{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  24. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 24. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/573 <br>KARAR NO\t: 2025/956<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>   K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t    (...)<br>ÜYE\t\t: ... \t   (...)<br>ÜYE\t\t: ...\t   (...)<br>KATİP\t\t: ... \t   (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/648 Esas 2022/747 Karar<br><br><br>ASIL VE BİRLEŞEN <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>İSTİNAF TALEBİNDE<br>BULUNAN\t\t: Taraf vekilleri<br>KARAR TARİHİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 15/05/2025<br>KARAR YAZMA TARİHİ\t: 15/05/2025<br>\tMahkemece verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>\tİstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü: <br>TALEP: Asıl dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; Türkiye çapında göçmen statüsündeki kişilerin sağlık taraması işi için taraflar arasında 17/03/2018 tarihinde konsorsiyum sözleşmesi imzalandığını, bahsi geçen iş için ihaleye konsorsiyum adına teklif sunulduğunu ve Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ile sözleşme imzalandığını, taraflar arasındaki konsorsiyum sözleşmesine göre; ‘… (12 ilde) yer alan yer alan Güçlendirilmiş Göçmen Sağlığı Merkezi ve Göçmen Sağlığı Merkezlerindeki tüm numuneler davacı tarafından toplanarak ihalede belirtilen şartlar ve sürede çalışılarak sonuç verilecektir...’ hükmü ve EK-sözleşmede ‘…Hakediş ödemelerinin yattığı vadesiz € mevduat hesabının pasif izleme yetkisi ... Laboratuvar Sis. Ltd. Şti. tarafından hesabın açıldığı tarihte ... A.Ş.’ye verilecektir. Hizmet bedeli hak edişin yatırılmasını takiben 5 iş gününde ... A.Ş.’ye EFT yapılacaktır…’ hükmü düzenlendiğini, davalı tarafından davacı şirkete ödeme yapılmadığı gibi pasif izleme yetkisi de verilmediğini, davacı şirketin konsorsiyum sözleşmesi kapsamında vermiş olduğu hizmetlerle ilgili davalı şirketten fatura ve cari hesap bakiye alacakları bulunduğunu, davalı Şirketin 2019 yılı öncesine ait olan cari hesaptan kaynaklı bakiye borcu 65.111,40 TL olup, 2019 dönemine ilişkin 4 adet faturadan kaynaklanan toplam 263.282,75 Euro borcu bulunduğunu, işbu alacak kalemlerine ilişkin davacı şirketçe davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, ödemeler yapılmadığından Ankara 25.İcra Müdürlüğü'nün 2019/10159 sayılı takip dosyası ile temerrüde düşürülmüş olan 65.111,40 TL cari hesap bakiyesi alacağı için Ankara 25.İcra Müdürlüğü'nün 2019/10158 sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibine geçildiğini ancak davalının itirazı üzerine takiplerin durdurulduğunu, haksız fiil ve sözleşmeye aykırılık nedeni ile davacı şirket tarafından ihtarname keşide edildiğini, bu ihtarda; Hatay, Şanlıurfa ve Kilis illerindeki hizmetin davalı şirkete ait veya davalı yanın anlaşma yapmış olduğu laboratuvarlara devredilmesi şeklindeki sözleşmeye aykırı davranış nedeniyle meydana gelen ihlale son verilmesi, ihlal giderilinceye kadar şirketin zararının giderilmesi ve vadesiz Euro mevduat hesabının pasif izleme yetkisinin şirkete verilmesinin talep edildiğini, konsorsiyum sözleşmelerine uygulanan adi ortaklık sözleşmesi hükümlerinde ortaklardan her birinin ortaklığın amacına zarar veren işler yapmalarının yasaklandığını, konsorsiyum sözleşmesi dikkate alındığında davacı şirketin Hatay, Şanlıurfa ve Kilis illerindeki hizmetin davalı tarafça engellenmesi ve ticari kazançta meydana gelen gelir kaybında davalının kusuru bulunduğunu belirterek, davalının Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2019/10159 ve 2019/10158 sayılı takiplerine haksız itirazın iptali ile takiplerin devamına, alacakların %20'si kadar icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, 17/03/2018 tarihli Konsorsiyum Sözleşmesi'ne istinaden kar mahrumiyeti taleplerinin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL'sinin 05/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 170/3/2018 tarihinde imzalanan Konsorsiyum Sözleşmesi kapsamında davalıya 17/12/2019 tarih ve 38.843,78 Euro bedelli fatura düzenlendiğini, davalının fatura bedelini ödememesi üzerine Ankara 53.Noterliğinin 26/03/2020 tarihli 10211 yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini, işbu ihtarın tebliğ edilememesi üzerine davalının KEP adresine 10/04/2020 tarihinde ihtar gönderildiğini, işbu ihtara rağmen ödeme alınamadığından davalı aleyhine Ankara 14.