{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: .....<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: .....<br>KARAR NO\t: .....<br>KARAR TARİHİ\t: 02/06/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t  : .....  (...)<br>ÜYE\t\t              : .....  (...)<br>ÜYE\t\t              : .....  (...)<br>KATİP\t\t              : .....  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 20/12/2024<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar <br><br>DAVACI \t: ........  <br>VEKİLİ\t\t:Av.....<br>DAVALILAR \t: 1-........  .....<br>VEKİLİ\t\t:Av......<br>\t\t2-........  <br>VEKİLİ\t\t: Av......<br>\t\t3-........  <br>VEKİLİ\t\t:Av. .....<br>DAVA\t\t: Tazminat <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 02/06/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 02/06/2025<br><br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı taraf vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkillinin 21/08/2023 tarihinde ... plakalı araç ile seyir halinde iken davalı sigorta şirketince sigortalı,  diğer davalı şirket üzerine kayıtlı ve diğer davalı ........' ın sürücüsü olan ........ plakalı aracın sollama sırasında müvekkilinin şeridine geçerek yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, davalı sürücünün kazada tam kusurlu olduğunu, kazaya ilişkin Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile de davalının tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalı sigorta şirketinin sigorta poliçesi limiti dahilinde maddi zararlardan müteselsil sorumluluğunun bulunduğunu, diğer davalıların ise maddi ve manevi zararlardan açısından müteselsilen sorumlu olduklarını, müvekkilinin kaza tarihinde inşaat işçisi olarak çalıştığını, ücret ödemelerinin enpara.com hesap dökümünden görüleceği üzere ........ ve ........ tarafından yapıldığını, SGK kayıtlarından da müvekkilinin önceki iş yerlerinde de inşaat kalıpçılığı yaptığının sabit olduğunu, müvekkilinin kazancının asgari ücretin üzerinde olduğunu, müvekkilinin kazaya bağlı olarak vücudunun bir çok yerinde yaralanmalar meydana gelmesi nedeniyle ameliyatlar olduğunu, hastane kayıtlarının incelenmesi ile bu hususların ispat edileceğini, müvekkilinin genç yaşta zor ve acı günler geçirdiğini, müvekkilinin %13 oranında maluliyetinin olduğunun raporlarla sabit olduğunu, müvekkilinin kaza sonrası tedavi sırasında başkasının bakımına ve yardırımına ihtiyaç duyduğunu, hali hazırda da bu durumunun devam ettiğini, müvekkilinin davalının kusuru nedeniyle meydana gelen kaza nedeniyle sağlığını, işini, aile ve sosyal hayatındaki gücünü kaybettiğini, alacaklarının semeresiz kalmaması için davalılar aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesini, kazaya karışan aracın üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama aşamasında artırılmak üzere şimdilik 500,00 TL kalıcı iş göremezlik, 250,00 TL geçici iş göremezlik, 50,00 TL bakıcı gideri ve 200,00 TL tedavi masrafları olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 750.000,00 TL manevi tazminatın ise davalı şahıs ve davalı araç maliki şirketten müştereken ve müteselsilen tahsiline, tüm alacaklara olay tarihi olan 21/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz takdiri ile hüküm kurulmasına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı taraf vekili talep artırım dilekçesi ile özetle; dava dilekçesinde 250,00 TL talep ettikleri geçici iş göremezlikten kaynaklı tazminat alacaklarının bedelini 33.956,96 TL artırarak 34.206,96 TL' ye, yine dava dilekçesinde 500,00 TL olarak talep ettikleri kalıcı iş göremezlikten kaynaklı tazminat alacaklarının bedelini 956.316,39 TL artırarak 956.816,39 TL' ye, yine dava dilekçesinde 50,00 TL olarak talep ettikleri bakıcı gideri alacaklarını 9.958,00 TL artırarak 10.008,00 TL' ye, yine dava dilekçesinde 200,00 TL olarak talep ettikleri tedavi masrafları alacaklarını 31.800,00 TL artırarak 32.000,00 TL' ye yükseltiklerini, sözü geçen bedellerin 21/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı sigorta şirketinin sigorta poliçe kapsamında ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu tutulmasına, dava dilekçesinde belirttikleri 750.000,00 TL manevi tazminatın davalı şahıs ve davalı araç malikinden 21/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılara tahmilin, davalı sigorta şirketinin sigorta poliçe kapsamında ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ........ A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile özetle; öncelikle usule ilişkin yetki, iş bölümü, zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev, hukuki yarar ve dava şartı yokluğu yönünden itirazlarını sunduklarını, yeni düzenlemeye göre zarar görenlerin doğrudan dava açma hakkının ortadan kaldırıldığını, dava öncesinde sigorta şirketine başvuru zorunluluğunun getirildiğini, haliyle başvurunun tam yapılması gerektiğini, davacı tarafından yapılmış geçerli bir başvurunun söz konusu olmadığından davanın reddinin gerektiğini, söz konusu kazaya ilişkin yapılan ceza yargılamasında uzlaşma olup olmadığının tespitinin gerektiğini, uzlaşma ile sonuçlanan ceza soruşturmaları neden ile davacının sigortacıdan tazminat haklarının da bulunmadığını, müvekkilinin Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve zorunlu mali mesuliyet sigorta uyarınca, sigortalısının kusuru ile 3. şahıslara verdiği zararı poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, olaya ilişkin kaza tutanağından da anlaşılacağı üzere söz konusu kazanın davacının kendi kusuru nedeniyle meydana geldiğini, bu nedenle davacının müvekkili sigorta şirketinden herhangi bir hak talebinini olamayacağını, davacı tarafından dosyaya sunulan tedavi evraklarının yargılama neticesinde müvekkili şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle maluliyet oranının Yargıtayca da kabul edildiği üzere Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin poliçe kapsamında davacı tarafından tedavi giderleri kapsamında sayılan geçici ve sürekli iş göremezliğe ve bakıcı giderine ilişkin tazminat taleplerinden sorumlu olmadığını, ayrıca davacı tarafın emniyet kemerinin takılı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, sonucuna göre de hükmedilecek tazminattan davacının müterafik kusurluluğu oranında indirim yapılması gerektiğini, davanın haklı olduğu varsayılsa bile müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğundan bahisle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ........ vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkili açısından geçerli bir arabuluculuk işleminin söz konusu olmadığını, davacının  dosyaya sunduğu arabuluculuk tutanağının sigorta şirketi ile davacı arasında olduğunu, müvekkili açısından dava şartı yokluğundan hüküm tesisi gerektiğini, davaya konu kazada müvekkilinin kusursuz olduğunu, meydana gelen kazada tüm kusurun davacıda olduğunu, bu nedenle kusura ilişkin beyanlara itiraz ettiklerini, kusur incelemesi sonrası bu durumun anlaşılacağını, davacının sağlık durumuna ilişkin hususların abartılarak izah edildiğini, davacının sağlığına kavuştuğunu, herhangi bir probleminin söz konusu olmadığını, bu nedenle maluliyete ilişkin beyan ve iddiaları da kabul etmediklerini, davacının kazadan kaynaklı manevi tazminat talebini de dile getirdiğini, olayın bir trafik kazası olduğunu, kasten yapılmış bir eylemin söz konusu olmadığını, davacının kazayı maddi menfaate ve zenginleşmeye çalıştığının görüldüğünü, istenilen tazminat miktarının yüksek olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminattan indirim sebeplerinin mevcut olduğunu, bu durumun dikkate alınması gerektiğini, tüm bu itirazların dışında işbölümü, zamanaşımı, hak düşürücü süre, husumet ve dava şartlarına aykırılıklar, kısmi belirsiz alacak talebine itirazlarında da bulunduklarını, açıklanan nedenlerle davacının iddialarını ve taleplerini kabul etmediklerini, bu nedenlerle davanın usul ve esastan reddine, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; \"Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında ........ plakalı sigortalı araç sürücüsü davalı ........'ın tam kusurlu olduğu, kaza neticesinde yaralanan davacının sürekli iş göremezlik zararının 876.545,66 TL, geçici iş göremezlik zararının 34.206,96 TL, bakıcı gideri zararının 10.008,00 TL ve tedavi gideri zararının 32.000,00 TL olduğu, davalı ........'ın sürücü, davalı ... ... Ltd. Şti.'nin işleten ve davalı ........ A.Ş.'nin ZMMS sigortacısı olarak oluşan bu zarardan müteselsilen sorumlu oldukları sonucuna varıldığından maddi tazminat davasının bu tutarlar üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.<br>Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri  gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )<br>Somut olayda, kazanın oluş şekli, davacının yaralanmasının derecesi, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve; <br>DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 876.545,66 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 34.206,96 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 10.008,00 TL bakıcı gideri tazminatı ve 32.000,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere 952.760,62 TL tazminatın, davalı ........ A.Ş. yönünden 19/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı ........ ile davalı ........  San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden ise 21/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 500.000,00 TL manevi tazminatın 21/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ........ ile davalı ........  San. ve Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı ........  