{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/385 <br>KARAR NO:2025/662<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:03/11/2021<br>NUMARASI:2016/256  E.  -  2021/854  K.<br>DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari satımdan kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 20/10/2010 tarihli satış sözleşmesinde davalının her sözleşme yılında asgari 600 m3 ürün satmayı, taahhüde aykırı davranılması hâlinde eksik kalan her m3 için 60 USD cezai şart ödemeyi kabul ettiğini, sözleşme döneminde bu ürün satışını gerçekleştirmediğini, gereken uyarıları yaptıklarını ama yanıt verilmediğini, kendilerine düşen yükümlülükleri ifa ettiklerini, davalının sözleşme ve taahhütlerine aykırı davrandığını iddia ederek, satış taahhüdüne aykırılık nedeniyle şimdilik 10.000 USD ceza koşulu bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen dava tarihinden itibaren işleyecek akdi faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın kısmi alacak davasıolduğunu, HMK'nın 6.maddesi uyarınca, davanın, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılması gerektiğini, yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, davacı yanın iyiniyetli olmadığını, talep edilen cezai şartın TBK'nın 177-182 maddelerine uymadığını, uyarılara rağmen mal satışına devam ettiğinden davacı yanın davalı tarafa bir güven oluşturduğunu, iş akdi sona erdiğinde toplu olarak cezai şart isteminin hukuka uygun olmadığını, davacı yanın peşin alımlarda uyması gereken kâr marjının alıcı lehine 90+10 olması gerekirken uygulanmadığını, davacının davalı yanı mağdur ettiğini, sözleşme süresinin ilk  iki yılı karayollarının akaryakıt istasyonu önünde yol çalışması yaptığını, istasyonun bu nedenle uzun zaman faaliyet gösteremediğini, davanın iyiniyete ve hukuka aykırı olarak açıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...20/10/2020 sözleşme tarihi ile davalının tek taraflı fesih tarihi olan 07/11/2014 arasındaki dönemde davalının 4 yıllık süre boyunca her yıl için beyaz ürün bakımından 600m3 kotayı sağlayamadığı, davalının feshi öncesindeki yazı ve ihtarnamelerin davalıya tebliğ edilemediği, davacının bu dönem içinde davalıdan cezai şart talep etmediği, davacının her sözleşme ilişkisisinin döneminin veya yılının sonunda herhangi bir çekince veya ihtirazi kayıt koymaksızın eksik ürün alımına rağmen beyaz  ürün satışına devam ettiği, ancak davalının 07/11/2014 tarihli tek taraflı feshinden sonra yine davalıya tebliğ edilemeyen İstanbul 8. Noterliği12/01/2015 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamede cezai şart talep etmesinin çelişkili davranma yasağını gündeme getirmektedir. Buna göre TMK m. 2 gereğince, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uyması gerekmekte olup taraflar arsındaki sözleşme ilişkisi ve süresi düşünüldüğünde, taraflar arasında beyaz ürünün eksik satılmasına rağmen satışın devamı konusunda bir güven oluştuğu, davacının davalının fesih iradesini ortaya koyduğu ihtarnameden sonra cezai şart talebinin çelişkili davranma yasağına tabi olduğu, hukuk düzenince korunamayacağı dolayısıyla taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin cezai şarta ilişkin maddesinin somut uyuşmazlıkta uygulanamayacağı ortada olup davanın reddine karar vermek gerekmiş ... \"gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalıya karşı dört defa satış taahhüdünü yerine getirmediği için bildirimde bulunulmasına rağmen mahkemece gözardı edilmesinin kabul edilemeyeceğini, mahkeme kararında ve hükme esas alınan raporlarda