ile Erzurum ...İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı dosya üzerinden müvekkilinin davalıya borcunun olmadığının tespiti ile % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında iş makinesi kiralama sözleşmesinin yapıldığını, ancak aradan iki ay geçtikten sonra kira sözleşmesine konu olan makinenin davalı şirket tarafından satın alındığını, 17/.../2018 tarihinde araç satış sözleşmesinin yapıldığını, bu sözleşmeye göre araç satış bedelinin 220.000,00-TL olarak belirlendiğini, davacı şirkete 50.000,00-TL'lik ve 170.000,00-TL'lik iki adet senedin verildiğini, ayrıca kesilecek fatura bedeli ödemeler tamamlandıktan sonra 80.000,00-TL olarak kesilip, makinenin devrinin davalı şirkete yapılacağını, 2 adet senetin taraflar arasında yapılan kira sözleşmesine istinaden verilmediğini, aralarında satım sözleşmesinin bulunduğunu, bu senetlerin satım sözleşmesi nedeniyle verildiğini, daha sonra davacıya verilen senetlere istinaden 100.000,00-TL ödeme yapıldığını, kalan 125.000,00-TL'nin ise ödenememesi nedeniyle makinenin taraflar arasında kurulan sözlü anlaşmaya istinaden dava dışı ...'a satıldığını, araçı satın alan kişi tarafından davacıya bakiye kalan 125.000,00-TL'nin ödendiğini, bu nedenle davacının müvekkiline 100.000,00-TL borcunun bulunduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddine, haksız açılan menfi tespit davasından dolayı müvekkiline % 20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;<br>Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; \"... iş makinelerinin satış ve devirlerin noterlerce yapılması zorunludur. Bunun dışında yapılan her türlü satış ve devirler geçersiz olduğundan mahkememizce 17...2018 tarihli protokol nedeniyle iş makinası devrine itibar edilmemiş ancak protokol delil başlangıcı olarak kabul edilmiş, davalının mahkemeye sunduğu dekontlar da incelendiğinde davalı tarafından davacıya 31...2018 tarihinde  gönderilen 50.000 TL tutarlı ödemeye ilişkin açıklamanın 10...2018 tarihli 50.000 TL bedelli senet ödemesi olduğu, 25...2018 tarihli 50.000 TL tutarlı ödemeye ilişkin açıklamanın 15...2018 tarihli 170.000 TL bedelli senet ödemesi olduğu, ödemelerin suretleri sunulan 10...2018 vade tarihli 50.000 TL bedelli senedin keşidecisinin davalı şirket, lehdarının davacı şirket olduğu, 15...2018 vade tarihli 170.000 TL bedelli senedin  keşidecisinin davalı şirket, lehdarının davacı şirket olduğu, davacıya ödemelerin bu senetlerden dolayı yapıldığı, senetlerin de geçersiz devir ilişkisinden kaynaklandığı, kaldıki iş makinesinin devrinin başka bir şirkete yapıldığı, davalının geçersiz bir devir ilişkisi nedeniyle ödemiş olduğu bedele ilişkin icra takibi başlattığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki kira sözleşmesi mahkememizin görev alanına girmediğinden değerlendirilmemiş, taraflardan iş makinesinin davalı uhdesinde ne kadar kaldığı sorulduğunda, sunulan yazılı beyanlarla iş makinesinin 2018 yılının Temmuz ayında davalıya teslim edildiği, aynı yılın Ekim ayında geri alındığı anlaşılmıştır. Davalı şirket tarafından davalıya yapılan ödemelerin, yukarıda bahsedilen senetlere ilişkin olduğu, senetlerin ise sunulan protokollere göre geçersiz devre talil edildiği gözetildiğinde mahkememizce davanın reddine...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin yapılan sözleşme gereği 2018 yılı Temmuz ayında iş makinelerini davalı şirkete teslim ettiğini, davalı şirketçe ilk ödemeler yapılmış ise de sonraki ödemeler yapılmadığından iş bu makinelerin Ekim ayında davalı şirketten geri alındığını, bunun üzerine kötü niyetli olan davalı şirketin senedi icraya koymak sureti ile müvekkilinden haksız yere para talebinde bulunduğunu ve kötü niyetini ortaya koyduğunu, tüm gerçekler böyle olmasına rağmen mahkemece bu durumun görmezden gelinmesini anlamadıklarını, mahkeme tarafından dava dosyasında müvekkili lehine yer alan tüm delillerin görmezden gelindiğini, mahkemece dava dosyasına aldırılan bilirkişi raporu ile ilgili kararın gerekçesinde tek kelime edilmediğini, Yargıtay kararları doğrultusunda ticari faaliyette bulunan tacirlerin borç alacak ilişkisinin ispatı için gerekli olan ticari defterlerin delil olarak kullanılması gerektiğini, bilirkişi raporunda müvekkili şirketin davalı şirkete borçlu olmadığına dair raporunun yerel mahkeme tarafından göz önüne alınmadığını, bu durumun neden izah edilmediğini anlamadıklarını, sonuç olarak sözleşme gereği edimlerini yerine getirmeyerek müvekkili şirkete borcu olan davalı şirketin kendisini iş bu kararla alacaklı görmesinin hukuka ve vicdana sığmadığını, müvekkili şirketin davalı şirkete herhangi bir borcunun olmadığının ticari defter incelemesi sonucu dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile sabit olduğunu belirterek verilen kararın kaldırılması ve davanın kabulü istemiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit istemli ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi istemli davadır. <br>Davanın ilk olarak Erzurum... