{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/843  <br>KARAR NO\t: 2025/1086<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  \t    ...<br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...  \t    ...<br>KATİP\t\t: ...  \t    ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/273 E.  -  2022/451 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/12/2022 tarih ve 2022/273 Esas - 2022/451 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br> <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili,  müvekkilinin  2018/104315, 2018/59570, 2008/68566, 85/087351 sayılı ve \"...\" ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalı Şirketin \"...\"\" ibareli başvurusuna 2018/104315, 2018/59570 sayılı markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, marka hükümsüzlüğü istemi bakımından ayrıca  2008/68566, 85/087351 sayılı  markalarına da dayandıklarını, dava konusu başvurunun müvekkilinin markasının asli unsuru olan \"...\"  ibaresini aynen içerdiğini, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının serisi, yeni bir versiyonu olarak algılanacağını ileri sürerek  2022-M-5415 sayılı YİDK kararının iptali ile  dava konusu başvurunun tescili halinde  hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br> Diğer davalı vekili, davacının dava dilekçesinde dayandığı  2008/68566, 85/087351 sayılı markaları yönünden kullanmama definde bulunduklarını tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını,  savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraflara ait markalarda yer alan “...” ibaresinin taraflar adına başka markalara konu edilmiş olması, anılan ibarelerin bağımsız olarak korumaya da sahip olması karşısında çatı markalar olduğu, buna göre davacının marklarının asli unsurunun \"...\", dava konusu başvurunun asli unsurunun ise \"...\" ibaresinden oluştuğu, her ne kadar anılan ibareler arasında  belirli bir seviyede işitsel benzerlik bulunsa da, CJEU’nun “...”  kararında da belirttiği üzere sözcük/sözcüklerden oluşan bir işaretle karşılaşan ortalama bir tüketicinin, işareti belirli bir anlama karşılık gelen veya anlamlı kelimeleri anımsatan parçalara bölecek olması karşısında davaya konu marka başvurusunda “...” ibaresi rahatlıkla seçilebileceği, netice itibariyle markaların bütünsel algısı bakımından farklı olması karşısında 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında iltibas ihtimali bulunmadığı, ayrıca davacının 2008/68566, 85/087351 sayılı marklarının kullanımı da ispat edemediği, davacının SMK'nın 6/3 ve 6/9 maddelerine dayalı iddialarının da yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin markasının asli unsuru olan \"...\"  ibaresini aynen içerdiğini, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığını dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının serisi, yeni bir versiyonu olarak algılanacağını, diğer tarafından dosya kapsamına sunulan delillerle kullanmama definde bulunan markaların kullanımının ispatlandığı, ayrıca bu durumun sonuca da etkili bulunmadığını zira müvekkilinin dayanak markaları arasında  kullanıma ispatına tabi olmayan markalarının da bulunduğunu, SMK'nın 6/3 kapsamında yapılan değerlendirilmelerin hatalı bulunduğunu, dava konusu başvuru kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar taraf markalarında \"...\" ibaresinin ortak olarak yer almasından kaynaklı kısmi bir görsel benzerlik bulunmakta ise de, başvuru markasının esas unsurunun bir bütün olarak \"...\" ibaresi olduğu, zira başvuruda \"...\" ibaresinin öne çıkması ve algıyı üzerinde toplaması halinin söz konusu olmadığı ve ibarenin bir bütün olarak algılandığı, davaya konu markanın görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktığı izlenim itibariyle davacının itiraza mesnet markalarından yeterince farklılaştığı, başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacı şirketin \"...\" esas unsurlu itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve hiç düşünmeden algılayabileceği, bu hali ile taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, tarafların markaları işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacının kullanmama define yönelik istinaf itirazlarının sonuca etkili görülmediği, ayrıca davacı tarafından ilk kez cevaba cevap dilekçesinde ileri sürülmekle sadece marka hükümsüzlüğü istemi yönünden dikkate alınabilecek SMK'nın 6/3 maddesine dayalı gerçek hak sahipliği ve kötü niyet iddialarının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 435,50-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 23/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/06/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0a6959efdb1ada02","SID":"5a0919f765c7224c"}}