İcra Müdürlüğünün 2020/4487 sayılı dosyası nezdinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça sözleşme gereği ödemenin Türk Lirası olarak yapılacağı ve bu sebeple Euro cinsinden asıl alacak ve faiz talebinin kabul edilmediği iddiasıyla takibe kısmi itirazda bulunulduğunu ve 51.696,29 TL bedel için takibin durdurulmasına sebebiyet verildiğini, davalı itirazının sözleşme ile bağdaşmadığını ve sözleşme gereği davacıya yapılacak ödemelerin döviz cinsinden yapılacağının sabit olduğunu, ayrıca süresinde itiraz etmeyerek faturayı kabul eden davalının itirazının kötü niyetli olduğunu” belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının en az % 20 oranında icra inkâr tazminatına ve davanın Ankara 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/648 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı taraflar arasında akdedilmiş 17.03.2018 tarihli sözleşmeyi her ne kadar bir Konsorsiyum Sözleşmesi olarak nitelendirmiş ise de mevcut sözleşmenin hukuken ve sözleşmenin içeriği ve uygulanması anlamında bir konsorsiyum sözleşmesi olmadığı gibi TBK'nun adi ortaklığa ilişkin hükümlerinin somut olaya uygulanabilirliğinin bulunmadığını, konsorsiyum sözleşmesi için öncelikle konsorsiyum üyeleri olarak tarafların bir araya gelmesi ve iş sahibine sunmak üzere ortak bir hazırlık yapması gerektiğini, T.C. Sağlık Bakanlığı Göç Sağlığı Genel Müdürlüğü ile davalı şirket arasında ihale sözleşmesinin akdedildiğini, bu sözleşmede davacının taraf olarak imzasının bulunmadığını, 17/03/2018 tarihli sözleşme hükümleri gereği davacı tarafından verilen hizmete ilişkin olarak düzenlenmiş ve davalı şirkete teslim edilmiş faturaların ödenme vadesinin belirlendiğini, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca bugüne kadar davacı şirket tarafından sözleşme konusu illerde vermiş olduğu laboratuvar hizmetine ilişkin düzenlenen faturaların sözleşmede kararlaştırılan vadelere göre ve hatta bir kısmı icra takibine konu edilmiş olan 2019/Mart ayı faturası dahil henüz hak ediş bedelleri idareden tahsil edilmediği halde ödenmiş olup, bu şekildeki işleyişte tarafların kendi ticari hesapları içerisinde fatura düzenlenmek suretiyle cari hesap şeklinde alacak ve borç ilişkisi oluştuğunu, bu bakımdan taraflar arasındaki ilişkinin bir konsorsiyum/adi ortaklık değil hizmet alımına yönelik bir ticari ilişki olduğunu, davacı kusurlu olup kar mahrumiyeti talebinin haksız ve yersiz olduğunu, cevabi ihtarnamede açıklandığı üzere 25/10/2018 tarihinde davacı şirket hesabına 100.000,00 TL ödeme yapıldığını, ilamsız takip dayanağı ihtarnamede 2019 yılı öncesindeki döneme ait bakiye borç olarak belirtilmiş 65.111,40 TL’nin yasal dayanağının bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari defter kayıtları ve banka ödeme dekontlarına göre davalı şirketin davacıya bu icra takibine konu edilen borcu olmadığını, 2019/10159 sayılı icra takibine konu fatura bedellerinin alacak talebi bakımından ise henüz muaccel olmamış borç sebebiyle icra takibi başlatmakla haksız ve kötü niyetli davrandığını, davalı firma tarafından ihale makamına 28/12/2018 – 30/06/2019 tarihleri arasında toplam 4.289.279,85 TL bedelli 7 adet fatura düzenlendiğini, davalı şirketçe davacı şirkete 625.000,00 TL nakit ödeme yapıldığını ve bakiye fatura tutarları için ise 975.000,00 TL çek olmak üzere toplam 1.600.000,00 TL ödeme yapıldığını,  davacı tarafından icra takibine konu edilen nizalı dönem fatura ve hizmetleri dışında davalı şirkete düzenlenmiş 22.08.2019 tarihli 679.956,99 TL’lik fatura bedelinin de ihale makamına 09/10/2019 tarihinde fatura edildiğini ve henüz karşılığı tahsil olunmamasına rağmen davacıya 04/10/2019 tarihinde ödendiğini, aynı şekilde davacı tarafından davalı şirkete kesilen müteakip ay