San. Tic. Ltd. Şti vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; tarafların kusur oranlarına ilişkin verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu tarafın davacı olup aksi kanaatte olunması halinde davacı tarafın müterafik kusurunun nazara alınmasının gerektiğini, somut belgeler ile tespiti net olarak yapılmayan tedavi, bakıcı ve iyileşme giderlerinin kabulünün mümkün olmadığını, davacının maluliyet oranına ilişkin verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, 31/10/2024 tarihli hesap raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, konu kazaya ilişkin maddi olguların tespiti somut bilgi ve belgelere dayanılmaksızın farazi bir şekilde ihtimaller üzerine hesaplandığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olup kabulünün mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulüne, Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan rapordaki terditli hesaplamalardan TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplanan maddi tazminata göre sonuca gidilmesinin usule, yasaya, hukuka ve dosya kapsamı delillere aykırı olduğunu, hükme esas alınan ATK raporundaki hatalı ve eksik tespitler nedeniyle itirazlarının dikkate alınarak sonuca gidilmesi gerekirken aksi yönde verilen kararın kaldırılmasının gerektiğini, ceza dosyası kapsamı ve eldeki dava dosyası kapsamı ile de sabit olduğu üzere kazanın davalı sürücünün tam kusuru nedeniyle meydana geldiği, müvekkilin ağır şekilde yaralandığı, aylarca çok zor ve acı dolu günler geçirdiğini, kazanın %10 üzerinde kalıcı maluliyetine neden olduğunu, ameliyatlar olduğu, genç yaşında kalıcı şekilde işgöremez hale geldiğini, ilk derece mahkemesince her ne kadar talepleri yüksek oranda kabul edilmiş ise de özellikle dava tarihi ile karar tarihi arasındaki süreçte paranın alım gücünün çok düşmesi karşısında manevi zararların karşılanması için tatmin duygusu ile caydırıcılık unsurunun amacını sağlaması için makul ve ölçülü olan toplam talepleri üzerinden karar verilmesinin usule, yasaya, hukuka ve hakkaniyete daha uygun olacağını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının müvekkil aleyhine olan yönleriyle kaldırılarak davanın talepleri gibi tümden kabulüne karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Mahkemece verilen karar, davacı ve davalı ... vekilince aşağıdaki yönlerden istinaf edilmiş; diğer davalı ........'ın istinafının yapılmamış sayılmasına dair karar kesinleşmiştir.  <br>- Davalının, kusura yönelik itirazında;  <br>Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, \"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür\", yine aynı kanunun 50.maddesinde, \"Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır\" denilmektedir.<br>Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, \"İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur\"  denilmektedir.<br>Buna göre, olaya ilişkin düzenlenen tespit tutanağı ile ceza dosyasındaki trafik bilirkişi kusur raporları arasındaki çelişki uzman ATK İhtisas Dairesince oluşturulan uzman heyet tarafından giderilmiş olup, buna göre davalı sürücünün tamamen kusurlu olmasının dosya kapsamındaki delillere ve oluşa uygun olmakla buna yönelik itirazların reddi gerekmiştir. <br>Ayrıca; davacının emniyet kemerinin takılı olmadığına dair davalı tarafça bir ispat da bulunmadığından mahkemenin buna yönelik gerekçesi yerindedir. <br>- Kamu düzeni gereği ve istinaf sebebi nedeniyle aktüer ve maluliyet raporuna yönelik;  <br>İDM ce meydana gelen  kazanın ve ödemeye esas olan  poliçe başlangıç tarihinin 01/06/2015 tarihinden sonra olması nedeniyle 01/06/2015 tarihli  genel şartlarda belirtilen usule göre hesaplama yapılıp karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Ne varki AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm  uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamındabir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir. <br> Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>        Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  Aynı kaza ile ilgili olmak üzere   İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>Öte yandan  icra ve iflas kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7327 sy nın 18. madde ile 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanun” ibareleri “Kanunda” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere  cümle ve maddeye  fıkra eklenmiştir. <br>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” düzenlemesi 19/06/2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir. <br> 2918 sy da yapılan Bu düzenleme sonrası 04/12/2021 tarihli resmi gazetede  düzenlenen düzenleme ile yasaya uygun yeni genel şartlarda değişikliğe gidilmiştir.<br>Bu bakımdan 04-12-2021 tarihinden sonra düzenlenecek poliçelerde bu genel şartlara uygun ve dayanak 2918 sy ya uygun   hesaplama yapılması gerekecek ve  yasal düzenleme bu ise de  2918 sy nın 90, maddesine eklenen 1. Fıkradan sonra gelen hüküm Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.)