her ne kadar satış taahhüdüne ilişkin uyarı yazısının davacıya iletilip iletilmediğine dair dosyada bir belge mevcut olmadığı belirtilmiş olsa da yargılama süresi boyunca yapılan itirazlarda açıkça belirtildiği üzere davalının bilinen ve akaryakıt bayilik sözleşmesindeki kabul ettikleri Adıyaman'da bulunan adreslerine dört ayrı zamanda iadeli taahhütlü posta ve ihtarname yolu ile bildirim yapıldığını, buna rağmen 2012 tarihli satış taahhüdünü yerine getirilmediğine ilişkin yazının ... tarafından 09.10.2012'de tevdi alındığına ilişkin belgeler dosyada mevcut iken tebliğ edilmediğine dair evrakın mevcut olmadığına ilişkin görüşün kabulünün mümkün olmadığını, davalı adına keşide edilen ihtarnamelerdeki adres ile dava dilekçesindeki adresin aynı olduğunu, davalının süresinde cevap dilekçesi sunduğu görüldüğünde davalıların tebliğ almamak adına hareket etmiş olabileceğini ve müvekkili şirketin tebliğe çıkarmak ile var olan sorumluluğun sona erdiğinin açık olduğunu, tebliğe ilişkin belgelerin dava dilekçesinde sunulduğunu ayrıca tekrar dosyaya sunulduğunu, davalının kötü niyetli şekilde tebligatları teslim almamaya çalıştığını ayrıca bayilik sözleşmesinin 50.maddesinde açık düzenlemenin mevcut olduğunu, mahkemenin eksik inceleme sonucunda karar verdiğini, tüm dönemler için hesaplama yapılması gerektiğini, bu konuda uyarı yazıları ve ihtarların tebliğ edildiğini, davalı yanda cezai şartın talep edilmeyeceğine ilişkin bir güven oluşmasının söz konusu olmadığını, davalıya uyarı ihtarı gönderildiğini, mahkeme tarafından 4 yılı aşkın süre boyunca eksik ürün alımına ilişkin herhangi bir ihtirazı kayıt konulmadığı gerekçesiyle cezai şart talebinde bulunulamayacağı belirtilmiş olsa da bu hususun kabul edilmediğini ve bildirim yapıldığını, ikrar sayılmamak üzere öncelikle talepleri gibi tüm dönemler için cezai şarta hükmedilmesi yönünde karar verilmesi, aksi takdirde Yargıtay içtihatları doğrultusunda son yıla ilişkin cezai şartın hesaplanarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, usul ve esas yönünden hatalı olan kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, bayilik sözleşmesindeki satış taahhüdüne aykırı davranılması nedeni ile oluşan ceza koşulu alacağının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, akaryakıt bayilik sözleşmesinin varlığı, sözleşmenin davalı şirket tarafından feshedilmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının bayilik sözleşmesinin eki olan satış taahhütnamesinden kaynaklanan ceza koşulu alacağının mevcut olup olmadığı, önceki yıllara ait eksik ürün alımı neticesinde ticari ilişkinin devam ettirilmiş olmasının ceza koşulu alacağından vazgeçmiş sayılıp sayılamayacağı, ihtirazı  kayıt konulmaksızın ticari ilişkiye devam durumunda talep hakkının devam edip etmeyeceği, davalıya bu konuda ihtarname tebliğ edilip edilmediği, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir.Dosya kapsamından, taraflar arasında 20.10.2010 tarihinde beş yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmede bayinin davalı şirket olduğu, sözleşme konusunun, 2. maddede davalı şirketin Adıyaman ili Merkez ilçesi Kayacık köyü mevkinde bulunan 227 parsel numarasında kayıtlı taşınmaz üzerinde yer alan akaryakıt ve otogaz satış ve servis istasyonu ile ilgili olarak bayilik yapacağı hususlarına yer verildiği; haklar ve yükümlülüklerin 4. maddede düzenlendiği, sözleşmenin 18. maddesinde, bayinin haklı bir neden olmaksızın süresinden önce sözleşmeyi feshettiği veya kötü niyetli olarak iş bu sözleşmenin sona ermesine neden olduğu