{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/491 <br>KARAR NO\t: 2025/775<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...                    (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...               (...)<br>KATİP\t\t: ...         (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/282 E.  -  2022/210 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka  İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/06/2022 tarih ve 2019/282 E. - 2022/210 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, 2000 yılında kurulan ve  kimyasal ürünlerin imalatı, satışı, pazarlaması ve ihracatı alanında faaliyet gösteren müvekkilinin aynı zamanda hastaneler ve özel kliniklerin kullandığı ultrason ve ekg jeli gibi ürünlerin de üretimini yaptığını, bu kapsamda normal doğum esnasında kullanılan ve sürtünmeyi azaltarak doğumun daha hızlı ve kolay gerçekleştirilmesini sağlayan bir jel geliştirip bu ürüne ilişkin \"...\" ibareli markasını tescil ettirdiğini, hal böyle iken davalı şirketin müvekkilin ürünü ile bire bir aynı amaca yönelik olarak imal ettiği doğum kolaylaştırıcı jeli \"...\" markası ile satışa sunduğunu, bunun öğrenilmesinden sonra davalının iş yerinde11/06/2018 tarihinde mahkeme vasıtası ile tespit yapıldığını, keşif sırasında toplanan delillerle davalı firmanın, müvekkilinin tescilli markaları, ambalaj tasarımları ve ürün kataloglarındaki görseller ve tanıtıcı sloganların aynı ya da karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlerini kullandığının ve ayrıca müvekkili şirketin eski bir çalışanı olan kimya mühendisinin  halen davalı firmada çalıştığının   ve müvekkiline ait ürün kataloglarının davalı firmanın showroom’unda, idari ofisinde bulunduğunun tespit edildiğini, davalı firma yetkilisinin bu tespit sırasında \"...\" markalı jelin bir defaya mahsus üretimin gerçekleştirildiğini bildirdiğini, hal böyle iken davalı firmanın bu tespitten sonra 13 Haziran 2018 tarihinde 2018/57381 başvuru numarası ile \"... ...\" ibareli markanın tescili başvurunda bulunduğunu, müvekkilinin markanın tesciline yönelik itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, davalının  müvekkilinin üretmiş olduğu ürün ile aynı amaca yönelik bu ürünü için tescilini talep ettiği \"...\" ibareli markasının müvekkilinin markası ile karıştırılmaya yol açacak derecede benzerliğinin yanında, ürünün pazarlamasında kullandığı diğer görsellerin de müvekkil ürününün ambalaj tasarımı ve tanıtım kataloğundaki görsellere karıştırılmaya yol açacak derecede benzer olduğunu, ... şeklinde kök ve ek olmak üzere iki bölümden oluşan markaların  kök kısımları bire bir aynı harflerden oluşmuyor ise de ek  kısımdaki “...” ibaresinin aynılığının markaları ses açısından da benzer kıldığını, öte yandan davalı markasında yer alan “...“ ibaresinin müvekkilin 7/4/2016 başvuru tarihli ve 2016/31593 numaralı ibareli markasının kök kısmı ile bire bir aynı olduğunu,  görsellerde kullanılan eflatun-mor renklerin de bire bir aynı olup, başvurusu yapılan davalı markanın, müvekkilin 2012/103470 numaralı ... ibareli markası ile seri marka izlenimi uyandırdığını, davalı şirketin müvekkil markalarına yaklaşarak kullandığı başka markalarının da  mevcut olup kötü niyetli tutumunun süreklilik arz ettiğini ileri sürerek 2019-M-4087 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tesciline karar verilmiş olması durumunda 2018/57381 başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>Davalı şirket vekili, davacının  müvekkilinin “... ...” ibareli markasını kullanması ve tescil ettirme gayesini marka hakkına tecavüz olarak nitelendirmeye çalıştığını, “...” ibareli marka ile  davacıya ait “...” ibareli markanın örtüşür ve bağdaşır herhangi bir yönünün bulunmadığını, davacıya ait reklam ve tanıtım faaliyetleri, broşürleri katalogları, ürün ambalajları üzerinde kullanılan veya davacıya ait internet sitesinde yer alan görselleri, tanıtım faaliyetlerini vb bir pek çok şeyin kopyalanarak kullanıldığı iddiasını kabul etmediklerini, “...” ve “...” ibareli marka arasında ortak olan tek hususun markaların sonunda yer alan “...“ ibaresi olduğunu, “...” ile “... ...” ibarelerinin tamamen farklı kelime unsurları olup, markaların görsel, işitsel açıdan olduğu kadar kavramsal, yani anlamsal açıdan da tamamen farklı olduklarını, tüketicilerin “...