{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/1990 Esas  - 2025/425 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2022/1990<br>KARAR NO\t\t: 2025/425<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t:ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/63 Esas 2022/396 Karar<br><br><br>DAVA\t: İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 29/01/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 25/04/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 25/04/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı bulunan dava dışı ... Altyapı İnşaat Tur. ... Ltd. Şti. 'ne ait ... plakalı araca, 27/04/2017 tarihinde, davalı şirket tarafından yapılan yaya kaldırımı çalışması sırasında davalı tarafından uyarı için konulmuş  tabelanın devrilerek zarar verdiğini,  davacı şirket tarafından  dava konusu kaza nedeniyle sigortalı araç sahibine tazminat ödendiğini, ödenen tazminattan davalı şirketin sorumlu olduğunu, davacı şirket tarafından yapılan ödemenin rücuen tahsili için davalı aleyhine Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6084 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haklı nedenlere dayanmadığını belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar  tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından borca dayanak olarak gösterilen kaza tarihinin 27/04/2017 tarihli olduğunu, davaya konu olaydan sonra 4 yıla yakın bir zaman geçtiğini, borcun zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından borca dayanak olarak gösterilen hasarın ortaya çıkmasına davalı şirketin sebep olduğunu ileri sürdüğünü ancak hasarın davalı şirketten kaynaklandığına dair herhangi bir delil sunulmadığını, davacı tarafın iddialarının tamamen soyut ve ispata muhtaç olduğunu bildirerek  davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise   esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; dosya kapsamında, davacı tarafından, dava dışı sigortalının kolluk görevlilerine vermiş olduğu ifadeyi içeren tutanak dışında, olayın ve hasarın meydana geliş şekline ait başkaca delil ibraz edilmediği, kolluk tarafından tutulan tutanağın, dava dışı sigortalının tek taraflı beyanına dayanmakta olup, ispat için elverişli olmadığı, yanı sıra davalı yan, dava dışı sigortalıya ait araçtaki hasarın, kaldırım çalışmaları sırasında meydana geldiği iddiasını kabul etmediği, kaldırım çalışmaları sırasında plastik uyarı levhalarını kullandığını savunduğu, bu durumda davacının, davasını usulüne uygun delillerle ispat edememiş olduğu kanaatine varılarak  davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mevcut yargılamada, davalı şirketin  ikrarda bulunduğunu ve ispat yükünün  davalıya geçtiğini, şöyle ki  davalı şirkete 11/04/2022 tarihli 6. celsenin 2 nolu ara kararında kaza mahallinde çalışma yapılıp yapılmadığı yönünde beyanda bulunması için süre verildiğini,  davalı şirket vekilince  18/04/2022 tarihinde sunulan dilekçe ile ;''Kaza mahallinde davalı şirket yaya kaldırım çalışması yapmıştır ancak şirketin kullanmış olduğu uyarı levhaları plastik ve yere montajlı şekildedir. Şirket tarafından, rüzgarla devrilmesi mümkün olmayan güvenli uyarı levhaları kullanılmaktadır. Söz konusu araca düşüp hasar veren uyarı levhasının Büyükşehir Belediyesi'ne ait uyarı levhası olabileceği hususunu Sayın Mahkemenize bildiririz.'' şeklinde beyanda bulunduğunu, davalı şirket bu beyanında kazanın yol çalışması yaptıkları yerde olduğunu açıkça kabul ettiğini, bunun üzerine yerel mahkemece, ilgili belediyelere  müzekkere yazıldığını,  hasar tarihinde ve hasar adresinde kazı çalışması yapılıp yapılmadığının  sorulduğunu, ilgili belediyelerce  hasar tarihinde hasar yerinde kazı çalışması yapmadıkları yönünde cevap verildiğini, bu durumda, davalının belirtmiş olduğu uyarı levhasının ilgili belediyelere ait olmadığını ispat etmesi gerektiğini,  mevcut durumda, davalı şirket beyanında ilgili kaza yerinde kazı çalışması yaptığını ikrar ettiğini, sigortalının aracına devrilen uyarı levhasının kendi şirketlerine ait olmadığını beyan ettiğini, fakat buna ilişkin bir delil sunamadığını, mevcut durumda davalının ikrarının   bağlantılı bileşik  ikrar olduğunu, bu durumda ispat yükünün davalıya düştüğünü bildirerek  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>Dava; kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen hasar bedelinin TTK'nun 1472.maddesi gereğince rucuen tahsili  istemine ilişkindir.