takdirde istasyonda 3 yıl süre ile akaryakıt ticareti yapamayacağı, ortağı bulunduğu bir firma veya şirkete bu amaçla istasyonu tahsis etmeyeceği ve kullandırmayacağı, aynı amaçla bir başkasına kiralamayacağı, tahsis edemeyeceği vb şekilde kullandırmayacağını beyan ve kabul ile taahhüt ettiğine yer verildiği, 13. maddede ...'in satışla ilgili olarak yıllık satış hedeflerini yazılı olarak bayiye bildireceği, bayinin kendisine bildirilen satış hedeflerini gerçekleştirmekle mükellef olduğu, kendisine bildirilen satış hedeflerini gerçekleştirmemesi hâlinde ...t'in süresinden evvel sözleşmeyi fesih yetkisini haiz olduğu ancak bayiye vereceği satış bedelinin istasyonun bulunduğu bölgenin koşullarına bayinin sözleşme süresince taahhüt ettiği ya da taahhüt edeceği yıllık satış taahhütlerine tezat teşkil edemeyeceği hususlarına yer verildiği, 44. maddede, ...'in bayinin sözleşme hükümlerine aykırı davranışı halinde sözleşmeyi tek taraflı fesih hakkına sahip olduğu gibi fesih hakkını kullanmayarak yalnızca belirtilen yaptırımların birini, bir kaçını veya hepsini bayiye uygulama ve sözleşmenin feshi ile birlikte yaptırımları uygulama hakkına sahip olduğunun belirtildiği, (a) bendinde süre vererek sözleşme şartlarına uyması için yazılı olarak ihtar edebileceği, (b) bendinde; mal teslimatını dilediği kadar bir süre için durdurulabileceği, (c) bendinde; bayiden uyulmayan her husus ve tekrarlanan her fiil için iş bu sözleşmede veya sözleşmeye ek olarak yapılan hukuki sonuç doğuran protokol, taahhütname, zeyilname, ek sözleşme gibi tüm işlemlerde belirlenen esaslara göre cezai şart talep edebileceği, (d) bendinde; sözleşmeye veya petrol piyasası mevzuatına aykırı davranışlardan dolayı kendisinin veya müşterilerinin herhangi bir zarar görmesi halinde menfi ve müspet nitelikteki zarar ziyanın tazminini talep edebileceğini belirtildiği, sözleşme feshinin 45.maddede, düzenlendiği, feshin sonuçlarının ise 46.maddede düzenlenmiş olduğu, 46/d bendinde; bayinin sözleşme ile veya bu sözleşmeye ek protokollerle belirlenen cezai şarta ilaveten fesih tarihinden sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış taahhüdüne göre satması gereken toplam petrol ürünleri miktarlarını fesih işlemi nedeni ile satamaması sonucu ...'in uğradığı tüm zarar ve ziyanı sözleşme süresi sonuna kadar satması gereken beher birimler gereğince derhal nakden ve defaten ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğinin belirtildiği, cezai şartın 47.maddede düzenlendiği, söz konusu maddede; bayinin sözleşme hükümlerine veya sözleşmeye ek olarak imzalanan ve hukuki sonuç doğuran sözleşme eklerindeki protokol, taahhütname gibi hükümlere veya mevzuatın istasyonlu akaryakıt bayilerine yüklemiş olduğu yükümlülüklere aykırı davranışı sebebiyle sözleşmenin ... tarafından feshi halinde veya bayinin ...'in rıza ve izni olmaksızın sözleşmeyi tek taraflı feshetmesi ve/veya başka bir dağıtım şirketinin bayiliğini doğrudan dolaylı olarak alması halinde bayinin kararlaştırılacak ve sözleşme eki olarak belirlenen cezai şart tutarlarını ihtara ve mahkeme kararı alınmasına gerek kalmaksızın talep üzerine davacı şirkete ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğinin belirtildiğini, 50.maddede yasal tebligat ve adresler başlığı ile tarafların sözleşmede kayıtlı satış istasyonu ile iş adreslerine kanuni ikametgah adresi olarak kabul ve adreslere yapılacak her türlü tebligatı kendilerine yapılmış akdedecekleri bayinin değişikliği en geç üç gün içinde ...'e yazılı olarak bildirmekle yükümlü olduğu, bildirmediği