{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>37. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/2718 <br>KARAR NO: 2025/1535<br>KARAR TARİHİ: 26/05/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/06/2024<br>NUMARASI: 2024/360 2024/440<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>Taraflar arasındaki davada Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik  kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:<br>K A R A R Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesince, \"...Dava temelini oluşturan takip konusu incelendiğinde; taraflar arasındaki ticari ilişkiye (ajanda, ajanda logosu, takvim, takvim logo tasarımı, kalem tasarımı, çakmak tasarımı, katalog tasarımı, fuar reklam bedeli ve fuar stant kurulum bedeli) dayanan fatura alacağın varlığının ve varsa miktarının çekişmeli olduğu belirlenmiştir. Davacının ticaret şirketi tüzel kişi tacir, davalının gerçek kişi tacir olduğu davacı kabulündedir....\" gerekçesiyle görevsizlik  kararı verilmiştir. Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi ise, \"...davalı ...'ın  tacir sıfatı bulunmadığı, davanın nispi ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gerekli olduğu...\" gerekçesiyle görevsizlik  yönünde karar vermiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan Kanun maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gerekli ve yeterlidir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, \"Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.”Türk Ticaret Kanununun 11/1.maddesinde, \"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.\",  Aynı Yasanın 12/1.maddesinde \"Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.\", 2 ve 3.fıkrasında ise, \"Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.\" hükümlerini amirdir. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Bakanlar Kurulu'nun Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin 21/07/2007 tarihli kararı ile esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup dekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan  213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 176. maddesinde, birinci sınıf tüccarların bilanço esasına göre defter tutacakları ve 178. maddesine göre de, birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanların ikinci sınıf tacir sayılacağı ve ikinci sınıf tacirlerin ticari işletme hesabına göre defter tutacakları düzenlemiştir. Bir kişinin ticaret siciline kaydının olmaması tacir olmadığını, esnaf olduğunu göstermediği gibi işletme hesabına göre defter tutuyor olması da esnaf olduğunu göstermemektedir. Tarafların esnaf sayılabilmesi için vergiye esas hasılat/satış unsuru yanında, iktirasdi faaliyetinin sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayanması ile esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil(berber, terzi gibi) olması gerekmektedir. Eldeki dava, davacı şirket ile davalı arasında akdedilen, ajanda, ajanda logosu, takvim, takvim logo tasarımı, kalem tasarımı, çakmak tasarımı, katalog tasarımı, fuar reklam bedeli ve fuar stant kurulumuna ilişkin anlaşma uyarınca toplam fatura bedeli olan 896.880,00 TL üzerinden gönderilen 8 adet fatura alacağına istinaden yapılan takibe karşı açılan menfi tespit ve ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir. Her ne kadar davalının ticaret sicil kaydı bulunmamakta ise de, dosyada mübrez Vergi Dairesi yazı cevabına göre davalı tarafın bilgisayar programlama faaliyetine ilişkin vergi mükellefiyet kaydının bulunduğu, gerek sözleşme konusu işlerin bir ticrai işletme faaliyetini gerektirmesi ve gerekse de ticari nitelikte sözleşmeye konu bedel (896.880,00 TL) nazara alındığında, davalının esnaflık düzeyini aşar şekilde faaliyette bulunduğunun kabulü gerektiği ve sözleşmeye taraf olan davacı şirket olup tacir sıfatını da haiz olmasına göre, sözü geçen taraflar arasındaki nispi nitelikte ticari davaya bakmak görevi asliye ticaret mahkemesine aut bulunmaktadır.<br>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 26/05/2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b89591530d02ae53","SID":"380e99900587b053"}}