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/... Esasında açıldığı, mahkemenin 26/12/2019 tarih ve 2019/.... Karar sayılı kararıyla mahkemenin görevsizliğine, Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilerek dosya işbu esasa kaydedilmiş, yapılan yargılamada davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>   2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (2918 sayılı Kanun) 19 uncu maddesi uyarınca araç sahipleri araçlarını yönetmelikte belirtilen esaslara göre yetkili kuruluşa tescil ettirmek ve tescil belgesi almak zorundadırlar. Aynı Kanun’un 22 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Yönetmelikte gösterilen esaslara göre özel veya tüzel kişilere ait olanlardan; tarım kesiminde kullanılanlar ziraat odalarınca, tarım kesiminde kullanılanların dışında kalan ve sanayi, bayındırlık ve diğer kesimlerde kullanılanların tescilleri, üyesi oldukları ticaret, sanayi veya ticaret ve sanayi odalarınca yapılır, belge ve plakaları verilir. Bir taşınır malı elinde bulunduran kişi onun maliki sayılır karinesi (2004 sayılı Kanun md. 97/a-1) trafik siciline tescil edilmiş araçlar yönünden uygulanmaz. Çünkü, 2918 sayılı Kanun’un 20/d maddesine göre tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin geçerli olabilmesi için noterlerce yapılması gerekir. Trafik sicil kayıtları aracın gerçek malikini gösteren kayıtlardır. Haczedilen araç trafik sicilinde kimin adına kayıtlı ise araç maliki o kişi sayılır. Bu kaydın aksi noterlerce düzenleme şeklinde yapılan satış sözleşmesiyle ispat edilebilir. Tarım (ziraat) makinaları (biçerdöver makinası, saman, balya makinası vb.) 2918  sayılı  Kanun’un  22 inci  maddesinin  ikinci  fıkrası ve  Karayolları  Trafik  Yönetmeliğinin 29 uncu maddesi uyarınca özel ve tüzel kişinin bulunduğu yer Ziraat Odasına tescili zorunlu araçlardandır. Bu nedenle tarım ve iş makinalarının her türlü satış ve devirlerinin geçerli olabilmesi için noterlerce resmî şekilde yapılması gerekir (2918 sayılı Kanun md. 20/d, Yönetmelik md. 36). (Yargıtay HGK'nın 17/05/2023 tarih, 2022/8-1238 E - 2023/484 K sayılı kararı).<br>Davaya konu iş makinasına ilişkin satış protokolü dosya içerisine aldırılmış, protokolün adi yazılı şekilde düzenlendiği ve resmi şekle uygun olarak taraflar arasında noterde devrinin yapılmadığı anlaşılmış, iş makinasının sahibinin 13/03/2018 tarihinde davacı şirket olduğu, daha sonra 01.../2019 tarihinde aracın dava dışı .... Nakliyat Makina Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti adına tescil edildiği görülmüştür.<br>Yapılan açıklamalara göre somut olaya gelince; davacı vekili davaya iş makinesine ilişkin müvekkili ile davalı şirket arasında kiralama sözleşmesinin imzalandığını, bu kiralama işlemi karşılığında davalı tarafından müvekkiline 100.000,00 TL'nin ödendiğini, ödeme yapılmış olmasına rağmen davalı tarafından müvekkili aleyhine ödenen tutar miktarında icra takibinin başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, davalının müvekkiline 70.000,00 TL daha borcu olduğunu, bu nedenle davalıya borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, davalı vekili ise iş makinesinin ilk olarak kiralandığını, daha sonra ise müvekkili tarafından satın alındığını ve müvekkilinin bu satışa istinaden davacıya 100.000,00 TL ödediğini, geriye kalan bedeli ödeyemediğini, bu bedelin ise dava dışı ... tarafından ödendiğini, ardından iş makinesinin davacı tarafından ...'tan cebri icra yoluyla alındığını, neticede müvekkilinin 100.000,00 TL zararının olduğunu ve neticede davacının bu miktar kadar müvekkiline borcu olduğunu belirterek davanın reddine talep etmiş olup, davaya konu iş makinesinin satışına ilişkin protokolün incelenmesinde yukarıda belirtildiği üzere resmi şekilde satışın yapılmadığı, makinenin davacı taraftan dava dışı ... Nakliyat Makina Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti'ne devredildiği, davalıya devrinin yapılmadığı görülmüş, her ne kadar davacı eldeki davayı kira kontratına dayanarak açmış ise de dosyaya sunulan dekontların incelenmesinde ödemelerin davaya konu iş makinesine ilişkin olarak yapıldığı, ayrıca geçersiz sözleşmeye ilişkin ödemeler olduğu, bu nedenle davalı tarafından davacıya ödenen ve icraya konu olan 100.000,00 TL bedelin davacıdan talep edilmesinin toplanan delillere göre dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından mahkemece verilen kararın isabetli olduğu, bu nedenle davacı vekilinin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.  <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara göre, ilk derece mahkemesi kararında tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla kazanılmış haklar ve istinaf edenin sıfatına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/b-1. maddesi ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/62 Esas - 2022/304 Karar sayılı kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından başta alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 534,7‬0-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>3-İstinaf aşamasında davacı tarafça yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, <br>4-Kararın tebliği, harç ikmali ve gider avansı iade işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28.03.2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d8224d48d0e145ac","SID":"e68d4fb41d3714a4"}}