“ ve “... ...” ibaresi ile karşılaştıklarında bu ibareleri birbirine karıştırmasının imkansız olduğunu, tarafların markası arasında ortak bir kelime unsuru vb hiçbir husus bulunmadığını, müvekkilinin  markasının yazım şekli, stili, rengi ve markada kullanılan şekil unsurları itibariyle farklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı adına tescilli \"...\" esas ibareli marka ile davalının dava konusu \"... ...\" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, markaların bütünsel algısının bu iki kelime arasındaki net farklılık nedeniyle birbirinden uzaklaştığı, bir an için “...” ibaresinin kullanımı nedeniyle işaretlerin düşük düzeyli bir görsel ve işitsel benzerlik taşıdığı kabul edilse dahi ayırt ediciliği zayıf olan “...” ibaresinin markaların aynı/benzer olduğu 05 sınıftaki hizmetler için asli unsur olarak kabul edilmesinin mümkün olmayacağı, alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının ''... ...\" markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, davaya konu markanın, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı; dosya kapsamındaki delillerde davacının kötü niyetli hareket ettiğine ilişkin somut verilerin bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\t <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkeme kararında ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarında SMK 6/9 hükmü çerçevesinde inceleme yapılmamış olmasının eksiklik içerdiğini, kötü niyetli tescil başvurusuna yönelik iddiaların hukuka uygun şekilde ele alınıp değerlendirilmediğini, eldeki davanın davalı hakkında yapılan tespit ve alınan tedbir kararından sonra açıldığını, davalı şirketin iş yerinde yapılan tespitin ertesi günü  marka başvurusunda bulunmasının kötü niyetini ortaya koyduğunu, davalı firmanın haksız ve hukuka aykırı eylemlerine kılıf uydurmak, ve kötü niyetli kullanımına yasal zemin oluşturmak amacıyla dava konusu marka başvurusunu işleme koyduğunu, bunun yanında davalı firmanın, başvuru konusu ibareyi, müvekkil ürünleri ile bire bir aynı amaçla üretilmiş ürünler üzerinde, müvekkilinin ambalaj tasarımına yaklaşarak, bir kısım görsel unsurlarla müvekkil markasına ve ürün tasarımına benzeterek, müvekkil markasını çağrıştıran bir kompozisyon içinde kullandığını, bilirkişi raporunun bir kısım delil ibraz edilmeden düzenlendiğini, bu kapsamda davalının geçerli bir sertifikası bulunmadığı halde ürün ambalajları üzerinde CE 2292 numarasını kullanıyor olması ile ilgili olarak Türkiye Tıbbi Cihaz Kurumuna yaptıkları  başvuruya ilişkin net bir yanıt alınıp durum açıklığa kavuşturulmadan raporun düzenlendiğini, yerel mahkemece yapılan değerlendirmede ise yalnızca dava konusu markalar arasındaki benzerliğe değinilmekle yetinilmiş, kötü niyetli tescil başvurusunu ispata yeterli olan delil tespiti işlemi, istinaf mahkemesi kararı, davalının fiili kullanımı ve marka başvurusu tarihi gibi deliller incelenmeksizin hüküm kurulduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne  karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t:Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta davacının itiraza mesnet  \"...+Şekil\" ibareli başvurusu ile davalıya ait  davaya konu 2018/57381 sayılı ve \"... ...\" ibareli  markalar arasında, \"...\" ibaresi ortak ise de, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere bu ibarenin özellikle ilaç sektöründe sıklıkla kelimelerin sonuna eklenen ayırt edici niteliği düşük bir ibare olup ortalama tüketicileri oluşturan  eczacı, doktor  gibi yüksek dikkate sahip kişiler yönünden bu ortaklığın markalar arasında karıştırılma ihtimaline sebebiyet vermeyeceği ve başvurunun kötü niyetle yapıldığının da ispatlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br> <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40.-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70.-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, \t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/04/2025\t\t<br> <br>Başkan<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br> <br>Katip<br>...<br><br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f81dd8ba6ea899f7","SID":"8cd25af974d9ac10"}}