faturası olan 17/09/2019 tarihli 205.053.78 TL’lik fatura bedelinin de davacıya ödendiğini, sözleşmede AB Projesi kapsamında işin KDV’den muaf olduğunun kararlaştırıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Birleşen dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde, takip dayanağı olarak 15/04/2020 tarihli 38.843,78 Euro bedelli fatura yazılı olmasına rağmen ödeme emri ekinde tebliğ edilen faturanın 17/12/2019 tarih, 38.843,78 Euro karşılığı 246.207,39 TL bedelli fatura olduğunu, taraflar arasında düzenlenmiş faturalar arasında 15.04.2020 tarihli 38.843,78 Euro bedelli fatura bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan 17.03.2018 tarihli sözleşme uyarınca fatura bedellerinin döviz cinsinden ödeneceğine dair bir hüküm bulunmadığını, kaldı ki bugüne kadar takibe konu olmayan ve anılan şekilde düzenlenen fatura bedellerinin davacıya Türk Lirası olarak ödendiğini, izah edilen nedenle davacının sözleşmede yazılı ödeme şartına ve taraflar arasındaki ödeme sistemine aykırı olarak birleşen dava konusu ilamsız icra takibinde döviz cinsinden (Euro) alacak talebi ile alacağa döviz cinsinden faiz işletmesi ve işletilen faiz oranının haksız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI: Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 06/10/2022 tarih, 2019/648 E., 2022/747 K. sayılı kararı ile asıl dava dosyasında davanın kısmen kabulü ile Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2019/10159 Esas sayılı dosyasında; davalının 1.669.212,64 TL asıl alacak, 23.923,41 TL işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 1.693.136,05 TL alacağa yönelik itirazının iptali ile asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava yargılamayı gerektirdiğinden tarafların tazminat taleplerinin reddine, Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2019/10158 Esas sayılı dosyasında; davalının 65.111,40 TL asıl alacak, 69,57 işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 65.180,97 TL alacağa yönelik itirazının iptali ile asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava yargılamayı gerektirdiğinden tarafların tazminat taleplerinin reddine, birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/382 Esas sayılı dosyasında; davacının talep edebileceği alacak miktarının takip tarihi itibariyle 246.207,39 TL asıl alacak ile birlikte toplam 246.567,72 TL olduğu, davalının ise 250.274,87 TL ödeyerek kısmi itirazda bulunduğu, böylece davacının itirazın iptali talebinin haksız olduğu anlaşılmakla davanın reddine, dava yargılamayı gerektirdiğinden davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, 15/11/2022 tarihli ek karar ile “Davacı vekilinin tashih talebinin kabulü ile; mahkememizin 06/10/2022 tarih 2019/648 Esas 2022/747 Karar sayılı kararının 1. Maddesinin b bendinin 9. paragrafında yer alan  \"Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 186.915,85 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,\" hükmünün paragraftan çıkartılarak, \"Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 12.274,41 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine\", şeklinde düzeltilerek tashihine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca takibin euro üzerinden devamına karar verilmesi gerektiğini, itirazın iptaline konu fatura alacaklarının varlığı ve davalı tarafından ödenmediği konusunda tartışma bulunmadığını, bu durumda davalının ilgili borçlar sebebiyle temerrüde düşmüş olduğu açık olmakla, TBK madde 99 gereği seçimlik hakkın, alacaklı davacıya geçtiğini, davacı şirketin kar mahrumiyetine uğradığının dosya kapsamına sunulan somut deliller ile ispatlandığını, kar mahrumiyeti talebinin, dosyadaki tüm deliller ve itirazlar dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında konsorsiyum ilişkisi olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığını, bu durum tespit edildiği halde gerekçeli kararda çelişkili tespitlere yer verildiğini, bilirkişi raporlarına karşı ileri sürülen itirazlar ve deliller değerlendirilmeksizin karar verildiğini, davalının, davacı şirket ile arasındaki sözleşmeyi haksız olarak sona erdirdiğini