{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/429 <br>KARAR NO:2025/768<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:08/04/2021<br>NUMARASI:2019/411  E. -  2021/328  K.<br>DAVANIN KONUSU:Çekin istirdadı<br>Taraflar arasındaki çek istirdadı davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davacının beyaz ciro ile yetkili hamili bulunduğu, keşidecisinin ... LTD olduğu, ... Bank'a ait ... numaralı ve 10/08/2018 tarihli 11.000 TL'lik çeki tahsilat yapmak amacıyla bankaya vermek için işyerindeki evrak çantasında aradığında bulamadığını, çeki yolculuk sırasında kaybettiğini, bütün aramalara rağmen bulamadığını, çek keşidecisinin hiçbir ticari ve hukuki ilişkisinin bulunmadığı, tanımadığı insanların eline geçtiğini iddia ederek, çekin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; Müvekkilinin dava konusu çekte lehdar durumunda olduğunu, ayrıca söz konusu çeki usulüne uygun ciro ettiğini, davacınında dava dilekçesinde açıkça çeklerin çalındığını belirttiğini, davanın müvekkilime karşı açılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu,  davacının beyaz ciro ile yetkili hamil olduğunu iddia ettiği çeklerde müvekkili davalının lehdar olup, son hamil olmadığını, kaldı ki müvekkilinin son lehdar olmamakla ciro silsilesinde başka cirantalar da bulunduğunu, İşbu nedenle davanın son hamile karşı açılması gerekirken müvekkile karşı açılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilim çeki bankaya ibraz ettiğinde kendisine çek için ödeme yasağı olduğunun bildirilmiş olduğunu, bunun üzerine müvekkilinin çek ile ilgili herhangi bir işlem yapmadığını, davacı aleyhine başlatmış olduğu bir icra takibi de bulunmadığını,Yargıtay tarafından verilen  emsal kararda, çeke dayalı olarak takip başlatan cirantanın dava konusu çekleri iktisap ederken kötüniyetli davrandığı veya iktisapta ağır kusurlu olduğu hususunun ileri sürülmediği gerekçesiyle reddine karar verildiğini, ilgili yerel mahkeme kararının istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davanın husumet yokluğu yönünden usulden reddine karar verildiğini davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak,  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davacının ticari alacağına karşın aldığı ve hamili bulunduğu keşidecisinin... LTD olduğu, ... Bank'a ait ...numaralı ve 10/08/2018 tarihli 11.000 TL'lik çekin kaybolması olayına konu edildiği, söz konusu kaybolan çeke ilişkin olarak 6102 sayılı TTK'nın ilgili maddeleri uyarınca iptali talebiyle İstanbul Anadolu 9. ATM'inde dava açılmış, ilan süresi içerisinde çeki elinde bulunduran ortaya çıktığından bu şahsa karşı istirdat davası açılması için davacıya süre verilmiş, istirdat davası da mahkememizde ikame edilmiş, yukarıda belirtilen ve yapılan yargılama sonucunda söz konusu kaybolan çeke ilişkin olarak davalı lehdar ile dava dışı keşideci ... LTD  arasında bir ticari münasebetin bulunduğu, davacının beyaz ciro ile elde ettiğini daha sonra kaybolduğunu ileri sürdüğü çekin keşidecinin tanımadığı ve hiçbir ticari ilişkisi bulunmayan kişilerin eline geçtiğini ileri sürmesine rağmen bilirkişi incelemesi ile (dava dışı) keşideci... LTD ile davalı ... arasında ticari münasebetin bulunduğunun tespit edildiği, söz konusu kaybolduğu ileri sürülen çek hakkında keşideci şirketin ticari defterlerinde davalı ...'nin carisinde kaydedilmiş olduğu anlaşılmaktadır.Çek TTK'nın 780/1-b maddesine göre kayıtsız şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi içerdiğinden sebepten mücerret bir borç ödeme aracı olduğuna ilişkin karine bulunmaktadır. Bu karinenin aksinin iddia eden tarafından ispatlanması gerekir. Davalı süresinde cevap dilekçesi ile davacı iddialarını tamamen inkar ettiğinden ispat külfeti davacıdadır.Benzer konuya ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/1916 esas ve  2015/7411 karar sayılı ilamında; \"Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çalınan çeke ilişkin olarak davacı ve davalı arasında herhangi bir ticari münasebetin bulunmadığı, davacının zayi etmiş bulunduğu ve çalınan çekin davalıya dava dışı ... tarafından ciro edilerek verildiği, davalının da söz konusu çeki dava dışı ...'ya iade ettiğini beyan ettiği, sözü edilen ...'yla davacının da herhangi bir ticari münasebetinin bulunmadığı, dava konusu çekin meşru yollardan davalının eline geçmediği, davalının çeki edinmekte, iktisabında kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu keşidecisi ... Ortak İş Girişimi olan ... Şubesi'ne ait, 10/08/2012 keşide tarihli, ... çek numaralı 8.400,00 TL meblağlı çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile çekin istirdadına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, 6762 sayılı TTK 704. maddesinde düzenlenen çek istirdat davasıdır. Bu davada TTK 702. maddesi gereği ispat yükü çekin yetkili hamili olduğunu ve rızası dışında elinden çıktığını ileri süren davacıya ait olup, davacının davalının kötü niyetle çeki iktisap ettiğini veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekir. Davalı, dava konusu çekin elinde olmadığını, çeki kendisine ciro eden ... adlı kişiye geri verdiğini savunduğuna ve çeklere ilişkin zayi nedeniyle iptal davası açılmış olması, tek başına, çeki elinde bulunduranın çeki kötü niyetle iktisap ettiğini veya iktisapta ağır kusurlu olduğunu göstermeyeceğine göre, mahkemece bu savunma üzerinde durularak HMK 125. madde uyarınca davanın, davalının çeki teslim ettiğini iddia ettiği ...'ya yönlendirilmesi ve davacının çeki elinde bulunduran ...'nın kötü niyetle çeki iktisap ettiğini veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerektiği halde, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.