takdirde sözleşmede belirtilen adrese gönderilecek olan her türlü posta, yazı ve tebligatların fiilen bayi tarafından tebellüğ edilmese dahi Tebligat Kanunu hükümlerine göre bayiye tebliğ edilmiş sayılacağı hususlarına yer verildiği, sözleşmenin eki olarak taraflar arasında aynı tarihli bayilik protokolünün imzalanmış olduğu yine satış taahhütnamesi imzalandığı, taahhütname içerisinde akaryakıt bayilik sözleşmesi hükümleri gereğince bayilik süresince her yıl 600 m3/yıl asgari beyaz ürünü satmayı ve satış taahhütlerini ihlal ettiği takdirde taahhüt ettiği halde ...'ten satın alıp satamadığı beher m3 beyaz ürün için 60 USD, beher ton siyah ürün için 40 USD, madeni yağ için 250 USD, otogaz... için 80 USD tutarında cezai şartı ...'e ödemeyi davalı bayinin kabul ve taahhüt ettiğini beyan ederek imzaladığı, ayrıca aynı tarihli ariyet sözleşmesinin düzenlendiği, davacı şirket tarafından 09.05.2012 tarihinde davalı bayiye ihtarname gönderildiği, söz konusu ihtarname içeriğinde bayilik sözleşmesi ve ekindeki cezai şarta dayalı olarak yıllık asgari beyaz ürün satış taahhüdünde bulunulduğu, kayıtların incelenmesi neticesinde satış taahhüdünün gerçekleştirilmediğinin tespit edildiği, 2012 yılı ile birlikte en kısa süre içerisinde taahhüdün yerine getirilmesinin beklendiği, ihlal nedeni ile doğmuş hakların saklı tutulduğunun belirtildiği, 02.11.2012 tarihli ihtarnamede ise 01.01.2012 tarihinde 30.09.2012 tarihine kadar 100 m3 satış gerçekleştirildiğinin tespit edildiği, 2012 yılı ile birlikte en kısa sürede taahhüdün yerine getirilmesinin talep edildiği,ihtarnameye ilişkin tebligatın ...adında bir kişiye yapıldığı, tebligat adresinin sözleşmede yer verilen adres olduğu, davacı şirketin İstanbul ... Noterliğinde düzenlemiş olduğu 07.04.2014 tarihli ihtarnameyi davalılara gönderdiği, söz konusu ihtarnamede şirket ile 20.10.2010 tarihli 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi gereğince ...'ın sözleşmelerin garantörü olduğu, protokol hükümlerine göre satışlarda 600 m3 beyaz ürün satışı gerçekleştirileceği aksi takdirde ...'in süresinden evvel sözleşmeyi fesih yetkisine haiz olduğunun kabul edildiği, şirket defterlerine göre sözleşme tarihinden bu yana ...'ten 498 m3 beyaz ürün alımının yapıldığı, asgari 2156 m3 beyaz ürün alınmış olması gerekir iken çok altında alım yapıldığının tespit edildiği bu nedenle bayilik sözleşmesi ve bayilik protokolünün açıkça ihlal edildiğinin görüldüğü belirtilerek beklenen şekilde işletilmemesi nedeni ile şirketin bugüne kadar oluşmuş cezai şart tutarının 93.506,00 USD olduğu belirtilerek söz konusu bedelin 5 gün içerisinde banka hesabına ödenmesi, alınan ürünlerin artırılması, protokol hükümleri çerçevesinde satış için gayret gösterilmesi vb hususlara yer verildiği, davalı şirketin ise 07.11.2014 tarihli Adıyaman Noterliğinde düzenlenen ihtarnameyi davacı şirkete gönderdiği, söz konusu ihtarnamede değişen piyasa koşulları Adıyaman bölgesinde başlayan aşırı fiyat rekabeti, ticari çalışma koşullarında alınan motorin ve diğer petrol türevlerinin alış fiyatının yüksek olmasından dolayı piyasa fiyatları ile rekabet edilemediği, satış yapılamadığı, işletme giderlerinin karşılanamadığı, maddi krize girildiği, istasyonu kapatma durumu ile karşı karşıya kalındığı belirtilerek sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğinin bildirildiği, davacı şirket tarafından 12.01.2015 tarihinde İstanbul ... Noterliğinde düzenlenen ihtarnamenin davalılara tebliğ edildiği söz konusu ihtarnamede bayilik sözleşmesi, protokol ve taahhütnameye aykırılığın giderilmesi aksi halde sözleşme ile ilgili hakların fesih dahil kullanılacağının belirtildiği, toplam 112.920,00 USD cezai şart alacağının doğduğu, karşılığı olan 260.393,52 TL'nin hesaba ödenmesi aksi takdirde yasal yollara başvurulacağının belirtildiği ve davacı vekili tarafından 10.03.2016 tarihinde iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince deliller toplanmış ve bilirkişi raporları alınmıştır. 