ve davacının kar kaybına uğramasına sebep olduğunu, davacı şirketin işi kusursuz ve eksiksiz olarak yerine getirdiğine ilişkin dosya kapsamında sunulan delillerin dikkate alınmadığını, fatura alacaklarına yönelik itirazların iptaline karar verilmesine rağmen, lehlerine icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, birleşen dava yönünden alacağın Türk Lirası üzerinden hesaplanması ve bu yöndeki mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, uyuşmazlık konusunun, alacağın hangi para birimi üzerinden ödeneceğine ilişkin olmadığını, tarafların iradesinin alacağın Euro ödenmesi yönünde olduğunu, aksi kanaatte olunması halinde dahi somut olayda TBK madde 99 hükümlerinin gerçekleşmiş ve seçimlik hakkın alacaklı davacıya geçtiğini, mahkemece alacağın TL üzerinden hesaplanması hatalı olduğu gibi yapılan hesaplama ve alınan kur oranının da hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarına itirazlarının gerekçelendirilmediğini, defterler üzerinde yapılan incelemelerin Yargıtay denetimine elverişli olmadığını, raporun kendi içinde dahi çelişkili olduğunu ileri sürerek, asıl davaya ilişkin kısmi ret kararının ve birleşen davaya ilişkin ret kararının kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde, takibe dayanak dört adet faturanın, icra takip tarihi olan 25.07.2019 tarihinde, henüz dava dışı idareden tahsil edilmemiş olduğundan muaccel olmadığını, borcun muhtevasına yönelik bir itirazın olmadığını, itirazın sadece muacceliyet ve akde aykırı döviz (Euro) cinsinden talebe yönelik olduğunu ve bu itirazların da haklılığının anlaşıldığını, davada reddedilen kısım 3.159.094,75 TL olmakla davalı lehine reddedilen bu miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte iken reddedilen miktar açıklanmaksızın ve Mahkemenin tashih kararı ile ne miktar üzerinden hesaplandığı belirtilmeden 12.274,41 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, ilamsız takip dayanağı cari hesap ekstresinde davacıya yapılan 100.000 TL’lik bu ödeme kaydının işlenmediğini ve mahsup edilmediğini, davalı şirketin söz konusu ilamsız takip dayanağı ihtarnamede belirtilen şekilde 2019 yılı öncesi döneme ait bir borcu bulunmadığını, kök ve ek raporda davalı şirket tarafından davacı şirket hesabına 25/10/2018 tarihinde banka yolu ile yapmış olduğu 100.000 TL ödemenin dikkate alınmadığını, hatalı olarak cari hesap düzenine göre hesaplama yapıldığını, cari hesap düzenine göre hesap yapılmasının takip hukukuna sıkı sıkıya bağlı bulunan itirazın iptali davasının niteliğine de aykırı olduğunu, cari hesap düzenine göre düzenlenmiş hatalı ve eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporlarına göre hüküm kurulduğunu, birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/382 E. Sayılı dosyasında hükmedilen vekalet ücreti ile lehlerine kötüniyet tazminatına hükmedilmemiş olması bakımından hatalı değerlendirme yapıldığını, borçlunun icra takibindeki talebi Euro cinsinden olduğundan esasen borcun tamamı ödenmekle son bulmuş olmasına rağmen kısmi ödeme olarak algılanıp, davacı tarafından iş bu davanın açıldığını, dava konusu icra takibinde davacı- alacaklı tarafından belirtilen harca esas değer 297.903,68 TL olup, davanın tümden reddine karar verilmiş olması nedeniyle bu miktar üzerinden karar tarihindeki AAÜT ne göre yapılan hesaplamaya göre 44.706,42 TL iken hangi miktar esas alındığı açıklanmaksızın lehlerine 9.200,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, davacının icra takiplerindeki taleplerini döviz cinsinden talep etmekle kötüniyetli davrandığını ileri sürerek,  kısmen kabule dair hükmün kaldırılarak davanın reddine, tashih kararının kaldırılarak, vekalet ücretine dair yeni hüküm kurulmasına karar verilmesini, 100.000 TL kar mahrumiyeti talebine yönelik davada, hüküm kurulmasına, birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/382 E. Sayılı davasında davanın reddi birlikte lehlerine tazminata hükmedilmesi ve davanın reddi nedeniyle takip bedelinin tamamı üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesini, hatalı olarak verilen vekalet ücretine ilişkin kararın kaldırılarak, yeni