\" şeklindeki açıklamalarının ışığı altında  ispat yükü çekin yetkili hamili olduğunu ve rızası dışında elinden çıktığını ileri süren davacıya ait olup davalı hamilin kötü niyetle çeki iktisap ettiğini veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerektiği değerlendirilerek davacının davalı hamilin kötü niyetle çeki iktisap ettiğini veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu ispatlayamaması karşısında... \"gerekçesiyle davanın reddine,  karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilinin davalının dava konusu çekin kötü niyetli şekilde elinde bulundurduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, mahkeme kararının hatalı olduğunu, gerekli araştırmaların yapılmadığını, rapora göre karar verildiğini, müvekkili tarafından çekin kaybedildiğini, davalının kötü niyetli olduğu açık iken salt davalının beyanlarına dayalı olarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, istirdat davasının haklı olduğunu, dava dilekçesindeki iddialar dikkate alınmadan karar verildiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 792. maddesi gereğince çek istirdadı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, konusu çekin 11.000,00 TL bedelli, 10.08.2018 keşide tarihli çekin davalının uhdesinde olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı, davalı yönünden dava konusu çeki kötü niyetle ve ağır kusurlu olarak iktisap etmiş olduğunun kabulünün gerekip gerekmediğine ve istirdat için TTK'nın 792. maddesindeki koşulların mevcut olup olmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, dava konusu çekin dava dışı .... Ltd Şirketine ait ...bank ... Şubesindeki çek hesabından... İnşaat - ... (davalı) adına 10.08.2018 tarihinde keşide edilen 11.000,00 TL tutarlı çekin davalı tarafça bankaya ibraz edildiği, mahkeme tarafından ödeme yasağı nedeniyle ödeme yapılmadığı, davacının çek üzerinde herhangi bir ad ve soyadının yer almadığı, beyaz ciro ile yetkili hamilli olduğu iddiası ile İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/905 Esas sayılı  dosyasında, 08.08.2018 tarihli dilekçe ile iki adet çek nedeniyle çek iptali davasını açmış olduğu, mahkeme tarafından gerçekleştirilen yargılama aşamasında dava dışı bankanın cevabı yazısı üzerine mahkeme tarafından davacıya çeki ibraz edenlere karşı istirdat davası açmak üzere davacı tarafa süre verildiği, davacının iş bu davayı açması üzerine İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/905 Esas, 2019/156 Karar ve 19.02.2019 tarihli kararı ile konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı dava dilekçesinde, söz konusu çekin beyaz ciro ile yetkili hamili olduğunu, metrobüs yolculuğu yaptığı sırada çaldırdığını veya kaybettiğini iddia ederek, istirdat davası açmıştır.Tarafların delillerini ibrazla birlikte bilirkişi raporu alınmıştır. 13.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davalıya ait yasal defterlerle ... İnşaata ait yasal defterlerin incelendiği, yasal defterlerde hesap hareketlerine göre davalının dava dışı şirkete nakit olarak KDV dahil 17.983,20 TL bedelinde 14.05.2018 tarihinde satış yaptığı, davalının yasal defterlerinde davacı ile ticari ilişkisine rastlanılmadığı, dava dışı ... Otomotiv Şirketinin yasal defterleri üzerinde yapılan incelemelerde sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, davalı ile ticari ilişkisine diğer çeşitli borçlar hesabında takip ettiği, söz konusu dönemde gerçekleşmiş olan hareketlerin rapora eklendiği, sonuç olarak davalının yasal defterlerinde dava dışı şirket ile bir adet işlemden doğan hareket yer alırken dava dışı şirket yasal defterlerinde davalının 2018 yılı içinde 209.500,00 TL tutarında toplam işlem gerçekleştirildiği, davaya konu çekin dava dışı şirket hesaplarında davalı carisinde işlenmiş olduğu, bu muhasebe kaydının çekin ödemesine ait muhasebe kaydı olduğu, çekin ödeme kaydı öncesi dava dışı şirket hesaplarında ...'nin 41.000,00 TL borçlu olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Davalı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; davanın müvekkiline karşı açılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin lehtar olduğunu, son hamil olmadığını, ciro silsilesinde başka cirantalarında bulunduğunu, TTK'nın 792. maddesi uyarınca çek istirdadı davasında davalının kötü niyetli ve ağır kusurlu olma şartının arandığını, müvekkilinin kötü niyetli ve ağır kusurlu olmadığını zaten taraf olmak için gerekli şartları taşımadığını, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere çekin usulüne uygun şekilde müvekkiline ciro edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.TTK'nın 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanuni düzenleme bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde  TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır. Bu davada, davacının çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve çeki elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir. Aynı Kanunun 790. maddesinde ise \"Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır\" düzenlemesi bulunmaktadır. TTK'nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, yukarıda da belirtildiği gibi çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir (Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. 2017/11-159, K. 2021/417 tarih ve sayılı kararı).Somut davada, davalı taraf çekte lehtar konumundadır. Ayrıca dava dışı çek keşidecisine ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan incelemede davalı ile ticari ilişkinin mevcudiyeti tespit edilmiştir. Davacı tarafça davalının çeki kötü niyetli iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu ispatlanamamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davcı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,4-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 08.05.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"971b544c00202ae9","SID":"df675fcb024aa772"}}