<br> Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplacağı; <br>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirleneceği; <br> Hükümleri Anayasaya aykırı bulunmuş olup,iptal kararı sonrası yine TBK nın haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam edilmesi gerekecektir.2. İptal kararı ile yine 1. İptal kararı öncesi mevcut düzenlemeler dikkate alınarak karar verilecektir. <br>Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri, KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>Bu halde Aym'ce verilen HER İKİ   iptal kararları sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve  bu  genel şartlarla belirlenen Özürlülük ölçütü yönetmeliği ile Engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından; <br> Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği  hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmemktedir.<br>Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları <br>Bu halde  Söz konusu belirlemenin  Adli Tıp/Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlar tarafından (çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak) uzmanlık alanlarına göre, HMK'nun 275 inci maddesi gereğince  oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan çalışma gücü ve maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. <br>O halde  mahkemece, yukarıda verilen hukuksal bilgiler dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'ndan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarından davacının maluliyeti olup olmadığı, yaralanmasının niteliği, iş güçten kalma süresinin tespiti bakımından Aym' ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından  Her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de;<br>Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;<br>11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir.<br>Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin \"çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin\" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik  malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.<br>Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından \"11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne   göre  ve usule uygun heyet teşkili suretiyle  rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır.<br> Keza AYM 'ce verilen HER İKİ iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak  01/06/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>   Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Bu halde mahkemece AYM verilen HER İKİ   iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre inceleme ve araştırma yapılarak,  daha önce rapor tanzim eden ve hükme esas alınan maluliyet raporu düzenleyen  heyetten  ve aktüerya bilirkişisinden yukarıdaki esaslara uygun ek rapor tanziminin istenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.<br>Bu halde mahkemece, aksi davacı tarafça iddia, ispat ve itiraz edilmediği üzere gelirin asgari ücret olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmayarak davalının buna ilişkin itirazı yerinde olmamakla birlikte, kaza tarihi dikkate alınarak,  AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre, aktüer bilirkişi tarafından PMF yaşam tablosu ve Progresif Rant esas alınarak yapılan hesaba göre karar verilmesi gerekirken, yanlış yönetmelik ve yaşam tablosuna göre karar verilmesi hatalı olup, bu sebeple davalı istinafının kabulüne karar verilerek kararın kaldırılarak yeniden hüküm tesisi gerekmiştir. <br>- İstinaf eden tarafların faturasız tedavi giderine yönelik itirazında; <br>Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK.26.04.1995, E. 1995/11-122 K.1995/430)<br>Bu kapsamda, uzman doktor bilirkişiden faturasız tedavi gideri konusunda rapor alınmak suretiyle değerlendirme yapılarak karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. İtirazlar yersizdir. <br>-Bakıcı giderine ilişkin bir kısım davalının itirazında; <br>Bakıcı giderine ilişkin de, bakım konusunda aile bireylerine böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceği gibi, dışarıdan bir bakıcı tutulmuş olsa idi ne kadar zararının olduğu belirlenerek hüküm verilmesi gerekmektedir. Buna göre; olayda BK.’nun 43. maddesi (6098 sayılı TBK md. 52) gereğince hakkaniyet indirimi şartları bulunmamaktadır ve geçici iş göremezlik döneminde bu şekilde bakıcı gideri hesaplanması da yerindedir. (YARGITAY 17. Hukuk Dairesi 2014/21822 E , 2017/5957 K, 2017/1726 E  2017/11442 K )<br>Ayrıca, alınan maluliyet raporuna göre bakıcı ihtiyaç süresi de belirlenmiş olduğundan bu süre için bakıcı gideri hesaplanmasında isabetsizlik bulunmadığından buna yönelik itiraz da yerinde değildir. <br>-İstinaf eden tarafların manevi tazminat miktarına yönelik itirazlarında; <br>6098 sayılı TBK.nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.  <br>Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.