hüküm oluşturulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE : Asıl davada; hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali ile kar mahrumiyeti zararının tazmini; birleşen davada ise cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talep edilmektedir. <br>Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 16/07/2021 tarih, 2021/382 E., 2021/559 K. sayılı kararı ile HMK'nın 166 ve devamı maddeleri gereğince; aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunan işbu dava dosyasının  Ankara 3. Asliye Ticaret  Mahkemesi’nin 2019/648 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine, yargılamanın Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/648 Esas sayılı dava dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.<br>Ankara 25.İcra Müdürlüğü'nün 2019/10158 Esas sayılı sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı vekili tarafından, borçlu davalı aleyhine, (Ankara 53.Noterliği 20989 yevmiye nolu ihtarına konu edilen 18/02/2019 tarihli 65.111,40 TL tutarlı cari hesaba istinaden) 65.111,40 TL asıl alacak ve 104,36 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 65.215,76 TL için ilamsız takip yapıldığı, ödeme emrinin davalıya 29/07/2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu şirket vekilinin 02.08.2019 tarihli dilekçe ile borca ve ferilerine itiraz ettiği ve takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.<br>Ankara 25.İcra Müdürlüğü'nün 2019/10159 Esas sayılı sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı vekili tarafından, borçlu davalı aleyhine, (31.03.2019 tarih/36495 sayılı 60.109,54 € bedelli, 30.04.2019 tarih/22878 sayılı 79.041,81 € bedelli, 31.05.2019 tarih/22919 sayılı 57.615,44 € bedelli, 30.06.2019 tarih/22926 sayılı 66.515,96 € bedelli fatura alacağına istinaden) 263.282,75 Euro asıl alacak ve 95,22 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 263.377,97 € (1,00 € = 6,34 TL) = 1.819.916,06 TL alacağın takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar ve fiili ödeme günündeki döviz alış kuru üzerinden işleyecek yıllık %4,4 € mevduata bankalarca fiilen uygulanan azami yıllık faiz ve değişen oranlardaki faiz ile birlikte tahsili için ilamsız takip yapıldığı, ödeme emrinin davalıya 29.07.2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu şirket vekilinin 02.08.2019 tarihli dilekçe ile borca ve ferilerine itiraz ettiği ve takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.<br>Ankara 14.İcra Müdürlüğü'nün 2020/4487 Esas sayılı sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı vekili tarafından, borçlu davalı aleyhine, (15.04.2020 tarihli 38.843,78 Euro bedelli faturaya istinaden) 38.843,78 € asıl alacak + 47,04 € işlemiş faiz olmak üzere toplam 38.890,82 Euro alacağın {(1 € = 7,66 TL) = 297.903,68 TL harca esas değer} takip tarihinden itibaren fiili ödeme günündeki döviz alış kuru üzerinden EURO alacak için işleyecek % 0,65 Euro mevduata kamu bankalarınca fiilen uygulanan azami yıllık ve değişen oranlardaki faiziyle birlikte tahsili için ilamsız takip yapıldığı, borçlu şirket vekilinin 29.06.2020 tarihli dilekçe ile borca ve ferilerine itiraz ettiği ve takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. <br>Mahkemece görüşüne başvurulan S.M. Mali Müşavir, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı ve Nitelikli Hesaplamalar Bilirkişisi 27/07/2021 tarihli raporlarında; 2019 dönem başında tarafların 2.115.111,40 TL alacak/borç kaydı mevcut olup, davacının 25.İcra Müdürlüğü'nün 2019/10158 sayılı dosyasında “cari hesap bakiyesine dayanarak” 65.111,40 TL talep ettiğini, 25.07.2019 tarihinde 4 adet faturadan kaynaklanan tarafların 1.789.279,85 TL alacak/borç kaydı mevcut olup, davacının 25.07.2019 tarihinde başlattığı 25.lcra Müdürlüğü'nün 2019/10159 sayılı dosyasındaki “4 adet faturaya dayanarak” (263.282,75 Euro asıl alacak * 6,34 TL -) 1.669.212,64 TL talep ettiğini, davacının, davalının dava dışı İdare ile imzaladığı Sözleşme’de taraf olmadığını, bu sözleşmeyi adi ortak olarak imzalamadığını, taraflar arasındaki Sözleşme’de, davalının davacıdan alt yüklenici olarak hizmet