{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>37. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/2728 <br>KARAR NO: 2025/1536<br>KARAR TARİHİ: 26/05/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi ile  İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik  kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:<br>K A R A R İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesince, \"...İstinaf ilamı doğrultusunda İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'na müzekkere yazılmış, gelen 19/12/2023 tarihli yazı cevabında davacının bilanço esasına göre defter tutan mükellef olduğu ve bu suretle tacir sıfatı bulunduğu...\" gerekçesiyle görevsizlik  kararı verilmiştir. İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, \"...takibe konu sözleşmenin tarihinin 13/02/2018 olduğu, dava tarihinin 11/09/2018 olduğu, davanın ticari dava olup olmadığının davacının dava tarihindeki durumuna göre belirlenmesi gerektiği, görevsizlik kararı veren mahkemece sadece 2022-2023 yılı vergi kayıtlarının celp edildiği, dava tarihinde davacının tacir sıfatını haiz olup olmadığının araştırılmadığı, uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde öngörülen mutlak ticari davalardan olmadığı, o halde olayda tarafların sıfatına ve davanın niteliğine göre nispi ya da mutlak nitelikteki bir ticari davanın söz konusu olmadığı...\" gerekçesiyle görevsizlik  yönünde karar vermiştir. Bakanlar Kurulu'nun Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin 21/07/2007 tarihli kararı ile esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup dekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan  213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 176. maddesinde, birinci sınıf tüccarların bilanço esasına göre defter tutacakları ve 178. maddesine göre de, birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanların ikinci sınıf tacir sayılacağı ve ikinci sınıf tacirlerin ticari işletme hesabına göre defter tutacakları düzenlemiştir. Bir kişinin ticaret siciline kaydının olmaması tacir olmadığını, esnaf olduğunu göstermediği gibi işletme hesabına göre defter tutuyor olması da esnaf olduğunu göstermemektedir. Tarafların esnaf sayılabilmesi için vergiye esas hasılat/satış unsuru yanında, iktirasdi faaliyetinin sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayanması ile esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil(berber, terzi gibi) olması gerekmektedir. Eldeki davanın açıldığı İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesince, 14/01/2020 tarih 2018/381 Esas 2020/4 Karar sayılı karar ile davanın esası hakkında karar verilmiş ise de, bu kararın, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 19/10/2023 tarih 2020/1802 esas 2023/1683 karar sayılı kararı ile davacının tacir olup olmadığı belirlendikten sonra göreve ilişkin bir değerlendirme yapılması ve sair yönlerden kaldırıldığı görülmektedir. Hal böyleyken İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'na yazılan yazıya verilen çevapta, davacının bilanço esasına göre defter tutan mükellef olduğu, yine ticaret sicil yazı cevabına göre 2009 yılından beri gerçek kişi tacir kaydı bulunduğu bildirilmiştir. Kaldı ki alacağın dayanağı sözleşmede davacı aleyhine öngörülen edim, esnaflık düzeyini aşar şekilde, ticari işletme faaliyetini gerektiren bir iştir. Bu durumda tacir olan taraflar arasındaki nisbi nitelikte ticari davaya bakmak görevi asliye ticaret mahkemesine ait bulunmaktadır.<br>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE   26/05/2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c1c72d6a8d671f3","SID":"e50b95549e4dbb34"}}