<br>6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>Dosya kapsamında yer alan ... Genişletilmiş Kasko Sigorta poliçesi incelendiğinde; dava dışı ... Kimyevi Ür. Mak. Arıtma San. ve Tic. Ltd. Şirketi'ne ait ...  plaka sayılı aracın kaza tarihini de kapsar şekilde 12/08/2016 - 12/08/2017 tarihleri arasında dava dışı ... Kimyevi Ür. Mak. Arıtma San. ve Tic. Ltd. şirketi tarafından Kasko Sigorta Poliçesi düzenlenmek suretiyle kasko sigortasının yapıldığı, sigorta şirketince sigortalıya 30/05/2017 tarihinde 11.158,56 TL ödeme yapıldığının sigorta şirketince Mahkemeye sunulan hasar dosyası ile sabit olduğu  anlaşılmıştır.<br>Dava konusu Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6084 esas  sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; alacaklı davacı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından, borçlu davalı ... Altyapı İnşaat Turizm Ticaret ve San. Ltd. Şti aleyhine11.247,06 TL asıl alacak ve 385,8 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.632,54 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçlulara usulüne uygun tebliğ edildiği, davalı şirketin 13/08/2020 tarihinde asıl borca ve ferilerine itirazı üzerine 18/08/2020 tarihinde icra takibinin durdurulmasına karar  verildiği görülmüştür.<br>Dosyada yer alan 27/04/2017 tarihinde yapılan olay yeri inceleme ve tespit tutanağı incelendiğinde; tutanağın 27/04/2017 günü saat 20.35'de, İstanbul Maltepe Cumhuriyet Polis Merkezi Amirliğinde tanzim  olunduğu, incelemeye tabi tutulan taşıtın ... plakalı motorlu taşıt olduğu, inceleme işlemi sonucu, \"Yukarıda özellikleri yazılı araç üzerinde yapılan görgüde bahse konu aracın sağ farının köşesinin kırık olduğu, sağ ön çamurluğun köşe kısmında sacın yırtık olduğu görülmüş, araç üzerinde başka bir zarar ve ziyan tespit edilememiş olup,\" tespit edildiği ve tutağın 27/04/2017 günü saat 20.45'te okunup imzalandığı görülmüştür.<br>Davacı tarafça davalının yüklenici olarak yol/kaldırım çalışması yaptığı sırada davalıya ait olduğunu iddia ettiği levhanın rüzgar nedeniyle havalanması sonucu dava dışı sigortalı araçta hasara neden olduğunun iddia edildiği, davalı tarafça, yol/kaldırım çalışmasında kendileri tarafından kullanılan levhaların plastik ve sabit olup, davacının aracında meydana gelen hasarın davalı şirketin eyleminden kaynaklanmadığının savunulduğu, mahkemece yukarıda yazılı olduğu şekilde davacının davasının reddine karar verdiği uyuşmazlık konusu değildir.<br>Davacının istinafı doğrultusunda dava konusu uyuşmazlığın , 27/04/2017 günü davacı şirket nezdinde ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan dava dışı sigortalı araçta  meydana gelen hasarın davalının eyleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, zarar ile davalının eylemi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespiti noktasında toplandığı görülmüştür.<br>Dosya kapsamında yer alan 27/04/2017 tarihli olay yeri inceleme ve tespit tutanağı her ne kadar dava dışı sigortalının kazanın olduğun (levhanın aracına çarptığını iddia ettiği mahalde) iddia edildiği mahalde polis memurlarınca tanzim edilmiş ise de, aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan tutanakta, sigortalı araca  çarptığı iddia olunan levhaya ilişkin hiç bir belirlenmenin bulunmadığı, hasarın  sebebine ilişkin bir tespitin yapılmadığı görülmüştür. <br> 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>Hal böyle olunca, davalının eylemi/kusuru nedeniyle davacının aracının hasar gördüğünü iddia eden davacı iddiasını ispat ile mükellef olup, somut olayda ispat külfeti davacıdadır.