alımı yaptığını, bu sözleşmede davalı ile dava dışı İdare arasındaki Sözleşme ve Eklerine davacı ve davalı yönünden bağlayıcı olacak şekilde atıf yapıldığı, davalı ile dava dışı İdare arasındaki çerçeve sözleşmede hizmeti yükümlenenin davalı olduğu, işi bizzat göreceği, işi bizzat görmesinin mümkün olmadığı durumlarda dışarıdan hizmet alımı yapabileceği düzenlemeleri bulunduğu, davalının davalı ile dava dışı İdare arasındaki Sözleşme ve Ekleri gereğince, şikayetleri ortadan kaldıracak şekilde hizmeti yerinde görecek yatırımlar yaptığı ve dava dışı İdare’nin hizmetin kalitesi ve sürekliliği bakımından buna onay verdiği, davacının da hizmeti eksiksiz ve süresinde yürüttüğüne dair bir savunma ve delili bulunmadığı hususları gözetilerek, davacının kar mahrumiyeti talebinin münhasıran Mahkemece değerlendirilmesi gerekeceği belirtilmiş, 25/05/2022 tarihli ek raporda, davada Ankara 25.İcra Müdürlüğü'nün 2019/10158 Sayılı dosyasındaki itirazın iptali istemi yönünden değerlendirme Mahkeme’ye ait olmak üzere, takip tarihi itibari ile; asıl alacak 65.111,40 TL, işlemiş Faiz 69,57 TL olarak hesaplandığını, Ankara 25.İcra Müdürlüğü'nün 2019/10159 Sayılı dosyasındaki itirazın iptali istemi yönünden değerlendirme Mahkeme’ye ait olmak üzere, takip tarihi itibari ile; asıl alacak 263.282,75 Euro, işlemiş Faiz 299,24 Euro olarak hesaplandığını, davacının takipte 95,22 Euro talep ettiği, taleple bağlı olacağı, birleşen davada; Ankara 14.İcra Müdürlüğü’nün 2020/4487 Sayılı dosyasındaki itirazın iptali istemi yönünden değerlendirme Mahkeme’ye ait olmak üzere, takip tarihi itibari ile; asıl alacak 263.282,75 Euro, işlemiş Faiz 228,81 Euro olarak hesaplandığını, davacının takipte 47,04 Euro talep ettiğini, taleple bağlı olacağı sonuç ve kanaatine varıldığı ifade edilmiştir.<br>Her ne kadar taraflar arasında bir adi ortaklık bulunduğu iddia edilmiş ise de sözleşmeler incelendiğinde, Sağlık Bakanlığı, Göç Sağlığı Genel Müdürlüğü ile davalı ... Laboratuvar Sistemleri Sağlık Hizmetleri Medikal Tic. Ltd. Şti. arasında 15/01/2016 tarihinde imzalanan “Onaylı Laboratuvar Sonuçlarının Temini” sözleşmesinin konusunun, yüklenici tarafından laboratuvar testlerinin gerçekleştirilmesi ve teslim edilmesi olduğu, davalının dava dışı İdare’den işi alarak sözleşme imzalayan yüklenici olduğu, İdare ile yapılan Sözleşmeye istinaden 28 ilde yürüteceği hizmetin bir kısmını davacıdan temin etmek üzere davacı ile alt yüklenici (taşeron) hizmet alımı sözleşmesi imzaladığı görülmektedir. Dosya kapsamında, davacı ile davalının birlikte dava dışı İdare ile aralarında bir adi ortaklık (konsorsiyum) kurarak sözleşme imzalamadığı sabit ve açık olup, dava dışı İdare ile sözleşme imzalayanın davalı olduğu anlaşılmaktadır. “Onaylı Laboratuvar Sonuçlarının Temini” sözleşmesinde hizmeti yükümlenen davalı olup, davalı işi bizzat görecek, işi bizzat görmesinin mümkün olmadığı durumlarda dışarıdan hizmet alımı yapabilecektir. <br>Bu durumda, dosya kapsamı ve mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri ile birlikte değerlendirildiğinde, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli ve alacağın muaccel olduğu, alacağın likit olmaması ve yargılamayı gerektirmesi nedeni ile tazminat şartlarının oluşmadığı, kurulan hükümde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>\t1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK.'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı Esastan Reddine,\t <br>\t2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 161,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 454,00 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,<br>\t3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 120.110,64 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 30.189,06 TL nin mahsubu ile bakiye 89.921,58 TL nispi karar ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf yoluna başvuranlar üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere 15/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.   \t\t\t<br><br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"04aebfa95f72117b","SID":"e67c41535ad6907c"}}