<br>Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir. <br>Yukarıdaki düzenleme ve ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; davaya konu maluliyete neden olan yaralama eyleminin sabit bulunduğu, davalı tarafın tamamen kusuru, olayın gerçekleşme biçimi, ortaya çıkan sürekli ve geçici iş göremezlik süresi ile yüzde oluşan sabit iz, yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, tarafların tespit edilen sosyal ve ekonomik durumlarına ve olayın oluş şekli dikkate alındığında, hükmedilen tazminat miktarının fazla olmadığı da göz önünde bulundurularak, oluşa ve hakkaniyete göre mahkemece belirlenen manevi tazminata hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığından buna dair taraf itirazlarının reddi gerekmiştir. <br>Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı ... San. Tic. Ltd. Şti vekilinin istinaf başvurusunun reddine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br><br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>Davalı ........ San.Tic. Şti vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE,<br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle; (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle)<br>1-DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 956.816,39 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 34.206,96 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 10.008,00 TL bakıcı gideri tazminatı ve 32.000,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere 1.033.031,35 TL tazminatın, davalı ........ A.Ş. yönünden 19/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı ........ ile davalı ........  San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden ise 21/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>2-DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 500.000,00 TL manevi tazminatın 21/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ........ ile davalı ........  San. ve Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>İlk Derece Yargılaması Yönünden;<br>3-Alınması gereken 104.721,37 TL harçtan, peşin alınan 6.093,37 TL harcın mahsubu ile bakiye 98.628 TL eksik harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, (Davalı ........ A.Ş'nin 66.376,64 TL'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına)<br>4-Davacılar tarafından yapılan 6.093,37 TL harç giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,  (Davalı ........ A.Ş'nin 4.100,83 TL'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına)<br>5-Davacı tarafından yapılan 1.678,85 TL harç gideri ve 13.201,08 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 14.879,93 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 12.781,85 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine (Davalı ........ A.Ş'nin 8.602,18 TL'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına)<br>6-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120,00 TL yargılama giderinin davalı ........ A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, <br>7-Davalı ........ A.Ş. tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>8-Maddi tazminat davası yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 156.624,39 TL vekalet ücretinin tüm davalılardan  müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,  <br>9-Manevi tazminat davası yönünden,<br>a-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 79.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ........ ile davalı ........  San. ve Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>b-Davalı ........ ile davalı ........  San. ve Tic. Ltd. Şti. kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ........ ile davalı ........ San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye (eşit oranda) verilmesine,<br>10-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,<br>İstinaf Yargılaması Yönünden;<br>11-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine,<br>12-Davalı ........ Ltd. Şti tarafından alınması gereken 99.238,07 TL harçtan peşin alınan 24.809,52 TL harcın mahsubu ile bakiye 74.428,55 TL harcın davalı ........ Ltd. Şti'den tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>13-Davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf başvuru gideri ile 30 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.713,10 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>14-Davalı ........ San. Ltd. Şti tarafından yapılan yargılama giderinin bu davalı üzerinde bırakılmasına,<br>15-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.02/06/2025<br><br>\t\t\t\t<br>.....<br>Başkan<br>...<br>e-imzalı <br>.....<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br>.....<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br>.....<br>Katip<br>...<br>e-imzalı <br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"702d10bb3ba4dde9","SID":"916fa0c867bb9bda"}}