03.04.2017 tarihli talimat bilirkişi raporunda; davalı şirkete ait ticari defterlerin incelendiği, ticari defterlerin delil olma kuvvetine haiz olduğu, taraflar arasındaki sözleşme ve 20.10.2010 tarihli satış taahhütnamesinde davalının yılda 600 m3 akaryakıt alım yapacağını taahhüt ettiği, 600 m3'ün 560 ton edeceği bu tutarın 5 yıl için hesaplandığında 2880 ton alım olduğu ancak ticari hayatta davalının 5 yıl içinde yani 20.10.2010 - 07.11.2014 tarihleri arasında yaklaşık 303,78 ton alım yaptığının tespit edildiği, beher m3 beyaz ürün için 60 USD cezai şartın kabul taahhüt edildiği fark olan 2.83,59 x 60 USD = 125.015,00 USD olarak cezai şartın hesaplandığı, davacının 112.920,00 USD talep ettiği, sonuç olarak davalının sözleşmede taahhüt ettiği tutarın altında mal alışı yaptığı belirtilmiştir.Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; bilirkişinin görev sınırını aştığını, sadece kurumlar vergisi verileri ile tespit yapılmasının eksik ve hatalı olduğunu, cezai şart tutarının tazminata konu olmasının davalının mahvına sebep olacağı görüşüne itibar edilmemesini ve cezai şart bedelinin davalıdan tahsili yönünde dava dilekçesindeki talepleri gibi karar verilmesini istemiştir.Davalılar vekili rapora itiraz ettiklerini ve  aleyhe hususları kabul etmediklerini, savunmalarının incelenmediğini, raporda çelişkiler olduğunu belirtmiştir. 22.08.2017 tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasında 2003 yılında başlayan ticari ilişkide satışların hiçbir yıl 600 m3 hedefe ulaşmadığı, asgari satış taahhütnamesinin davacı tarafın ulaşmasının mümkün olmadığı, başından bildiği halde böyle yüksek bir hedef tespit edilmesinin iyi niyetle bağdaştırılamayacağı, bayilik protokolü 3.1.5.maddede, yıllık satış 500 m3 iken taahhütnamede 600 m3 olarak imzalatılmış olduğu, davacının 2015 yılı itibariyle 468,02 TL alacaklı olduğu, ayrıca bölgede terör hareketlerinin ve kaçak petrol ürünlerinin satılabildiği, köprü projesinin olduğu, bunların mücbir sebep halleri sayılabileceği, davacının satış taahhütnamesi gereği beyaz ürün asgari satış farkının 4 yıl için 1.964,41 m3 = 117.864,38 USD karşılığı hesaplandığı, davalı şirketin böyle bir tazminatı ödeyebilecek gücünün olmadığı, tamamen sermayesinin eridiği, asgari satış taahhütnamesi gereği hesaplanan cezai şartın yerinde olmadığı belirtilmiştir.Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz ederek davalının sözleşmede taahhüt ettiği tutarın altında mal alışı yaptığının tespit edildiğini, raporun denetime uygun olmadığını belirterek yeniden rapor alınmasını belirtmiştir. 29.04.