<br>Hukuk  Muhakemeleri Kanunu'nun 188. maddesinde, taraflardan birinin ikrarının geçerli olduğu ve o taraf aleyhine delil teşkil edeceği belirtilmiş, ancak ikrarın tanımı yapılmamıştır. Öğretideki tanımlamalara göre ikrar (dar anlamda ikrar), görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir. Yargıtay uygulamasında da, ikrara bu anlam yüklenmektedir. İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gereklidir. Yapıldığı yere göre mahkeme dışı veya mahkeme içi ikrar söz konusu olabilir. Mahkeme dışı ikrar takdiri, mahkeme içi ikrar ise kesin delil niteliğindedir. İçeriği itibariyle de ikrar, basit (adi),  vasıflı (gerekçeli)  veya  bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir. Basit (adi) ikrar, karşı tarafça ileri sürülen bir vakıanın doğru olduğunun, herhangi bir kayıt veya şart bildirilmeksizin kabul edilmesidir. Vasıflı ikrarda, (gerekçeli inkarda) karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir.<br>Bileşik (mürekkep) ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıanın doğru olduğu ve bildirilen vasıfta bulunduğu karşı tarafca kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen bu vakıa, ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile, ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre de bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır. (HGK. E. 2004/4-362, K.2004/347 T.9.6.2004, HGK.E.2003/3-118, K.2003/158 T.12.3.2003)<br>Davacı tarafça,  davalı şirket vekilince  18/04/2022 tarihinde sunulan dilekçe ile ;''Kaza mahallinde davalı şirket yaya kaldırım çalışması yapmıştır ancak şirketin kullanmış olduğu uyarı levhaları plastik ve yere montajlı şekildedir. Şirket tarafından, rüzgarla devrilmesi mümkün olmayan güvenli uyarı levhaları kullanılmaktadır. Söz konusu araca düşüp hasar veren uyarı levhasının Büyükşehir Belediyesi'ne ait uyarı levhası olabileceği hususunu Sayın Mahkemenize bildiririz.'' şeklinde beyanda bulunduğunu, davalı şirket bu beyanında kazanın yol çalışması yaptıkları yerde olduğunu açıkça kabul ettiğini,  mevcut durumda davalının ikrarının   bağlantılı bileşik  ikrar olduğunu ileri sürmüş ise de, davalı tarafça sadece  olayın gerçekleştiği mahalde yol çalışması yapıldığının kabul edildiği, davacı tarafın  bu yol çalışması nedeniyle kullanılan levhanın uçtuğu ve aracına zarar verdiği iddiasının kabul edilmediği gibi, onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğunun bildirilmediği, bu bağlamda davalı vekilinin beyanlarının birleşik ikrar niteliğinde olmadığı görülmüştür.<br>Bu bağlamda somut olay irdelendiğinde; ispat yükünün  davacı sigorta şirketinde olduğu, davacı sigorta şirketince  dava dışı sigortalıya ait araçta meydana gelen hasarın, davalının kaldırım çalışmaları sırasında kullanmış olduğu uyarı levhasının araç üzerine devrilmesinden kaynaklandığının usulüne uygun delillerle  ispat edilmesi gerektiği, dosya kapsamında, davacı tarafından, dava dışı sigortalının kolluk görevlilerine vermiş olduğu ifadeyi içeren tutanak dışında, olayın ve hasarın meydana geliş şekline ait başkaca delil ibraz edilmediği, kolluk tarafından tutulan tutanağın, dava dışı sigortalının tek taraflı beyanına dayandığı ve hasarın oluşma nedenine ilişkin hiç bir tespit içermediği, davalı tarafça, dava dışı sigortalıya ait araçtaki hasarın, kaldırım çalışmaları sırasında davalıya ait levhanın rüzgarın etkisi ile uçması sonucu meydana geldiği iddiasını kabul edilmediği,davalı savunmasının bağlantısız birleşik ikrar niteliğinde olmayıp, davacının davalının kaldırım çalışması yaptığı alanda davalıya ait levhanın dava dışı sigortalıya ait araca çarpması neticesinde hasarın meydana geldiğini ispatlayamamış olmasına göre mahkeme kararı ve gerekçesi yerinde olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br><br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.25/04/2025 <br>\t<br>Başkan-       Üye -                      Üye -                     Zabıt Katibi <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8c0451700a20c2f4","SID":"ba34bf9c6769e348"}}