{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/368 <br>KARAR NO\t: 2025/706<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/84 E.  -  2022/213 K. <br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/06/2022 tarih ve 2021/84 E. - 2022/213 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı Şirketin 2019/35725 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilinin adına tescilli \"...\" ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya yaptığı itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin \"...\" ibareli markalarının tanınmış bulunduğunu, müvekkilinin bu marka altında çıkarttığı ticari kartları ile çok sayıda tüketiciye eriştiğini, davalı tarafça gerçekleştirilen \"...+şekil\" ibareli marka başvurusunun, müvekkili markaları ile aynı esas unsuru içerdiğini, dava konusu başvurudaki görselin, Türkçe karşılığı \"kanatlar\" olan \"...\" ibaresini tanımlayan bir görsel olup, markada ayırt ediciliği olmayan tanımlayıcı bir unsur olarak kullanıldığını, dolayısıyla dava konusu markanın, müvekkili markalarının serisi gibi algılanabileceğini, buna göre dava konusu markada ön planda olan unsurun \"...\" ibaresi olduğunu, müvekkilinin daha evvel \"...\" ibaresini taşıyan markalara karşı ileri sürdüğü itirazların, davalı Kurum tarafından kabul edildiğini, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, \"www...com.tr\" adresinin çok uzun yıllardır aktif olarak kullanıldığını, müvekkili markalarının bu haliyle bankacılık sektörünün ötesinde bir bilinirliğe sahip olduğunu, müvekkili markalarının farklı sektörlerde de aktif olarak kullanıldığını, dava konusu başvurunun tescilinin, müvekkili markalarının ayırt ediciliğine ve tanınırlığına zarar vereceğini, davalı başvurusunun aynı zamanda müvekkili markaları ile haksız rekabete de yol açacağını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-71 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvurunun kapsamındaki mallarla davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunmadığını, tanınmışlıktan kaynaklanan bir tescil engelinin de olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br>\tDavalı Şirket vekili, davacı tarafın \"...\" ibaresi geçen markaları ile müvekkil Şirketin \"...\" markasının anlam, telaffuz ve yazım itibarı ile birbirinden tamamen farklı olduğunu, müvekkili başvurusunun kapsamında 02, 17 ve 19. sınıf malların  yer aldığını, davacı markalarının kapsamlarında bu malların bulunmadığını, buna göre markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvurunun, 02, 17 ve 19. sınıfta yer alan ve spesifik olarak kimyasal-yapı–inşaat malzemeleri sektörüne yönelik malları kapsadığı, davacı markalarının hiçbirinin ilgili sınıflarda tescili olmadığı gibi bu sınıflarla ilişkilendirilebilir herhangi bir mal veya hizmet grubunda da tescilli bulunmadığı, davacı tarafa ait bir kısım markaların kapsamında 35. sınıftaki satış hizmetleri yer almakta ise de bu satış hizmetlerinin, dava konusu malların satışına özgülenmediği, bu haliyle taraf markalarının, birbirlerinden tamamen bağımsız alanlarda, farklı tüketici gruplarına hitap eden, farklı ihtiyaçlara yönelik, birbirleri ile iktisadi rekabeti bulunmayan, birbirleri yerine ikame edilebilirliği olmayan, satış ve sunum kanalları farklı mal ve hizmetleri kapsadığı, taraf markalarının tescil kapsamında bulunan malların birbirinden çok farklı olması nedeniyle markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir iltibas tehlikesi bulunmadığı, davacının \"...\" ibareli markalarının, özellikle bankacılık-finans sektörü açısından SMK'nın 6/5 maddesi anlamında tanınmış olduğu, davalı Şirkete ait başvuru konusu markanın kullanılacağı mallar ile davacı markasının tanınmış olduğu sektörün birbirlerinden tamamen farklı nitelikteki mallar olması ve çok farklı ihtiyaçları karşılamaları nedeniyle aralarında herhangi bir bağlantı kurulmasının söz konusu olamayacağı, davalı Şirkete ait markanın kapsamındaki malların hitap ettiği ortalama tüketicilerin, davalı Şirketin mallarını kullandığı sırada bu malları davacının \"kredi kartı\" ürünüyle ve davacı Şirketle ilişkilendirmesinin mümkün bulunmadığı, dolayısıyla SMK'nın 6/5 maddesinde düzenlenmiş bulunan haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi gibi koşulların somut olayda oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.          <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkili adına tescilli \"...\" esas unsurlu markalar ile davalının \"...\" ibareli başvurusunun birebir aynı olduğunu, bu nedenle davalı başvurusunun, müvekkiline ait markalar ile ilişkilendirilebileceğini, aralarında bağlantı kurulabileceğini ve iltibasa sebebiyet verebileceğini, ilk derece mahkemesince mal ve hizmet benzerliği olmadığı kanaati ile markalar arasında benzerlik değerlendirilmesi yapılmamasının son derece hatalı bulunduğunu, müvekkili markalarının SMK'nın 6/5 maddesi anlamında tanınmış olduğunu, bu hususun gerekçeli kararda da tespit edilmesine rağmen farklı firmalar tarafından bu markanın, farklı mal ve hizmetlerde kullanılabileceğinin kabul edilmesinin de doğru olmadığını, zira tanınmış markaların, farklı sınıflarda da tescil edilemeyeceğini, aksi halde tanınmış marka kavramının içinin boşaltılmış olacağını, somut uyuşmazlıkta SMK'nın 6/5 maddesinde düzenlenen koşulların gerçekleştiğini ve bu hüküm karşısında başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, kök ve ek bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" ibareli markaları arasında işaret benzerliği mevcut ise de dava konusu başvurunun  kapsamında yer alan malların, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerden farklı olduğu, buna göre emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda bulunmadığı, davacı markalarının finans sektöründe tanınmış olduğu, ancak davacı markasının ayırt edici niteliği ve davacı markasının tanınmış olduğu sektörle dava konusu başvurunun kapsamında yer alan 2,17 ve 19. sınıftaki malların son derece farklı olması, diğer bir deyişle aralarında hiçbir ilişkinin bulunmaması karşısında SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da gerçekleşmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/04/2025 <br><br>\t\t\t\t<br>Başkan<br>...<br> <br>Üye<br>...<br> <br>Üye<br>...<br> <br>Katip<br>...<br> <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e98b89841b7bdb70","SID":"fa86987b81eda558"}}