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davanın tarafları arasında 20.10.2010 tarihli itibaren 5 yıl boyunca, 20.10.2015 tarihine kadar, geçerli olmak üzere, akaryakıt ürünleri ve diğer malları bulundurmayı, temin etmeyi ve satmayı, davacı şirketin izni olmaksızın başkaca bir ürün veya mal bulundurmamayı amaçlayan bir bayilik sözleşmesi ve devamı diğer sözleşmeler imzalandığı ve davacı ile davalı arasında yapılan anlaşmalar gereği davalının sözleşme tarihinden fesih tarihine kadar davacı şirketten akaryakıt ürünler aldığını, buna göre davalı bayinin her sene en az 600 m3 beyaz ürün satışını gerçekleştirmesi gerektiği, sözleşme tarihinden fesih tarihine kadar davalı şirketin her sene belirlenmiş olan senelik 600 m3'ün altında satış yaptığının görüldüğü, davacı ... davalı şirketler arasında imzalanan 20.10.2010 tarihli satış taahhütnamesinde taraflarca taahhüt edilen ve satın alıp satılmayan beher m3 beyaz ürün için 60 USD'nin cezai şart olarak kararlaştırıldığı, taraflar arasındaki ilişkinin başladığı 20.10.2010 tarihinden fesih tarihi olan 07.11.2014'e kadar olan 4 yıllık süre boyunca davalı bayii her sene aşması gereken 600 m3 kotayı aşmadığı, her sene belirlenmiş olan bu minimum sınırın altında beyaz ürün satın aldığı, dava konusu olayda davacı tarafın, davalı bayi ile dört yılı aşkın iş ilişkileri boyunca eksik ürün alımına ilişkin herhangi bir bildirimde bulunmadığı, herhangi çekince veya bir ihtirazi kayıt koymadığı ve herhangi bir hak talebinde bulunmadığı, davalı bayi için, ürün almaya başlamasından sonra dört yıl boyunca kendisinden bir talepte bulunulmadığı için bir güven oluşturulduğu, davacının fesih sonrası cezai şart talebinde bulunması, oluşturduğu güvene açık bir şekilde aykırılık teşkil ettiğinden davacının bu talebinin, çelişkili davranma yasağını oluşturduğu, bu talebin haksız olduğunun söylenebileceği; eksik ürün alımı nedeniyle cezai şart talebinin yerinde olmadığının söylenebileceği belirtilmiştir.04.09.2020 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; 20.10.2010 ile fesih tarihi olan 07.11.2014 tarihi arası cezai şart tutarının 1.321,32 USD olarak hesaplandığı, 21.10.2013 - 20.10.2014 ile 20.10.2014 tarihinde fesih tarihi arası cezai şart tutarının 36.640,20 USD olarak hesaplanmış olduğu belirtilmiştir.Davacı vekili, esas hakkındaki beyan dilekçesi ile tebliğe ilişkin  belgelerin dosyaya ibraz edildiğini belirterek eksik incelemeye dayalı olarak rapor düzenlendiğini, davalı tarafça cezai şartın talep edilmeyeceğine ilişkin bir güven oluşmasının söz konusu olmadığını bu doğrultuda uyarı ihtarnamelerinin gönderildiğini, 2012 yılında uyarı yazısının gönderildiği gibi 2014 ve 2015 yıllarında ihtar gönderildiğini belirterek ,yeni bir bilirkişi raporu alınmasını ve cezai şart hesaplamalarının dönem dönem - tüm dönemler için yapılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddine istemiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir.Taraflar arasında, akaryakıt bayilik sözleşmesinin varlığı, bayilik sözleşmesinin davalı şirket tarafından süresinden önce feshedildiği ve davalı bayinin bayilik sözleşmesinin eki protokol ve taahhütname kapsamında yıllık alması gereken asgari ürün miktarının altında ürün aldığı konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Dosyaya ibraz edilen ve yukarıda özet kısmında ayrıntılı şekilde yer verilen duyuru ve ihtarnamelerden, davacı şirket tarafından eksik ürün alımına dair taahhüdün yerine getirilmediği hususunun davalı şirkete bildirildiği, söz konusu bildirimlerin davalı şirketin sözleşmede yer verilen adresine tebliğ edildiği, sözleşmenin 50. maddesinde, yasal tebligat ve adreslerin düzenlendiği, adres değişikliğini bayinin  bildirmekle yükümlü olduğu, aksi takdirde sözleşmede belirtilen adrese gönderilecek olan her türlü posta, yazı ve tebligatların fiilen bayiye tebliğ edilmese dahi tebliğ edilmiş sayılacağı düzenlemesi kapsamında bildirim ve ihtarnamelerin yapılmış olduğunun kabulü gerekmiştir. Taraflar arasında imzalanan 20.10.2010 tarihli Bayilik Protokolü'nün 3.1.5. maddesinde satış yükümlülükleri düzenlenmiş, ayrıca bayi tarafından satış taahhütnamesinin de imzalanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu itibarla bayi tarafından aynı tarihi taşıyan bir de satış taahhütnamesi imzalanmıştır.Dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporları  ile bayinin taahhütlerine aykırı davrandığı tespit edilmiştir.Bayi tarafından protokol ve taahüt hükümlerine aykırı davranılması hâlinde uygulanmak üzere Protokolün 4. maddesinde cezai şarta ilişkin düzenleme yer aldığı, 5.2 maddesinde \"...'... (... A.Ş.) lehine doğacak hakların bir kaçının ... tarafından bayiye karşı zamanında kullanılmaması, ... tarafından bu haklardan feragat ettiği anlamına gelmeyeceği\" hükmüne yer verildiği gibi yine taraflar arasında imzalanan aynı tarihli Bayilik Sözleşmesinin 47. maddesinde de cezai şarta ilişkin düzenlemede bayinin, cezai şart tutarlarını, ihtarname keşidesine ve mahkeme kararı alınmasına gerek kalmaksızın ilk yazılı talep üzerine ödeyeceği ifade edilmiştir.6098 sayılı Kanun'un 179-182. maddelerinde ise “ceza koşulu” düzenlenmiştir. Ceza koşulu borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edimdir. Bu nedenle ceza koşulu, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu ceza koşulu ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede buna ilişkin bir hüküm bulunması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi temerrüt hâlinde TBK'nın 125/1. maddesi gereğince alacaklı, gecikme tazminatı talep edebilir ise de ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede bununla ilgili açık hüküm bulunması şarttır.Taraflar arasında düzenlenen 20.10.2020 tarihli sözleşme, eki niteliğindeki protokol ve taahhütnamelerde davalı şirketin davacıdan her yıl belli miktarda akaryakıt almayı taahhüt ettiği, taahhüt ettiği kadar ürünü almaması hâlinde ise yıllık cezai şartın kararlaştırıldığı, bayilik sözleşmesinin sözleşmeye aykırılık hâlinde davacının haklarını düzenleyen 44. maddesi ile yine feshin sonuçlarına ilişkin 47. maddeleri kapsamında cezai şartın talep edilebileceği ve borçların da muaccel olacağının taraflarca kabul edildiği, sözleşmenin devam ettiği dönemde fesih tarihine kadar davalının yıllık taahhüdüne uygun alım yapmadığı, buna rağmen taraflarca sözleşmenin devam ettirildiği ve benimsendiği anlaşılmaktadır.Taraflar arasında düzenlenen 20.10.2010 tarihli sözleşme ve eki niteliğindeki taahhütnamede öngörülen ceza koşulu, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır. Kural olarak, davalının yıllık ürün alım taahhüdüne uymaması nedeniyle davacı tarafından ceza koşulu talep edilebilmesi için ceza koşulunun oluştuğu yıldan sonraki yıllarda ürün verilirken ihtirazi kayıt koyularak bu hakkın saklı tutulması gerekir. Ancak taraflar bunun aksini kararlaştırabilir. Taraflar arasında düzenlenen protokolün 5.2 maddesinde \"... (... A.Ş.) lehine doğacak hakların bir kaçının ... tarafından bayiye karşı zamanında kullanılmaması, ... tarafından bu haklardan feragat ettiği anlamına gelmeyeceği\" hükmüne yer verildiği gibi yine taraflar arasında imzalanan aynı tarihli sözleşmenin 47 nci maddesinde de cezai şarta ilişkin düzenlemede bayinin \"...cezai şart tutarlarını, ihtarname keşidesine ve mahkeme kararı alınmasına gerek kalmaksızın ilk yazılı talep üzerine...\" ödeyeceği ifade edilmiştir. Bu durumda davacı ihtirazi kayıt koymadan her yıl davalıya ürün vermişse de protokolde ve sözleşmede yer alan  hüküm dikkate alındığında ihtirazi kayıt koymadan ceza koşulunu talep edebilecektir.Zira yukarıda da bahsedildiği üzere, sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde taraflar, sözleşme ile ceza koşulu talep edebilmek için ihtirazı kayda gerek olmadığını kararlaştırmış durumdadır.Her ne sebepten doğarsa doğsun ceza koşulunu talep hakkının ihtirazi kayıt ileri sürülmesine gerek olmaksızın sözleşme ile saklı tutulması veya ihtirazi kayıt aranmayacağı hususunda taahhütte bulunulması durumunda  bir yıllık dönemler sonunda ceza koşulu alacağının yazılı olarak talep edilmemesi zımnen feragat olarak kabul edilemez. Aksinin kabulü ise bayilik sözleşmesinin uygulanma olanağı olmadığı ve geçersizliği sonucunu doğurur. Ayrıca sözleşme serbestisi ilkesi gereğince tacir olan tarafların bilerek ve isteyerek imzaladığı sözleşmeyi veya sözleşme gereğince bir tarafça verilen taahhütnameyi geçersiz kılmak anlamını taşır.O hâlde; taraflarca imzalanan sözleşme ve protokolün anılan maddeleri karşısında sözleşme süresince davalının yıllık taahhüdüne uygun alım yapmamasına rağmen ihtirazi kayıt ileri sürülmeden ürün verilerek sözleşmenin devam ettirilmesinin artık ceza koşulunun talep edilemeyeceği hususunda davalıda haklı güven oluşturmayacağı aşikardır (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023/11-503 Esas, 2024/99 Karar sayılı ilamı).Bu itibarla davalı şirketten asgari alım taahhüdüne uyulmamasından dolayı ceza koşulu talep edebileceğinden, mahkemece davacının cezai bedeline dair talebinin kabulü yerine, dosya kapsamına uymayan gerekçelerle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmemiş, davcı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılması ve yeniden karar verilmesi gerekmiştir.Davalı şirket, bayilik sözleşmesi ve ekleri uyarınca, davalı gerçek kişi ise garanti veren sıfatıyla sorumludur. Davacının talep edebileceği ceza koşulu alacağı dosyadaki bilirkişi raporuyla 117.864,38 USD olarak hesaplanmıştır. Davacı kısmi dava açmış olup talebi 10.000,00 USD'dir. Taleple bağlı kalınarak karar verilmiştir. Davacının talep ettiği temerrüt faizi oranın döviz alacağı bakımından uygulanması mümkün olmadığından, döviz alacakları için öngörülen yasal temerrüt faizi (3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesindeki faiz) uygulanmıştır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın asıl alacak bakımından kabulü ile 10.000,00 USD ceza koşulu alacağının, dava tarihiden itibaren işleyecek ve  3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte  davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Faizin oranına ilişkin fazla talebin reddine,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.008,32 TL harçtan, peşin olarak alınan 502,08 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.506,24 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 29.400,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,4-Davacının yapmış olduğu 502,08 TL peşin harç gideri, 5.702,50 TL diğer yargılama giderleri olmak üzere toplam 6.204,58 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 5-HMK'nın 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider  ve delil avans bakiyelerinin, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı  tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 220,70 TL başvuru harcı gideri ile 100,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 321,20 TL kanun yolu giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,8-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 24.04.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"302f14a2eca3b8e9","SID":"6049ab18321b028b"}}